· 5 dk okuma

Spielberg İmzalı Dizi Amazing Stories’den Esinlenen 5 Film

Spielberg İmzalı Dizi Amazing Stories’den Esinlenen 5 Film

Steven Spielberg’in yaratıcılığını yaptığı, pek çok kişinin adını bile duymadığı Amazing Stories; bilim-kurgu, fantezi ve korku türündeki bölümleri ile dikkat çeken bir 80’ler dizisiydi. Steven Spielberg, Martin Scorsese, Robert Zemeckis gibi yönetmenlerin; Kevin Costner, Harvey Keitel, Patrick Swayze gibi oyuncuların dahil olduğu proje ilerleyen yıllarda pek çok filme esin kaynağı olmuştu. Öyle ki, popüler kültürde kendine yer edinmiş önemli filmlerin senaryosunun, direkt olarak Amazing Stories bölümlerinden alındığı iddiaları bulunmakta. Cracked’in bu konuda hazırladığı, Amazing Stories’den “esinlenilerek” çekilen beş Hollywood filmini sizler için derledik.

Steven Spielberg tarafından yaratılan dizide Gary Coleman, Clint Eastwood ve Martin Scorsese gibi isimler yer alıyordu. Bilim-kurgu, korku temalı fantastik dizinin farklı bölümleri ile önemli ölçüde benzerlik gösteren Hollywood yapımı filmler mevcut. Sanki bir Hollywood senaryo yazarı tıkandıkça dizinin bir bölümünü izleyip onu film haline getiriyormuş gibi. En azından bu benzerlikler insanın aklına başka bir ihtimal getirmiyor.

The Green Mile (1999) – Life On Death Row (1986)

amazing-stories-den-cikan-5-film-the-green-mile-filmloverss

Bu madde oldukça spekülatif. Zira The Green Mile‘ın Stephen King uyarlaması olduğu hepimizin malumu ancak şöyle ilginç bir şey de var ki Stephen King’in roman serisi de Amazing Stories’in Life On Death Row bölümü ile oldukça enteresan benzerlikler içeriyor. İkisinde de cinayet suçundan idama mahkum edilmiş bir hükümlü var. Bu hükümlü bir tür büyülü şifa gücüne sahip ve bunu gardiyanlardan birini iyileştirmek için kullanıyor. Bu Life On Death Row’da gardiyanın bacağındaki ağrı iken The Green Mile’da Tom Hanks’in idrar yolu enfeksiyonu olarak karşımıza çıkıyor.

Life On Death Row’da Patrick Swayze tarafından canlandırılan karakter, güçlerini kullanarak insanlara yardım etmeye devam ediyor. Sonunda tüm cezaevi onun özel bir kişi olduğunu düşünmeye başlıyor. Ardından hapishane müdürünün ailesinden birinin tedavi edilemez hastalığını iyileştiriyor. Bunun karşılığında hapishane müdürü karakterin idam edilmemesi için elinden geleni yapsa da başarılı olamıyor.

amazing-stories-den-cikan-5-film-life-on-death-row-filmloverss

Benzerlikler göz ardı edilemeyecek derecede fazla. Hatta iki yapımda da hükümlü karakterin iyileştirici gücü, sarı ışık parlamalarıyla ifade ediliyor. Yalnızca The Green Mile’daki Michael Clark Duncan‘ın aksine Life On Death Row’da Patrick Swayze idam edildikten sonra insanlara yardım etmiş olduğu için dünyaya geri dönüyor.

Last Action Hero ( 1993) – Welcome To My Nightmare (1986)

amazing-stories-den-cikan-5-film-last-action-hero-filmloverss

Arnold Schwarzenegger filmi olan Last Action Hero hem kötü eleştiriler almış hem de gişede başarı yakalayamamıştı. Film büyülü bir sinema bileti sayesinde en sevdiği filmin içine giren Danny adlı dışlanmış bir çocuğu anlatıyordu. Ne var ki Steven Spielberg imzalı Amazing Stories’in Welcome To My Nightmare bölümünde aynı şeyleri Harry adlı bir çocuk, daha önce yapmıştı.

İki yapım birbirine o kadar benziyor ki aynı sahneleri görebiliyoruz. İki filmin hikayesi de genç çocukların anneleriyle bir tartışmaya girmesiyle kırılmaya uğruyor. Danny, Schwarzenegger’in Hamlet’i canlandırdığı bir fantezi dünyasında yaşıyor; Harry ise fantezilerinde kendisini zombiler tarafından zorbalığa uğrayan bir çocuk olarak görüyor.

İki genç çocuk da yaşadıkları problemlerden bunalıp bir gece sinemaya gidiyor. Aldıkları bilet yırtılırken ışık saçıyor ve kendilerini sinema dünyasının içinde buluyorlar. Danny Schwarzenegger’le tanışırken Harry kendini Alfred Hitchcock‘un Psycho filminde buluyor. İki çocuk da daha sonra girmiş oldukları bu yeni dünyada büyük tehlikelerle karşılaşıyorlar ve dünyamıza geri döndüklerinde gerçeklerle yüzleşmeyi öğrenmiş oluyorlar.

amazing-stories-den-cikan-5-film-welcome-to-my-nightmare-filmloverss

Başından sonuna kadar olay örgüsü aynı olan bu iki yapım arasındaki az sayıdaki farklılıklar ise genç çocuklardan birinin gözlük takması, diğerinin takmaması ve Welcome To My Nightmare‘de Hitchcock’un Psycho‘suna gönderme yapılırken Last Action Hero‘de başrolün hayal dünyası Arnold Schwarzenegger ile sınırlı durumda olması gibi ufak detaylar.

Beetlejuice (1988) – Boo! (1986)

amazing-stories-den-cikmis-5-film-beetlejuice-filmloverss

Tim Burton‘ın sürreal ortamlar yaratmakta ve özgün senaryolar yazmakta ne kadar başarılı olabileceğini kanıtladığı Beetlejuice, yönetmenin güçlü bir çıkış yaptığı filmi. Ancak bu film de Amazing Stories ile inanılmaz benzerlikler gösteriyor.  Bu seferki bölümün adı ise Boo!.

İki yapım da evlerinin tavan arasında ölmüş bir çifti konu alıyor. Ölümlerinden sonra eve rahatsız edici bir aile taşınır. Boo!’da bu bir porno yapımcısı ve bir porno oyuncusundan oluşurken Beetleejuice’da Winona Ryder‘ın hakikaten rahatsız edici insanlar olan ailesi. İki aile de eve taşınınca evi baştan, ölü çiftin hiç beğenmeyeceği şekilde dekore ederler.

İki yapımda da ölü çift, yeni aileyi evden uzaklaştırmak için ilginç kılıklara bürünerek onları korkutmaya çalışırlar ancak başarısız olurlar. Boo!‘daki karakterler hayaletli evde porno film çekmeye çalışırken Beetlejuice‘daki aile evi bir Doğaüstü Araştırma Merkezi‘ne çevirmeye çalışır. Bunun üzerine ölü çift, evdeki yeni aileyi öldürmeye karar verir.

amazing-stories-den-cikmis-5-film-beetlejuice-boo!-filmloverss

Daha sonra hayaletler yeni ev sahiplerine derslerini verdiklerini düşünerek onları öldürmekten vazgeçerler. Olay örgüsü birbirine çok benzeyen bu iki yapımdaki neredeyse tek fark ise Beetlejuice karakteri.

Transcendence (2014) – The Eternal Mind (1986)

amazing-stories-den-cikmis-5-film-transcendence-filmloverss

Geçtiğimiz sene vizyona giren, Johnny Depp‘in son dönemde yaptığı yanlış tercihlerin en önemlilerinden olan Transcendence, ölümcül bir hastalık sahibi Dr. Will Caster’ı anlatıyor. Tıpkı kendinden 28 önce The Eternal Mind‘ın Dr. John Baldwin‘i anlattığı gibi.

İki ölümcül hastalığa yakalanmış doktor da kendi beyinlerini bir bilgisayara yüklemek istiyorlar. Yardımcılarını böyle çılgın bir deneye ikna edemeyince iki doktor da deneyleri kendi başlarına yapmak zorunda kalıyorlar. Daha sonra iki doktor da ölüyor ve bir süre sonra deneylerin işe yaradığını anlıyoruz.

Filmin devamında eşleriyle buluşan doktorlar bir yan etki gösteriyorlar. İkisi de kendilerini bilgisayara dönüştürdükleri için duygusuz insanlar oluveriyorlar.

amazing-stories-den-cikmis-5-film-the-eternal-mind-filmloverss

Bunun üzerine eşler, doktorları ikinci kez öldürmek zorunda kalıyor. Ve iki yapım da doktorun aslında ölü olmayabileceğine dair bir göndermeyle bitiriyor. Bir başka ayrıntı da iki yapımdaki doktor karakterinin de deneyler sırasında kafalarına taktıkları mekanizmaların benzerliği.

The Truman Show (1998) – Secret Cinema (1986)

amazing-stories-den-cikmis-5-film-the-truman-show-filmloverss

Evet tüm zamanların en özgün senaryolarından biri olarak kabul edilen modern klasik The Truman Show da daha önce Amazing Stories‘de yer almak üzere Steven Spielberg tarafından hayata geçirilmişti. 1986’da yayınlanan Secret Cinema bölümü, hayatının tamamı filme kaydedilip bir televizyon programı olarak yayınlanan Jane adlı bir karakteri konu alıyordu. The Truman Show ile neredeyse aynı.

Jane ve Truman, iki karakter de birkaç garip durum tecrübe ettikten sonra hayatlarının tamamen yapımcılar tarafından manipule edildiğini görmekte. Ardından hayatlarındaki bu garip olaylar neticesinde yaşamın anlamını sorgulamaya başlayan karakterler, çevrelerindeki insanlara karşı şiddet gösterme eğilimine giriyorlar.

İki yapımın da devamında ise karakterler etraflarındaki insanların aslında birer aktör olduğunu ve hayatlarının eğlence sektörü için manipule edildiğini anlayıp yaşadıkları dünyadan kaçmaya çalışıyorlar.

amazing-stories-den-cikmis-5-film-secret-cinema-filmloverss

Ancak iki yapım farklı şekillerde bitiyor. Televizyonda yayınlanan dünyasından kaçan Jane kendini bir çöp kamyonunun arkasına düşmüş bulurken Truman, o meşhur son sahnede yapımcılara seslendiği uzun bir konuşma yapıyor ve kendisinin geleceğine dair bir şey görmüyoruz.

Kaynak: Cracked


Çağatay Dirilgen

Çağatay Dirilgen

57 yazı · 93 yılında, İstanbul’da doğdu. 98 ya da 99 yılında ilk kez sinemaya gitti. Bir ara ortaokul, lise falan okudu. Okurken hep aklının bir köşesinde müzik, bir köşesinde sinema vardı. Bir süre müzikle de uğraştı. Şimdilerde ise Anadolu Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon okuyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →