Werner Herzog İmzalı Into the Inferno Belgeselinin Fragmanı Yayınlandı
Sinema dünyasının yaşayan devlerinden olan efsane isim Werner Herzog’un yönetmenliğini yaptığı Into the Inferno belgeselinin fragmanı yayınlandı.
Neredeyse 60 yılı bulan sinema kariyerine inanılmaz özgün yapımlar sığdıran, filmografisinde kurgu filmlerden çok belgesel niteliğinde filmler bulunan, sadece kamerasıyla değil, kalemiyle de iz bırakarak yürümeye devam eden Alman yönetmen Werner Herzog‘un son durağı; yine bir belgesel olan Into the Inferno oldu. İmkansızın peşinden koşan ve doğayla zıtlaşan karakterleriyle süslediği kurgular Herzog sinemasının karakteristiklerinden birini oluştururken; doğaçlama ile gizem peşinden koşması da yine Herzog’un yapımlarını oluşturma aşamasının temel özelliklerinde birisidir. Herzog, Into the Inferno ile bu sefer yaşayan volkaniklerin içinden bir kapı aralıyor.
Netflix Aracılığıyla İzleyici İle Buluşacak Olan Into the Inferno Belgeselinin Fragmanı Yayınlandı
Werner Herzog’un yanardağ uzmanı Clive Oppenheimer ile beraber çalıştığı belgeselde, İzlanda ve Etiyopya gibi ülkeler dahil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerindeki aktif volkanların insan ve doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmanın yolları ele alınırken, gizemli ve dehşet verici olmakla birlikte bir o kadar da çekici olan volkanların dünyası gözler önüne seriliyor. Prömiyerini 2 Eylül 2016 tarihinde Telluride Film Festivali’nde gerçekleştiren belgeselin fragmanı da büyüleyici bir gizeme doğru çıkılan yolculuğa işaret eder nitelikte.
Doğanın volkanik dağlar gerçeği üzerinden insanlık tarihine uzanan ve bunu türlerin kökeni ile ilgili felsefi bir yolculukla da birleştiren belgesel, Herzog’un özgün imzasının izlerini fazlasıyla taşıdığı izlenimi veriyor. 13 Eylül’de de Uluslararası Toronto Film Festivali’nde gösterimi gerçekleştirilen belgeselin Netflix aracılığıyla izleyiciyle buluşacağı tarih ise 28 Ekim 2016.

Zeynep Şentürk
179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.
Yazarın diğer yazılarını gör →