Yanlış Ama Muazzam 5 Lost Teorisi!
2004 yılında başlayan ve altı yıl boyunca izleyiciye cevaptan çok soru veren bir dizi olan Lost, dizinin bitmesinden altı yıl sonra bile konuşuluyor. Hala dizi üzerinden kurgulanan teoriler varlığını sürdürüyor. Karşınızda yanlış ve hatalı olan ama aynı zamanda da muazzam olan 5 Lost teorisi!
Lost altı yıl süren unutulmayacak bir maceranın sonunda bitişini tamamladı ve kendi döngüsünü oluşturarak zihinlerimizin bilinmezliği içerisinde yerini aldı. 2004 ve 2010 yılları arasında yayınlanan dizide altı yıl boyunca birçok gizem kendini gösterdi ancak hiçbiri tam olarak ne cevap buldu ne de bir cevaba kavuşsa da zihinleri tatmin etmedi. Karmaşık gelebilecek bir düzen içerisinde ilerleyen Lost, dizinin yapımcılarının zihinlerinden ortaya çıkarak bizleri kendi peşinde sürükledi ve alt üst etti. Özellikle dizinin sonuyla beraber birçok umut, ümit ve düşünce yerle bir olsa da dizinin yıllar içerisindeki heyecanı diziyi hala hayranlıkla anmamıza yetti. Bu anma ritüelleri arasında da hala aklımızı kurcalayan ve zihnimizde soru işaretleri bırakmış olan sorular ve gizemler yer alıyor. Bu gizemlerin keskin sınırlar içerisinde bir açıklaması olmadığı için yada su üstünde söylemlerin ışığında cevaplar olmadığı için izleyici gözleri diziyi kazmaya ve eşelemeye başlıyor. Bu eşeleme sürecinde de ortaya birçok teori ve düşünce atılıyor. Biz de Lost dizisini tekrar hatırlamak ve tekrar bir zihin egzersizi yapmak için bu listeyi hazırladık. Dizinin birçok fanı ve teorisyeni için hatalı olan ve kabul edilemez ama aynı zamanda da düşünüldüğünde muazzam bir fikir olduğu görülen beş Lost teorisini sizin için derledik. Sizce bu teoriler denildiği kadar imkansız ve hatalı mı yoksa gerçekten zekice mi, kararı size bırakıyoruz!
Kararı Sizin Vereceğiniz 5 Lost Teorisi!
1- The Truman Show Teorisi

Lost’un en ilgi çekici teorilerinden biri aslında adanın ve adada olanların birer kurgu olduğu yönünde. Özellikle spesifikleşen teori daha çok The Truman Show filminin konusuna benzerlik gösterdiği için teori ismini unutulmaz filmden alıyor. Lost karakterlerinin her biri Truman gibi birer korkutucu ve kötücül televizyon programının konusu ve tüm kurgusal yaşamın birer piyonları olarak görülüyor bu teoride.
2- Nanorobot Teorisi

Dizinin ilk bölümünden itibaren izleyicinin hayatında büyük bir yer tutar Black Smoke. Bir teoriye göre Jack gözünü ilk açtığında gözünün yansımasında da Black Smoke’u görürüz. Dizi her ne kadar derinlemesine bir hikaye anlatımı yapmış olsa da Black Smoke için fan teorileri hala devam ediyor ve bunlardan en ilgi çekici olan Smoke’un nanorobotlar tarafından oluşturulduğu ve kontrol edilen bir ölüm makinesi olduğu.
3- Dinsel Teoriler

Dizinin en büyük teorilerinden biri de din üzerinden ilerliyor. Birçok izleyiciye göre Lost İncil’den alıntılarla özellikle Yaratılış kısmından alıntılarla ve göndermelerle dolu. Adanın İncil’de geçen cennet bahçeleri olduğunu düşünenler var, doğaüstü olaylardan ve Adem ile Havva’nın cesetlerinden dolayı. Aynı zamanda dizideki herkesin ölü olduğunu ve ruhların arafta sıkışıp kalmış olduğunu düşünenler de var.
4- Oyun Teorileri

En karmaşık teorilerden biri olan The Seventh Seal teorisi Lost’un aslında ölüm ile girilmiş olan bir oyun olduğunu öne sürüyor. Adanın manyetik gücünün bir kader değiştirici gücü olduğunu öne süren teori, adanın yetenekli çocuklar için bir eğitim kampı olduğunu ve bu çocukların dünyanın sonu gelmeden kaderleri değiştirebileceğini öne sürüyor. Bu kader değiştirme ile adadakiler ölüm ile bir oyuna girişiyor.
5- Zaman Döngüsü Teorisi

Dünyanın sonu ile alakalı olan bir diğer Lost teorisi de 108 rakamı çevresinde ilerliyor. Teoriye göre 2007 yılında dünyanın sonu geliyor. Adadaki bilim insanları da bunu engellemek için zamanı 1996 yılında durduruyorlar ve artık yaşanan her an adadaki 108 dakikayla sınırlı kalıyor. Her 108 dakikada bir adanın enerjisi sıfırlanıyor ve 108 dakika tekrar başlıyor; zaman tekrar ediyor, dünya yok olmaktan kurtarılıyor.
Kaynak: Vulture
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →