· 5 dk okuma

Trainspotting Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

Trainspotting Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

“Eğer yasa dışı olsaydı kendimize C vitamini bile enjekte ederdik.”

Danny Boyle tarafından yönetilen ve Irvine Welsh’in kaleme aldığı aynı isimli romandan uyarlanan 1996 yapımı Trainspotting, Edinburgh’da yaşayan eroin bağımlısı bir grup gencin hikayesini konu alır. Ewan McGregor, Ewen Bremner, Jonny Lee Miller, Kevin McKidd, Robert Carlyle ve Kelly Macdonald gibi başarılı isimleri kadrosunda bulunduran film; hayatlarında uyuşturucu dışında pek konu bulunmayan Mark Renton ve arkadaşlarının hikayesini anlatır. Yirmilerinde bir uyuşturucu bağımlısı olan Renton ile hiçbir şeyi umursamayan arkadaşları Tommy, Spud, Sick Boy ve Begbie’nin gittikçe mahvolan hayatlarını ayrıntılı bir şekilde ele alan film, müzikleriyle de oldukça dikkat çekmektedir. Filmin 20 yıl aradan sonra devam filmi, T2: Trainspotting’in de vizyonla buluşmaya hazırlandığını hatırlatalım. Bağımlılıkla gelen karanlığın yüzünü oldukça enerjik bir tempoyla bize sunan Trainspotting’i ve yarattığı atmosferi farklı filmlerde hatırlamak isteyenler için; Trainspotting sevenlerin izlemesi gereken 10 filmi sizler için derledik.

Trainspotting Sevenlerin İzlemesi Gereken  10 Film

Reservoir Dogs – 1992

reservoir-dogs-filmloverss

Sinemanın aykırı isimlerinden biri olan Quantin Tarantino’nun ilk uzun metraj filmi ve filmografisinin belki de en bilinenlerinden biri olan Reservoir Dog; yaklaşık sekiz dakika süren kahvaltı masası sohbetiyle açılan ve hafızalara bu açılış sahnesiyle bile kazınmayı başaran film, Tarantino’nun sonrasında göreceğimiz gibi bol kanlı ve şiddet içerikli sahnelerin çoğunlukta olduğu bir yapım olarak sinema tarihinde kendisine yer bulur. Genellikle filmlerinde farklı bir kurgu benimseyen Tarantino’nun bu ilk yapımı gelecek filmlerin habercisi olacak gibi; yönetmenin attığı imzaların hepsini taşımaktadır. Harvel Keitel, Tim Roth, Michael Madsen, Steve Buscami gibi isimlerin yer aldığı filmde ayrıca Tarantino’yu hem senarist hem de oyuncu olarak görürüz.

Natural Born Killers – 1994

natural-born-killers-filmloverss

Oliver Stone imzasıyla dikkat çeken, Tarantino’nun ise hikayesini kaleme aldığı Natural Born Killer; Mickey ve Malory, iki katilin yaşadıklarını anlatır. Tarantino her ne kadar beğenmese de özellikle Oliver Stone sinemasını sevenler için bu film defalarca izlenebilecekler arasına adını çoktan yazdırmıştır. Ölümü, şiddeti ve öldürme isteğini hikayesinin merkezine alan film, içinde birçok filme yaptığı göndermelerle de dikkat çeker. Postmodern bir anlatımla beyazperdeyle buluşan hikaye, kurgusundan başrol oyuncularının muazzam performanslarına varıncaya kadar birçok açıdan başarılı bir yapımdır.

The Basketball Diaries – 1995

the-basketball-diaries-filmloverss

1960’lı yıllarda yaşayan Jim Carroll’ın otobiyografik kitabından uyarlanan ancak 1990’ların ortasında bir hikayeyle buluşturan The Basketball Diaries’in yönetmen koltuğunda Liz Heller oturuyor. Başrolünde ise Leonardo DiCaprio’nun yer aldığı film; uyuşturucu bağımlısı olan Jim Carroll’ın çocukluk günlerini anlatıyor. Lise basketbol takımının başarılı oyuncularından biri olan Jim’in kariyer hedefi olarak kafasına koyduğu her şey, uyuşturucuyla tanışmasıyla alt üst olur. Artık onu New York sokakları beklemektedir ve bu uğurda değişmesi de kaçınılmazdır. Hayatta kalabilmek için her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir insana dönüşen Jim; suç, çarpık ilişkiler ve ölüm gibi kötü tecrübelerle dolu bir hayatla karşı karşıya kalmıştır.

The Usual Suspect – 1995

the-usual-suspect-filmloverss

Geri dönüşler ve öyküleme tekniğiyle anlatılan, Kayzer Söze karakteriyle ise sinema tarihine adını yazdıran The Usual Suspect; poliste sorgu altında olan Verbal Kint’in anlatımlarıyla altı haftayı izleyiciye sunar. San Pedro’da patlayan bir tekneyi araştıran polis, teknede 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişiden biri yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve diğeri de Verbal Kint adında bir tetikçidir. Kint’in polisteki sorgusunda beş suçlunun nasıl bir araya geldiğinden, kaçırılan bir kamyondan ve bir suç lordundan polislere bahseder ve biz de etkileyici bir kurguyla bütünleşen hikayeyi izleriz.

A Life Less Ordinary – 1997

a-life-less-ordinary-filmloverss

Danny Boyle’un çok fazla bilinmemesine rağmen, oldukça seveninin de olduğu; romantik-komedi türüne farklı bir bakış atan A Life Less Ordinary, alternatif bir dünyada karşımıza çıkar. İşini kaybeden Robert, patronunun kızı Celine’i kaçırır. Ama hikayedeki esas dönüm noktası, birbirinden nefret eden bu ikiliyi birbirine aşık etmek için görevli olan iki meleğin olaya dahil olmasıyla başlar. Film; Danny Boyle imzası taşıyan filmlerde vazgeçilmez olan muhteşem soundtrack listesiyle ve başrolde yer alan Ewan McGregor ve Cameron Diaz’ın performansıyla dikkatleri çeker.

Gridlock’d – 1997

gridlockd-filmloverss

Başrollerini Tupac Shakur ve Tim Roth’un paylaştığı; yönetmenliğini ve senaryosunu ise Vondie Curtis-Hall’ın üstlendiği, kara mizah, dram ve suç ögelerini bir araya getiren Gridlock’d; iki farklı karaktere sahip olan ama ona rağmen çok iyi iki arkadaş olan Spoon ile Strech’in hikayesini konu alıyor. Sakin yaradılışlı olan Spoon ile onun tam aksine öfkeli bir karaktere sahip olan Strech’in mutluluklarını, mutsuzluklarını, nefretlerini ve heyecanlarını paylaştıkları bir müzik grupları ve bir şekilde ilerleyen, pek sorunları olmayan bir hayatları vardır. Ta ki hayatlarına uyuşturucu dahil olana kadar…

Lock, Stock and Two Smoking Barrels – 2000

lock-stock-and-two-smoking-barrels-filmloverss

Guy Ritchie’nin senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda oturduğu Lock, Stock and Two Smoking Barrels; daha sonra çekilmiş olan yine Ritchie imzası taşıyan Snatch ile benzerlikler taşımaktadır. Uzun yıllardır tanışan Eddy, Soap, Tom ve Bacon farklı yeteneklere sahip arkadaşlardır. Hayatlarını kurtarmanın yolunu arayan ve bu yolda kumara başvuran arkadaş  grubu; kumardaki üstün yeteneğinden dolayı Eddy’i seçip aralarında yüzbin paund toplayıp Eddy’i önemli bir oyuna gönderirler. Ancak, masadakiönemli kumar oyuncuları arasındaki en yetenekli oyuncu Eddy olmasına rağmen işler planlandığı gibi gitmeyecektir. Önceden planlanan bir hile yüzünden kaybeden Eddy, yüklü bir miktar kaybedip mafyaya borçlanır…

Amores Perros – 2000

amores-peros-filmloverss

Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun ölüm üçlemesinin ilki olan Amores Perros; birbirinden uzak  olan üç kişinin, Octavio, Valeria ve El Chivo bir kaza sonucu bir araya gelen, kesişen hikayeleri konu alıyor. Yitirdikleri ile pişmanlık yaşayan, hayatın acımasız yüzüyle karşılaşan ve aşkın gölgesinde yaşamak zorunda bırakılan üç karakterin yaşantısına odaklanan film, Iñárritu bu durumdan pek hoşlanmasa da Meksika’nın Pulp Fiction’ı olarak anılır. Meksika’nın arka sokaklarına, 68 kuşağına ve ülkenin sorunlarına göndermelerin fazlasıyla bulunduğu film, gerçekçi karakterleri ve anlatımıyla etkileyici bir yapımdır.

“Çünkü bizler artık kaybettiklerimiziz.”

Requiem for a Dream – 2000

requiem-for-a-dream-filmloverss

Bağımlılığın birçok yüzünü buluşturan ve anlatım biçimiyle izleyenleri derinden etkileyen; Darren Aronofsky imzalı Requiem for a Dream; annesiyle yaşayan Harry’nin ve arkadaşlarının yaşantısını konu alır. Bir televizyon programına çıkmaya hak kazanan ve ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek uğruna diyet haplarına başvuran Sara Goldfarb aslında bir televizyon bağımlısıdır. Diğer yandan oğlu Harry ve arkadaşları da bağımlılığın bir başka boyutundalardır. Hiç durmadan eroin ve kokain kullanmaya devam eden Harry, Marion ve Tyrone’u hayatı adeta bir felakete dönüşmektedir…

Adam & Paul – 2004

adam-and-paul-filmloverss

Umutsuz hayatlarının içine hapsolmuş iki arkadaş, Adam ve Paul; Dublinli iki bağımlıdır. Çocukluklarından beri birlikte olan iki arkadaş, eroin bağımlılığının pençesinde umarsızca hayatlarını sürdürmeye devam etmektedir. Neredeyse her günleri birbirinin aynısı olan ikilinin, uyuşturucu almak için hırsızlık yaptığı bir günlerinin anlatıldığı film, Lenny Abrahamson’un ilk uzun metraj yapımı. Tom Murphy ile Mark O’Halloran’ın başrolde olduğu film, bolca ironi ve kara mizah barındıran diyaloglarıyla dikkat çeker.


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →