Başka Sinema’nın Mayıs Filmleri Belli Oldu
Bağımsız filmlerin dağıtıcısı M3 Film ve Kariyo & Ababay Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen Başka Sinema’nın Mayıs filmleri belli oldu.
6 Mayıs
Chronic / Kronik

Yönetmenliği Michel Franco tarafından yapılan Chronic filminin oyuncu kadrosunda Tim Roth, Robin Bartlett, Michael Cristofer, Bitsie Tulloch ve Sarah Sutherland yer alıyor. 2015 Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan film bir adamın işinden yola çıkarak yapmış olduğu içsel bir yolculuğu hedef alıyor ve bunu şiirsel bir şekilde yansıtıyor.
Chronic, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor. David; zorlu, talepkâr mesleği gereği bir yandan hastalarıyla yakınlaşmak zorunda kalırken bir yandan da duygusal açıdan tükenmektedir. Özel hayatında çekingen, beceriksiz ve muhtaçtır. Omuzlarındaki yük dayanılmaz hale geldiğinde, yüzünü geçmişe dönmek zorunda kalacaktır.
13 Mayıs
Ana Yurdu

Fareler, Unus Mundus, Süt ve Çikolata gibi başarılı kısa filmlerin arkasındaki isim Senem Tüzen’in ilk uzun metraj filmi Ana Yurdu başrollerinde Esra Bezen Bilgin ve Nihal Koldaş’ı buluşturuyor. Ana Yurdu romanını bitirmek için anneannesinden kalan köy evine giden Nesrin ile beklenmedik bir şekilde ziyaretine gelen annesi Halise’nin tansiyonu gitgide yükselen öyküsünü anlatıyor. Çekimleri Niğde’de gerçekleştirilen Ana Yurdu’nun oyuncu kadrosunda Fatma Kısa ve Semih Aydın da yer alıyor. Film 72. Venedik Film Festivali’nde, 35. İstanbul Film Festivali’nde ve 22. Adana Uluslararası Film Festivali’nde yarıştı. 35. İstanbul Film Festivali’nde FIPRESCI ödülünü kazanan film, 22. Adana Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Senaryo, En İyi Sinematografi, En İyi Kadın Oyuncu (Nihal Koldaş), SİYAD En İyi Film, Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen ödüllerine sahip oldu.
“Ana Yurdu”, annesine duyduğu sevgi ve nefret hisleriyle arafta kalmış bir kadının kendinden ödün vermeyen portresidir. Nesrin, romanını bitirmek ve yazar olma hayallerini gerçekleştirmek için, kısa süre önce ölen anneannesinin İç Anadolu’daki boş köy evine taşınır. Ama gün be gün muhafazakarlaşan annesi Halise’nin beklenmedik ziyareti ve tüm ısrarlarına rağmen dönmeyi reddetmesiyle birlikte Nesrin’in yazma denemeleri ve köy hayatına dair kurduğu hayaller suya düşer. Bu iki kadın, birbirlerinin iç dünyalarındaki en kuytu köşelerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Filmin eleştirisini okumak için tıklayınız.
Hitchcock Truffaut

1967 yılında yayımlanan, usta yönetmenler Francois Truffaut ile Alfred Hitchcock‘un bir araya geldiği ve bir hafta boyunca dünden bugüne Hitchcock’un kariyerini gözden geçiren görüşmenin kaleme alınmış hali olan Hitchcock/Truffaut kitabı hiç kuşkusuz sinefillerin en saygıdeğer başucu kitabı. Hitchcock’un filmlerindeki üslubunu ve hassas noktalarını ele almasıyla sinemaya yeni bir soluk getiren bu kitap pek çok yönetmenin de gözünü açıyor diyebiliriz. Şimdi ise Kent Jones‘un yönetmenliğini üstlendiği ve günümüz sinemasına yön veren yönetmenlerin gözünden anlatılan Hitchcock/Truffaut belgeseli adeta kitaba eklemeler yapıyor ve Hitchcock’un film çekme sürecindeki tüm detaylarını gözler önüne seriyor. 68. Cannes Film Festivali kapsamında prömiyerini gerçekleştiren belgeselin merkezinde yalnızca Hitchcock/Truffaut kitabı yer almıyor. David Fincher, Martin Scorsese, Wes Anderson ve Richard Linklater gibi günümüzün önde gelen yönetmenleri, kitap üzerinden yaptığı çıkarımların yanı sıra Hitchcock’un kendileri ve yönetmenlikleri üzerindeki etkilerini de oldukça merak uyandıracak bir biçimde anlatıyorlar.
Bir sanat dalının yöneldiği istikamete azami derecede etki eden iki yönetmen, Alfred Hitchcock ve François Truffaut. İkisi arasında kurulmuş bir köprü var: Truffaut´nun Hitchcock´la 3 gün boyunca yaptığı söyleşiden derlediği, 1966 yılında yayımlanan kitabı Hitchcock´a Göre Sinema. Kent Jones´un belgeseli Hitchcock/Truffaut, bir soru soruyor sinemanın hâlihazırdaki büyük yönetmenlerine: “Bu kitap sinemaya bakışınızı nasıl etkiledi?” Fincher, Schrader, Scorsese, Assayas, Bogdanovich ve pek çok isim, yılın heyecanla beklenen belgeselinde iki büyük yönetmene saygı duruşunda bulunuyor.
Filmin eleştirisini okumak için tıklayınız.
20 Mayıs
Que Horas Ela Volta? – The Second Mother / Annemle Geçen Yaz

Sinemaya kısa filmlerle başlayan Anna Muylaert önemli Brezilya gazetelerinde film eleştirmenliği yaptı ve 2002 yılında çektiği ilk filmi Durval Discos gibi yedi yıl sonra yaptığı ikinci filmi E Probidio Fumar ile de pek çok ödül aldı. Sundance ve Berlin Film Festivali’nden ödüllerle dönen Brezilya yapımı filmi Que Horas Ela Volta ile dikkat çekici yapımlardan birine imza atıyor Muylaert.
Kızını yetiştirmeleri için Pernambuco’da küçük bir kasabada akrabalarına bıraktıktan sonra; Val 13 yılını, Sao Paulo’da Fabinho’ya bakıcılık yaparak geçirir. Ekonomik gücü vardır ama Jessica’yı büyütememiş olmanın suçluluğuyla yaşamak zorundadır. Fabinho’yla yaşıt olan öz kızı üniversite giriş sınavları için Val’i arayıp ondan yardım istediğinde kendisine sanki ikinci bir şans vermiştir. Jessica, Sao Paulo’ya gelip üniversite sınavlarına girmek istemektedir. Annesi Val, hem bu duruma sevinir hem de endişelenir. Val, işverenlerinin rızası ve desteği sayesinde, uzun zamandır düşlediği kızına tekrar yakın olmak için hazırlıklara başlar… Fakat Jessica geldiğinde, birlikte yaşamak hiç kolay olmaz. Kız, kendisinden beklendiği gibi uyumlu davranmaz ve evin içinde gerilim yaratmaya başlar. Kızın kişiliği ve açık sözlülüğünden herkes etkilenecektir. Çok geçmeden Val kendini, oturma odasıyla mutfak arasında bir ayrımın tam ortasında, hayatla yüzleşmenin yeni bir yolunu bulmak zorunda olduğu bir yerde bulur.
27 Mayıs
Rüzgarda Salınan Nilüfer

35. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma kategorisinde yarışan Rüzgarda Salınan Nilüfer, Seren Yüce‘nin yönetmenliğini ve senarsitliğini üstlendiği başrollerinde Songül Öden, Tolga Tekin, Tülay Günal ve Eraslan Sağlam‘ı gördüğümüz hem dram hem de komedi türünde bir film.
Orta yaşlarına varmış olan Handan ve Korhan çifti İstanbul’un zengin semtlerinden birinde sıradan bir yaşam sürmektedirler. Handan kendine meşguliyet yaratabilmek için sürekli uğraşlar icat etmekte, Korhan’dan da her seferinde destek beklemektedir. Korhan’sa seneler içinde Handan’ın heveslerinin hiç bir yere varmadığını görmüş, bu hevesleri çok ciddiye almamayı öğrenmiştir. Kocasından umduğu desteği bulamayınca içindeki boşluğu doldurmak için yazar olan arkadaşı Şermin’e özenir ve yazarlığa niyet eder. Handan’ın bu arzusu kıskançlığa dönüşerek iki aile arasındaki dengeyi bozmaya başlar.
Yönetmen Seren Yüce ile 35. İstanbul Film Festivali Kapsamında Yapılan Röportaj:
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →