· 1 dk okuma

Sinemada ‘Ağır Çekim’ Sanatı

Sinemada ‘Ağır Çekim’ Sanatı

The Film Stage, Jean-Luc Godard’dan, Quaentin Tarantino’ya; Wong Kar-Wai’den David Fincher’a doğru uzanan usta yönetmenlerin farklı tarzlarını ve sıklıkla başvurdukları ‘ağır çekim’ tekniğini gözler önüne seren bir video serisi yayınladı. 

Bir filmin başarısını gösteren en önemli etkenlerden biri şüphesiz ki kamera arkasındaki güç, kendisine has çekim yöntemleriyle filme imzasını atan yönetmenlerdir. Ve herkesin bildiği gibi bir yönetmen filmin gidişatını ve duygusunu kullandığı tekniklerle ve filmde yarattığı atmosferle kolaylıkla değiştirebilir. Filmlerde sıklıkla başvurulan, bir çeşit duyguları manipüle etmenin yolu olarak da görülen ‘slow motion’ – ‘ağır çekim’ tekniği, birçok yönetmen tarafından farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Çok fazla kullanıldığında tempoyu düşürse, izleyiciyi bazen sıkıyor olsa da; tekniği büyük bir ustalıkla kullanan yönetmenler  bu sayede filmlerinde olağanüstü görüntüler ortaya çıkarıyorlar.

slow-motion-sanatı-2-filmloverss

Ağır Çekim Sanatı ve Sinemaya Yansıması Üzerine Bir Seri

The Film Stage, slow motion tekniğini sıkça kullanan ve kaliteli yapımlarla bizleri buluşturan ünlü yönetmenlerin aralarında bulunduğu, çektiği her filmle sansasyon yaratan Quentin Tarantino, son olarak Gone Girl filmiyle izleyiciyle buluşan başarılı yönetmen David Fincher ile Fransız sinemasının usta isimlerinden biri olan Jean-Luc Godard’ın filmlerinden kesitler sunan bir video serisi yayınladı. Usta yönetmen Martin Scorsese’nin karakterlere yaklaşımını ve Stanley Kubrick’in Full Metal Jacket filminde slow motion tekniğini nasıl kullandığını da titizlikle inceleyen videolar, Wong Kar-wai ve Brian De Palma’dan da spesifik örnekler sunarak, yönetmenlerin seçtikleri müzikten kullandıkları kameralara ve tekniklere kadar birçok ayrıntıyı izleyiciyle buluşturuyor.


Beste Altun

Beste Altun

101 yazı · 14 Şubat yani namı değer Sevgililer Günü’nde dünyaya geldi. İzmir’in havasını ve rahatlığını gittiği her yere taşıdı. Pocahontas izlemesiyle sinemaya olan aşkı başladı ve evde sürekli ‘bi kedi gördüm sanki’ diyen bir çizgi film fanatiğine dönüştü. Lise yıllarında yeni türler, yeni yönetmenler keşfetmeye başladıkça sinemaya olan tutkusu da arttı. İletişim Fakültesin de okumaya başladı ve yaptığı hemen hemen çoğu işte sinemayı da işin içine kattı. Şimdiyse sevdiği işin sinemanın peşinden koşuyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →