Filmleri Unutulmaz Kılan 10 Kapanış Müziği
Açılış ve kapanış sahneleri; filmin kaderini belirleyen ve seyircinin hafızasında en çok yer eden bölümler olarak karşımıza çıkar. Bir sinema filmini sanatçının insanlarla iletişim kurabilmek için veya etrafındaki dünyayı kendi gözünden aktarabilmek için kullandığı bir araç olarak nitelendiriyorsak, o filmin kapanış sahnesi yönetmenin kendini anlatabilmesi ve filmin taşıdığı mesajı seyirciye yansıtabilmesi için en iyi olanaktır. Final sahnesi filmin ruhunun çarpıcı bir özeti niteliğindedir. Amacına uygun müziklerle sunulduğunda, filmin yapım sürecinde verilen bütün emekler yerini bulacak, filmin bünyesinde barındırdığı tüm hissiyat seyirciye doğrudan aktarılacak ve seyircinin belleğinde eşsiz bir yere sahip olacaktır. American Beauty’nin Because’undan Donnie Darko’nun Mad World’üne filmleri unutulmaz kılan 10 kapanış müziğini sizler için derledik.
Filmleri Unutulmaz Kılan 10 Kapanış Müziği
The Breakfast Club – Don’t You Forget About Me (Simple Minds) (1985)
John Hughes’un senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği 1985 yapımı The Breakfast Club, birbirinden oldukça farklı karakteristlik özellikler barından beş lise öğrencisinin aldıkları ceza sonucu bir Pazar gününü kütüphanede geçirmek zorunda kalmaları ve ardından gelişen olayları konu alıyor. 80’lere damgasını vuran gençlik filmi The Breakfast Club’ın kilit noktası karakterlerin birbirlerinden çok da farklı olmadıkları keşfetmesi olarak karşımıza çıkıyor. Simple Minds imzasını taşıyan Don’t You Forget About Me filmin sonundaki içimizi ısıtan fakat bir yandan da buruk hisler uyandıran sahneler ile muazzam bir uyum yakalıyor. Don’t You Forget About Me hem karakterlerin günün sonunda birlikte geçirdikleri zaman içerisinde neler kazandıklarını hatırlatıcı bir görev üstlenirken hem de inancını yitirmiş bir jenerasyonun ilanı niteliğinde.
Goodfellas- I Did It My Way (Sid Vicious) (1990)
Martin Scorsese’nin en başarılı yapıtlarından biri olarak kabul edilen ve bir mafya filmi olarak nitelendirebileceğimiz Goodfellas, Henry Hill karakterine odaklanırken mafyaya girişinden itibaren başından geçenleri ve nihai sonunu seyirciyle buluşturuyor. Scorsesenin film müzikleri konusundaki su götürmez başarısı Goodfellas’a da yansıyor. Scorsese filmin final sahnesi için bir Frank Sinatra parçası olan I Did It My Way’in Sid Vicious coverını seçiyor. Şarkının pervasız ve şiddet dolu bir hayat süren Sid Vicious tarafından yorumlanması elbette tesadüf değil. I Did It My Way filmin temasını yansıtma konusunda bir ayna görevi üstleniyor.
Reservoir Dogs – Coconut (Harry Nilson) (1992)
Quentin Tarantino’nun ikinci uzun metraj filmi olma özelliğini taşıyan Reservoir Dogs, mücevher soygunu için bir araya gelen bir hırsız çetesinin maceralarını konu alıyor.
Filmin sonunda Shakespearevari bir şekilde, bütün karakterler saniyeler içerisinde ölüyor, sırlar ortaya çıkıyor ve bütün bu gelişmelerin hissettirdiği gerginliği kıracak “Coconut” ı duymaya başlıyoruz. Harry Nilson imzası taşıyan ve 70’lerin soul müziğinin en iyi örneklerinden Coconut, Tarantino’nun dahiyane vizyonunun ürünlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
American Beauty – Because (Elliot Smith) (1999)
Senaristliğini Alan Ball’un, yönetmenliğini ise Sam Mendes’in üstlendiği 1999 yapımı American Beauty, hem Amerikan Rüyası’na getirdiği eleştiri açısından hem de Amerikan toplumunu etkileyici bir biçemle yansıtmasıyla kült filmler arasında yerini almıştır. Filmin başarısını perçinleyen en önemli etkenlerden biri ise filmde kullanılan müziklerdir. Film kapanışı Beatles’ın Because parçasının Elliot Smith coverı ile yapar. Şarkının verdiği hissiyat başlı başına bir olağanüstülük taşırken, American Beauty ile harmonisi ise sizi farklı dünyalara götürecek kadar güçlü hissettirir.
Fight Club – Where Is My Mind (The Pixies) (1999)
Kapanış sekansı ve kapanış müziği denildiğinde aklımıza ilk gelen yapım şüphesiz Fight Club’dır. Listenin olmazsa olmazı efsanevi Fight Club’ı bu kadar eşsiz kılan nitelik Chuck Palahniuk’un dahiyane senaryosu ve David Fincher’ın bu senaryoyu beyazperdeye uyarlamadaki sinematik başarısına dayanmaktadır. Filmin belleklerimize kazınan sonunun en büyük kahramanı The Pixies’in Where Is My Mind adlı parçasıdır. Where Is My Mind filmin büyük çıkışının ardından Fight Club ile anılmaya başlamış ve aslında 80’lerde yayınlanmış olmasına rağmen 90’ların kült parçaları arasında yerini almıştır.
Donnie Darko – Mad World (Gary Jules) (2001)
Richard Kelly’nin senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği yapım, Donnie Darko isimli bir gence insan-tavşan karışımı bir yaratık tarafından 28 gün sonra dünyanın sonunun geleceğinin söylenmesi ve ardından gelişen olaylar zincirini konu alır. Birçok ödül kazanan 2001 yapımı Donnie Darko, başarılı kurgusuyla ve barındırdığı gerçeküstü motiflerle seyirciyi zorlayan yapımlar arasında başı çekmektedir. Orijinali Tears for Fears’a ait Mad World, Gary Jules’un duygu yüklü yorumuyla filmin ruhunu ve final sahnesinin tüm ağırlığını hücrelerinizde hissettiriyor ve Donnie Darko ile adeta bütünleşiyor.
Lost In Translation – Just Like Honey (The Jesus and Mary Chain) (2003)
Başrolde Bill Murray ve Scarlett Johansson’ı izlediğimiz 2003 yapımı Lost in Translation, Sofia Coppola’nın başyapıtı olarak nitelendirilir. “En İyi Özgün Senaryo” dalında Akademi ödülünü kucaklayan film, Bob ve Charlotte adlı iki karakterin yollarının kesişmesini konu alır. Filmin son sahnesinde duyduğumuz melodi ise The Jesus and Mary Chain’in Just Like Honey adlı parçasıdır. Just Like Honey, Lost In Translation’un temasıyla bütünleşir ve filmin atmosferini sanki oradaymışsınız gibi solumanızı sağlar.
The Life Aquatic with Steve Zissou – Queen Bitch (David Bowie) (2004)
Usta yönetmen Wes Anderson’ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği 2004 yapımı The Life Aquatic with Steve Zissou, Steve Zissou adlı okyanus bilimcinin en yakın dostunu öldüren esrarengiz köpekbalığının peşine düşmesini konu alır. Wes Anderson’ın sevilen yapımları arasında yer alan filmin sonunda David Bowie’nin Queen Bitch adlı parçasını duyarız fakat film başlı başlına David Bowie diskografisinden örneklerle bezenmiştir. David Bowie parçalarının filmin sürrealist olgularıyla uyum içerisinde olduğu ise yadsınamaz bir gerçek.
The Social Network – Baby, You’re a Rich Man (Beatles) (2010)
Beatles’ın müzik dünyası kadar sanatın tüm dallarını da büyük oranda etkisi altına aldığını açıkça görmekteyiz. Bir David Fincher yapımı olan ve senaryosunu Aaron Sorkin’in kaleme aldığı The Social Network, Mark Zuckerberg’in Facebook’u kurma hikayesini seyirciyle buluşturuyor. Filmin son sahnelerinde Mark Zuckerberg’in eski kız arkadaşına arkadaşlık isteği gönderdiğini ve geri dönüş alamadığını; başka bir deyişle büyük bir başarı örneği sergilediğini fakat aslında yalnızlıkla boğuştuğuna tanık oluyoruz. John Lennon’ın eşsiz vokalinden dinlediğimiz Baby You’re Rich Man Zuckerberg’in içerisinde bulunduğu durumu ve filmin barındırdığı sosyal eleştiriyi de aynı oranda yansıtmayı başarıyor.
Drive – A Real Hero (College & Electric Youth) (2011)
Nicolas Winding Refn’in yönetmenliğini üstlendiği 2011 yapımı Drive, Ryan Gosling’in hayat verdiği sürücü karakterine odaklanıyor. Drive, Hollywood’da dublörlük yapan ve başarılı araba sürme yetisi sayesinde geceleri soygunlara katılan sürücünün evli bir kadına aşık olması sonrasında hayatının yön değiştirmesi ve ardından başından geçen olayları konu alıyor. College & Electric Youth imzası taşıyan A Real Hero, birçok seyircinin hayatına Drive sayesinde giren bir şarkı olmanın ötesinde seyirciler ve eleştirmenler tarafından Drive’ın başarısını katlayan ve final sahnesinin etkisini artıran en önemli unsur olarak görülmektedir.
Gökçen Sena Duman
77 yazı · 1995 yılında Karabük’te doğdu. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim- Tercümanlık bölümünde lisans öğrencisi. Kendini 70’li yıllara ait hisseder. En büyük hayali ise The Boat That Rocked’ın büyülü dünyasındaki bir radyocu olmak.
Yazarın diğer yazılarını gör →