· 7 dk okuma

Yıllar Geçmesine Rağmen Unutamadığımız Behzat Ç ve Dizide Karşımıza Çıkan Kitaplar!

Yıllar Geçmesine Rağmen Unutamadığımız Behzat Ç ve Dizide Karşımıza Çıkan Kitaplar!

“bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır..

koşan atlar düşen atları hatırlatır..

yağmur yağar, durur tekrar başlar..

yanlış yolda yürümek, doğru yolda beklemekten iyidir..”

Bir nesli ardında sürükleyen; jargonuyla, yer verdiği konularla, Ankara’nın grisiyle hayatımızın orta yerine düşen Behzat Ç’ye 2013 yılında veda ettik. Bu ayrılık ani oldu ama pek acısız oldu diyemeyiz… Aradan geçen yıllara inat her ‘yeniden gelecek’ haberiyle kalplerimiz hızlı çarpmaya başlıyorsa;, içimizden yükselen bir Pilli Bebek dinleme arzusuna engel olamıyorsak; hala içimizdeki sevgiyi atamadık demek ki… Geçtiğimiz ay, pek çok yapımı barındıran Netflix ekranlarında yeniden bir Behzat Amirim fırtınası esmeye başladı. Sansürlü bir şekilde yayınlanıyor olması, her ne kadar bizleri pek memnun etmese de içimizden atamadığımız Ankara sevgisini yad etmek için ‘Behzat Ç 1. Bölüm İzle’ butonuna basmaktan da kendimizi alıkoyamadık.

Emrah Serbes’in kaleme aldığı, ilk önce edebiyat sonrasında ise televizyon dünyasına adını yazdıran Behzat Ç’nin yeni bölümleri gelir mi ya da yeni bir film ile beyazperdeye konuk olur mu bilinmez, ancak üzerinden yıllar geçse de Neşet Ertaş dinleyip aşklarını kalplerine gömen ya da ‘seviyorum merkez’ diyerek tüm dünyaya haykırmaktan kaçınmayan bu adamları biz pek unutacak gibi değiliz, o kesin.

“Mutsuz oluruz. Mutsuz olalım. Hep mutlu olunacak diye bir kural yok ki, biz de mutsuz olalım.”

behzat-c-filmloverss

Şu günlerde yaptığım en güzel şey Behzat Ç’ye yeniden başlamaktı desem yanlış olmaz. Sonunu bildiğin bir hikayeyi en baştan izliyor olmak, tuhaf rastlantılara ve tuhaf temaslara dikkat etmemizi sağlar ya; işte öyle. Behzat Ç’nin bu denli başarılı olması, ideolojisini hiçbir zaman gizleme gereği hissetmemesinde, yaşanan olaylara kayıtsız kalmamasında ve elbette ki ‘edebiyat’ta saklı! Kimi zaman Şule’nin kimi zaman ise Ercüment Çözer’in elinde gördüğümüz Türkiye ve Dünya Edebiyatı’nın önemli örnekleri…

Emrah Serbes, Behzat Ç’deki pek çok repliğin kaynağı olan kitabı Hikayem Paramparça’da şöyle der; “Barış Bıçakçı’nın en iyi kitabı, Aramızdaki En Kısa Mesafe. Ama o bunun farkında değil.” Bence en iyi kitabı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’dir ama Serbes, Ercüment Çözer’in eline Aramızdaki En Kısa Mesafeyi sıkıştırmayı tercih eder. Dizinin kötü adam olmasına rağmen en sevilen karakterlerinden biri olan Ercüment’in elinde Bıçakçı romanını görür görmez, dizide okunan diğer romanları da inceleyip sıralamaya karar verdim.

Behzat Ç ve Dizide Karşımıza Çıkan Kitaplar!

Tabii ki sadece Ercüment değildi kitap okuyan; sırf Eda’ya aşkını anlatmak için, Eda’nın okuduğu ‘Tol’ kitabına başlayan Harun, polis olmaya çalışan Cevdet, elinde sürekli olarak farklı kitaplar gördüğümüz Şule… Yine yeniden Behzat Ç izlemekten sıkılmayanlar ve Ankara’nın grisinde kaybolmak isteyenler olarak kitaplığınızdaki eksiklerimizi tamamlayalım o halde.

behzat-c-6-filmloverss

Aramızdaki En Kısa Mesafe – Barış Bıçakçı

“‘Asıl öykü’ ile ilgilenmeyen bir anlatıcı ve yetişkinliğe varmayan bir çocukluğun öyküleri… Aynı soyadının önünde toplanmış beş kişinin belirip kaybolan dünyası… Bu dünyada’ hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi !'”

Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

“Dizinin dizime değişi, Handan’ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir?

Erken Kaybedenler… Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu…”

Hayat Berbat – Leo Malet

“Bir fabrikanın grevdeki işçileriyle dayanışma için soygun yapan bir grubun adi soygunculara dönüşmelerinin hikâyesini anlatan Hayat Berbat, ısıtmayan bir güneşin sıcaklığını kenar mahalle dilberi Gina’da bulan yetim sokak çocuğu André’nin yürek burkan öyküsü Güneş Bize Haram, ve boyundan büyük işlere kalkışan Paul Blondel’in soluk soluğa firarını konu alan Ecel Terleri.”

behzat-c-1-filmloverss

Empati (Empathy) – Adam Fawer

“Yaşamınızın kontrolü sizde değil! Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz. Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz. Bu kitabı kapatabilirsiniz. O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz. Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz. Ne isterseniz yapabilirsiniz. Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz. Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar. Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın. Sadece ‘isteklerinizin’ tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.”

Herkes Gitmiş – Akif Kurtuluş

“ağrı değil, sancı değil, o var
sende tenim, bende terin sızlar

gözünden düştüğüm Kirpiğim var
çok uzaklardan bir rüzgâr umar

bize hiç yetmeyen bu acı var
sağır hayat, ne duyar ne anlar

zaman mı, dili yok da sözü var
herkes gitmiş, akif kalmış: an’lar”

behzat-c-2-filmloverss

Oğullar ve Rencide Ruhlar – Alper Canıgüz

“Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.”

” Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum. Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı.” Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar’dan bilinen sürükleyici diliyle, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan…”

Alper Kamu Cehennem Çiçeği – Alper Canıgüz

“Bilirsiniz, insanlar doğar, ölür ve sonra büyür.”

“Alper Canıgüz’ün eşsiz kahramanı Alper Kamu’yla birlikte her türlü şiddetin hüküm sürdüğü bir atmosferde, kırık hayatların, küllenmiş aşkların ve daha nice esrarın peşinde kara mizahla yüklü yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Kahramanımız, bu kez bir çocuğun ölümü ve eski bir aşk hikayesinin ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmak için uğraşırken, “İnsanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?” diyen bir dedektife yakışacak şekilde, adalet kavramımızı sorguluyor. Cehennem Çiçeği; ilk üç romanıyla edebiyatımızda kendine özgü ayrıcalıklı bir yer edinen Alper Canıgüz’den kahkaha ve gözyaşının iç içe geçtiği büyülü bir serüven.”

behzat-c-4-filmloverss

Kitabı-ı Zuhur – Bülent Yıldız

“Kitab-ı Zuhur” bir ilk roman. Ancak edebiyatla iç içe bir yazarın, uzun süredir edebiyat eleştirmenliği yapan Bülent Yıldız’ın birikimini sergilediği bir ilk roman. “Kitab-ı Zuhur” tartışmasız olarak cesur bir roman. Roman gerek içeriğiyle, günümüz Türkiye’sini konu edinirken bu cesaretini ortaya koyuyor. Gerekse de üslup, kurgu gibi estetik ve biçimsel yönleriyle alışıldığın çok dışına çıkarak bu cesaretini dışa vuruyor. “Kitab-ı Zuhur” postmodern bir roman. Başta olayların içine girerken okurun yaşadığı şaşkınlık, bir süre sonra bir bulmaca çözme keyfine yerini bırakıyor.”

Har – Murat Uyurkulak

Bu ülke, ki Netamiye derler adına, ulu bir ejderhanın mide fesadından doğdu. Biz oradaydık, gördük her şeyi. Kıyametin yarım boy küçüğü bir alamet gündü. Yalan elbet, ulu falan değildi ejderha. Kanatlarından irin saçan, pespaye bir yaratıktı aslında. Hastaydı, uçarken kusuyordu sürekli. Şöyle son bir kez titredi, süzülürken ağzını açtı ve macunumsu fokurdak bir sıvıyı, uzun ince kilimler misali, kadim suyun ortasına seriverdi. Ejderha olgun bir armut gibi yere düşerken, macunkilim de hızla katılaştı, kabarcıklarından dağlar vadiler denizler hasıl oldu, bu ülke böyle vücut buldu. Üzerinden her daim ekşi kokulu dumanlar tütmesi ondandır.”

behzat-c-5-filmloverss

Tol – Murat Uyurkulak

Ç”özüldün ve utancından ölecek haldesin. Adın, ancak dünyanın yarısı havaya uçarsa temizlenir diye düşünüyorsun. Zaten durmadan bunu planlıyorsun. Birbirinden nafile intikam planlarıyla oyalanıyorsun. Kafana kurşunu sıkana kadar da bundan başka bir şey yapacağın yok. Geçen sene aldığın o allahlık Kırıkkale tutukluk yapmazsa tabii.”

Korkma Ben Varım – Murat Menteş

“Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep.”

“Dublörün Dilemması’nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha.Gönül İşleri Bakanlığı’nda basın müşaviri dövüş ustası Fu. Başkalarının intikamını alarak hayatını kazanan Gıcırbey. Tarih öğretmeni dilber Şebnem Şibumi.P adişah yorganları satıcısı Enver Paşa.Dul gangster Hayati Tehlike. Mr. Spock, Abdülcabbar, Ruhiye Hanım, papağan Huduni, cin Jajha, Atom Bombacıyan, Uçan Kız, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve diğerleri…Korkma Ben Varım’ın her sayfası sürprizlerle dolu. Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı roman, olağanüstü bir enerji saçıyor.”

behzat-c-7-filmloverss

Umberto Eco – Baudolino

“Kısa sürede imparatora danışman olan Baudolino, onunla Üçüncü Haçlı Seferi’ne katılır. Latinlerin 1204 yılında İstanbul’u yakıp yıktığı, her yeri talan ettiği döneme ve İmparator Friedrich’in kuşku uyandıran ölümüne de tanıklık eden Baudolino, Bizanslı tarihçi Niketas’la sohbetleri sırasında her şeyi yeniden kurgular.
“Baudolino”da tarih, yalnızca bir fon. Eco, bu romanında bize, bir cinayet gölgesinde şekillenen tarihin dışında, hayata dair her şeyi anlatıyor: mezhep kavgaları, şiddeti, savaşları, yok olma ve yeniden yaratılmayı, yalanları, kumpasları, inancı, aşkı ve tabiî tutkuyu.”

Haliçte Yaşayan Simonlar – Hanefi Avcı

“Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor. Kitap iki bölümden oluşuyor; teşkilat ve cemaat.

*Kitap açıklamaları arka kapak yazılarından alınmıştır.


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →