Daniel Craig’li James Bond Filmlerinin En İyi 10 Sahnesi
Daniel Craig’li James Bond serisinin başarısı su götürmez bir gerçek. Özellikle Skyfall’da yönetmen Sam Mendes ve oyuncu Craig, karakteri daha gerçekçi bir şekilde tanımlayarak, önceki filmlerden farklı bir şekilde ortaya koydular.
Daniel Craig’in, James Bond karakterini dördüncü kez canlandıracağı Spectre filmi, ülkemizde 6 Kasımda gösterime girecek. Bu vesile ile Spectre öncesi, Craig’in James Bond’unun en iyi 10 sahnesine bir bakmak istedik.
Casino Royale’le birlikte, James Bond karakterini yeniden mükemmel bir şekilde keşfettik, Quantum of Solace’da derin meselelere daha şık bir yaklaşımla baktık ve Skyfall ile de James Bond’un mirasının eğlendirici yönüyle bir mücadeleye girdik. Tüm seride bazı zayıf noktalar olsa da, genel olarak Daniel Craig’li James Bond filmleri gayet iyiydi.
Yeni seriyle birlikte, karikatürize casus icatlarını ve dünyayı yönetmek isteyen kötü karakterleri daha karanlık aksiyon sahneleri ve gerçekçi casuslara değiştik. Sonuç ise ortaya çıkan unutulmaz karakterlerin üç film boyunca oluşturdukları yeni ve modern zaman uygun tehditlerdi.
Daniel Craig’in, dördüncü kez James Bond’u canlandırdığı Spectre’yi izlemeden önce, şöyle bir geriye dönüp bakalım ve Whatculture‘ın belirlediği 10 sahne ile 007 karakterinin oluşturulduğu önemli anlara bir göz atalım. Bunlar arasında karakterin gelişimine hizmet eden anlar, nefes kesen takipler ve bir suç dehasıyla ilk kez tanışma gibi en çok akılda kalan sahneleri inceleyeceğiz.
Daniel Craig’li James Bond Filmlerinin En İyi 10 Sahnesi
10. Q ile Tanışma (Skyfall)
Silahlı dövüş uzmanı ve çapkın Bond karakterinin bir sanat müzesinde yeni levazım subayıyla tanışması, aslında yeni serinin temasına dikkat çekiyor. Kendini hiç alışık olmadığı bir şekilde ünlü bir tablo hakkında genç bir adamla konuşurken bulan James Bond, modern ajanlık dünyasında, kendi yerini kaybettiğini hisseder.
Karakterin yeniden oluşumunda tüm “Bond” icatları yerine sadece bir silah ve telsiz olması, serinin yeni ve muhalif tavrını ortaya koyan önemli bir etmendir. Sahne basit fakat etkili bir şekilde, Bond’un etrafındaki herşeyin nasıl değiştiğini ortaya koyar. Seride karakterin ne uğruna savaştığını, aksiyona dokunmadan yeniden keşfeder.
9. Petrolle Kaplı Fields (Quantum of Solace)
Quantum of Solace filmindeki güçlü temalardan biri de James Bond’un, onunla temasta olan her kadın için adeta bir zehir olmasıydı. Bond, Vesper’ın ölümünü aştığını kanıtlama yolundayken başka bir sevgilisini otelde ölü bulur. MI6 ajanlarıyla sarılmış bir haldeki otelde, Fields yatağında petrolle kaplı halde ölüdür, bu da Bond’un kişisel ve mesleki hayatına feci bir darbedir ki, M onunla konuşmak bile istemez.
Filmin konusunun dışında bu Bond’un karakter yolculuğunu da geliştirir. Fields ölür, çünkü çok idealisttir. M, onun ölmesinin tek sebebinin Bond’la olan ilişkisi olduğuna değinir ki, Bond bunu filmin sonunda anlayacaktır.
8. Patrice ile Şangay’daki Dövüş (Skyfall)
Tüm iyi Bond sahnelerinin karakter gelişimiyle ilgili olması gerekmez, sonuçta seri bir aksiyon serisi. James Bond’un suikastçı Patrice ile olan hipnotik dövüş sahnesi başarısını, usta görüntü yönetmeni Roger Deakins’e borçlu.
Arka plandaki neon ışıklar, Bond ve Patrice’in dans eder gibi dövüşen silüetleri, son yıllardaki Bourne ve Mission Impossible filmlerinin aksine tek plan ve sabit kamera açısı sahneyi unutulmaz kılıyor.
7. Havaalanı Takibi (Casino Royale)
Casino Royale, tüm karakterlerin yapısını ve hikayeyi çok iyi kuran bir filmdi, eğer aksiyonu kötü olsaydı bile sırf bu yüzden affedilebilirdi. Neyse ki aksiyonu da gayet iyi ve Miami Havaalanındaki takip sahnesi bunu kanıtlar düzeyde.
Uçağı patlatmadan Carlos’u yakalamak için Bond, pist boyunca koşar, tankerin üstüne tutunur ve içine girer. İçerdeki mücadeleden sonra Carlos’un kazanacağını düşünürüz fakat James Bond buna izin vermek için fazla donanımlıdır. Carlos yanlışlıkla kendini patlatırken, Bond sinsice gülümsemektedir, bu sahne Bond’un neden sempatik bir ukala olduğunu gözler önüne serer.
Bu sahneye kadar film bize zaten birçok iyi aksiyon sahnesi göstermişti, fakat bu sahne de James Bond’un ukalalığı, fiziksel becerileri ve zekası yüksek tempolu bir aksiyonla birleştirilerek, modern aksiyon filmlerinin nasıl olması gerektiğine dair güzel bir örnek sunuluyor.
6. Le Chiffre’nin Bond’a İşkence Sahnesi (Casino Royale)
Para hırsı için insanların ne kadar ileri gidebildiklerini bu sahnede iyi bir şekilde görebiliyoruz. Le Chiffre, James Bond’a bir urgan yardımıyla işkence ederken, biz de seriyi yeniden keşfediyoruz. Yavaşça hareket eden bir lazer silahı ya da timsahlarla dolu bir havuz yok. Basit, gerçekçi ve inanılabilir bir işkence izliyoruz.
Sahnede Le Chiffere’nin acımasızlığı kadar, James Bond’un komik yönünü de görüyoruz. Seyircinin içi hala işkenceden dolayı ürperirken, Bond, Le Chiffre’ye, “aşağı tarafını kaşıması”nı söyleyerek sataşır. Bu sırada biz de neden James Bond’u bu kadar sevdiğimizi hatırlarız.
5. Tosca (Quantum of Solace)
Seri her ne kadar Daniel Craig ile gelişmiş ve değişmiş olsa da, her zaman eski zamanlara kısa bir dönüş için bir yol bulunur. Sean Connery Spectre’sindeki ünlü buluşma sahnesinin yeniden bir çekimi gibi, Quantum’un üyeleri Tosca Opera’sının ortasında bir görüşme yaparlar.
Sahnede, komplo üyeleri kimliklerini gizlerken, organizasyonlarının büyüklüğünü konuşurlar ve bu sırada operanın intikam ve kandırma teması sahneyi güçlendirir. Tabii ki James Bond partiyi basmak için ordadır. Mr. White “Tosca herkese göre değildir” diyerek klasik Bond filmlerindeki düşmanları hatırlatır.
Şık bir aksiyon ile tamamlanan sahnede, klasik Bond filmlerinin “kötüler konseyi” konseptine atıfta bulunulur.
4. Adım Bond (Casino Royale)
Birçok James Bond alametifarikasının yeniden tanıtıldığı bu yeniden çevrimde, dahil edilip edilmeyeceğini düşündüğümüz James Bond’un meşhur ismini söyleme şekli ve ikonik müziği ile film, öncülüne tahmin ettiğimizden çok daha fazla yaklaşıyor.
Bond, Mr.White’ı bacağından vurduktan sonra, yavaşça ona doğru yaklaşır, bu sırada ünlü tema müziği başlamıştır. Takım elbise içinde, bir elinde telefon bir elinde ise silah tutan James Bond merdivenleri çıkarken seyirci artık “adım Bond, James Bond” cümlesini duymayı beklemektedir.
Yükselen müzikle birlikte Bond, kendini takdim eder ve jenerik başlar. Seyirci için oldukça haz dolu bir andır.
3. Silva’nın Girişi (Skyfall)
Filmin yarısına kadar sadece fısıltılarını duyduğumuz kötü karakter Silva, nihayet kendini gösterir. Kesmesiz, tek bir planla yavaşça konuşarak sahneye giren Silva yaklaştıkça görkemini belli etmektedir.
Sahneyi özel kılan unsur ise, Bond ve Silva arasındaki güç oyunudur. Silva, Bond’a dokunarak onun dikkatini dağıtmaya çalışır fakat Bond bozuntuya vermez. Bunun üstüne Silva aniden taktik değiştirir. James Bond kendi kötü versiyonuna karşı gibidir.
Silva, Bond’un gözlerini M’e karşı açmasını istemektedir ve bunu kendine has bir yöntemle yaparak unutulmaz Bond düşmanları arasına girer.
2. Sıfır Sıfır Durumu (Casino Royale)
Siyah beyaz sahnede, James Bond’un köklerini görürüz. İlk olarak Bond soğukkanlı bir katildir, sonra ise zeki bir operatör olduğunu anlarız. Bond, Dryden’in silahından şarjörünü almıştır bile. Dakikalar içerisinde film, serideki asıl önemli noktaları geri yerleştirmiştir.
Sahne, susturuculu silah ile tamamlanır. Filmin başlangıcı için mesaj verilir, James Bond işini yapmakta ustadır. Bu sahneyle birlikte, Bond’un aksiyona hazır olduğunu anlarız.
1. Parkur Takibi (Casino Royale)
James Bond markasının birçok ikonik simgesini yeniden tanıtan Casino Royale filminde, bu aksiyon sahnesi tek başına Daniel Craig’in James Bond olarak ne kadar başarılı olacağını ortaya koyar.
Bond, Madagascar’da bir bombacıyı takip etmektedir. Bond’un partneri açık edilince, kendisini bir inşaat alanında kovalamaca içinde bulur. Tüm sahne, heyecanlı bir şekilde ilerlerken aynı zamanda yavaşça vince doğru yönelir. Nefes kesen bu sahnede, seyirci James Bond’un her şeyle başa çıkabildiğini görür.
Bond’un insani tarafını, tökezleyerek koşmasını, takibini, düşmesini ve olayları kendi yöntemiyle bir şekilde idare edişini görürüz. Mollaka duvarlardan zıplarken, Bond onları yıkarak geçer.
Bu tarz küçük ayrıntılar bu sahneyi unutulmaz kılmaktadır.
Kaynak: Whatculture
Berkin Çelik
97 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →