· 9 dk okuma

Karşılıksız Aşk Üzerine 20 Film!

Karşılıksız Aşk Üzerine 20 Film!

Sevgiyi ölçebilmek değil de derdimiz dünyaca ünlü aşk mitlerine baktığımızda bile her zaman birinin diğerinden daha çok sevdiği vurgulanır inceden. Zira aşkın olduğu yerde bir âşık vardır, bir de mâşuk. Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar’da da kaleme aldığı gibi: “Aşk yolculuğu tek kişilik başlar, maşukunu bulunca bir müddet iki kişiyle sürer ama yolun sonunda yine tek başımıza kalırız.” Sanatın güzide yedincisi sinema da tabii ki aşkın bu boyutuna gözü kapalı kalmadı. Derinlemesine işleyebileceği, kimi zaman dramatikliğiyle yüreğimizi burkacak, kimi zaman da naifliğiyle yüzümüzde güller açtıracak âşıklara ve mâşuklara şahane hikâyeler yazan usta yönetmenlerin karşılık bulamayan, bulsa da yitiren, aşkla kavrulan karakterleriyle hafızalarınıza kazınacak başarılı filmlerini listeledik.

Karşılıksız Aşk Üzerine 20 Film!

City Lights (1931)

city-lights-charlie-chaplin-filmloverss

Charles Chaplin’in yapımcılığını, yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği 1931 yapımı sessiz bir filmi City Lights (Şehir Işıkları) pek çok Chaplin filminde karşımıza çıkan Tramp (serseri) karakterinin karşılaştığı gözleri görmeyen bir çiçekçi kadına âşık olmasını konu alır. 1991 yılında kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilen filmin Chaplin’in en sevilen filmlerinden biri olarak sinema tarihindeki yerini alır. Filmin müzikleri de aynı zamanda usta sinemacı Chaplin tarafından bestelenmiştir.

Letter from an Unknown Woman (1948)

letter-from-an-unknown-woman-filmloverss

Max Ophül’ün 1948 yılında Avusturyalı yazar Stefan Zweig’in 1922 yılında yayımlanan aynı adlı eserinden uyarladığı Letter from an Unknown Woman (Meçhul Bir Kadının Mektupları) başarılı bir uyarlama olmasının yanı sıra ustalıkla işlenmiş bir melodram olma özelliği de taşır. Filmde ünlü bir piyanist olan Stefan Brand’in tanımadığı bir kadından mektup almasıyla başlayan hikâyesini izleriz. Mektup ve zaman ilerledikçe varlığından bile neredeyse habersiz olduğu, kendisine âşık bu kadın hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlayan Brand’in yolculuğuna tanık oluruz.

Morte a Venezia (1971)

death-in-venice-filmloverss

1929 yılında Nobel Ödülü ile kucaklaşan Alman yazar Thomas Mann’ın 1912 yılında yayımlanan aynı isimli novellasından İtalyan sinemasının önemli yönetmenlerinden Luchino Visconti tarafından beyazperdeye uyarlanan 1971 yapımı Morte a Venezia (Venedik’te Ölüm) Venedik’e seyahate gelen ve burada müthiş bir güzelliğe sahip olan Polonyalı genç bir adama tutulan orta yaşlı bir bestekârın hikâyesini konu alır. Visconti’nin başyapıtlarından biri olarak anılan ve alışılmışın dışında bir seyre sahip filmin şiirsel, yoğun ve romantik anlatımı izleyicisini derinden etkiler.

Der Himmel über Berlin (1987)

der-himmel-uber-berlin-wim-wenders-filmloverss

Filmlerinde daima bir arayış ve yolculuk içinde olan Alman sinemasının usta yönetmenlerinden Wim Wenders, ezelden beridir yaşayan ve Berlin üzerinde uçan meleklerin hikâyesini anlattığı 1987 yapımı Der Himmel über Berlin (Berlin Üzerindeki Gökyüzü) filmiyle ölümsüzlüğü, uçabilmeyi, görünmez olmayı arzulayan insanlara rağmen tüm bunlara sahip olan meleklerin yalnızlığını aktarır izleyicisine. Yeni Alman Sinemasının önemli eserlerinden biri olan film, gerçeküstü anlatımıyla çağlar boyunca orada olan ve her şeyi gözlemleyen meleklerden birinin ölümsüz yaşamından vazgeçerek insan olmayı ve insanlığın arasına karışmayı denemesiyle ilerler. Bu süreçte de yalnız ve mutsuz bir kadına âşık olur. Senaryosunu Wenders’ın Peter Handke ile birlikte kaleme aldığı ve Wim Wenders’a Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran film şiirsel ve büyüleyici anlatımıyla sinema tarihine adını yazdırır.

La Ley del Deseo (1987)

la-ley-del-deseo-law-of-desire-almodovar-filmloverss

İspanya Sinemasının en değerli yönetmenlerinden biri olan ve izleyicisini hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayan usta yönetmen Pedro Almodóvar, 1987 yapımı La Ley del Deseo (Arzunun Kanunu) filminde de yer yer gerilim yer yer komedi unsurlarıyla seyircisini ekrana kilitlemeyi başarıyor. Kendisine uluslararası ün kazandıran La Ley del Deseo’da kendine has üslubuyla eşcinsel bir yönetmenin tutkularını ve karşılıksız aşkını anlatıyor. Eusebio Poncela, Antonio Banderas ve Carmen Maura’nın yer aldığı La Ley del Deseo mutlaka izlenmesi gereken önemli yapımlardan biri.

Krótki Film O Miłości (1988)

a-short-film-about-love-kieslowski-filmloverss

Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin on bölümden oluşan televizyon serisi The Decalogue’un altıncı bölümünün genişletilmiş film versiyonu olan 1988 yapımı Aşk Üzerine Kısa Bir Film (Krótki Film O Milosci) kendisinden yaşça büyük bir kadına aşık olan Tomek adında genç bir oğlanı konu alır. Tutulduğu kadını gizlice dikizlemeye başlayan Tomek’in duyguları giderek saplantılı bir hal almaya başlar ve hikâye Tomek’in kadına hislerinden bahsetmeye kalkışmasıyla devam eder. Kieslowski’nin her filminde görebildiğimiz gibi insan psikolojini derinlemesine kurcalayan filmlerinden biri olan Krótki Film O Miłości, konu aldığı aşkı yalnızca oğlanın gözünden değil aynı zamanda kadının bakış açısından da yansıtan mutlaka izlenmesi gereken filmlerden biridir.

Chung Hing Sam Lam (1994)

chungking-express-wong-karwai-filmloverss

Hong Kong Sinemasının ikinci dalga yönetmenlerinden Wong Kar-wai’in 1994 yapımı filmi Chung Hing Sam Lam (Hong Kong Ekspresi) iki hikâyeden oluşmaktadır. Filmin tek taraflı bir aşk ile tam olarak uyuşan kısmı ise ikinci bölümdedir. Renkli sinematografisi ve eşsiz müzikleriyle yönetmenin en önemli filmlerinden biri olan Chung Hing Sam Lam, yakın zamanlarda sevgilisinden ayrılmış olan ve bu ayrılığın üstesinden gelmeye çalışan bir polise aşık olan; ancak hislerini polise doğrudan söyleyemeyen bir kadını konu alır. İçine kapanık bir karaktere sahip olan bu kadın hislerini doğrudan söyleyemez; ancak onları ifade etmesinin daha başka yolu da vardır onun için.

Monsieur Hire (1989)

monsieur-hire-patrice-leconte-filmloverss

Belçikalı polisiye yazarı Georges Simenon’ın Les Fiançailles de M. Hire adlı romanından Fransız yönetmen Patrice Leconte’un beyazperdeye uyarladığı Monsieur Hire, garip olduğu düşünüldüğü için genç bir kadını öldürmekten suçlanan orta yaşlı ve asosyal bir adam olan Monsieur Hire’ın karşı binada oturan komşusu Alice’e olan takıntısını konu alır. Cannes Film Festivali’nde gösterilen ve Altın Palmiye’ye aday olan bu başarılı filmin başrolünde Michel Blanc yer almaktadır.

Zire Darakhatan Zeyton (1994)

zire-darakhatan-zeyton-abbas-kiyarustemi-filmloverss

İran Sinemasının Yeni Dalga yönetmenlerinden Abbas Kiyarüstemi’nin Köker Üçlemesi’nin Hane-i Dost Kocast ve Zendegi va Digar Hich’in ardından gelen 1994 yapımı son filmi Zire Darakhatan Zeyton (Zeytin Ağaçları Altında) önceki filmlerinin çekim ve yapım öyküsünün anlatıldığı filmidir. Yönetmen diğer filmlerinde rastladığımız yalın ve doğal anlatımını bu filminde de sürdürerek Hüseyin’in Tahire’ye olan aşkını ve süregelişini aktarır izleyiciye. Açık uçlu sonu ile çokça eleştirilen film Altın Palmiye’ye aday gösterilmiş aynı yıl içerisinde İran’ın Oscar adayı olarak Akademi’ye gönderilmiştir.

Fucking Åmål (1998)

fucking-amal-lukas-moodysson-filmloverss

İsveçli yönetmen Lukas Moodysson’ın ilk uzun metrajlı filmi olan 1998 yapımı Fucking Åmål (Sev Beni) içine kapanık ve depresif kişiliğe sahip Agnes adındaki eşcinsel bir gencin tek taraflı aşkını konu alır. Eşcinsel olduğu duyulan ve herkesin dalga geçtiği Agnes, okulun popüler kızı Elin’e âşıktır. Usta yönetmen Ingmar Bergman tarafından “genç ustanın ilk başyapıtı” olarak tanımlanan Fucking Åmål, birbirinden taban tabana zıt karakterlere sahip bu iki gencin kendilerini keşfetme süreçlerinde yaşadıkları hikâyeye odaklanan romantizmi yoğun bir yapım olarak karşımıza çıkar.

Wo De Fu Qin Mu Qin (1999)

The-Road-Home-1999-filmloverss

Çinli yönetmen Zhang Yimou’nun 1999 yapımı romantik dram filmi Wo De Fu Qin Mu Qin (Eve Dönüş Yolu) yazar Bao Shi’nin Remembrance adlı romanından uyarlandı ve filmin snaryosunu yazarın kendisi kaleme aldı. Kasabaya gelen genç bir öğretmene âşık olan bir kadının hikâyesini konu alır. Kadının kendisine olan ilgisine karşılık veren öğretmen belli bir süre sonra şehre dönmek zorunda kalır; ancak beklemekten bitap düşmüş olan kadına rağmen bir türlü gelmez. Son derece dokunaklı hikâyesiyle Wo De Fu Qin Mu Qin kaçırılmaması gereken sarsıcı bir film. Filmin başrolünde yer alan Zhang Ziyi bu filmle ilk oyunculuk deneyimine adım atıyor fakat muazzam bir oyunculuk sergiliyor.

Malèna (2000)

malena-giuseppe-tornatore-filmloverss

İtalyan yönetmen Giuseppe Tornatore’un Luciano Vincenzoni’nin aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarladığı 2000 yapımı Malèna, güzelliği dillere destan olan Malèna’nın yeni taşındığı kasabada yaşadıklarını konu alır. Neredeyse kasabadaki tüm erkeklerin derinden etkilendiği Malèna burada pek çok mental, fiziksel ve sosyal problemlerle yüzleşmek zorunda kalır. Bu sırada kendini yeni yeni keşfetmeyen başlayan genç bir oğlan da Malèna’ya âşık olur ve film, bu oğlanın henüz aşina olmadığı bu duygularını takıntı haline getirmeye başlamasıyla devam eder. İki dalda hem Oscar’a hem de Altın Küre’ye aday gösterilmiş olan Malèna, Tornatore’un Cinema Paradiso gibi bir diğer klasikleri arasında gösterilir.

Baran (2001)

Baran-majid-majidi-2001-filmloverss

İranlı yönetmen Majid Majidi’nin yazıp yönettiği 2001 yapımı Baran (Yağmur) İran’ın toplumsal ve kültürel yapısı hakkında önemli bir kaynak olarak gösterilmesinin yanı sıra İran’ın politik statüsüne de gerçekçi bir bakış sergiler. Müslüman bir toplumda adeta aşkın tarifi olan Baran, 17 yaşındaki Azeri bir gencin İran’da yasal problemlerle uğraşan Afgan bir mülteci olan Baran’a âşık olmasını konu alır. Coğrafyanın sorunlarını arka planına alarak ilerleyen filmde git gide büyüyen bir aşkın ilginç hikâyesine tanık oluruz.

 Amélie (2001)

amelie-2001-jeunet-filmloverss

Başrolünde Audrey Tautou’nun yer aldığı Jean-Pierre Jeunet’nin 2001 yapımı kült filmi Amélie, çevresindeki insanlara yardım etmeye çalışan ve aşkı arayan Parisli bir kadının hikâyesini konu alıyor. 5 Dalda Oscar’a aday gösterilen film sıcacık renkleriyle, Amélie’nin içten tavırlarıyla ve iflah olmaz pozitifliğiyle seyircisini tümüyle saran bir film. Filmin ilk kısmından sonrasında özellikle asosyal ve yalnız bir yaşam süren Amélie’nin hoşlandığı bir adamı mutlu etmek için gizliden gizliye yaptığı iyiliklere şahit oluruz. Hong Kong Ekspresi ile benzeşen yönlere sahip Amélie’de de hislerini doğrudan ifade edemeyen ama hoşlandığı kişiye bunu ifade edebilmenin başka yollarını bilen bir karakter profili çizilir.

Heung Joh Chow Heung Yau Chow (2003)

turn-left-turn-right-takeshi-kaneshiro-filmloverss

Hong Kong ve Singapur ortaklığıyla 2003 yılında Tayvan’da çekilen Heung Joh Chow Heung Yau Chow (Sağa Dön Sola Dön) Tayvanlı yazar Jimmy Liao’nun 1999 yılında yayımlanan A Chance of Sunshine isimli çizgiromanından uyarlanmıştır. Yönetmenliğini ise Johnnie To ile Wai Ka-Fai üstlenmiştir. Warner Bros. tarafından yapımcılığı ve dağıtımcılığı üstlenilen ilk Çince film olan Heung Joh Chow Heung Yau Chow, birbirine âşık olmuş ama yolları ayrılmak zorunda kalmış iki gencin kadere olan inançlarıyla yollarının bir gün kesişebileceğini son derece keyifli bir dille konu alır.

Le Conseguenze dell’Amore (2004)

the-consequences-of-love-paolo-sorrentino-filmloverss

Son dönem İtalyan Sinemasının önemli yönetmenlerinden olan Paolo Sorrentino, 2004 yapımı Altın Palmiye adaylığına sahip filmi Le Conseguenze dell’Amore (Aşkın Getirdikleri) ile psikolojik bir gerilim sunuyor izleyicisine. Yalnız ve asosyal bir iş insanı olan orta yaşlı bir adamın, evliliğindeki sorunlarıyla daha da içine kapanan Titta Di Girolamo sürekli gittiği bir otel barında güzel bir garson ile karşılaşır ve ona âşık olur. Ancak aşırı utangaçlığı ve asosyal yapısıyla kadınla konuşmaya bile cesaret edemez.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

eternal sunshine train-Filmloverss

Yönetmenliğini Michel Gondry’nin üstlendiği ve başrollerinden Jim Carrey ile Kate Winslet’ın yer aldığı 2004 yapımı Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan) birlikte oldukları zamanları hafızasından sildiren ve Joel’in kim olduğunu bile hatırlamayan Clementine’in yöntemini keşfetmesi üzerine aynısını kendi üzerinde de deneyen Joel’in iki yıllık ilişkilerini adım adım izlerken yaşadığı pişmanlıklar üzerine Clementine’in hafızasından silinmemesi için verdiği mücadeleyi anlatır. Son derece başarılı kurgusuyla hafızalara kazının film, En İyi Senaryo dalında Oscar ödülünü kazanmıştır.

Cztery Noce z Anna (2008)

jerzy-skolimowski-four-nights-with-anna-filmloverss

Polonyalı yönetmen Jerzy Skolimowski’nin on yedi yıl aradan sonra çektiği 2008 yapımı filmi Cztery Noce z Anna (Anna ile Dört Gece) bir hastanenin krematoryumunda çalışan eski mahkûm Leon’un aynı hastanede hemşire olarak görev yapan Anna’ya olan takıntısını konu alır. Gündüz, gündüz Anna’yı dikizleyen Leon bir gece Anna’nın evine girerek sabaha kadar onun yanında kalır. Kısa sürede saplantıya dönüşen bu durumu, Anna’nın ev işlerini yapmaya kadar ilerler. Senaryosunu Skolimowski’nin Ewa Piaskowska ile birlikte kalema aldığı bu ödüllü yapımın başrollerinde ise Artur Steranko ve Kinga Preis yer alıyor.

Ai No Mukidashi (2008)

love-exposure-ai-no-mukidashi-sono-filmloverss

Japonyalı yönetmen Sion Sono’nun 2008 yapımı filmi Ai No Mukidashi (Aşka Maruz) toplumsal normlar tarafından baskılara maruz kalmış üç gencin içinde bulunduğu bir aşk üçgeni etrafında dönüyor. Orijinalinde altı saatlik uzunluğa sahip olan filmin süresi yapımcıların ricasıyla yönetmen tarafından dört saatlik bir süreye kadar kısaltılmıştır. Yönetmenin en iyi filmlerinden biri olarak görülen film pek çok festival dolaşmış ve ödüller kazanmıştır.

(500) Days of Summer (2009)

500_Days_of_Summer-529239290-large

Senaryosunu Scott Neustadter ve Michael H. Weber’ın yazdığı, yönetmenliğini ise Marc Webb’in üstlendiği (500) Days of Summer, gerçe aşkın varlığına inanmayan bir kadın ile ona aşık olan bir adamın hikâyesini konu alır. Filmin doğrusal olmayan bir kurgusu vardır. Tom, Summer ile 500’ün gün süren ilişkilerinin bitmesinin ardından yaşadıklarını kesitler halinde anlatmaktadır. Altın Küre’ye aday gösterilen bu bağımsız yapımın başrollerinde ise Joseph Gordon-Levitt ve Zooey Deschanel yer almaktadır.


Melike Ölker

Melike Ölker

219 yazı · 1993 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı’nda ise lisans öğrencisi.

Yazarın diğer yazılarını gör →