Yoshiaki Nishimura Cinsiyetçi Yorumlarından Ötürü Özür Diledi
Spirited Away, Princess Mononoke gibi olağanüstü animelerin yönetmeni Hayao Miyazaki’nin kuruluşunda önemli payı olduğu Japon animasyon şirketi Studio Ghibli’nin yapımcılarından Yoshiaki Nishimura yakın zamanda kadınların fantastik film yönetmedeki yetenekleriyle ilgili cinsiyetçi yorumundan ötürü özür diledi.
The Tale of the Princess Kaguya ve When Marnie Was There gibi yakın zamanlı başarılı anime filmlerin yapımcısı Yoshiaki Nishimura geçtiğimiz günlerde Ghibli stüdyolarında kadınlara ayrılan istihdam alanıyla alakalı soruya animasyon, hayal gücü ve kadınların etkileşimiyle alakalı ayrımcı bir yanıt vermişti. Nishimura’nın “Filmin türüne göre farklılık gösteriyor. Animasyonlarda hayatı basitleştirmek zorundayız. Kadınlar gerçekçiler ve günlük hayata daha hakimler. Öte yandan erkekler daha idealist ve fantastik filmler böyle bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Erkeklerin bu alanda daha çok yer almasını tesadüfi bulmuyorum.” cevabı kadının iç dünyasını bir söylemin içine hapsedip halihazırda dile yansıyan toplumsal cinsiyet sorunlarını, ayrımcılığın yaygın olduğu sinema endüstrisi içinde devam ettirir nitelikteydi.
Yoshiaki Nishimura Cinsiyetçi Yorumundan Dolayı Özür Diledi: “Film Çekmenin Cinsiyetle Hiçbir Alakası Yok”

Yapımcının da edindiği cinsiyet ve film çekmek arasında kurduğu kadına belirli sınırlar atfeden rahatsız edici bakış açısı, ne yazık ki erkek egemen sinema sektöründe ötekileştirmeye dair sorunların sadece bir örneğiydi. Nishimura, daha sonra twitter sayfasında “Erkeklerin idealizme eğilimi ve kadınların gerçek hayata yakınlıklarıyla alakalı inancım cinsiyetçiydi. Çıkarım yapıp öğreniyorum. Film çekmenin cinsiyetle hiçbir alakası yok. En derin özürlerimi iletiyorum.” şeklinde açıklamada bulundu.
Dila Senem Haznedar
28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →