Star Wars Filmlerine Esin Kaynağı Olan 13 Film!
Yıllar boyunca bilimkurgu mu fantastik mi tartışmalarının ana konusu olan efsanevi seri Star Wars 1977 yılında Star Wars IV: A New Hope adıyla vizyona girerek hayatlarımıza büyük etki edecek bir efsaneye doğru adım atmıştı. George Lucas’ın yarattığı tabir-i caizse iyilerin ve kötülerin savaşını ve bu mücadelede tasvir edilen karakterlerin maceralarını konu alan bu koca evren, öncül üçlemenin son filmi olan Star Wars III: Revenge of the Sith ile 2005 yılında sonlanmıştı. Ancak Walt Disney Pictures’ın haklarını satın aldığı seri J. J. Abrams yönetmenliğinde 18 Aralık’ta yeni filmi Star Wars: Force Awakens ile bir kez daha beyazperdeye dönüyor. Merakla ve büyük bir heyecanla Star Wars: Force Awakens’ı beklerken, klasik üçlemeyi de hatırlayarak George Lucas’a bu efsaneyi yaratmasında ilham olan filmlere göz atalım. İşte gerek görsel efektler gerek filmlerin hikâyeleri ile Star Wars’un şekillenmesine etki etmiş 13 film!
Star Wars Filmlerine Esin Kaynağı Olan 13 Film!
Metropolis (1927)

Fritz Lang’in 1927 yapımı sessiz filmi Metropolis, uzun metrajlı bilimkurgu filmlerinin ilk örneklerinden biridir. Distopik bir şehirde şehrin yöneticisinin oğlu Freder ile alt sınıftan bir işçi olan Maria’nın sınıflar arası verdikleri mücadeleyi konu alır. Rotwang adlı bir profesörün Maria’nın robot kopyasını yapıp onun yerine geçmesiyle şekillenen filmin bu noktada Star Wars ile bağlantısı başlar. Metropolis’te Maria’nın robot kopyası ve Star Wars’un C3PO’su arasındaki benzerliğin yanı sıra diğer tasarım ve hikâyeyi oluşturan unsurlar da kayda değer benzerlikler olarak gösterilebilir. Örnek olarak Rotwang’ın siyah eldivenli protez eli ile Darth Vader’ın sibernetik sağ elinin benzerliğiyle gösterebiliriz. Son olarak ise profesör Raotwang’ın katedralin tepesinden aşağı itilmesi, Return of the Jedi’da Darth Vader’ın ellerinden gerçekleşen İmparator’un ölümüyle benzerlik gösterdiğini söyleyebiliriz.

Triumph of the Will (1935)

Nazi döneminde faşist rejime büyük desteğiyle bilinen Leni Riefenstahl, 1935 yılında çektiği Triumph of the Will (İradenin Zaferi) ile de Hitler’in faşist hükümetinin propagandasını yapmıştır. Buna rağmen sinematografisi bakımından sinema tarihini etkileyen en mühim filmlerden biri olan Triumph of the Will, George Lucas’ı da derinden etkileyen filmlerden biri olmuştur. Star Wars ordusu Stormtrooper’ların da filmdeki Nazi ordularından esinlenildiği bilinir. Bunun yanı sıra film, A New Hope’un son sahnesine de etki etmiştir. İmparatorluk güçlerine karşı verdikleri mücadeleler için kahramanların ödüllendirildiği bu sahne Nazi mitinglerine de ayna tutmaktadır.

Flash Gordon Serials (1936)

George Lucas, Star Wars’un 1936 yapımı 13 kısa filmlerden oluşan bilimkurgu filmi Flash Gordon’ın yeniden yapımı olacak bir projeden geliştirildiğini söylemişti. Flash Gordon’ın uzaydaki maceralarını ve Ming the Merciless’in imparatorluk güçlerine karşı savaşmasının hikâyesini konu alan filmin haklarını satın alamayan George Lucas, bu proje yerine Star Wars’u yapmaya karar verir. Fakat yine de Flash Gordon Star Wars’a ilham olmaya devam eder. Star Wars senaryolarının ilk taslakları kapakta Flash Gordon ve Ming the Merciless arasındaki düelloyu betimliyordu. Bu başlangıç noktası sonraları Flash Gordon’a yapılan Cloud City’nin Court of the Skymen ile benzerliğinin yanı sıra filmin yukarı doğru akan açılış jeneriği gibi pek çok görsel referanslarla devam etti.

Cloud City ve Sky City
Star Wars ve Flash Gordon açılış jenerikleri:
https://www.youtube.com/watch?time_continue=28&v=qnOL8Fx3Tvc
The Wizard of Oz (1939)

L. Frank Baum’un kaleme aldığı ve 1900 yılında yayımlanan kitaptan MGM stüdyolarının kitabın haklarını satın alması ile birlikte beyazperdeye uyarlanan The Wizard of Oz nesiller boyunca herkesin sevdiği klasik bir eser olarak tarihe geçmiştir. Star Wars ile benzerliğine değinecek olursak karakterleri ele almamız kaçınılmaz olacaktır. C3PO Teneke Adam’a, Chewbecca Korkak Aslan’a, Jawalar da Munchkin’lerle olağanüstü paralellik gösterir. R2D2 ise Toto’ya benzetilir ki isimlerinin nüansları bile kulağa benzer gelmektedir. Luke Skywalker, bir felaketten sonra evini terk etmek zorunda kalan amcası ve yengesiyle birlikte yaşayan basit bir çiftçidir. Luke’un yaşadığı yer olan Tattoine’i Kansas olarak yorumlamak mümkün. Dorothy’nin yakut ayakkabıları Star Wars’ta Güç olarak karşımıza çıkar. Dorothy’nin anne figürleri iki kötü cadı ve bir iyi olan olarak üçlenirken, Luke’un baba figürü de aynı şekilde Ben, Darth ve hayalindeki gerçek baba olarak üçlenir.
Seven Samurai (1954)

Akira Kurosawa filmlerinin Star Wars filmlerini doğrudan etkilediği en iyi bilinen filmler olduklarını söyleyebiliriz. George Lucas’ın Kurosawa’nın ünlü yatay geçişlerini (bir sahneden diğer sahneye geçiş) kullanması açıkça bunun bir hürmet göstergesi olduğunu vurgular. Görsel benzerliklerin ötesinde ise Kurosawa’nın karakterleri, hikâyeleri ve temalarının Star Wars’a doğrudan bir etkisi olduğu da görülebilir. Özellikle Seven Samurai’yı ele aldığımızda görebileceğimiz Jedi düzeni ile Samurai düzeninin benzerliği ile A New Hope’ta Luke ve Obi-Wan’ın ilişkisinin genç samuray Katsushiro ile yaşlı bilge Shimada Kambei’inkine benzerliği bunun aşikar bir örneği. Aynı zamanda Luke’un samuray olmak isteyen genç bir çiftçi olan Kikuchiyo’dan esinlenildiğini söylemek de pek mümkün.
Klasik üçlemede gördüğümüz benzerlikler ve referansların yanı sıra Seven Samurai’in konusunu Star Wars’un animasyonu Star Wars: The Clone Wars’ta ve Marvel’ın Star Wars çizgiromanlarında kullanıldığını da görebiliriz.
Dam Busters (1955)

Michael Anderson’ın yönetmenliğini üstlendiği 1955 yapımı Dam Busters, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotlarının gerçek öyküsünü ve üç Alman barajını yok etme görevlerini konu alır. Barajları yok etmek için pilotların savaşa yakın uçmaları ve baraja bombaları atmaları gerekmektedir. Zira eğer belirlenen vakitte bombalar patlatılmazsa baraj yok edilemeyecektir. A New Hope’ta ise bunun yeniden canlandırıldığını görürüz. Fakat Star Wars’ta hedef baraj değil Ölüm Yıldızıdır. Star Wars’un Dam Busters ile olan benzerliklerini görsel efektlerde de görebiliriz. Çünkü Dam Busters’ın özel efekt fotoğrafçısı A New Hope’un sinematografisini üstlenmiştir.
Dam Busters ve Star Wars: A New Hope görüntülerinden oluşturulan karşılaştırma videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz:
The Searchers (1956)

John Ford’un 1956 yapımı western filmi The Searchers kaçırılan yeğenini bir Kızılderili kabilesinden kurtarmak için yolculuğa çıkan bir İç Savaş gazisinin maceralarını konu alır. Çölde yanıp kül olan bir ev, kahraman olmak isteyen acemi bir genç çiftçi ve acımasız bir yenilmez olan katı baba figürü – Anakin, Darth ve Obi-Wan birleşimi – The Searchers’ın da Lucas üzerinde çok fazla etkiye sahip olduğunu gösterir.

The Hidden Fortress (1958)

Akira Kurosawa filmlerinin Star Wars üzerinde en çok etkisi olan filmler olduğundan bahsetmiştir. 1958 yapımı bir diğer Kurosawa filmi olan The Hidden Fortress de bu tanıma en çok uyan filmlerden biri. Çünkü film, iki köylünün de yardımıyla düşman bölgesinden kaçmaya çalışan bir general ve prensesin hikâyesini konu alır.
Star Wars: A New Hope’un tüm konusunun Kurosawa’nın hikâyesiyle benzerliğini açıkça görebiliriz. The Hidden Fortress’taki iki köylü Lucas’ın droid çifti R2-D2 ve C3PO’yu yaratmasında etkili olmuştur. Aynı şekilde yaşlı general ve prensesin Star Wars’ta Obi-Wan Kenobi ile Prenses Leia’ya evrilmiş olması da bu etkiler arasında gösterilebilir. Fakat hikâye, Prenses Yuki’nin kimliğini saklamak konusunda sessiz kalması ancak Prenses Leia’nın savaşın tam içinde olmasıyla ayrılmaya başladığını görürüz. George Lucas hikâyeyi genişletip daha fazla karakter ekledikçe bu etkiler de azalmaya başlar ki bunun örneğini de The Hidden Fortress’da Luke Skywalker’a benzeyen karakter olmamasıyla gösterebiliriz.
The Hidden Fortress ve Star Wars sahnelerinin birleşimiyle oluşturulan mash-up videosuna göz atmak isterseniz aşağıdan izleyebilirsiniz:
The Guns of Navarone (1961)

Savaşın etkilerini en üst seviyede tasvir ettikleri için İkinci Dünya Savaşı filmlerinin Star Wars için harika birer kaynak olduğunu söylemek mümkün. Tamamen kurgusal bir hikâyesi olan The Guns of Navarone da İkinci Dünya Savaşı zamanlarında geçer ve devasa yıkıcı silahları yok etmekle görevli Keith Mallory’nin liderliğindeki bir grup müttefik askeri konu alır. Mümkün olduğunca hızlı bir şekilde bu silahları yok etmezlerse, müttefik birliklerin tahliyesi durdurulacak ve onların insanları yok edilecek.
Zamana karşı süper silahları yok etme yarışını hem A New Hope’ta hem de Return of the Jedi’da görürüz. X-wing pilotları ve Endor’da Han Solo ile Leia’nın ekibi, arkadaşlarını ve birliklerini kurtarmak için önemli figürlerdir.
Jason and the Argonauts (1963)

Don Chaffey’nin 1963 yapımı Yunan mitolojisine dayanan fantastik macera filmi Jason and the Argonauts’ın güçlü özel efektlerinin Star Wars üzerinde çokça etkisi bulunur. Jason and the Argonauts’ın görsel efekt uzmanı Ray Harryhausen stop-motion üzerine ustalaşmış bir isimdi. Harryhausen 2013’te vefat ettiğinde George Lucas da Harryhausen’ın etkileri olmasaydı Star Wars’un asla yapılamayacağını dile getirmişti. Star Wars’un klasik üçlemesinde de stop-motion birçok çeşitli görsel efektte kullanılmıştır. A New Hope’taki santranç taşları ve The Empire Strikes Back’teki TaunTaun’lar ve AT-AT Walker’lar da dahil olmak üzere Harryhausen’in etkileri olmasa bu efektler de mümkün olmayacaktı.
Once Upon a Time in the West (1968)

Sergio Leone’nin biyografisini anlatan Christopher Frayling, George Lucas’ın Once Upon a Time in the West’in sadece bir hayranı olmadığını aynı zamanda onun The Empire Strikes Back’i editlediği zamanlarda filmin soundtracklerini dinlediğini anlatır. The Searchers ve The Good, the Bad, and the Ugly gibi klasik western filmlerinin yanı sıra spaghetti western türündeki Once Upon a Time in the West’in Star Wars üzerindeki etkilerini Han Solo ve Greedo’nun Mos Eisley’deki cantinada (western filmlerindeki bar veya şarapevi için kullanılan İspanyolca kelime) karşılaşmalarında ve Mos Eisley’nin atmosferinde görebiliriz. Boba Fett ve diğer avcıların da Vahşi Batı’dan ilham alınarak tasvir edildiği görünüyor. Bu benzerliklere A New Hope’ta Darth Vader’ın efsanevi girişinin Once Upon a Time in the West’in kötü karakteri Frank’e gönderme olması da eklenebilir.
2001: A Space Odyssey (1968)

George Lucas’ın en üst düzey bilimkurgu filmi olarak adlandırdığı Stanley Kubrick filmi 2001: A Space Odyssey, Star Wars ile benzer karakter ve konular sahip olmamasına rağmen tasarım bakımından klasik üçleme üzerinde birçok önemli etkiye sahiptir. 2001: A Space Odyssey’nin ikonik sahnelerinin tasarımında yer alan Stuart Freeborn, Star Wars üçlemesinin Yoda, Jabba the Hutt ve Ewok’ların tasarımlarını da yapmıştır. Aynı zamanda 2001: A Space Odyssey’nin klasik müzik kullanımı, uzay gemisi modelleri kullanımı için Star Wars’un önünü açmasına yardım etmiştir. Kubrick’in sessiz ve yavaş çalışan tertibatlarıyla karşılaştırınca Lucas’ın gemileri daha hızlı ve daha gürültülüyken, Lucas’ın kullandığı tekniklere 2001: A Space Odyssey öncü olmuştur.

Dersu Uzala (1975)

Akira Kurosawa’nın Japonca çekilmemiş ilk filmi olan Dersu Uzala, Rusçadır. Film, kar fırtınasında mahsur kalmış ve bu dondurucu gecede hayatta kalmanın bir yolunu bulmaya çalışan Dersu Uzala ve Rus Kaptan Arseniev’in hikâyesini konu alır. Bu noktada ikisinin mücadelesi ile The Empire Strikes Back’te Han ve Luke’un TaunTaun’ları yokken verdikleri mücadele arasındaki paralellik açıkça görülebilir. Dersu Uzala’da aynı gökyüzünde güneş ve aya karşı duran yalnız bir adamın silüetini gördüğümüz sahne ise A New Hope’ta Tatooine gezegeninin iki güneşine bakan Luke ile sıkça karşılaştırılır.
BONUS: Jurassic Park (1993)

Star Wars’un klasik üçlemesinden yıllar sonra 1993 yılında vizyona giren Jurassic Park, George Lucas’ın açıklamalarına göre kendisinin öncül bir üçleme yapabilmeyi mümkün kılacak teknolojinin varlığını fark etmesini sağladı. Lucas’ın asıl başarısı da tam olarak buydu: Yarattığı bu koca evreni genişletmeye ve inşa etmeye devam edebilmeye kendisini ikna etmeyi başarabildi ve Lucas klasik üçlemenin 1983’te sonlanan filmi Return of the Jedi’dan 16 yıl sonra 1999 yılında öncül üçlemenin ilk filmi olan Star Wars Episode I: The Phantom Menace’i yaptı.
Yararlanılan kaynaklar: Screenrant, Telegraph, Techtimes.
Melike Ölker
219 yazı · 1993 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı’nda ise lisans öğrencisi.
Yazarın diğer yazılarını gör →