· 8 dk okuma

Oyuncuları Pişman Eden 15 Seks Sahnesi

Oyuncuları Pişman Eden 15 Seks Sahnesi

Sanat için soyunmakta bir sıkıntı yok ama bu sonradan karar değiştirmeyeceğiniz manasına gelmez. Farklı sebeplerle oyuncuları pişman eden 15 seks sahnesi hangileri merak ediyor musunuz?

Sinema, cinselliğin tabu olmaktan sıyrılması sürecine sayısız katkıda bulunmuştur desek abartmış olmayız. Bugün cinselliğe ve hatta toplumsal cinsiyete veya homofobiye bakış açısını değiştirmeye başlayan dünyada seks sahnelerinin rolünü göz ardı etmek mümkün değil çünkü. Elbette “seks satar” yargısı hala geçerli ama seks sahneleri egemen algının bekleyeceği gibi illa yadırganası şeyler değiller ve bazen ufkumuzu da geliştirebiliyorlar.

Fakat Whatculture‘ın derlediği aşağıdaki sahneler, pek de bu dediğimiz statüde değiller. Oyuncuları pişman eden bu sahneler türlü absürtlükleri bünyelerinde barındırıyorlar ya da çekimler öncesinde kurgulandıklarından çok daha farklı sonuçlanmış durumdalar.

Uyarı: İçerik her ne kadar tarafımızca nezih tutulmuş olsa da, çıplaklık içeren görseller barındırıyor. Hassasiyet duyan takipçilerimiz bu noktada linkten ayrılmayı veya gifleri oynatmamayı  tercih edebilir. 

Oyuncuları Pişman Eden 15 Seks Sahnesi

Ben Affleck & Jennifer Lopez – Gigli

Nereden tutsak elimizde kalan seks sahnesinde tırnak ve erkeklik tartışmasının ardından lezbiyen (!) karakterimiz Ricki (Lopez) “Hindi zamanı glugluglu” şeklinde yürüdüğü Larry’nin (Affleck) göğsünü elleyip “Hadi bana tatlı hetero çubuğundan bir parça ver” demeyi de ihmal etmiyor.

Tüm bu saydıklarımızdan pişman olmasalar bile Affleck ve Lopez’in beraber oldukları dönemde, beş diğer kategorinin yanı sıra, “Beyazperdenin En Kötü Çifti” dalında Ahududu Ödülü kazanmış olmaları yeterince utanç verici olsa gerek.

Roger Moore  & Grace Jones – A View To Kill

1985 yılında Moore’un canlandırdığı James Bond ve onun üzerine atlayan Grace Jones’un May Day karakteri arasında geçen sahne, seyircinin ağzını açık bırakan türden ama olumlu manada değil. “Şimdi neler oluyor ki?” tepkileri ile izlenen sahnede, bir seks sahnesinden ziyade ceylanın dişi çita tarafından avlanıyor oluşunu izliyor hissiyatına kapılıyorsunuz.

Moore zaten yalnızca bu sahneden değil, tüm filmden ziyadesiyle pişman. 57 yaşında James Bond’a hayat vermek için bir nebze yaşlı kaçtığı kanaatinde çünkü. O sıralar 36 yaşında olan Jones’la da hem yaş hem de kimya bakımından uyumsuzlar. Bu da ortaya genel olarak seksi sahneleri kullanmayı iyi bilen Bond filmlerinin en olamamış sahnelerinden birini meydana getiriyor.

Juliette Danielle – The Room

Filmdeki seks sahnelerinin çoğunun başlı başına bir fiyasko olmasını geçersek, özellikle Johnny (Tommy Wiseau) ve nişanlısı Lisa (Juliette Danielle) buluşturan, romantik olması beklentisiyle hazırlanmışken, soft-core kabuslara dönmüş sahneler yad edilmeyi hak ediyorlar.

Danielle’in ilk filmi olması, oyuncunun kariyeri için yüksek bütçeli, düzgün bir Hollywood yapımında rol alma arzusunu kanıtlar nitelikte. Belli ki gerçekler Ghost Shark 2: Urban Jaws, hayaller Birdman olmuş. Filmdeki seks sahnelerinin bu kadar kötü olması da Danielle’a hiç yardımcı olmamış olsa gerek.

Jane March – Colour of The Night

Bruce Willis’le Jane March’ı buluşturan sahne havuzda başlayıp, yatak odasında devam ediyor. Ardından Bruce Willis’in anırarak erkeklerin orgazm taklit etmekte o kadar da iyi olmadığını hepimize anımsatmasıyla son buluyor. Arka plandaki retro porno müziğini de gözardı etmemek lazım.

Jane March’a başta henüz yirmili yaşlarda Bruce Willis’le birlikte çalışman çok cazip gelmiş olsa da, erotik dramanın karşısına iki Ahududu adaylığı olarak geri dönmesi kariyerine hiç katkıda bulunmadı.

Shannon Elizabeth – Jack Frost

Hani en başta “türlü absürtlükler” demiştik ya, kastettiğimiz şey tam da bu filmdeki gibi bir durumdu. Bir seks sahnesi olmasa da, çıplak olduğu bu sahnede Shannon Elizabeth’in karakteri Jill banyo yapmakla meşguldür, derken etraf soğumaya başlar. O kadar soğur ki katil kardanadamımız küvette belirir. Nihayetinde Jill kafasını duvarlara duvarlara çarpan kardanadam tarafından öldürülür.

O sıralar 23 yaşında olan oyuncunun ilk filminin bu olduğunu düşünürsek, oyuncunun kariyerinin Amerikan Pastası ve Korkunç Bir Film gibi filmlerle tanınıyor olmasının belirleyicisi olan tam da bu an olmuş olsa gerek. Korkuyla dolu yarı çıplak bir kariyer, tam da bu küvetin içinde başladı.

Carisma Carpenter – Bound

Ryan Black (Bryce Draper), iş kadını Michelle Mulan’ı (Carpenter) “kırmızı oda”sına götürür, ve etrafta zincirler ve kırbaçlar olan bu odada ondan soyunmasını ister, o da soyunur. Ryan Black bunun üzerine “Sana sahibim, ve seninle işim bittiğinde nihayet seni s*****ğim” der. Sonra gözlerini bağlar.

Açıklamaya gerek yok herhalde. Hiçbir kadın amaçsızca yukarıdaki konuşmanın geçtiği bir sahnenin bulunduğu bir filmde yer almış olmaktan sonsuza kadar memnun olamaz. Bu tür erkek fantezileri, Hollywood’u kadınlar için barınması zor bir yer haline getiren şey zaten. Bir başka talihsizlik de, İkiz Film konseptimizi anımsatır bir biçimde, filmin 50 Shades of Grey’le aynı seneye denk gelmiş olması.Film Carpenter’ın kariyerinin çöktüğü an olabilir şeklinde yaygın bir inanç da var.

Eric Bana – Munich

Eric Bana’nın karakteri Avner Kaufman, karısıyla sevişirken Münih katliamından görüntüler aklına gelmeye başlar. Geçmişiyle sevişmenin arasına sıkışan Kaufman’ın deneyimini böyle düşününce anlayabiliyoruz. Ama bu düşünce o kadar ilginç bir montajla hayat bulmuş ki, ortaya çıkan şey kaçınılmaz olarak komik.

Niyeti anlayabiliyoruz ama, ölülerin görüntüsü kafasından geçerken normalin üç katı tahrik olmuş ve bu esnada bir göl gibi ter akıtan ana karakter, izleyici için absürt bir görüntü. Kendi kendisini izlerken Eric Bana da bu düşünceye katılmıştır muhtemelen.

Angelina Jolie & Ethan Hawke – Taking Lives

İki iyi oyuncu tutup da çok kötü bir seks sahnesinde buluşur mu? Neden olmasın. Ethan Hawke’ın karakteri James Costa ve Angelina Jolie’nin karakteri Illeana Scott’ı buluşturan sahnede Angelina Jolie olması gerektiği gibi çıplakken, Ethan Hawke’ın karakteri üzerindeki kıyafetlerin orada olduğunu unutup da tamamen giyinik olarak sevişmeye başlar.

İkisinin de böyle bir sevişmenin mümkün olmayacağını anımsayıp da, zaman zaman kendi kendilerini yediklerini düşünüyoruz.

Lea Thompson – Howard The Duck

Öncelikle elimizi açık oynalım. Her canlının sevme hakkı var, bir insanın başka bir insanla sevişmek istemesinin iki taraf reşit olduğu ve tamamen rızaya dayalı olduğu zaman işler yanlış bir yanı yok. Yine de insanlaşmış bir ördek, insanın dişisinin anatomisine övgüler yardırır da aralarında erotik bir gerilim başlarsa, kadın karakterin ağzından “Senin hayvansı çekiciliğine karşı koyamıyorum” cümlesini duymak çok yanlış. Gerçekten rahatsız edici. Howard diğer ördeklere benzemese de rahatsız edici.

Lea Thompson geriye dönüp baktığında zoofilinin sınırlarını bu kadar zorlayan bir sahnede yer almaktan pek hoşnut olmamış olsa gerek.

Cameron Diaz – The Counselor

Yukarıda sorduğumuz “İki iyi oyuncu…” diye başlayan soruyu anımsıyor musunuz? Javier Bardem ve Cameron Diaz’ı buluşturan benzer bir sahneyle daha aynı soruyu cevaplayabiliriz. Javier Bardem’in soyunmasını gerektirmeyen sahnede, seksi donunu çıkartıp, türlü akrobatik hareketlerle arabanın camına sürterek boşalan bir Cameron Diaz’ı izliyoruz.

Gerçekten, bir ara Hollywood’un erkek senaristlerini toplayıp Kadın Orgazmı 101 dersi vermek lazım. Bu film sayesinde Cameron Diaz’ın Kadın Film Gazetecileri Ödüllerinden “Yeni Bir Menajere En Çok İhtiyacı Olan Kadın Oyuncu” ödülünü kazandığını da ihmal etmeyelim.

Kristen Stewart & Robert Pattison -The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 2

 Liste kendini tekrar ediyormuş gibi durdu, farkındayız ama Jennifer Lopez & Ben Affleck çifti dışında da gerçek hayatta beraber olup, kamera önünde abuk durmayı başarmış bir çiftimiz var. Kristen Stewart ve Robert Pattison.

Bu sahneyle ilgili Stewart’ın düşüncelerini zaten, Hollywood’un seksist oluşundan dem vurduğu bir içerikte sizlerle paylaşmıştık. Stewart sahneyle ilgili: “Twilight’ta, tüm zamanların en iyi seks sahnesini çekmemiz gerekiyordu. İçinde aşkın bir şeyler olmalı ve kelimeler kifayetsiz kalmalıydı, insanüstü olmalıydı, düşünebileceğiniz tüm sevişmelerden daha iyi olmalıydı. Biz ‘Böyle bir şeyi nasıl gerçekleştirebiliriz ki?’ dedik. Ve ortaya çıkan şey bir ızdırap gibiydi. Berbattı çünkü çok iyi olması için kendimi kasmıştım.” demişti.

Willem Dafoe & Madonna – Body Of Evidence

Filmde bu listede kendine yer bulabilecek birden fazla seks sahnesi mevcut olsa da kazanan madonnanın otoparkın lambasını topuklu ayakkabısıyla kırıp, arabanın tamponunda türlü atraksiyon eşliğinde Willem Dafoe’yle seviştiği sahnedir. Yani BDSM anlaşılır bir şey, ama lamba kırıp, adamı üzerine yatırıp, sırtını kanatmak kısmıyla sorunumuz var. O sahneye ulaşmak zor olduğu için yukarıya filmden başka bir sahne seçtik.

Film En Kötü Kadın ve Erkek Oyuncu dahil 6 Ahududu kategorisinde aday olmanın yanı sıra, Madonna’nın eve ödülü götürmesini sağlamış durumda zaten. Willem Dafoe’nin yeteneklerinin bile filmde kullanılamamış olması bir hayli enteresan.

Margo Stilley – 9 Songs

“Deneysel” olarak adlandırabileceğimiz seks sahneleriyle Matt (Kieran O’Brien) ve Lisa (Stilley)’nın ne kadar sevişken olduğuna, simulasyon değil gerçekten de sevişilen sahneler eşliğinde şahit oluyoruz.

Film günümüzde hala sanatla porno arasındaki çizginin kaybolduğu yerlerden biri olarak anılıyor. Ama sıkıntı içerikte değil, Hollywood’un ikiyüzlülüğünde. Pişman olan tarafı sadece Margo Stilley olarak göstermemizin bir sebebi var. Diğer filmlerden farklı olarak bu defa sahnelerdeki abukluklar, oyuncuların arasındaki kimyanın yetersizliği değil. Kieran O’Brien’ın kariyeri hiç zedelenmemişken, Margo Stilley’in “Vurun kahpeye” yaklaşımındaki piyasa tarafından kariyerinin geri kalanında cezalandırılmış olmasıyla seks sahneleri bir pişmanlığa dönüyor.

Maria Schneider – Last Tango In Paris

Jeanne (Schneider) Paul’ün (Marlon Brando) dairesine girmiştir. Paul, ondan tereyağını ister, ve bu tereyağını kayganlaştırıcı olarak kullanarak, anal  yoldan tecavüz eder.

Seks sahnesi başlığına koymuş olsak da ayrımı yapalım, bu bir tecavüz sahnesi. Üstelik sadece kurgusal olarak değil. 2011 yılında ölmeden önce Maria Schneider sahneyle alakalı şunları söylemişti: “Bu sahne aslında senaryoda yoktu. Aslına bakarsanız fikri bulan Marlon’du. Bana bunu sahneyi çekmeden hemen önce söylediler ve inanılmaz sinirlenmiştim. Kendimi aşağılanmış hissetmiştim ve dürüst olmak gerekirse, gerçekten tecavüze uğramış gibi hissettim, hem Marlon hem de Vertolucci tarafından. Sahneden sonra Marlon benimle bu konu hakkında konuşmadı veya özür dilemedi. Neyse ki sahne bir defa çekildi.”

Tecavüz sahnesi çekmek için gerçekten de bir kadının bedeninden ona danışmadan ve onu aşağılanmış hissettirerek kullanmak, gerçekçiliğe ayrı bir boyut katmış olsa gerek. Bu hikaye bize pek çok filmin arka planında neler döndüğünü de sorgulatmalı.

Elizabeth Berkley – Showgirls

Havuzda şampanyayla duş yapmanın, veya klorlu suda oral seksin saçma olması yetmezmiş gibi, filmdeki gibi bir sevişmenin fizik kurallarına aykırı olmasından ve en iyi ihtimalle Elizabeth Berkley’in karakteri Nomi’nin o an ölmesi veya öleceğini zannederek Zack’ten (Kyle MacLachlan) kurtulması gerektiği için bu sahne zaten inandırıcılıktan uzak olduğu gibi, Berkley’in göğüslerini ve vücudunun tamamını gösterme endişesi gerçek erotik kaygıyı  yutarak, sahneyi komikleştirir durumda.

Sinema tarihinin en garip ve amacı dışındaki her şeyi gerçekleştirmeyi başaran seks sahnelerinden biri olan bu havuz sahnesi, Elizabeth Berkley’in kariyerinin en gurur duyduğu anı olmasa gerek.


Hazan Özturan

Hazan Özturan

231 yazı · Galatasaray Üniversitesi'nde 7 yıl boyunca felsefe okudu. Şu sıralar toplumsal cinsiyet alanındaki yüksek lisansı gereği sinemanın doğduğu şehirde, Paris'te yaşıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →