Güney Kore Yapımı Train to Busan’ın Yeniden Çevrimi İçin Hazırlıklar Başladı!
Geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde yaptığı prömiyer ile dikkatleri üzerine çeken, ülkemizde de Filmekimi kapsamında izleme şansı yakaladığımız; Yeon Sang-ho tarafından yönetilen Güney Kore yapımı Train to Busan, İngilizce dilindeki yeniden çevrimiyle yeniden beyazperdede olacak.
Prömiyerini 13 Mayıs 2016’da geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Train to Busan, zombili korku temasıyla ülkesindeki izleyicinin beğenisini kazanmayı başardı. Film, sinemaya 10 milyondan fazla izleyici çekerek 2016’nın en çok izlenen Kore yapımı oldu. Gong Yoo, Jung Yu-mi ve Ma Dong-seok’lu kadrosuyla yerel başarıyı elde eden Train to Busan, İngilizce dilinde yapılacak olan yeniden çevrimi ile dünya çapında bir başarı için büyük adımı atacak. Fransız film yapım şirketi Gaumont, Güney Koreli bu korkunun İngilizce versiyonu için hakları satın aldı.

Train to Busan’ın İngilizce Dilindeki Yeniden Çevrimi İçin Kollar Sıvanıyor!
Ülkesinde elde ettiği yaklaşık 84 milyon dolarlık hasılat ile Güney Kore sinemasına adını kazıyan Train to Busan, Cannes’da yaptığı çıkıştan beri Gaumont yetkililerini peşinden koşturuyor. Gaumont CEO’su Sidonie Dumas; bu yeniden çevrim projesini, İngilizce dilindeki filmler arasında aldıkları önemli bir adım olarak gördüğünü dile getirerek Gaumont’un projeye ne kadar kararlılıkla yaklaştığını açıklamış oldu. Koreli Train to Busan’ın resmi sinopsisi şöyle:
“Train to Busan; ülkeyi saran bir virüs salgınından kaçmaya çalışan bir grup korku içindeki yolcunun Güvenli Bölge’ye – hala var olup olmadığı bilinmeyen – giden şüphelerle dolu, kana bulanmış bir hızlı trenin içinde hapsolmasını anlatan rahatsız edici bir zombili korku-gerilim filmidir.”
Train to Busan’ın İngilizce yeniden çevrimi ile ilgili henüz başka detay bilinmemektedir. Amerika’daki gösterim tarihi de henüz bilinmeyen orijinal Train to Busan’ın fragmanını sizlerle paylaşıyoruz.
Zeynep Şentürk
179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.
Yazarın diğer yazılarını gör →