Pablo Larrain Three Colors: Blue’daki Müzik Kullanımı Üzerine Konuştu
Jackie ile son dönemlerde gündemden düşmeyen Şilili yönetmen Pablo Larrain, Movies That Inspire Me isimli videoda Three Colors üçlemesinin ilk filmi Blue’nun açılış sahnesinin kendisine verdiği ilham üzerine konuştu.
Şilili yönetmen Pablo Larrain harika bir yılı geride bırakmak üzere. No ile dikkatleri çeken yönetmen, The Club ile sektör adına önemli bir isim olmaya başlamış, Jackie ile tanınırlığını arttırmıştı. Yakında başrolünde Gael Garcia Bernal’in olduğu Neruda ile tekrardan izleyici ile buluşmaya hazırlanan yönetmen, geçtiğimiz günlerde kendisine ilham veren 10 filmi de açıklamıştı. Geçtiğimiz günlerde IndieWire ve FilmStruck işbirliği ile hazırlanan Movies That Inspire Me serisi için kamera karşısına geçen Larrain, videoda Krzystof Kieslowski’nin klasik üçlemesi Three Colors’ın ilk filmi Blue’daki müzik kullanımına değindi.
Pablo Larrain: ‘Three Colors: Blue’daki Müzik kullanımı İnanılmaz Etkileyici’

Kendisine ilham veren Blue filmi için konuşan Pablo Larrain, filmdeki müzik kullanımından şu sözlerle bahsetti:
Film Juliet Binoche’un karakterinin, kazada ölen müzisyen eşinin mirası ile başa çıkması hakkında. Film ölüm, yaşam, aşk ve hayatın müzik ile ilişkisi üzerine. Bu tarz çok az film var. Kieslowski, bir müzisyenin aklında geçenleri betimliyor, onların gezegendeki en özel insanlar olduğunu gösteriyor. Onlar görünmeyen ve dokunulamayan engeller ile mücadele ediyorlar. Filmdeki müzik kullanımı, bir konuşma veya olay var ve müzik bir anda ön plana çıkıyor. Bu harika ve inanılmaz etkileyici. Müziğe dışavurumcu bir bakış açısıyla yaklaşıyor böylece müziğin insanların kafasında ve karakterlerin ruhunda olduğunu anlıyorsun. Hayatım boyunca müziğin içinde bulundum başka bir hiçbir sanat formu böyle bir şey yapamaz. Bunu asla unutmayacağım.
Bahsi geçen videoyu buradan izleyebilirsiniz.
Naci Köse
167 yazı · 1997 yılı sonbaharında İstanbul’da doğdu. Çocukluğunda en büyük eğlenceleri oyuncaklarıyla açığa çıkan hayal gücü ve annesiyle beraber izlediği animasyon filmleriydi. Sinemaya ilk gittiğinde 6 yaşındaydı. Harry Potter'ın büyülü dünyası ile birlikte sinemaya gitmek en büyük zevklerinden biri oldu. İzleyici olmayı her zaman sinema üzerine çalışmaya tercih etmiştir. Müzik dinlemek, kitap okumak ve düşüncelere dalmak diğer yapmaktan hoşlandığı şeyler. Düşünür, bakar ve dinler. Şu anda Sabancı Üniversitesinde ekonomi bölümü okumakla meşgul. Hem sinema aşkını hem de derslerini bir arada götürmeye çalışıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →