Unutulmaz Manzaralarda İnsan
Hazırlayanlar: Kerem Duymuş, Batu Anadolu
Sinema sanatında anlatının özü insan mıdır yoksa onlar sadece bulundukları coğrafyanın küçük bir parçası mıdır? Birçok usta yönetmenin ve birlikte çalıştıkları görüntü yönetmenlerinin ele aldıkları karakterleri anlatırken çevre ile olan etkileşimlerine verdikleri önem yadsınamaz. Adeta karakterlerin bir parçası olan ve onları anlamamızda bize yardım eden bu çevreler, insan figürleriyle birleştiklerinde unutulmaz karelere hayat vermişlerdir. Bu çalışma da denizde bir kum tanesi misali, sinemanın bu ölümsüz karelerinin bir kısmını hatırlatmak amacıyla oluşturulmuştur.
127 Hours (2010)

Yönetmen: Danny Boyle / Görüntü Yönetmeni: Enrique Chediak ve Anthony Dod Mantle
James Franco’nun dev bir kayayla paylaştığı 127 saati anlatan film, insanın doğa karşısındaki çaresizliğini ve feda etmesi gereken değerleri sorgularken Aron karakteri özelinde dünyadaki özgürlüğümüz üzerine de düşündürür.
Barry Lyndon (1975)

Yönetmen: Stanley Kubrick/ Görüntü Yönetmeni: John Alcott
Usta yönetmenin özellikle yalnızca mum ışığıyla aydınlatılan sahneleri çekebilmek için sıfırdan yeni lens tasarlattırdığı bu film için sinematografi dersi demek yanlış olmaz.
Days of Heaven (1978)

Yönetmen: Terrence Malick/ Görüntü Yönetmeni: Néstor Almendros
Amerikan tarihindeki modernleşme ve göç kavramlarının oluşmaya başladığı yıllara yapılan eşsiz bakış, bizleri birbirinden etkileyici manzaralara tanık olmaya çağırması açısından Days Of Heaven için tam bir usta işi izlenimi uyandırır.
Death in Venice (1971)

Yönetmen: Luchino Visconti/ Görüntü Yönetmeni: Pasqualino De Santis
Visconti’nin yirminci yüzyılın başlarındaki Venedik tasvirleri ile meşhur olan filmi, içinde barındırdığı lirik anlatıyı görselleriyle de destekleyebilme gibi bir başarıya sahip.
Godfather III (1990)

Yönetmen: Francis Ford Coppola / Görüntü Yönetmeni: Gordon Willis
Willis’in Baba üçlemesinde birçok ölümsüz sahneye imza attığını düşünsek de tüm destanı sonlandıran bu kare, hiç beklemediğimiz ölçüde sade ve yürek parçalayıcı olmayı başarır.
Howards End (1992)

Yönetmen: James Ivory/ Görüntü Yönetmeni: Tony Pierce-Roberts
Emma Thompson ve Anthony Hopkins gibi usta oyuncuların muhteşem manzara ve dekorlar eşliğinde arzı endam ettikleri filmin yarattığı romantik atmosferi anlayabilmek için yaşamaktan başka yapabileceğiniz başka bir şey yoktur.
Lawrence of Arabia (1962)

Yönetmen: David Lean / Görüntü Yönetmeni: Freddie Young
Tarihsel açıdan ne kadar tartışılırsa tartışılsın Lawrence of Arabia’nın teknik açıdan bir başyapıt olduğu kuşku götürmez. Özellikle kullanılan panaromik planlarla mekânsal gerçekliğin yaratılmasında sınırları zorlayan filmde insan figürü, yer yer bu örnekte olduğu gibi yaratılan gerçekliğin küçük ama dikkat çekici bir parçasıdır.
Mr. Turner (2014)

Yönetmen: Mike Leigh/ Görüntü Yönetmeni: Dick Pope
Hiç kuşkusuz Leigh’in filmografisindeki en sıra dışı yapımlardan biri olan Mr. Turner, dönem filmi olma özelliğini başarılı sanat yönetimi ve sinematografiyle birleştirerek ortaya tam anlamıyla bir keyifli seyir sunuyor.
Mystery Train (1989)

Yönetmen: Jim Jarmusch/ Görüntü Yönetmeni: Robby Müller
Olay ve durumlara dair o meşhur sıra dışı bakış açısıyla yaklaşan dahi yönetmenin özellikle şehir-birey ilişkisi üzerine daha önce söylenenlerin ötesindeki şeyleri bizlere gösterebilmesi açısından oldukça önemli bir film.
The Night of The Hunter (1955)

Yönetmen: Charles Laughton / Görüntü Yönetmeni: Stanley Cortez
Laughton ilk ve son yönetmenlik deneyiminde izleyicilere korku yönü ağır basan, masalsı bir suç hikayesi sunarken Cortez’in kamerası ise çocuk kahramanının gözünden dışavurumcu sinemaya saygı duruşunda bulunuyordu.
Simon of The Desert (1965)

Yönetmen: Luis Buñuel / Görüntü Yönetmeni: Gabriel Figueroa
Katolik kilisesine olan sevgisini (!) fırsat buldukça peliküle dökmeye gayret eden Buñuel’in bu filmi, 42 dakikalık süresine karşın Figueora’nın kamerasının yardımıyla İsa’yı Simon’un bedeninde yeniden diriltiyor ve karakterin hem ilahi gücünü hem de yalnızlığını vurguluyor.
The Pianist (2002)

Yönetmen: Roman Polanski / Görüntü Yönetmeni: Paweł Edelman
Polanski’nin ajitasyondan olabildiğince uzak duran bu soğuk, soykırım başyapıtında Edelman, piyanist Szpilman’ın ve yaşamını sürdürmeye çalıştığı çevrenin değişimini tablo gibi çekimlerle verir.
Le ballon rouge (1956)

Yönetmen: Albert Lamorisse/ Görüntü Yönetmeni: Edmond Séchan
Yeni Dalga öncesi Fransız sinemasındaki en ilginç filmlerden biridir Le ballon rouge. Orta metrajlı olarak adlandırabileceğimiz yapımın görselleriyle hala bizleri etkilemeyi başarır.
Red Desert (1964)

Yönetmen: Michelangelo Antonioni/ Görüntü Yönetmeni: Carlo Di Palma
Manzara deyince hemen aklımıza büyük geniş mekanlar gelebilir ama Antonioni usta bunu modernizm göndermesi üzerinden öyle bir yorumlar ki kendimizi dar, keskin köşeli ve sıkışık ama muhteşem manzaraların ortasında bulabiliriz.
THX 1138 (1971)

Yönetmen: George Lucas / Görüntü Yönetmeni: Albert Kihn ve David Myers
Sinema tarihinin en beyaz ve klostrofobik distopyasını yaratan Lucas’ın THX’in kaçıs sahnesinde kullandığı güneş önündeki insan figürü, birçok izleyicinin gözünü almayı başaran “kült” bir sahnedir.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →