Tom Ford ve Denis Villeneuve’nün Yeni Filmleri Venedik Film Festivali’nde Gösterilecek
Heyecanla beklediğimiz birçok yapımın ön gösterimlerinin yapılacağı Venedik Film Festivali’nde izleyeceğimiz filmlerin arasına Tom Ford’un Nocturnal Animals’ı ve Denis Villeneuve’ün Arrival’ı da dahil oldu.
Bu sonbaharda Toronto Film Festivali ve Venedik Film Festivali’nde gösterikecej filmlerin isimleri yavaş yavaş belirlenmeye başlarken Variety’den gelen habere göre Venedik Film Festivali’nde Tom Ford‘un yedi senenin ardından yönetmen koltuğuna oturduğu Nocturnal Animals ve Denis Villeneuve’ün son filmi Sicario’nun ardından izleyiciyle buluşacak olan yeni projesi Arrival‘ın da gösterileceği açıklandı.
Venedik Film Festivali’nde İzleyeceğimiz İki Filmin Başrolünde de Amy Adams Yer Alıyor!

Tom Ford’un A Single Man filminden sonra ikinci projesi olan Nocturnal Animals’ın başrollerini Amy Adams ve Jake Gyllenhaal paylaşacak. Austin Wright’ın Tony and Susan adlı kitabından uyarlanan film, sanat galerisi sahibi bir kadının, eski eşinin yazdığı gerilim dolu bir intikam hikayesinin anlatıldığı kitabın etkisiyle kendi karanlık geçmişiyle yüzleşmesini konu alacak.
Diğer tarafta festivalin bir diğer önemli filmi; Incendies, Prisoners, Enemy, Sicario gibi birbirinden çok ilgi çeken yapımlara imza atan Denis Villeneuve’ün yönetmenliğini yaptığı, başrolünde yine Amy Adams’la karşılaşacağımız Arrival. Film, bir uzaylı istilasını konu alacak. Amy Adams’ın Louise Banks isimli bir dilbilimciyi canlandırdığı filmde, Louise Banks karakterinin dünya dışı varlıkların dilini çözmesi ve istilanın arkasındaki sırrı açığa çıkarması için askeri göreve alınmasının ardından başından geçenler anlatılacak.
31 Ağustos – 10 Eylül arasında gerçekleşecek olan 73. Venedik Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılması beklenen diğer filmler arasında ise, Emma Stone ve Ryan Gosling’in bir araya geldiği La La Land‘in dışında On The Milky Road ile Emir Kusturica ve The Beautiful Days of Aranjuez ile Wim Wenders gibi sevdiğimiz yönetmenlerin heyecanla beklediğimiz yapımları var.
Dila Senem Haznedar
28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →