Nolan’ın The Dark Knight Üçlemesinden Bilmeniz Gerekenler!
Christopher Nolan’ın süper kahraman filmlerinin çehresini değiştiren The Dark Knight üçlemesinden bilmeniz gereken detayları sizler için derledik!
Kadrosunda Arnold Schwarzenegger ve George Clooney gibi isimlerin yer aldığı Batman and Robin filmi o kadar kötüydü ki o filmden sonra yeni bir Batman filmi çekilmesi oldukça zor görünüyordu. Sonraki süreçte başta Darren Aronofsky’nin Batman: Year One’ı gibi denemeler olsa da Christopher Nolan’ın 2005 yapımı Batman Begins’ine kadar bu denemelerin hepsi boşa gitmişti.
Nolan’ın 2005 yılında Batman Begins ile başlayıp 2008 yapımı The Dark Knight ile devam eden ve daha sonra 2012 yapımı The Dark Knight Rises ile sona eren The Dark Knight üçlemesi, Batman’in halihazırda olan karanlık tarzını daha önceki Batman filmlerinden de karanlık bir tarzda yorumlamasıyla dikkat çekmişti. Kimileri bu durumdan pek memnun olmasa da Nolan’ın Batman’in dünyasında kurduğu realistik tarz, süper kahraman filmlerine olan bakış açısını kökten değiştirdiğini ve süper kahraman filmlerinin önünü açtı desek pek de yalan olmaz.
Tabii böylesine etkileyici bir üçlemenin yapım aşaması da içinde birçok hikayeyi barındırıyor. Biz de bu hikayelerden bilmeniz gerekenleri bir araya toplayalım istedik. Karşınızda Christopher Nolan’ın The Dark Knight üçlemesinden bilmeniz gerekenler!
Nolan’ın The Dark Knight Üçlemesinden Bilmeniz Gerekenler!
Harvey Dent’in İlk Filmde Yer Almaması

Rachel Dawes, The Dark Knight için yaratılmış, aslında çizgi romanlarda yer almayan bir karakter. Bruce Wayne’in çizgi romanlarda birçok ilişkisi bulunmasına rağmen Christopher Nolan’ın bu karakteri yaratmasının sebebi filmde kendi izini taşıyan bir şeyler bulundurmaktan çok Harvey Dent’ten kaynaklı.
Nolan ve filmin senaristi David S. Goyer, Harvey Dent’i serinin ilk filminde tanıtmak istemişler ancak daha sonra bunun erken olacağını ve onun ‘adaleti’ yeterince sağlayamayacağına karar verip bu iş için avukat olan Rachel’ı filme dahil etmişler.
Heath Ledger’ın Joker Günlüğü
Normal bir durumda bir oyuncu sete gelip kostümünü üstüne geçirip -yapması gerekiyorsa- makyajını yaparak rolüne başlar. Ancak Heath Ledger’ın role hazırlanması o kadar kolay olmamış.
Karakterin yaratım sürecinde aktif rol oynayan Ledger, Nolan ile birlikte Francis Bacon’ın tablolarından esinlenerek ortaya son olarak gördüğümüz Joker’i çıkarmışlar. Karakterin dış görünüşünün belirlenmesinin ardından Ledger, karaktere hazırlanmak için birçok değişik yöntem geliştirmiş. Bunların içinde kendisini bir odaya kilitlemek ve burada bir günlük tutmak da var. Günlüğün ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.
Jim Gordon’ı Az Kalsın Kurt Russell Canlandıracaktı

Gary Oldman’ın canlandırdığı Jim Gordon’ın üçlemenin en iyi kısımlarından birisi olduğu bir gerçek. Ancak rol için düşünülen ilk isim Oldman değil Kurt Russell’mış. İkonik bıyıklarıyla Russell’ın çizeceği Jim Gordon grafiği üçlemede gördüğümüzden oldukça farklı olabilirdi (kötü anlamda) ancak ne mutlu ki Nolan’ın son kararı Gary Oldman’dan yana olmuş.
Dick Grayson Referensı

Batman Begins’in senaryosunun ilk draftlarında Rachel Dawes’un Grayson Ailesi ile uzak bir akrabalık ilişkisinin olması planlanıyordu. Bilmeyenler için Dick Grayson’un çizgi romanlardaki ilk Robin olduğunu belirtelim. Çizgi romanseverler için bu küçük ayrıntıyı filme eklemeyi düşünen Nolan, daha sonra bu ayrıntının seride Robin’in yer alma ihtimalini düşündürmesinden dolayı filmin senaryosundan çıkarma kararı almış.
Cillian Murphy’nin Kostümlü Batman Seçmelerine Katılması

Christian Bale ile birlikte Batman rolü için birçok aktör düşünülmüştü ve daha sonra filmde Jonathan Crane/The Scarecrow’e hayat veren Cillian Murphy de bu adaylardan birisiydi. Rolü almak için Nolan kardeşleri yeterince etkileyemeyen Murphy’nin mavi gözlerinin ve temiz yüzlü görünümü de rolü almasını engellemiş olabilir. Eğer Murphy, rolü almış olsaydı kuşkusuz karşımızda Christian Bale’ınkinden oldukça farklı bir Batman olurdu.
Bu arada Cillian Murphy’nin Jonathan Crane/The Scarecrow karakteriyle Batman tarihinde eşsiz bir yeri olduğunu belirtelim. Bu karakterle serinin üç filminde de yer alan Murphy, herhangi bir Batman serisinde birden fazla kez aynı kötü karaktere hayat vermiş ilk aktör.
Batman’in Gün Işığında İlk Kez Görünmesi

The Dark Knight’ın pek dikkat çekmeyen ama oldukça ilginç olan bir diğer ayrıntısı Batman’i ilk kez gün ışığında görmüş olmamız. Çizgi romanlarda bile birkaç kez gün ışığında dışarı çıkmış olan Batman, Tim Burton’ın 1989’da çektiği Batman filminden bu yana gündüz dışarıya adımını atmamıştı, ta ki The Dark Knight Rises’a kadar.
Batman ve Bane’in karşı karşıya geldiği bu sahne, gerektiği yüzlerce ekstrayla hem Christian Bale hem de Tom Hardy tarafından kaotik olarak nitelendirilmiş.
Heath Ledger’ın Michael Caine’in Repliğini Unutmasına Neden Olması

Michael Caine’in Heath Ledger’ı Joker olarak gördüğü ilk sahne, Joker’in düzenlenen baloya davetsiz misafir olarak geldiği sahneymiş. Efsanevi İngiliz aktör, Heath Ledger tamamen Joker karakterini özümsemiş olarak odadan içeri girdiği zaman onu görünce oldukça şaşırmış ve replikleri aklından çıkıvermiş.
Joker’in Maskesi

The Dark Knight’ın açılışındaki soygun sahnesinde Joker ve ekibinin yüzündeki maskelere dikkat etmişsinizdir. Bu maskeleri filmin yalnızca ilk 5 dakikasında görürüz. Ledger’ın soygun boyunca taktığı o maske, Batman‘in 1960’lı yıllarda komedi dizisi olarak yayınlandığı dönemde Cesar Romero‘nun canlandırdığı Joker karakterinin bol makyajlı yüzünden esinlenerek yapılmış. Ünlü kostümlerin tasarımlarına gizlenmiş diğer ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Joker’in Hastane Bombalama Sahnesinin Yarattığı Etki

Chicago’da kullanılmayan bir alanın hastaneye dönüştürülmesiyle yapılan setin Joker tarafından patlatıldığı sahnede herhangi bir özel efekt kullanılmamış ve yaratılan patlama oldukça güçlü olmuş. Bu patlama sonucunda setin yakınlarında yaşayan insanlar bunun terörist bir saldırı olduğunu düşünerek polisi arama ihtiyacı duymuşlar. Tek bir sahne için yaratılmış inanılmaz film setlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Serinin Soundtrackleri

The Dark Knight serisinin belki de en eşsiz ayrıntılarından biri filmin kendisinde değil soundtracklerinde yer alıyor. Hans Zimmer ve James Newton Howard’ın bestelediği müzikler Bruce Wayne’in ikiye bölünmüş karakterini ön plana çıkarıyor. Soundtracklerin bir diğer ilginç özelliği ise bestelere Vespertilio, Eptesicus, Myotis gibi yarasa türlerinin Latince isimlerinin verilmiş olması.
Nolan’ın Çektiği Filmler Arasından Favori Sahnesi The Dark Knight Rises’tan!

Teknik anlamda her filmi ile daha da yetkinleşen ve CGI yerine pratik efektlere daha çok önem veren Christopher Nolan, kendi filmografisi içerisinde favori sahnesinin hangisi olduğu sorulduğunda hiç tereddüt etmeden The Dark Knight Rises’ın akıl almaz uçak sahnesini işaret ediyor. Nolan’ın, “Ortaya çıkan sahne, aylar süren bir çalışmanın mucizevi bir şekilde bir araya gelmesiydi. Görüntülerde kullanılan görsel efektler, minimum düzeyde. Ekibin sahneyi eski moda yöntemlerle hayata geçirebilmesine gerçekten hayran kaldım.” dediği ünlü uçak kaçırma sahnesini
Heath Ledger’in The Dark Knight’ın Bazı Kısımlarını Yönetmesi

The Dark Knight’ın en rahatsız edici sahnelerinden birçoğu Joker’in halka mesaj vermek için çektiği videolardı. Standart video kameralarla çekilmiş olan bu videolar için Heath Ledger’a güvenen Christopher Nolan, bu videolardan ilkinin çekimleri sırasında orada bulunmuş ve Ledger’ın harika bir iş çıkardığını görünce bu işi tamamen onun ellerine bırakmaya karar vermiş. Farklı şekillerde birçok videoyu tek seferde çeken Ledger, kameranın hem önünde hem de arkasında her şeyini vermiş.
Warner Bros. The Dark Knight Rises’ta Leonardo Di Caprio’yu İstemiş

Nedendir bilinmez, The Dark Knight serisinin her filminden önce yeni filmin kötüsünün The Riddler olacağı dedikoduları ortaya atıldı. The Riddler, Nolan tarafından hiçbir zaman düşünülmedi ancak Warner Bros., üçüncü filmde karakterin yer almasını istedi. Yapım şirketi, serinin senaristlerinden David S. Goyer’a bu isteğini iletmesine ve karakter için Leonardo DiCaprio düşündüklerini söylemesine rağmen Nolan tercihini Tom Hardy’nin canlandırdığı Bane’den yana kullandı. İlginçtir DiCaprio, Inception filminde yer alıp The Dark Knight üçlemesinde yer almayan birkaç isimden birisi.
Prodüksiyon Başlamadan Önceki Film Gösterimleri

Çoğu yönetmenin filmlerini çekmeye başlamadan önce uyguladıkları değişik metotlar vardır ancak bu noktada Nolan’ın yöntemi biraz farklı görünebilir. Ünlü yönetmen, üçlemedeki her filmin çekimlerinin başlamasından önce set ekibine ve oyunculara çekmek istediği film hakkında bir fikir vermesi amacıyla film gösterimleri düzenlemiş. Batman Begins için gösterilen film Ridley Scott’un yönettiği Blade Runner olmuş.
Nolan’ın en iyi filmlerinden olan The Dark Knight’ın film gösterimleri ise tam dört gün sürmüş. The Dark Knight öncesindeki film gösterimlerinde ilk gün Heat ve Cat People, ikinci gün Citizen Kane ve King Kong, üçüncü gün Batman Begins ve Black Sunday, dördüncü gün ise A Clockwork Orange ve Stalag 17 filmleri gösterilmiş.
Nolan, The Dark Knight Rises için ise esas olarak Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikayesi isimli romanından esinlenmiş. Daha sonraki bir açıklamasında ise Nolan, The Dark Knight Rises için Fritz Lang’in yönettiği Metropolis, Sidney Lumet’in yönettiği Prince of the City, David Lean’in yönettiği Doctor Zhivago ile birlikte Blade Runner ve The Battle of Algiers filmlerinden etkilendiğini söylemişti.
Bane’in En Uzun Soluklu Tekmesi

Gotham’da Bane’in ordusunu, Batman’i ve de Gotham Polisi’ni karşı karşıya getiren son savaş, birbirlerinden tamamen farklı zamanlarda çekildi. Bu sahnenin ilk kısmı ülkemizde İşgal Hareketi olarak da bilinen Occupy Protests sırasında, kışın ortasında ve Wall Street karlarla kaplıyken çekildi. Sahnenin ikinci kısmı ise yaz aylarının başlarında, Pittsburgh’taki Mellon Üniversitesi’nde ve kar makinesi yardımıyla kar pompalanmasıyla çekildi.
İşin ilginç kısmı ise mekan değişiminin tam da aksiyonun ortasındayken gerçekleşmiş olması. Bu atlama Bane’in Batman’a saldırıp tam da ona tekme attığı sırada gerçekleşiyor. Yani Bane’in tekmesi ilk çekimde Batman’in yere düşmesi ise ikinci çekimde gerçekleşiyor. Nolan’ın bu sahneye yorumu ise şöyle olmuş: “Bane, Batman’i kelimenin tam anlamıyla Wall Street’ten Mellon Üniversitesi’ne kadar tekmeledi. Bu, bayağı iyi bir tekme.”
İbrahim Cem Özsefil
2333 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →
