· 5 dk okuma

Sinema Tarihine Damga Vuran 8 CGI Karakter

Sinema Tarihine Damga Vuran 8 CGI Karakter

Bir film karakterinin bizleri derinden etkilemesi için illa ki canlı kanlı olması gerekli değil. Biz de tamamen bilgisayar ürünü olmalarına rağmen kalplerimizi fetheden CGI kahramanlarını “Sinema Tarihine Damga Vuran 8 CGI Karakter” listemizde bir araya getirdik.

Sinema Tarihine Damga Vuran 8 CGI Karakter

1 – Gollum: My Preciousss!

Son derece gerçekçi kostüm ve makyaj tekniklerinin yanı sıra, dönemin teknolojik sınırlarını zorlayan görsel efektleriyle sinemaseverlerin ağzını açık bırakan The Lord of the Rings serisi 17 Oscar kazanarak pek çok rekora imza attı. Ancak büyüleyici hikayenin içinde öyle bir karakter vardı ki bizi kendine ilk görüşte hayran bıraktı. Dost mu düşman mı olduğuna bir türlü karar veremediğimiz Gollum, motion capture teknolojisinde yeni bir çağı başlattı. Andy Serkis’ın inanılmaz oyunculuğu ile ortaya çıkan karakter, şizofrenik davranışları ile seyirci üzerinde en büyük etkiyi yaratan karakterlerden biri oldu.

2 – Neytiri: I Trusted You!

Yaptığı her iş dillere destan olan James Cameron’ın bir başka efsanevi yapımıdır Avatar. Sinemaseverlerin üç boyut teknolojisi ile tanışmasına neden olan film, aynı zamanda motion capture teknolojisinde de yeni bir devrin başlamasını sağladı. Filmde yer alan tüm karakterlerin bu teknikle oluşturulduğu gibi muazzam Pandora gezegeni için terabaytlarca çizim yapıldı. Avatar’ın odak noktasında yer alan Jake Sully bir yana filmde öyle bir karakter vardı ki bizim Nav’i kabilesi ile tanışmamızı sağladı. Tabii ki Neytiri’den bahsediyorum. Kabilesi söz konusu olunca son derece yırtıcı olabilen kahramanımız Zoe Saldana’nın başarılı oyunculuğu sayesinde sinema perdelerine muhteşem bir şekilde yansıtıldı. Savaş naralarından tutun, ihanetin verdiği kırgınlığın her bir etkisini sonuna kadar yansıtan Neytiri’nin bir bilgisayar ürünü olduğunu söylemek çok güç.

3 – Davy Jones: Calipso?

Bir Disney gösterisinden ortaya çıkan Pirates of Carribbean’ın bu kadar başarılı olacabileceğini kim tahmin edebilirdi ki ? Kendine hayran bırakan oyunculuğu ile sinema dünyasına birçok ikonik karakter kazandıran Johnny Depp, Captain Jack Sparrow’un bu kadar efsaneleşmesine ön ayak olurken, Keira Knightley ve Orlando Bloom’un desteğiyle ortaya mükemmel bir korsan film serisi çıktı. Ancak serinin ikinci filminde tanıştığımız bir karakter var ki bize aşkın insanın gözünü ne kadar kör edebileceğini gösterdi ya da daha doğru söylemek gerekirse yarı insan yarı ahtapotun. Bill Nighy’nin efsanevi oyunculuğu ile her bir bakışıyla bizim tüylerimizi ürperten Davy Jones, aramızdan ayrılırken de hayatının aşkını dile getirdi. Calipso!

4 – Groot: I am Groot!

Marvel Sinematik Evreni’nin belki de en riski filmiydi Guardians of the Galaxy. Çizgi roman okumayan sinemaseverlerin belki de hiç tanımadığı, hatta içinde yer alan kahramanların birbirini tanımadığı bir ekibi konu alması planlanan film, Avengers’ın kurulması için gereken altı filmlik süreci 2 saat içerisinde yapacaktı. İnanılmaz değil mi? Ancak herkes bu filmin Marvel’ın ilk hayal kırıklığı olacağına inanırken, Guardians of the Galaxy onlarca süper kahraman orijin filmleri arasından ikinci olarak Marvel evreninde kozmik bir dönemi başlattı. Aynı zamanda başrolünde yer alan Chris Pratt’ın kariyerini zirveye taşıyan filmde en dikkat çeken kahraman ise kesinlikle Groot. Niye mi ? Başka kim tek kelime ile bu kadar çok şeyi açıklayabilir ki ? Daha yeni tanıştığı insanlar için kendi hayatını riske atan Groot, bize fedakarlığın ne kadar büyük bir erdem olduğunu yeniden gösterdi.

5  – Colossus: Language!

Süper kahraman filmlerinin sinema perdesine geri dönmesini sağlayan X-Men serisine ne kadar teşekkür etsek azdır. Ancak devamlılık konusunda bir türlü dengeyi tutturamayan Fox, gişe kaygısını her zaman ön planda tutarak karakterlerin çizgi roman geçmişlerini hep bir kenara attı. X-Men Origins: Wolverine’de yer alan Deadpool ile artık sinemasevere “Yeter!” dedirten stüdyo, geçtiğimiz ay vizyona giren Deadpool ile geç de olsa dersini aldığını gösterdi. Fakat ne yazık ki bu süre boyunca durumdan muzdarip olan tek kişi Deadpool değildi. Geçmişi bir kenara bırakırsak, rekor bir başlangıç yapan Deadpool’un bu başarısındaki etkenlerden biri olan Colossus, çizgi roman dünyasına son derece sadık kalınarak uyarlandı. Önceki filmlerde Xavier’ın öğrencileri arasında belki de en dikkat çekmeyen karakter, artık okulun en düzenli eğiticilerinden biri olarak karşımıza çıktı. Aynı zamanda Rus aksanlı konuşması ile son derece özenle planlandığı görülen Colossus, Deadpool için adeta doğru yolu göstermeye çalışan bir abi oldu.

6 – Bumblebee: Thank You, You’re Beautiful!

Filmlerinde her zaman olay örgüsünü,  aksiyon dolu patlama sahneleri ile geride bırakan Michael Bay’in bir filminde, herhangi bir karakterden etkileneceğiniz aklınıza bile gelmezdi, değil mi? Hem de kendi sesini kullanamayan bir robot tarafından. Baş karakterimiz Sam Witwicky ile tanıştığı anda büyük bir dostluğa adım atan Bumblebee, Sam’i her filmde hayatı pahasına korumaya yemin etti. Hangi koşulda olursa olsun, her zaman son derece sadık bir dost olmasının yanında filmi izlenebilir hale getiren komik davranışları ile bizi kendine hayran bıraktı. Uydu yayınlarını kullanarak iletişim kurabilen, 1975 model bir Camaro olarak hayatımıza giren Bumblebee, oyuncu ve stüdyo arasındaki anlaşmalar yüzünden sadık dostundan ayrı kalmış olsa da biz her zaman yanındayız.

7 – Wall-E: Ta-dah!

İnsanlığın Dünya’yı tam anlamıyla çöplüğe çevirdiği, çok da uzak olmayan bir zamanda geçen animasyon ile hayatımıza girdiği anda gönlümüze taht kuran bir karakter Wall-E. Yaşanamayacak hale gelmesi ile terk edilen gezegeni, yeniden eski sağlığına kavuşturmak için gece gündüz demeden tek başına çalışan Wall-E, aslında bizi gelecekte nelerin beklediğini yüzümüze vurmuştu. Sistem eleştirisi yapan hikayesi ile oldukça beğenilen animasyon, başrolündeki karakteri ile sinemaseverlerin kalplerini de kazanmayı başardı. Uzun yılların ardından Dünya üzerinde arama yapmaya gönderilen Eve ile aynı Hello, Dolly!’deki gibi aşkı hisseden robotumuz, aşkını gerçek anlamda kozmik boyuta taşıyarak bizi kendine daha da hayran bıraktı. Animasyon boyunca insanlığa yaptığı göndermeler ile bizi derinden etkileyen Wall-E, aklımızda hiç unutulmayacak bir yer edindi.

8 – Donkey: Pick Me!

Masal dünyasının birbirinden ünlü karakterlerinin arasından sıyrılarak başrolünde yer alan yeşil dev ve konuşan bir eşek ile iddialı bir başlangıç yapan Shrek, animasyonda yeni bir devri başlattı. Sinema dünyasına oldukça fazla gönderme yapan hikayesi ile dikkatleri üzerine çeken animasyon, Shrek 2 ile zirveye ulaştı. Bu kadar başarılı olmasındaki en büyük etkenlerden biri ise tabii ki Donkey idi. Eddie Murphy’nin sesi ile hayat bulan kahraman bizi serinin her filminde gülme krizine soktu. Shrek ile olan koşulsuz dostluğundan tutun bir ejderha olan aşkının meyveleri Dronkey’lere kadar her saniyesine bağımlı olduğumuz Donkey’i bu kadar sevmemizdeki Mehmet Ali Erbil’in payı yadsınamaz. Shrek 2’nin Türkçe seslendirmeleri ile ödül kazanan Okan Bayülgen ve Mehmet Ali Erbil filmi ülkemiz için ayrı bir seviyeye taşırken Shrek: The Third ile bu ikilinin ayrılması hayranlarda büyük hayal kırıklığı yarattı.


Berat Devecioğlu

Berat Devecioğlu

489 yazı · Küçük bir karıncanın hayatıyla sinemanın sonsuz evrenine giriş yaptı. Film kiralamak ile devam eden sinema deneyimi yaşının tutmasıyla her cuma akşam seansına yetişme serüvenine dönüştü. Bu sayede sinemanın nabzını tutmaya başlarken rakamlara hep çok dikkat etti. Şimdi ise hayatındaki kodlama ve sinemayı nasıl bütünleştirebileceğini planlıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →