Oyuncuları Çıldırmanın Eşiğine Getiren 10 Rol!
Yönetmenlerin baskılarına ya da setlerdeki ağır çalışma koşullarına dayanamayıp çıldırmanın eşiğine gelen 10 oyuncuyu sizler için listeledik!
Gerek mükemmelliyetçi yönetmenlerin baskıları gerek setlerde maruz kaldıkları zorlayıcı koşullar ile son derece büyük zorluklar yaşayan ve hayatlarını sonsuza dek etkileyecek durumlarla karşılaşan oyuncuların canlandırdığı rolleri sıraladık.
Oyuncuları Delirmenin Eşiğine Getiren 10 Rol!
Björk ve Nicole Kidman

Lars von Trier‘in 2000 yapımı filmi Dancer in the Dark yalnızca seyirciler için değil başrolünde yer alan İzlandalı müzisyen Björk için de travmatik bir filmdi. Sinema tarihindeki en trajik ve umutsuz kadınlardan biri olan Selma karakterinden öyle derinden etkilendi ki Björk sonsuza kadar oyunculuk yapmamaya yemin etti. Aynı zamanda Trier‘le sık sık tartışan Björk filmin çekimleri bittikten kısa bir süre sonra Trier‘le karşılaştıklarında yönetmenin ayağına tükürerek onun için bir şarkı besteleyeceğini söylemiştir. Björk‘le benzer olaylardan muzdarip olan bir diğer Trier oyuncusu ise Dogville filminde yer alan Nicole Kidman. Trier‘le çalışmanın bir gün peri masalı, bir günse kabus olduğunu söyleyen Kidman sürekli Trier‘in aşağılamalarına katlanmak zorunda kaldığını da belirtiyor.
Shelley Duvall

Stanley Kubrick imzalı The Shining‘in yıldızı Shelley Duvall da Kubrick‘in oyuncularına, rollerine hazırlamak için uyguladığı psikolojik baskıdan etkilenmiş oyunculardan biri. Usta yönetmen, Duvall‘ı kasti olarak yalnızlaştırdı ve oyuncuyla devamlı olarak tartıştı. Duvall o meşhur beyzbol sopası sahnesini Kubrick‘in zorlamasıyla tam 127 kez canlandırdı. Sonraları, Duvall çekimler boyunca aşırı stresten dolayı saçlarının avuç avuç döküldüğünü itiraf etti.
Ian McKellen

Peter Jackson‘ın yönettiği The Hobbit: An Unexpected Journey uyarlamasında Hobbitler ve Cücelerin inandırıcı bir şekilde boyutlandırılabilmesi için çok fazla teknik yöntem kullanıldı. Bu yüzden Gandalf’ı canlandıran Ian McKellen sürekli farklı setlerde ve yeşil ekranlar karşısında oynamak zorunda kaldı. Çekimler esnasında başarılı oyuncu kendisini kaybetti ve “Ben bu yüzden oyuncu olmadım!” dedi. O sırada ise mikrofonu hâlâ açıktı ve tüm ekip oyuncunun duygusal çöküntüsüne tanıklık etti.
Martin Sheen

Francis Ford Coppola‘nın başyapıtlarından biri olan Apocalypse Now çekimleri esnasında pek çok tehlikeli ve moral bozucu talihsizlikle karşılaştı. Çok sonraları ortaya çıkan bir gerçekle filmde Martin Sheen‘in sarhoş bir şekilde aklını kaybedip aynayı kırdığı sahnesinin aslında tamamıyla spontane geliştiğini öğrendik. Söylenenlere göre Sheen uyuşturucu, alkol, yorgunluk üçlemesiyle gerçekten aklını kaybedip bu sahneyi canlandırmıştı.
Greta Garbo

MGM Studios tarafından Greta Garbo‘nun kariyerini yükselişe geçirmek için klasikleşmiş rollerinin dışında oyuncuya komedi filmlerinden roller önerdiler. Böylece ikinci komedi filmi olan Two-Faced Woman‘da yer aldı. Ancak film o kadar kötü eleştiriler aldı ki bu olay Garbo‘yu bunalıma sürükleyip emekliliğe ayrılmasına sebep oldu ve elli yıl boyunca gelen teklifleri reddederek 1990’da ölümüne kadar gözlerden uzakta yaşadı.
Kim Basinger

Kim Basinger‘in sinir krizleri henüz 9 ½ Weeks‘in seçmelerindeyken ortaya çıkmaya başladı. Yapımcılar Basinger‘dan umutsuz bir hayat kadınını canlandırmasını istediler. Bir süre arabasında ağlayıp rolü kabul edemeyeceğine karar veren oyuncu, en nihayetinde rolü kabullendi. Ancak bununla bitmedi. Filmin yönetmeni Adrian Lyne çekimler boyunca oyuncudan gerçek bir performans yakalamak için Basinger‘ı kızdırmaya ve yalnızlaştırmaya devam etti.
Jake Lloyd

Star Wars‘un ikinci üçlemesinin ilk filmi The Phantom Menace‘ta Anakin Skywalker’ı canlandıran Jack Lloyd filmin olumsuz eleştirilerinden dolayı hayatının mahvolduğunu söylüyor. Okulunda dalga konusu olduğunu belirten oyuncu filmden sonra oyunculuğu tamamen bıraktı. Lloyd hâla çevresinde kameralar varken son derece rahatsız oluyor ve film hakkında gelen sorular cevaplandırmayı reddediyor.
Tippi Hedren

Alfred Hitchcock‘un The Birds filminin başrol oyuncusu Tippi Hedren kuşların saldırısına uğradığı sahnelerde bilgisi olmadan gerçek kuş saldırısına uğramıştır. 5 gün boyunca Hitchcock, oyuncunun üzerinde doğrudan canlı kuşları attı. Bununla da tatmin olmayan Hitchcock, kuşların Hedren‘e bağlanmasını söyledi. Bu sırada kuşlardan biri de neredeyse oyuncunun gözünü çıkaracaktı. Tüm bu yaşananlardan sonra epeyce korkan Hedren‘in ne yazık ki Hitchcock ile imtihanı bunlarla bitmedi. Hedren‘e kafayı takan Hitchcock izinli günlerinde oyuncuyu takip etmesi için birini tuttu ve oyuncuya cinsel ilişki teklif etti. Hedren reddedip kontratının iptalini istediğinde de Hitchcock kariyerini mahvedeceğine yemin etti.
Buddy Ebsen

1939 yapımı Wizard of Oz‘un çekimleri tüm oyuncular için kabus gibi olsa da bundan en çok etkilenen Buddy Ebsen olmuştu. Tin Man rolü için uygulanan alüminyum makyaj oyuncuyu neredeyse öldürüyordu. Ebsen‘ın vücudu, makyaja alerjik reaksiyon gösterdi ve nefes almasını engelleyerek gece panik içinde uyanmasına neden olan korkunç kramplara neden oldu. Fakat stüdyo buna, oyuncuyu suni ciğerlere bağlı bir halde görene kadar gerçekten inanmadı. Ebsen, sonrasında ise rolü Jack Haley‘ye devretmek durumunda kaldı.
Michael Curtiz Faciası
Kariyerine tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olan Casablanca dahil olmak üzere 173 film sığdıran yönetmen Michael Curtiz, kariyerinin başlarında çektiği 1928 yapımı Noah’s Ark ile filmin tufan sahnesinde ihmal ettiği hayati önlemler yüzünden büyük faciaya neden oldu. Sinematograf Hal Mohr‘un minyatür kullanarak çekmeyi teklif etmesine rağmen sahneyi kendi yöntemiyle çekmekte ısrar eden Curtiz, oyuncuların üzerine tonlarca su boşaltmadan önce kimseyi bilgilendirmedi. Bunun sonucunda 15 kameraman ve onlarca figüran saatlerce sularla boğuştu. Başroldeki kadın oyuncu zatürre oldu ve oyunculardan biri iki kaburgasını kırdı. Sahnedeki dublörlerden birinin ifadesine göre de üç figüran boğuldu. Curtiz hiçbir ceza almadı ve ilerleyen zamanlarda tarihteki en önemli filmlerinden biri olan Casablanca‘yı yönetti.
Melike Ölker
219 yazı · 1993 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı’nda ise lisans öğrencisi.
Yazarın diğer yazılarını gör →