· 6 dk okuma

Yeni Yıl Üçlemesi – 10 Distopya Filmi!

Yeni Yıl Üçlemesi – 10 Distopya Filmi!

Yeni yılın üçüncü günü, 3 ocak pazar. Hem tatilin son günü hem de yeninin eskiye dönmesinin günü. Artık bugünden sonra pazartesi gelecek ve sonra yine hafta sonu beklentisi ve yine hafta içi stresi ve yine yaşam koşturması ve yine… Böyle bir yıl daha geçip gidecek. Biz daha 2016 yazmaya yeni alışmışken, birden sonra gelen beşi altıya çevirmeyi bırakıp el alışkanlığı olarak direkt altı yazmaya başlamışken gün gelecek ve biz altıyı yedi yapmaya ve bunun zorluluğuna yakınırken bulacağız kendimizi. Yıllar gelip giderken her bir yıl bir öncekinin izlerini taşımaya, şimdi bir saniye sonra geçmişin tozlu sayfaları arasına girmeye başlarken yılın son günü gelip çatacak. Fakat henüz belki de bunu düşünmek için erken. Biz hala yeni yılın ilk günlerindeyiz, yeni yılın üçüncü günündeyiz. Bugün de sizin için hazırladığım yeni yıl listesi serisi devam ediyor. Yeni yılın ilk günü için hazırladığım ve ilk günün melankolisini taşıyan depresyon filmleri listesinden sonra dün sizin için bir yılın daha geçmiş ve bizim yaşlanmamıza dem vurarak size yaşlılık üzerine filmleri sıralamıştım. Şimdi sırada serinin üçüncü ve son ayağında, yeni yıl üçlemesinin karanlığında!

Bir yıl daha bitti ve geride kaldı. Fakat her geçen yıl başımıza daha kötüsü gelemez derken başka bir kötü habere uyanır olduk. Medyanın üzerimizdeki vurdumduymazlık etkisi gün geçtikçe artmakta. Her ne kadar tepki veriyor ve içimizde bir acı hissediyor olsak da ölüme bile alıştık. Şiddete alıştık, zorbalığa, sessiz kalmaya zorlanmaya alıştık. Yeni yılda bizi neler bekliyor diye korkmaya daha üçüncü günden korkmaya başladık. İşte bu korkumuzla yüzleşmek gerektiğini düşündüm ve ortaya yeni yıl üçlemesinin üçüncü listesi ortaya çıktı, distopyalar! Geleceğe dair karanlık atmosferin uçsuz bucaksız denizlerdeki canavarları olan distopyalar bize kötünün kötüsü ile karşılaştırıyor ve yeni yılda bizi bekleyen kötülüklere hem hazırlıyor hem de kötülük ile karşı karşıya gelerek güç kazanmamızı sağlıyor. Depresyon içinde hem yaşlanıyoruz hem de kötülük ile savaş vermeye çabalıyoruz. Yeni yılınız tüm bunlara rağmen tekrar kutlu olsun!

Yeni Yıl Üçlemesi – 10 Distopya Filmi!

Metropolis (1927)

metropolis - filmloverss

Fritz Lang’in 27 yılı yapımı filmi Metropolis bilimkurgu dünyasının baş köşesinde duran bir yapı taşıdır. Alman sinemasının önde gelen yönetmenlerinden ve öncü yönetmenlerinden biri olan Lang, Metropolis’te kapitalizmin o ayrıştırıcı noktasına eğilerek dönemiyle kıyaslanacak olursa muhteşem bir şehir görüntüsü ortaya çıkarmıştır. Filmde şehir ekonomik yapı dolayısıyla alt ve üst olarak kelimenin anlamıyla ayrılmıştır. Yer altında yaşayan işçi sınıf, yerin üstünde konforlu bir şekilde yaşayan iş verenler için artık tamamiyle köle olmuştur. Eğer yeni yılın üçüncü günü bu pazar akşamında yarınki işi düşünüyorsanız gelin bu distopyaya bir göz atın, ‘gelecek artık gelecek değil mi’yi sormaya başlayın!

Fahrenheit 451  (1966)

fahrenheit - 451 - filmloverss

Francois Truffaut’nun yönettiği Ray Bradbury’nin kitabından uyarlanan filmde devletin ve kitapların savaşına tanıklık ediyoruz. Devlet insanların düşüncelerinde özgür olmasını istemeyen bir insan yapımı yapı olarak insanların düşüncelerinde özgürleşmesini sağlayan kaynağı yok etmeyi hedefliyor. Kitapların, bütün kitapların yakılması için bir girişme giriyor ve devlet kitaplara karşı olan savaşı kazanıyor. Devletin eli olması için de itfaiyeci Montag seçiliyor. Montag kitapları yakarken insanlık sorgulaması yaşıyor içerisinde ve daha sonra bu sorgulama insani bir duygu olan, kitaplardan öğrenilmeyen aşk ile tepe noktasına ulaşıyor. Özgürlüklerin geleceğinden korkuyorsanız, 2016’nın bu ilk pazarını gelin bu korkunun yansıması ile geçirin!

A Clockwork Orange (1971)

a - clockwork - orange - filmloverss

Anthony Burgess’in aynı isimli romanından uyarlanmış Stanley Kubrick’in baş yapıtlarından biri A Clockwork Orange! 71 yılı yapımı bu filmi izleyici tarafından siyah – beyazdır. Ya sevilir bir kitle için ya da diğer kitle için nefret edilir. Fakat belki de bu sevip sevmeme aynı noktada buluşan iki farklı düzlemdir. A Clockwork Orange korkutucu bir maceradır. ‘İnsalık’ dediğimiz kurumun çökmesiyle beraber şiddetin başı boş bir şekilde kol gezmesinin yanında bir de bu şiddeti durdurmak için yapılan egemen politikaları gören izleyici inanacağı hiçbir şeyin olmadığını fark eder ve bu fark ediş büyük bir güvensizlik çemberi içine alıp yutar izleyiciyi. İşte bu noktada sevenler ve sevmeyenler ayrılır, gruplar bu güvensizliğe farklı tepki verirler. Siz de tepkinizi merak ederseniz buyrun Alex ile tanışın.

THX 1138 (1971)

thx - 1138 - filmloverss

Star Wars’un yaratıcısı George Lucas’ın distopik filmi, ismi ve kimliği olmayan işçi bir insan THX 1138 hakkında. 25. yüzyılda geçen hikayede artık insanlar hijyenik yer altında yaşamaktadır. Aynı zamanda bu isimsizleştirilmiş insanlar her gün bir ilaç kullanmak zorundadır. Bu ilaç insanların duygularını yok eder. İnsanlar kızgınlık hissetmemenin, isyan etmemenin yanında aşkı da hissetmezler. Amaç da budur zaten. İnsanlardan aşkı alarak onların üremelerini engeller egemenlik, devlet insanların yatak odalarında söz hakkına sahiptir. Çoğalmaları engellenen bu duygusuz ve isimsiz insalar arasında THX 1138 ve beraber yaşadığı kadın devrimin ilk insaları olacaktır!

Blade Runner (1982)

Blade Runner: The Final Cut

Star Wars’tan söz açılmışken, Harrison Ford’dan söz etmemek olanaksızdır. Özellikle distopya ile beraber Harrison Ford beraber aynı cümlede yer alıyorsa da Blade Runner’ın isminin geçmemesi imkansızdır. Zamanımızın en iyi ve en etkileyici kara filmlerinden biri Blade Runner. Artık teknoloji o kadar ilerlemiştir ki Tanrı yerine insalık geçmiştir. İnsanlık kendine benzeyeni kopyalarını yaratmıştır. Fakat bu kopyaların duyguları ve anıları yoktur. Bu yüzden de tehlikeli oldukları için onlara insanlık tarafından sadece dört yıl ömür biçilmiştir. Peki insalığın egemenliğindeki bu geçmişsiz kısıtlı yaşam babaya isyan ederse nasıl bir kaos ortaya çıkar?

Nineteen Eighty-Four (1984)

nineteen - eighty - four - filmloverss

George Orwell tarafından kaleme alınan 1949 tarihli unutulmaz kitap 1984. Sinemaya uyarlandığı tarih de yine 1984 yılı. Üçüncü Dünya Savaşı henüz sonlanmıştır ve dünya artık eskisi gibi olan hiçbir şeye ev sahipliği yapmamaktadır. Dünya büyük bir değişim yaşamıştır ve artık dünyanın en büyük ülkesi Okyanusya’dır. Bu ülkede her şey yasaktır, insana dair her şey yasaklanmıştır. İnsanlar onlara söylenene inanmak zorunda ve ne denirse yapmak zorundadır. Devletin halkı inandırması için çalışan Winston Smith bir gün yaptığı her şeyin, yaşadığı her şeyin bir yalan olduğunu öğrenince distopyanın içerisinde bir kaçış aramaya başlar fakat ilk önce kendi içinde bulmaya çabalar bu kaçışı!

They Live (1988)

they - live - filmloverss

Carpenter imzalı They Live aslında görmediklerimizi görmemiz için yapılmış bir sistem eleştirisi. Baş karakter John şehre göç etmiştir ve bu şehirde bir inşaatta çalışmaktadır. Fakat yolu bir kiliseye ve bu kilisedeki bir kutu bırakılmış gözlük ile kesişir. John gözlüğü taktığında gördüğümüz dünyanın görmediğimiz kısmına şahit olur. Dünya uzaylılar tarafından ele geçirilmiştir ve onlar tarafından yönetiliyordur insanlar. Fakat insanlar bunun farkında değildir çünkü her yerde insanlar için komutlar vardır. Tüm duvarlarda uyu, itaat et, çalış gibi komutlar yazılırdır ve paranın üstünde de bu senin tanrın yazmaktadır. Eğer siz de bu itaatları düşünüyorsanız gelin John ile gözlükleri takın!

City of Lost Children (1995)

city - of - lost - children

Fantastik ve aynı zamanda içinizi ısıtacak bir distopyaya ne dersiniz? Genelde içimizi ısıtan bir distopya diye bir şeyin olması mümkün değildir, fakat bu paradoksu içerisinde barındıran şairen görselliği ve muhteşem oyunculukları ile City of Lost Children bu paradoksu kucaklayan bir film. Krank isimli bilim insanı rüya göremediği için çabuk yaşlanan bir insandır. Çözümü ise yardımcılarının kaçırdığı çocuklarda bulur. Çocukların rüyalarını çalan bu bilim insanı çocukların rüyaları sayesinde kendi kaderini değiştirir. Dışarıdaki korkunç dünyadan ve gerçeklikte kaçabildiğimiz tek yer olan rüyalarımız olmasa nasıl olurduk ki, korkusu için mükemmel bir film!

Twelve Monkeys (1995)

twelve - monkeys - filmloverss

Bir distopyanın, zaman yolculuğu ile birleştiği an; Twelve Monkeys! İnsanlığın yok olmasına sebep olabilecek bir virüs dünyaya yayılmış ve çok az insanın sağ kaldığı bir kıyıma neden olmuştur. Geride kalan ve yaşamayı başaran insanlar yerin altındaki sığınaklarında virüsün karşıt maddesini bulmuştur. Dünyayı kurtarmak için ise yedi yıl öncesine gidilmesi gerekmektedir. Bu yolculuğa eski bir mahkum gönüllü olur kafat bu eski mahkum geçmişe gidince, gelecekten geliyorum hikayesiyle kendini akıl hastanesinde bulur. Geçmişin ürküttüğü fakat bugünün de iyi olmadığı bir zamanda belki de biraz bilimkurgu iyi gelecektir?

Dark City (1998)

dark - city - filmloverss

Zamansız ve mekansız olan bir kara film! Ölmek üzere olan ve yaşam için ellerinden geleni yapan bir ırk. Bu ırkın deney aracı olan insanlık. Bu diğerler, insanın ruhunu aramaktadır, eğer ruhu bulurlarsa kendileri de ‘hastalıklarından’ kurtulacaklar ve ırklarının yok olmasını önleyeceklerdir. Ruhun arayışını ise anılarda yaparlar. Anıları her gece değişen insanlar yeni saatleri farklı kimlikleri ile yaşarlar ve deney böylece sürer gider. Fakat bu deneyde farklı olan biri vardır. Denize hasret olan, denizin arayışındaki John distopyadaki bir kahraman mıdır, yoksa başka bir distopyanın kralı mıdır?


Osman Karakülah

Osman Karakülah

290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →