Beyazperdenin En Muhteşem Antikahramanları
Bir filmin olmazsa olmazı izleyiciyi peşinden sürükleyecek ve onlarla iletişim kuracak bir kahramandır. Ancak bu kahramanlar her zaman örnek karakterler olmak zorunda değiller. Karşınızda beyazperdenin en muhteşem antikahramanları !
Kahramanın ne olduğunu biliyoruz, peki antikahraman nedir ? Sözlük anlamı amaçları ve kişiliğiyle alışılageldik kahramanların tam zıttı başkarakterler olan antikahramanlar, kötü karakterler değillerdir; ancak işin ilginç yanı onların iyi karakterler olduğunu söylemek de mümkün değildir. Antikahramanlar, antikahramandırlar işte.
Dikkat çekici özellikleri ve ilginç karakteriyle antikahramanlar, yıllar boyunca birçok filmde değişik şekillerde karşımıza çıktılar ve çıkmaya da devam edecekler. Biz de şimdiye kadar beyazperdede izlediğimiz ve pek sevdiğimiz antikahramanlara selam duralım istedik. Karşınızda beyazperdenin antikahramanları!
Beyazperdenin En Muhteşem Antikahramanları
Marv (Sin City)

Mickey Rourke’un canlandırdığı Marv, kuşkusuz Frank Miller’ın Sin City’si içindeki en ürkütücü karakterlerden birisi. Rourke’un iki kez hayat verdiği Marv, Sin City’deki neredeyse tüm karakterler gibi bildiğimiz kahraman özelliklerinden oldukça uzakta ama biz de onu böyle seviyoruz zaten.
Shrek (Shrek)

Kocaman, yeşil bir devin bir filmin kahramanı olup çocukların en sevdiği karakterlerden biri olacağını kim tahmin edebilirdi? Mahallesinin belalısı Shrek’in Prenses Fiona’yı kurtarmasıyla başlayan seri, hem Disney’e milyonlarca dolar hasılat getirdi hem de beyazperdeye yeşil, dev bir antikahraman kazandırdı.
Driver (Drive)
Ryan Gosling’in canlandırdığı Driver karakteri oldukça gizemlidir. Film boyunca bırakın geçmişini, adını bile öğrenemediğimiz Driver, konuşmayı pek sevmez ve belki de antikahramanlar içinde en içine kapanığıdır. Ancak eğer onun sevdiği kadına zarar vermeye çalışırsanız sonunuz pek de iç açıcı olmaz.
Derek Vinyard (American History X)

Öldürdüğü iki insandan dolayı üç yılını hapishanede geçiren eski Neo-Nazi Derek Vinyard, oldukça karanlık bir antikahramandır; ancak hapiste geçirdiği sürede oldukça değişir. Hapisten çıktıktan sonra kardeşi Danny’yi katıldığı ırkçı hareketten çekip çıkarmaya çalışan Derek, kardeşinin hayatını kaybetmesiyle başarılı olamaz ancak hepimizin gönlünü kazanır.
Lou Bloom (Nightcrawler)

Jake Gyllenhaal’un Louis Bloom karakteri, antikahramanlar içinde en sevilmeyenlerinden birisi olabilir. Oldukça rahatsız edici, sosyopatik davranışlarıyla tüylerimizi ürperten ve seyirciyi tamamen kendisinden uzaklaştıran karakteri layığıyla canlandıran Gyllenhaal’un bu rolle geçtiğimiz yıl Oscar adaylığı alamaması oldukça ilginçti.
John Bender (The Breakfast Club)

Aynı lisede okuyup cumartesi günü beraber cezaya kalan ve bir günü birlikte geçirmek durumunda kalan beş öğrencinin hikâyesini anlatan filmde öğrenciler içinde en dikkat çekici olanı kuşkusuz Judd Nelson’ın canlandırdığı John Bender’dı. Karakterin film içindeki değişimi ve Claire’i öptüğü ikonik sahne onu sevmekten kendimizi alamamıza neden oluyor.
Leonard Shelby (Memento)

Antikahramanlar, Christopher Nolan filmlerinin olmazsa olmazlarından birisidir. Memento’da gördüğümüz ve Amnezi hastalığından muzdarip olan Leonard Shelby’nin öyküsü ise oldukça ilginç ve kafa karıştırıcıdır. Beyninin kendisine oynadığı oyunlarla uğraşan Leonard, sempatik olduğu kadar kafada soru işaretleri bırakan bir karakterdir.
D-Fens (Falling Down)

Ayrıldığı karısının yanında olan kızının doğum gününe yetişmeye çalışan William Foster’ın yolda yaşadıkları onu sorunlarını şiddet dolu bir şekilde çözmeye iter ve bunun sonuçları pek de iç açıcı olmaz. Michael Douglas’ın canlandırdığı karakter, mükemmel bir antikahramandır ve bizim onu sevmemizi sağlayan birçok neden var.
Oh Dae-su (Oldboy)

15 yılın ardından hapis tutulduğu yerden kurtulan Oh Dae-su’nun intikam alma yöntemi biraz vahşice ve rahatsız edicidir. Choi Min-sik’in hayat verdiği Oh Dae-su’nun buradan kurtulduktan sonraki trajik hikâyesi oldukça üzücüdür.
Mark Zuckerberg (The Social Network)

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in dahi olduğu ve yaptıklarıyla bütün Dünya’yı etkilediği bir gerçek ama buralara geliş yolunun doğruluğu her zaman tartışılabilir. The Social Network’te Jesse Eisenberg’in canlandırdığı Zuckerberg’in bu yönlerini filmde görme fırsatı bulmuştuk.
V (V For Vendetta)

“Biri için terörist olan birisi başkasının özgürlük savaşçısı olabilir.” cümlesi Guy Fawkes ya da diğer ismiyle V’yi belki de en iyi anlatan cümle. Onun faşist hükümete karşı uyguladığı yıkım ve şiddet onu potansiyel bir antikahraman yapıyor. Ancak filmde tercih tamamen seyirciye bırakılıyor: V bir terörist mi yoksa bir özgürlük savaşçısı mı?
Léon (Léon: The Professional)

Soğukkanlı, kimi öldürdüğünü pek önemsemeyen bir gangsterin küçük bir kızı kurtarması ve onun için kendisini feda etmesi klişe olarak görülebilir. Peki, Léon’u bu kadar özel yapan ne? Belki de onun çocuksu ruhudur. Her ne olursa olsun Léon, izlediğimiz en başarılı antikahramanlardan birisi.
Sonny Wortzik (Dog Day Afternoon)

Eğri oturup doğru konuşalım, Al Pacino’nun canlandırdığı Sony Wortzik ve arkadaşı Sal Naturale’nin bir bankayı soymaya çalışıp bu işi ellerine yüzlerine bulaştırmalarının öyle destansı bir yanı yok; bu durum onlara çok çok acımamıza neden oluyor, hele bir de onların insan öldürmeye pek de yakın olmadıklarını görünce. Sonny’ye olan sempatimiz onun bu soygunu cinsiyet değiştirmek isteyen sevgilisi için yaptığını öğrenince tavan yapıyor.
Severus Snape (Harry Potter)

Severus Snape, daha ilk filmden itibaren serinin pek de sevilmeyen bir karekteriyken Dumbledore’u öldürdüğünde tamamen nefret edilen bir karaktere evrilmişti. Ancak son filmde her şeyin Harry’yi korumak için yapıldığı ortaya çıkmasıyla hepimiz şaşkınlığa uğramıştık. Snape’in daha önemli bir amaç için üzerine kötü bir karakteri giymesi elbette ki takdire şayan ve onun esas kahramanlığı işte tam da burada.
Jack Sparrow (Pirates of the Caribbean)

Antikahramanlardan bahsedip de Jack Sparrow’u es geçseydik ona çok ayıp etmiş olurduk. Johnny Depp’in klasik rock starlarını örnek alarak canlandırdığını söylediği Jack Sparrow, tam bir baş belası olsa da beyazperdenin hem en komik hem de en sevilen antikahramanlarından birisi.
Jules Winnfield (Pulp Fiction)

Daha Jules’u gördüğümüz ilk sahneden iki şey çok belli: Onun hem çok zeki hem de şiddet dolu olduğu. Eğer Pumpkin ve Honey Bunny’li ikonik sahnede olduğu gibi Jules’a silah doğrultursanız ya sizi alaşağı edecek ya da konuşarak ikna edecektir. Ancak bazen nerede savaşmayacağını bilmek gerek ki Jules bunu zaten biliyor.
Max Rockatansky (Mad Max)

Beyazperdede Mel Gibson ve Tom Hardy tarafından iki kez canlandırılan Max Rockatansky, hem yetenekli bir dövüşçü hem de oldukça iyi bir sürücü. Bazen acımasızlığa kayan şiddeti, sert görünümü ve acılara karşı dayanıklılığı onu tam bir antikahraman yapıyor. Ancak Max’in yaşadığı yere bakınca bunlar da çok göze batan özellikler değiller aslında.
Travis Bickle (Taxi Driver)

Martin Scorsese’nin 1976 yapımı efsanevi filminde yalnızlıktan ve toplum içinde gördüklerinden bıkan Travis Bickle’ın kendi adaletini şiddet yoluyla sağlamaya çalıştığını görürüz. Travis’in toplumun genel perspektifine ters gelen davranışları ve iç dürüstlüğü onu sinema tarihinin en ikonik antikahramanlarından biri yapıyor.
Han Solo (Star Wars)

Antikahraman kalıbına Han Solo kadar uyan başka bir karakter daha olmayabilir. Onun yer yer gösterdiği gaddarlığı, kaçakçılıktaki yeteneği ve orijinal versiyonda Greedo’yu öldürüşü; onun antikahraman olduğunu kanıtlayan birincil deliller. Leia ile olan ilişkisinden dolayı onun ilk filmdeki hallerinden pek eser kalmasa da bu onun seksist, bencil biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ancak yine de her şeyin sonunda onun tamamen bencil olmadığını ve doğru şeyi yapabileceğini gördük.
Bonus: Behzat Ç.

Madem antikahramanlardan bahsediyoruz, Behzat amirimize de bir selam çakalım istedik. Onun onca yenilgisine rağmen bazen çok zor da olsa ayakta kalması, işleri kendi bildiği yoldan halletmesi ve hep kendi bildiği yoldan yürümesini her zaman çok sevdik. Onu en iyi anlatan söz belki de bu: “Ben iyi bir adam olamadım ama kimsenin de adamı olmadım.”
Siz de sevdiğiniz ve bu liste olmasını düşündüğünüz antikahramanları bizlerle paylaşabilirsiniz.
İbrahim Cem Özsefil
2333 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →
