Haftanın Kısa Filmi: True Skin
Haftanın kısa filmi sizin için tanık olmadığınız bir insalığın belgeseli niteliğinde olacak. Alışık olmadığınız tabirinin bile eksik kalacağı ve kısa filmin içerisine girmeniz için yeterli olmayacak bir tanımın görsel örneği True Skin. Eğer siz de insanlık için başka bir evrende çekilen bir belgeselin tanığı olmak isterseniz bu fütüristik yolculuk size iyi gelecek!
True Skin için bir evren yaratılmış yazan ve yöneten Stephan Zlotescu tarafıdan. Bu evrende de insanlık dediğimiz organizma aslında tamamen organik yapısından uzaklaştırılmış ve bir robot-insan ilişkisi içerisinde kendini var eden bir canlı olmuş durumunda. Bu ilişki sonunda insanın en büyük elzemleri bitme noktasında ve artık insan için bir önem teşkil etmiyor. Ölümün ve hastalığın artık önemsiz olduğu ve insan için artık bir son olmadığı için yaşamın da bir cevheri olmadığı zamanda Tayland’ın sokaklarında robotik bir insanlık kaosunda kayboluyoruz!
Yaşamın Maddeselliğindeki True Skin!

Artık insanların hafızalarını depoladıkları ve gözlerini birer yer bulma arayıcı olarak kullandıkları bir zamanda hem hastalığın getirmiş olduklarını götüren hem de insanlığı götüren bir fütüristik distopyanın kaotik düzeni içerisinde geçiyor haftanın kısa filmi True Skin. Bir adamın dış ve iç sesinin birbirine girdiği ve anlatıcının donuk sesinde aslında hiç alışık olmadığımız bir belgesele davet edildiğimiz bu kısa filmde insalığın dediğimiz organik mikro organizmanın bu tanımın dışına çıktığında hayat dediğimiz sonlu evrenin nasıl etkilendiğini ve aslında bir o kadar da nasıl etkilenmediğini gözler önüne seriyor. Korku ögesinin olmadığı ama aynı zamanda bütün vücudunuzun irkilmesine neden olacak haftanın kısa filmi True Skin, bir yakın mı uzak mı bilinmeyen geleceğin karabasanı özelliği taşıyor!
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →