· 8 dk okuma

Yaz Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 20 Öneri

Yaz Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 20 Öneri

Yaz aylarında seyirciyle buluşacak filmlerden kaçırılmaması gereken 20 filmi derledik.

Birkaç sene önceye dek ölü sezon olarak görülen yaz ayları da artık pek çok gişe filmine ev sahipliği yapıyor. Her ne kadar pek fazla bağımsız film görmesek de kimi dağıtım şirketlerinin bazı iddialı filmlerini bu üç aylık sürece konumlandırdığını görüyoruz. Bu, özellikle de kendisini denizin soğuk sularının kollarına bırakma imkânı bulamayanlar için oldukça güzel bir haber elbette ki.

Önümüzdeki üç aylık döneme baktığımızda  Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit – Men in Black: International, Oyuncak Hikayesi 4 – Toy Story 4, Örümcek-Adam: Evden Uzakta – Spider-Man: Far From Home, Aslan Kral – The Lion King ve Cinayet Süsü gibi merakla beklenen gişe filmlerinin yanında ödül mevsiminde ismini duymayı beklediğimiz Rocketman ve Bir Zamanlar… Hollywood’da – Once Upon a Time in Hollywood’la birlikte Ritüel – Midsommar, Acele Baba Aranıyor – Damien veut changer le monde ve Yüzleşme – Grâce à Dieu gibi bağımsızlar da sinemalardaki yerini alacak.

Sözü fazla uzatmadan sizleri önümüzdeki üç ayda vizyona girecek filmlerden oluşturduğumuz seçkiyle baş başa bırakalım.

Yaz Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 20 Öneri

 Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit – Men in Black: International

Başrollerde Will Smith ile Tommy Lee Jones’un yer aldığı Men in Black ya da aşina olduğumuz ismiyle Siyah Giyen Adamlar serisinin, zamanın ruhuna uyularak çekilen spin-off filmi Men in Black: International – Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit, hikâyesini ilk defa ABD sınırlarının dışına çıkarıyor. Başrollerde Thor: Ragnarok’ta iyi bir kimya yakalamış olan Chris Hemsworth ve Tessa Thompson’ın bulunduğu film, şimdilik üçlemenin başarısını devam ettirmeye pek yakın görünmüyor ancak yine de bir şansı hak ediyor.

Rocketman

Bir süredir bu yılın Bohemian Rhapsody’si olarak addedilen Rocketman, müzik tarihinin bir diğer efsanesi Elton John’ın biyografisini perdeye taşıyor. Bryan Singer’ın kovulmasının ardından Bohemian Rhapsody’i tamamlayan Dexter Fletcher’ın yönettiği ve başrolde Taron Egerton’ın yer aldığı film, Cannes Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından övülmüş ve özellikle Egerton’ın performansının oldukça etkileyici olduğu söylenmişti. Dahası filmin, Bohemian Rhapsody’nin aksine, ana karakterinin cinsel kimliğini yansıtmak konusunda iyi iş çıkardığı konuşulmuştu. Dolayısıyla Queen biyografisinin en büyük eksilerinden bir tanesini elemiş gibi görünen Rocketman’in, şimdiden 2020 Oscarları için adının geçmeye başlaması boşuna değil.

Başka Sinema’nın Andrei Tarkovsky Seçkisi

Başka Sinema haziran ayında, sinema tarihinde özel bir yer edinmiş yönetmenlerden Andrei Tarkovsky’nin üç filmini seyirciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Stalker, Solaris ve Zerkalo’dan oluşan seçki, 14 Haziran’da vizyona girecek. Tarkovsky filmlerini büyük perdede izlemek oldukça doyurucu bir deneyim olacaktır kuşkusuz.

Beyaz Karga – The White Crow

Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Ralph Fiennes’in üçüncü yönetmenlik deneyimi olan Beyaz Karga – The White Crow, 20. yüzyılın en ünlü baletlerinden Rudolf Nureyev’in hayatına odaklanıyor. Fiennes’in oyuncu kadrosunda da yer aldığı film, Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapmıştı.

Yesterday

127 Saat – 127 Hours, Milyoner – Slumdog Millionaire ve Trainspotting gibi işleriyle tanıdığımız Danny Boyle ile Richard Curtis’i bir araya getiren Yesterday, genç bir müzisyenin The Beatles’ı yalnızca kendisinin bildiği bir dünyaya gözünü açmasının ardından efsane grubun şarkıları aracılığıyla şöhreti bulmasını konu ediniyor. İlk bakışta başarılı bir feel good filmi gibi görünen Yesterday’in, Tribeca Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından pek de olumlu geri dönüşler almadığını belirtelim. Ancak yine de şahsen filmi merakla beklediğimi belirteyim.

Laurel ile Hardy – Stan & Ollie

Birlikte çalıştıkları yaklaşık 30 yıllık dönemde birçok uzun ve kısa metraj filme imza atıp sinema tarihinin en unutulmaz ikililerinden birisi hâline gelen Stan Laurel ve Oliver Hardy ya da bilinen isimleriyle Laurel ile Hardy’nin konu edildiği film, altın çağlarını geride bırakan ikilinin kariyerlerini son bir turla taçlandırmasının hikâyesini anlatıyor. Özellikle başrollerdeki John C. Reilly ve Steve Coogan’ın performanslarıyla övülen filmin yönetmeni ise 2013 yapımı ikinci uzun metrajı Filth ile konuşulan Jon S. Baird.

Anna

Son filmi Valerian and the City of a Thousand Planets’le büyük hayal kırıklığı yaratan Luc Besson, ilk bakışta kendisinin bir diğer filmi Lucy’yi andıran Anna ile geri dönüyor. Başrolde Sasha Luss’ın yer aldığı film, Anna Poliatova isimli bir suikastçının hikâyesini merkezine alıyor. Oyuncu kadrosunda Helen Mirren, Cillian Murphy ve Luke Evans gibi isimleri de barındıran Anna, pek umut verici görünmese de Besson’ın bir şansı daha hak ettiğini pekâlâ söyleyebiliriz.

Oyuncak Hikayesi 4 – Toy Story 4

1995 yılında başlayan serinin yaklaşık 9 yıl sonra gelen devam filmi; Woody ve Buzz Lightyear’ın başını çektiği ekibin yanlarına yeni oyuncak Forky’i de alarak bir maceraya çıkmasını konu ediniyor. Daha önce yönetmenlik deneyimi olmasa da The Incredibles, Ratatouille, Up ve Inside Out gibi işlerde çeşitli görevlerde bulunmuş olan Josh Cooley’nin yönettiği film; Tom Hanks, Tim Allen ve Annie Potts gibi isimlerin sesleriyle hayat buluyor.

Örümcek-Adam: Evden Uzakta – Spider-Man: Far From Home

Avengers: Endgame ile yeni bir düzlüğe girdiğini söyleyebileceğimiz Marvel Sinematik Evreni’ndeki bir sonraki film olarak göze çarpan Örümcek-Adam: Evden Uzakta – Spider-Man: Far From Home, yaşananların ardından yaralarını sarmaya uğraşan Peter Parker’ın okul arkadaşlarıyla birlikte Avrupa’ya bir geziye çıkmasının ardından kendisinin hiç beklemediği bir maceranın içerisinde bulmasını anlatıyor. Evrenin yeni Iron Man’i olabileceği uzun süredir dile getirilen karakteri, ilk kez bu yola sokabilecek gibi görünen filmin yönetmeni, serinin ilk filminde de olduğu gibi Jon Watts.

Kül En Saf Beyazdır – Jiang hu er nü

Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Kül En Saf Beyazdır – Jiang hu er nü, mafya üyesi sevgilisi Bin için hapse giren Qiao’nun, beş yılın ardından hapisten çıkıp Bin’i aramaya başlamasını anlatıyor. Türkiye prömiyerini Adana Film Festivali’nde yaptıktan sonra Filmekimi’nde de gösterilen filmi, henüz izleme imkânı bulamadıysanız vizyondayken yakalamanızı tavsiye ediyoruz.

Tolkien

Orta Dünya mitinin yaratıcısı J.R.R Tolkien’in, çocukluk yıllarından I. Dünya Savaşı’na uzanan gençliğini ve kitapları için esinlendiği pek çok farklı kaynağı ele alan Tolkien’in başrollerinde Nicholas Hoult ile Lily Collins yer alıyor. İlk bakışta bizleri oldukça heyecanlandırsa da önce Tolkien ailesinin filme herhangi bir şekilde destek vermediğini açıklaması, ardından eleştirmen yorumlarının pek de iç açıcı olmaması Dome Karukoski imzalı filme dair beklentilerimizi baltalamış durumda. Ancak Tolkien’in dünyasını yakından takip edenler için yazarın hayatını büyük perdede izlemek hâlen ilginç bir deneyim olabilir.

Colette

2015 yapımı Unutma Beni – Still Alice filmiyle dikkat çeken Wash Westmoreland’in yönettiği ve senaryosunu ilk üç uzun metrajında birlikte çalıştığı Richard Glatzer ile Ida ve İtaatsizlik – Disobedience gibi filmlerin senaristliğini yapmış olan Rebecca Lenkiewicz‘in yazdığı filmin başrolünde ise Keira Knightley yer alıyor. İlk öykülerini kocası Henry ‘Willy’ Gauthier-Villars’ın adıyla yayınlayan Colette’in kocasının onun hikâyelerine müdahale etmesinin ardından erkeklerin dünyasında kendi sesini duyurmaya çalışmasını konu ediniyor.

Aslan Kral – The Lion King

1994 yapımı kült animasyon filminin yeniden çevrimi olan Aslan Kral – The Lion King, daha önce Orman Çocuğu – The Jungle Book ile iyi bir iş çıkaran Jon Favreau’nın yönetmenliğinde seyirci karşısına çıkacak. Simba’nın, idolü olan babası Kral Mufasa ve ona eşlik edecek yeni arkadaşları ile Pride Rock’ta amcası Scar’a karşı mücadele vermesini ele alan filmin seslendirme kadrosunda Donald Glover, Chiwetel Ejiofor ve James Earl Jones gibi isimler yer alıyor.

Brightburn: Şeytanın Oğlu – Brightburn

Son dönemde her yanımızı saran süper kahraman filmlerine farklı bir soluk getirmeyi amaçlayan Brightburn: Şeytanın Oğlu – Brightburn, dünya dışından gelen bir çocuğun özel güçleri sayesinde yaşadığı kasabaya dehşet saçmaya başlamasını anlatıyor. Gerek orijin hikâyesi gerekse de güçleri nedeniyle Superman’e benzetilen ancak yeteneklerini kötüye kullanmasıyla ondan ayrılan karakterin başını çektiği filmin, yukarıda belirttiğimiz iddiasının altını ne kadar doldurabileceğini göreceğiz.

Acele Baba Aranıyor – Damien veut changer le monde

Franck Gastambide ile Melisa Sözen’in başrolleri paylaştığı Acele Baba Aranıyor – Damien veut changer le monde, Fransa’da mültecilerin çocuk da olsalar ne tür zorluklar çektiklerini mizahi bir yolla anlatıyor. Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nin İnsan Hakları yarışması bölümünde yapan film, 19 Temmuz’da sinemalardaki yerini alacak.

Ritüel – Midsommar

Geçtiğimiz yılın en çok konuşulan yapımlarından birisi olan Ayin – Hereditary’nin yönetmeni Ari Aster’in yeni filmi Midsommar, yaz tatili için İsveç kırsalındaki bir köye giden genç bir çiftin, kendilerini beklenmedik olayların içinde bulmasını konu alıyor. İsveç’te her yıl kutlanan aynı isimli etkinliği ele alan filmin oyuncu kadrosunda son yılların yükselen isimlerinden Florence Pugh ile birlikte Jack Reynor ve Will Poulter yer alıyor. Midsommar, yaz aylarının en çok merak edilen filmlerinden bir tanesi.

Yüzleşme – By the Grace of God

8 Kadın – 8 femmes, Havuz – Swimming Pool, Evde – Dans la maison ve Genç ve Güzel – Jeune & Jolie gibi filmlerle adından söz ettiren Fransız sinemasının en önemli isimlerinden François Ozon’un yeni filmi Yüzleşme – Grâce à Dieu, çocukluk yıllarında Fransa’nın Lyon kentinde papazlık yapan Bernard Preynat tarafından cinsel saldırıya maruz kalan üç erkeğin yıllar sonra aynı kiliseye geri dönüp hem papazla hem de geçmişleriyle yüzleşmesini konu ediniyor. Prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülen film, İstanbul Film Festivali’nde de seyirciyle buluşmuştu.

Elveda Oğlum – Di jiu tian chang

Wang Xiaoshuai’ın “epik bir melodram” sözleriyle övülen son filmi, Çin’in tek çocuk politikasının yıkıcı etkilerini derinden yaşayan bir çifti 30 yıllık bir süre boyunca izliyor. Berlin Film Festivali’ndeki prömiyeri sonrasında her iki başrolüne de Gümüş Ayı kazandıran film, Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirmiş olan bir diğer yapım.

Cinayet Süsü

İlk uzun metrajı Limonata’nın ardından Ölümlü Dünya’yla iyi eleştiriler alan Ali Atay’ın üçüncü kez kamera arkasına geçtiği Cinayet Süsü, ülke tarihinin en gizemli seri katil vakasını çözmeye çalışan cinayet büro ekibinin hikâyesini konu alıyor. Atay’ın senaryosunu Ölümlü Dünya’da da birlikte çalıştığı Feyyaz Yiğit ve Aziz Kedi‘yle birlikte yazdığı filmin oyuncu kadrosunda Uğur Yücel, Cengiz Bozkurt, Binnur Kaya, Feyyaz Yiğit ve Mert Denizmen yer alıyor.

Bir Zamanlar… Hollywood’da – Once Upon a Time in Hollywood

Quentin Tarantino’nun hem kendi çocukluk yıllarına hem de 1969’un Hollywood’una selam çaktığı yeni filmi Bir Zamanlar… Hollywood’da – Once Upon a Time in Hollywood, bir yandan sektördeki eski günlerini mumla arayan Rick Dalton ve onun dublörü Cliff Booth’un yeniden şöhreti bulmak için verdiği çabayı anlatırken diğer yandan o yıllara damga vuran Sharon Tate cinayetini ele alıyor. Cannes Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından övgülere boğulan filmin oyuncu kadrosunda Leonardo DiCaprio, Brad Pitt, Margot Robbie, Al Pacino, Tim Roth, Kurt Russell, Dakota Fanning ve Margaret Qualley gibi isimler yer alıyor.


İbrahim Cem Özsefil

İbrahim Cem Özsefil

2333 yazı

Yazarın diğer yazılarını gör →