· 1 dk okuma

Muazzam Bir Sinematografi Örneği: Breaking Bad’in Geniş Açı Çekimleri

Muazzam Bir Sinematografi Örneği: Breaking Bad’in Geniş Açı Çekimleri

“İnsanlar artık filmlerde ve dizilerde gördükleri geniş açı çekimleri “Breaking Bad çekimi” olarak adlandırmaya başladı. Yönetmenler, “Hadi şu Breaking Bad geniş açı çekimleri kullanalım bu sahnede.” diyecekler yakında. Kaldı ki bu, televizyonda çok sık görebileceğiniz bir olay değil.”

Breaking Bad‘in görüntü yönetmenliğini yapmış isimlerden Michael Slovis‘e ait olan bu sözler, Jorge Luengo Ruiz‘in kotardığı bir başka B-Bad kolaj çalışmasını birebir tanımlayan sözcükler oluyor. Daha önceden, Breaking Bad ile Pulp Fiction arasındaki benzerlikleri gözler önüne serdiği çalışmasını paylaştığımız Ruiz’in yeni çalışması bu sefer Breaking Bad’in televizyonda öncülüğünü yaptığı bir alanı irdeliyor: Geniş açı çekimleri!

Bu konuda Slovis’in abarttığını kesinlikle söyleyemeyiz. Breaking Bad’i izlemiş hemen herkesin ağzına pelesenk olmuş bir laf vardır, “Acayip kendine has bir dizi”. Breaking Bad’e bu nevi şahsına münhasırlığı getiren unsurlardan biri de kesinlikle dizinin müthiş sinematografisi ve bu sinematografinin adeta altını çizen geniş açı çekimleri.

Kanser olduğunu yeni öğrenen Walter White ile yeni ortağı Jesse‘nin çöl ortasında meth pişirmesinden tutun da “yüce” Heisenberg‘in Mike ile gerçekleşen gerilimli buluşmasına; Breaking Bad’i Breaking Bad yapan sahnelerden tutun da dizide gördüğümüz en basit bir ana kadar görürüz geniş açı kullanımını dizide. Slovis’in de belirttiği gibi daha sinemasal bir teknik olarak kabul edilen geniş açı çekimlerini kendi alametifarikası haline getiren dizi, bu anlamda televizyonun öncülerinden biri olmayı başarıyor.

Jorge Luengo Ruiz’in, Breaking Bad’in geniş açı çekimlerini bir araya getirdiği videosuna aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Breaking Bad’in Geniş Açı Çekimleri


Emre Serbes

Emre Serbes

179 yazı · İlkokul yıllarında sinemada izlediği Matrix’i tam anlamasa da filmin ve sinemanın büyüsüne kolayca kapıldı. Liseye geçtiğinde edebiyatı keşfetse de sinema hep gönlünde yatan sanat oldu. Twelve Monkeys, The Usual Suspects, Memento, Fargo filmlerini izlediğinde sinemanın anlatı konusundaki potansiyelini hayretle tecrübe etmiş oldu. Küçük bir filmin bile yüzlerce insanın hayatını değiştirebileceği düşüncesi, onun sinema heyecanını ayakta tutmaya yetti. Şimdi ise, İTÜ Gemi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirmeye çalışıyor ve çok sevdiği sinemadan kopmamak için uğraşıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →