Türkiye Televizyonlarına Uyarlandığına İnanamadığımız 12 Dizi!
Sex and The City’nin, Friends’in veya My Name is Earl’ün Türkiye uyarlaması çekilseydi sizce neye benzerdi? Hiç hayal gücünüzü zorlamayın hepsi çoktan yapıldı.
Dünya’nın geri kalanında, bilhassa Amerika’da dizi sektörü gitgide gelişir, bağımsızlaşır, cesurlaşır ve altın çağını yaşarken bizde malum aynı tas, aynı hamam. Bütçeler ve prodüksiyonlar büyürken nadiren özgün işlerle karşılaşıyoruz, onların da yayın hayatı kısıtlı oluyor.
Diziler zaten kendi kendilerini tekrar ederken, bir de yurt dışında tutmuş olan dizilerin Türkiye’ye uyarlanması furyası var. Bir kısmı açık açık telif hakkı alınarak uyarlansa da bu dizilerin bir bölümü alelade bir biçimde araklanıyor ve yapımcılar orijinal dizilerle ilgili sorular gelince ölü taklidi yapıyorlar.
Yine de biz etrafımızda uyarlama yapımların olmasına da alıştık. Fakat ortalıkta Shameless ve Supernatural dizilerinin de Türkiye’ye uyarlanabileceği iddiası var ve “Bu kadarına da pes artık!” deme noktasına geldik. O noktaya gelince de aklımıza hala nasıl olup da uyarlandıklarını anlayamadığımız başka yapımlar geldi.
Aralarında iyi işler olsa da, orijinallerini izlemiş insanlar olarak yerli versiyonlarının çekilme kararının alınmış olmasına dahi şaşıyoruz. Çekilmiş olduğuna her daim şaşırdığımız 12 yerli uyarlama hangileri merak ediyor musunuz?
Türkiye Televizyonlarına Uyarlandığına İnanamadığımız 12 Dizi!
My Name Is Earl – Hakkını Helal Et
Bizce dizinin başrolünde yer alan Mürşid Bağ, Earl Hickey rolünü özleyen Jason Lee‘nin estetik operasyon geçirmiş hali. Üstelik sadece başrol oyuncusunun tipi değil, dizinin konusu da My Name Is Earl‘ünkiyle birebir aynı. Tek fark herhalde, karmanın Samanyolu TV’ye ters gelmesiyle, konsepti karmadan helallik almaya devşirmiş olmaları.
Hakkını Helal Et, My Name Is Earl gibi bir komedi değil, dram dizisi. Yine de zamanında My Name Is Earl izleyenleri en az My Name Is Earl kadar güldürme potansiyelini bünyesinde barındırıyor. Daha da ilginç olan dizinin senaristleri arasında Onur Ünlü‘yü görmemiz.
Dizinin yapımcısı ise Melih Sezgin ise dizinin My Name Is Earl’le bir alakası olmadığını söylüyor. Aslında Fudayl bin İyaz‘ın hayatından uyarlanmış dizi. Keşke başrol için Earl Hickey‘nin Türkiye’li ikizini bulmasalarmış, belki inanırdık kendisine.
Mrs Doubtfire – Hayatımın Rolü
Gerçekten, Mrs. Doubtfire‘ın Haluk Bilginer versiyonunu görmekle bir sıkıntımız yok, hatta onur duyduk. Çünkü hem Robin Williams hem de Haluk Bilginer‘le büyümüş çocuklarız ve ikisine karşı da inanılmaz bir sevgi her zaman besleyeceğiz. Üstelik illa Türkiye’den biri Mrs. Doubtfire‘ı canlandıracaksa, o Haluk Bilginer olmalıydı. Keşke bu 46 derisinin kapağında gerçekleşseydi ama.
Yine de bu versiyon, benzer bir hikaye örgüsünde Okan Bayülgen’i yaşlı bir kadın olarak izlediğimiz “Size Baba Diyebilir Miyim?”le kıyaslanamayacak kadar iyiydi. Hatta televizyon dizisi yerine film olarak uyarlansa, muhtemelen şu an beğeniyle bile anıyor olabilirdik. Ama dizilerin bir bölümünün sinema filmi uzunluğunda çekildiği bir ülkede zaten bu projenin tutması imkansızdı. Neyse Haluk Bilginer diziden alıp tiyatroya verdiği için, ve kendisini bu rolde görmekten de pek hoşnut olduğumuz için, çekildiğine değdi.
Glee – M.U.C.K.
Ya da açılımıyla Müzik Umutları Cesaret Kanatlarıydı(?) Glee’nin Türkiye şubesi olmaya adaydı ve işler tabii ki planlandığı gibi gitmedi. Diziyi kurtarabilecek yegane şey Bedük‘tü herhalde ama maalesef tek başına Bedük de bu işi beceremedi.
Açıkça belirtelim bu projede bir potansiyel vardı, ama bu ülkede müzikal işinin becerilmesi için daha kırk fırın ekmek yenmesi gerek. Önce büyük prodüksiyonlarla deneyim kazanmadan, her hafta özgün içerikler üretmeye çalışan bir müzikal projenin başarılı olma ve hayatta kalma şansı da pek yoktu.
24 – Mahşer
“Türkiye’nin ilk ve tek gerçek zamanlı televizyon dizisi” sloganıyla yola çıkması Mahşer‘in bir hayli akıllıcaydı. Böylece bir dizinin içeriği değil, yalnızca dizide kullanılan bir yöntemin esinlendiğini kanıtlayabilirlerdi. Friends‘den The Seinfeld‘e, Doctor Who‘dan Married with Children‘a o kadar çok dizi bu konseptten faydalanmıştı ki, neden olmasın diyebilirdik.
Fakat elbette 24 dışındaki tüm televizyon dizilerinin bir veya bir iki bölüm gerçek zamanlı (real time) olarak hazırlamıştı. Yani konseptin dizi alanında tek örneği 24 olunca, bu cümle 24′teki konseptin birebir alındığının manifestosu haline geliyordu.
Yine de güzel bir iş çıkabilirdi. Ama 24 saati 13 bölümde anlatmak için, her bölümü detaylarla uzatmak için yapılan zoom-in zoom-out’lar seyirciyi kaçırdı. Zaten dördüncü bölümde bitince dizi, Türkiye’nin ilk gerçek zamanlı dizi deneyimi de 8 saat sürmüş oldu.
Sex and The City – Metro Palas
Sex and The City, hoşumuza gitsin veya gitmesin, çalışan ve sevişen özgür kadının manifestosuna dönüşmüştü yayınlandığı sıralarda. Metro Palas ise kadınlara dair iğrenç klişelerle dolu, oyunculuk bakımından da yapmacıklıktan ölen bir dizi denemesiydi. Orijinal dizideki “Sex” nidasını, oyuncuların kıyafetlerine taşıyarak da izleyici çekmeye çalışma işi ters tepmişti. Keza Sex and The City, kadınlar için bir beraber yaşama modeli sunduğundan izlenirken, Metro Palas oyuncuları mümkün mertebe seksi bir görüntüde tutarak, dizinin içeriğiyle hiç ilgilenmeyecek bir erkek kitleyi çekmeye çalışmıştı. Kadınlar da sadece salata yiyip, fal baktirip, para harcayıp, dedikodu yapıyorlarmış gibi taktim edilmelerine zaten günlük hayatta illallah diyordu bırakın dizisini izlemeyi. Zaten dizi kısa bir süre içinde de yayından kaldırıldı.
Fame – Şöhret Okulu
2006 yılında “Benimle Dans Eder Misin?” furyasıyla beraber, memlekette gerçekten dans etmeyi becerebilen insanların olduğu ortaya çıkmıştı, Sinan Çetin de bunun gazıyla Fame‘i uyarlama kararı almıştı. En azından Şöhret Okulu‘nun kadrosunda yarışma programından isimlere rastlamamızı bu şekilde açıklayabiliriz.
Ayla Algan, Erol Büyükburç, Tan Sağtürk, Cengiz Küçükayvaz, Yıldız Asyalı, Müjdat Gezen, İlhan Şeşen gibi isimleri içinde barındıran muazzam bir oyuncu kadrosu, vasatın bir hayli altında kalan senaryonun gölgesinde kalınca dördüncü bölünde yayını terkeden dizilerin arasında yerini elde etti Şöhret Okulu.
Ugly Betty – Sensiz Olmuyor
Gözlüklü çirkin kadının (gözlük şart değil tabii bunun köylü kızı, şişman kadın gibi versiyonları de var) aşkı için fiziksel görüntüsünü değiştirip inanılmaz bir kadına dönüşme hikayesi elbette Ugly Betty’ye dayanmıyor. Ama zaten Sensiz Olmuyor bizzat Ugly Betty‘nin hakları satın alınarak hazırlanmıştı. Yine de Özlem Conker kadar güzeller güzeli bir kadının kaşlarını kalemle boyamak yerine, daha müztevazi bir kadın oyuncu seçip herkesin yeterli bakımla güzel olabileceğini daha organik yollarla kanıtlayabilirlerdi. Bu kadar da yapay bir değişim yaşanmazdı o zaman.
Dizinin zamanlaması da pek şahanedir bu arada. O sıralar Arzum Onan‘ın başrolde yer aldığı Sahra ve Hülya Avşar‘ın başrolde yer aldığı Kadın İsterse yayındaydı. Hatta Kadın İsterse‘de Hülya Avşar’ın karakterinin kızlarından biri bile böyle bir değişim geçiriyordu. Böylelikle bir amaç uğruna fiziksel görünümünü değiştiren kadın furyasında yerini almıştı Sensiz Olmuyor.
Grey’s Anatomy – Doktorlar
Türkiye’de biliyorsunuz yaz mevsiminin geldiğini anlamamıza sıcak havalardan daha iyi fark ettiren iki şey var: radyoyu açıp yeni Serdar Ortaç şarkısı duymak ve televizyonu açıp eski Doktorlar bölümüne rastlamak.
Siz Doktorlar dizisi Grey’s Anatomy uyarlaması dediğimize bakmayın. Genel geçer referans Grey’s Anatomy olsa da yeri gelir ER, yeri gelir Nip/Tuck, yeri gelir House M.D. hatta bazen Scrubs‘dan hatırladığınız sahnelere rastlayabilirsiniz. Sonuçta tıp evrensel bir şey değil mi? Müzik de öyle. Herhalde Kutsi ondan başrolde yer alıyor.
Friends – +18
Doğru bir oyuncu kadrosu ve birazcık ayakları yere basan senaristlerle tutma potansiyeli vardı bu dizinin. Can Bonomo henüz müzik piyasasına giriyordu ve aynı zamanda bu dizinin kadrosundaydı. Dizinin güldürmesinin de başlıca sebebiydi. Yine Pamela Spence oyuncu kadrosundaydı. Herhalde bu iki ismi yukarıda yer alan M.U.C.K. veya Şöhret Okulu‘na ekleseler diziler daha uzun süre hayatta kalırdı ama onun yerine ikisine de nasip olan proje +18 oldu.
Dekorasyonundan Aysun Kayacı‘nın karakterinin düğününden kaçıp çocukluk arkadaşının evinde yaşamaya gitmiş karakterine (ve aynı zamanda yan komşusu olan arkadaşının kuzeninin ona aşık olmasına) kadar her şeyi birebir Friends‘den almış olmaya ek olarak yapılmış olan tek dokunuş Paşhan Yılmazer‘i maviye boyayarak Avatar filminin bir karakteri havası verip “Mavi Mavi Masmavi” şarkısını söyletmekti.
Friends‘i Türkiye’ye uyarlamak mı daha çılgın yoksa birebir çalmaya çalışıp da tutar diye düşünmek mi, bilemedik.
Golden Girls – Altın Kızlar

Çoğunluk gibi siz de kaçırmış olabilirsiniz ama böyle bir proje gerçekten de oldu. Hem de çok yakın bir tarihte: 2009 yılında. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Nevra Serezli gibi unutulmaz oyuncular da dizinin başrollerinde yer alıyordu.
Golden Girls‘ü uyarlamak kimin aklına gelmiş bilemesek de, şu kadroyu tutturmuşken, dizinin tutmamasını sağlamak da ayrı başarı. Keşke başka bir projede bir araya gelselerdi. Konusu bile aynı olabilirdi üstelik, sadece birebir Golden Girls dizisini türkçeleştirmeye çalışmasa yapımcılar muhtemelen yeterli olurdu.
The X Files – Sır Dosyası
Bunu yaş itibariyle kaçırmış olanımız çoktur, yine de en hatırlanası uyarlamalardan biri. 1999 yılında tutup Türkiye’de kim 16 mm’lik sinema filmi kullanarak X Files uyarlaması çeker derseniz, cevap Taylan Biraderler.
Dizi sadece 5 bölüm yayında kalmayı başardı. Başrollerde Taner Birsel ve o sıralar ismi yeni duyulmaya başlanan Mehmet Günsür vardı. Ayça Bingöl ve Zafer Ergin de dizinin ana kadrosundaydı. Demir Demirkan‘ın Ahura‘sı ise dizinin jenerik müziğiydi.
Özetle, The X Files adapte etme çılgınlığı daha geç bir zamana gelse, kesinliklikle deli gibi tutardı ama o zamanlar tek başına reyting sistemi vardı, internet yoktu.
Pretty Little Liars – Tatlı Küçük Yalancılar

Hakiki Pretty Little Liars, 2010 yılından sonra Amerikan ABC kanalında yayına başlamıştır. Görüldüğü gibi dizinin kahramanları dizinin temasına uygun siyah kıyafetler içinde dolaşıyorlar. Hepsi de lise öğrencisi.
2015 yılından sonra yayın hayatına Star Tv‘de başlayan Tatlı Küçük Yalancılar olarak tanıtılan dizinin baş kahramanları üniversite öğrencisi. Fırsat buldukça renkli kıyafetler giyiyor ve sürekli gülüyorlar.
Bu kadar gülünecek ne vardı?
Hazan Özturan
231 yazı · Galatasaray Üniversitesi'nde 7 yıl boyunca felsefe okudu. Şu sıralar toplumsal cinsiyet alanındaki yüksek lisansı gereği sinemanın doğduğu şehirde, Paris'te yaşıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →









