· 6 dk okuma

The Matrix Üçlemesi Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

The Matrix Üçlemesi Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Andy ve Lana Wachowski’nin efsanevi The Matrix üçlemesi (The Matrix, The Matrix Reloded, The Matrix Revolutions); insanlar tarafından algılanan gerçekliğin aslında insanlığı boyunduruk altına almak için yaratılan “The Matrix”in gerçekliği olduğunu anlatan distopik bir gelecek örneği. Bu gerçekliği kavramaya bir isim vermek gerekirse eğer, hiç düşünmeden şüphecilik diyebiliriz; zira ulaşılamaz bir hakikatle başa çıkmak zorundasınızdır The Matrix’te. Bir noktada Descartes’in teorisinde olduğu gibi “Ya yaşadığımız hayatlar aslında bir rüyadan ibaretse?” argümanından yola çıkan üçleme, bireylerin davranışlarından sorumlu olmadığı aksine zihninde yarattığı gerçekliği kontrol altına almaya çalışmasıyla yalnızca 21. yüzyılın değil daha ötesinin de sonu getiriyor belki de. Haliyle geriye tek bir soru kalıyor: Nasıl emin olacağız? İşte boyunduruklarımızdan kurtulmak ve bu evreni daha yakından tanımak adına The Matrix üçlemesi hakkında mutlaka bilinmesi gereken 15 detayı sizler için derledik.

The Matrix Üçlemesi Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

1 – The Matrix’in Senaryosu Yaklaşık 5 Senede Yazılıyor

matrix-storyboard-filmloverss

The Matrix üçlemesinin ardındaki Wachowski Kardeşler, The Matrix’i en başta sevdikleri Kung Fu, anime, bilimkurgu ve aksiyon ögelerini birleştirdikleri bir çizgiroman olarak hayata geçiriyorlar. Daha önce Marvel için de pek çok çizgiromana imza atan Wachowski Kardeşlerin seriyi tamamen yazmaları neredeyse beş yıl sürüyor. Filmin çekimlerine başlamadan önce de defalarca revize ediliyor ve sonuç olarak 14 farklı senaryo taslağı ve 500’ün üzerinde storyboard ile The Matrix üçlemesi çekime hazır hale getiriliyor. Bunun üzerine Wachowski Kardeşler yapımcı Joel Silver’a gerçek bir anime yapmak istediklerini ve Hong Kong filmlerindeki aksiyonu başka bir yoldan, yavaşlatarak izleyiciye aktarabileceklerini dile getiriyor. Zira bu tür yapımlarda inandıkları bir şey var: “Herkes insanüstü ve doğaüstü güçlere sahip.”

2 – Wachowski Kardeşler Filmleri Tamamem Renklerle Kodluyor

the-matrix-renkler-filmloverss

Wachowski Kardeşler, filmde yer alan oyuncularla birlikte 500’ün üzerinde storyboard oluşturuyor; zira filmin nasıl olması ve nasıl görünmesi gerektiği konusunda oldukça netler. Bu düşüncelere binaen bilgisayarlardan oluşan The Matrix evreni yeşil tonlarında tasvir ediliyor -tıpkı izleyici her şeyi bilgisayarların vasıtasıyla izliyormuş gibi; gerçek dünya ise mavi tonlarıyla resmediliyor. Buna karşın dış mekanlarda ise ya tek renkli ya da renkten tamamen yoksun bir hava yaratılıyor. Morpheus ve Neo arasındaki kavga sahnesinin sarı tonlarına hakim olması da bunu destekliyor; çünkü orası ne gerçek dünya ne de The Matrix olarak kabul görüyor. Ek olarak, üçleme boyunca yalnızca tek bir sahnede yeşil/mavi bir gökyüzünü görebiliyoruz: The Matrix Revolutions’ın parkta geçen son sahnesi.

3 – Lobi Sahnesi CGI Olmadan Çekiliyor

matrix-lobi-sahnesi-filmloverss

Morpheus’u kurtarmak için girdikleri binanın lobi sahnesini çekmeleri neredeyse 10 gün sürüyor. Üç dakikalık bu silahlı çatışma sahnesinde düşünülenin aksine CGI kullanılmıyor. Ofis binası için bir set kuruluyor, yalnızca oyuncuların yer aldığı bölümlerde özel efektlere yer veriliyor, tüm patlamalar ise gerçek. Öyle ki, lobi ve asansör sahnelerinde Keanu Reeves’in kullandığı silahları tasarlayan John Bowring, plastikten oldukça hafif silahlar yapıyor. Böylelikle Reeves 150-200 gram ağırlığındaki bu silahları taşımakta güçlük çekmiyor. Ancak silahların yere düşmesi gerektiği anlarda gerçek boyutlara ve ağırlıklara sahip silahlar kullanılıyor.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=23&v=vjUAJXDfj54

4 – Oyuncu Kadrosunda Çok Sayıda İkiz Oyuncu Yer Alıyor

the-matrix-agent-training-program-filmloverss

Üçlemenin oyuncu kadrosunda çok sayıda tek yumurta ikizi oyuncuya yer veriliyor. Bu oyunculara bilgisayar programlarının yineleme illüzyonunu göstermek adına çekilen ve kırmızı giyen kadınların yer aldığı sahnelerde rastlayabilirsiniz. Ayrıca ajanları eğittikleri “Agent Training Program” kapsamında kullanılan oyuncular da tek yumurta ikizi ve bu sahneler süresince defalarce kopyalanıyorlar.

5 – Meşhur Kurşun Sahnesi Bir Görsel Efektten Daha Fazlası!

the-matrix-bullet-time-filmloverss

Warner Bros.’un markalaştırdığı The Bullet Time sahneleri için filmin en önemli konseptini oluşturuyor demek yanlış olmayacaktır. Zira karakterlerin, nesneleri zihinleriyle kontrol altına aldıklarını -eğer başarabiliyorlarsa- böylelikle görürüz. Bullet time efekti, bir dizi fotoğraf kamerasının kullanılmasıyla ve çekilen her bir karenin bir araya getirilmesiyle elde ediliyor. Bu yöntem kulağa her ne kadar basit gelse de doğası gereği nükseden pek çok problemi aşmak gerekiyor öncelikle. Fotoğraf kameralarının sabit tutulmas, her bir lensin ise niteliğinin aynı olması gerekiyor; çünkü kameralar arasındaki en ufak bir fark bile çekim sonrası işlemlerini engelliyor. Merak edenler detayları aşağıdaki videoda bulabilir:

6 – Neo ve Trinity’nin Tanışma Sahnesi Gerçek Bir S&M Kulübünde Çekiliyor

tha-matrix-neo-trinity-filmloverss

Hatırlarsanız, ilk filmin başında Neo (Keanu Reeves)’yu ancak 10 dakika sonra görebiliyoruz. İşte Trinity ve Neo’nun tanıştığı ilk sahne de Sidney’deki The Hellfire Club isimli gerçek bir S&M kulübünde çekiliyor. Sahne süresince çekimlere katılan tüm figüranlar, tepeden tırnağa ayarlanmış kostümler ile gelmeleri söylenen kulübün gerçek korumaları.

7 – Neo’ya Takılan Böcek Keanu Reeves İçin Özel Tasarlanıyor

the-matrix-neo-filmloverss

Neo’nun göbek deliğinden giren “böcek” Keanu Reeves için özel bir tasarım, CGI ve prostetik kombinasyonu ile elde ediliyor. Kozasından çıkan böcek prostetik iken, Neo’nun içine giren böcek ise dijital. Benzer şekilde Neo’nun ağzının mühürlenmesi de dijital efektlerin ürünü. Ayrıca böceğin Neo’dan çıkarılmasını sağlayan aletin tasarlanması ve yapılmasıysa tam 12 hafta sürüyor.

8 – Kahinin Bir Hikayesi Var

the-matrix-kahin-filmloverss

Delphi Kahini, Apollo Tapınağı’nın ve Antik Yunan’ın en prestijli rahibesi. Tapınağın duvarına kazınmış olan “gnōthi seautón (Know Thyself)” yani “Kendini Bil” ibaresini, The Matrix’te yer alan kahinin mutfağında görebilirsiniz (Filmde Latince versiyonu olan temet nosce ifadesi kullanılmıştır).

9 – Matrix Savunması Aslında Yasal

matrix-defense-filmloverss

Eğer zora düştüğünüz bir anda Matrix savunmasına (The Matrix Defense) başvuruyorsanız, karşınızdaki zanlıların bir suç işlemek üzere olduğunu ve onların gerçek dünyada değil de Matrix evreninde yaşadıklarına inandıklarını iddia etmeniz yeterli. Zira delilik savunmasının bir versiyonu olarak kabul gören Matrix savunması, bugüne kadar pek çok durumda başarıya ulaşmış, bizden söylemesi.

10 – Yağmur Değil The Matrix Kodları

matrix-rain-filmloverss

The Matrix Revolutions’daki Neo ve Smith arasında geçen son kapışmada ortalığa saçılan yağmur damlaları yalnızca sudan ibaret değil. Dikkatle bakıldığında her bir çizginin, üçleme boyunca gerçek dünyada gösterilen Matrix kodlarına karşılık geldiğini görebilirsiniz. Bu alttan alttan yapılan gönderme bir bakıma The Matrix’in artık istikrarsızlaşmaya başladığının da bir göstergesi. Bu görsel açıdan yapılan hileyi IMAX ve büyük sinema salonlarında rahat rahat görebilecek iken televizyon/bilgisayar ekranında gördüğünüz şerit yağmurları, dövüş sahnesinin yakın çekimlerinde gözleyebileceğiniz durağanlıktaki bir sıçrama izlenimi yaratıyor.

11 – Keanu Reeves Gerçekten Tırmanıyor

matrix-neo-tırmanma-filmloverss

MetaCortex ofisindeyken Neo ve Morpheus arasında geçen cep telefonu konuşmasında, Keanu Reeves 34. katın penceresinden çıkıp ölümle burun buruna gelme risikini göze alarak tırmanıyor. Hem de dublör kullanmadan!

12 – Morpheus Karakterinin Esin Kaynağı: The Sandman

matrix-morpheus-filmloverss

The Matrix’in yaratıcıları Wachowski Kardeşler, Morpheus karakterine hayat veren Laurence Fishburne’e Neil Gaiman’ın çizgiroman serisi The Sandman’de yer alan aynı isimli karakteri odağına almasını söylüyor. Ayrıca Yunan mitolojisinde Morpheus, Rüyaların Tanrısı olarak geçiyor. Morpheus’un üçleme boyunca insanları rüyalarından uyandırıp gerçekliğe döndürdüğü düşünülürse, bu isim ironik bir yolla olsa bile The Matrix evreniyle bağlantı kuruyor.

13 – 101 Numaralı Oda George Orwell’e Referans

matrix-room-101-filmloverss

Neo’nun filmin başında bulunduğu 101 numaralı oda, – pek çok filmde de gönderme yapıldığı üzere – George Orwell’in iğne deliğinden geleceği görerek kaleme aldığı 1984 adlı kitabında yer alan ve insanların korkularıyla yüzleşmelerine sebep olan 101 numaralı oda.

14 – Wachowski Kardeşler Bütçenin Tamamını İlk Sahnede Kullanıyor

trinity-the-matrix-opening-scene-filmloverss

Wachowski Kardeşler, akıllarındaki The Matrix düşüncesini Warner Bros. ile paylaştığında, stüdyo henüz yönetmenlik denemesi bulunmayan ikilinin The Matrix ile iyi bir işi çıkarabileceği konusunda kararsız kalıyor. Wachowski Kardeşler de kendi ışıklarını kanıtlamak üzere sade ama bir o kadar da görkemli olacak suç/gerilim türündeki Bound’u yazıp yönetiyor. Böylelikle Bound da Wachoswski Kardeşlere The Matrix evreninin kapılarını aralıyor ve sıra dışı ikili Warner Bros.’a 80 milyon doların üzerinde bir bütçeye ihtiyacı olduklarını dile getiriyor. Ancak bekledikleri karşılığı stüdyodan bulamayan Wachowski Kardeşler büyük bir risk alarak, Warner Bros.’un verdiği ’10 milyon dolarlık bütçenin tamamını’ üçlemenin ilk filmi olan The Matrix’in 10 dakikalık muazzam açılış sahnesinde kullanmayı tercih ediyor. Trinity karakterine hayat veren Carrie-Anne Moss’un yer aldığı bu sahne 6 aylık bir eğitim ve çalışmanın sonucunda 4 günde çekiliyor. Nitekim Warner Bros. bu 10 dakikalık sahneden fazlasıyla etkileniyor ve Wachowski Kardeşlere istedikleri bütçeyi vermek için yeşil ışık yakıyor.

15 – Neo’nun Aklındaki Sorular

neo-matrix-filmloverss

Üçlemenin ilk filmi olan The Matrix’in ilk 45 dakikasında Neo’nun tam olarak 80 cümlesi var. Bunlardan 44 tanesi, yani neredeyse diyaloglarının yarısı, sorulardan oluşuyor. Kabaca bir hesap yapacak olursak, Neo dakikada bir soru sorarak Matrix evrenini yeterince sorguluyor.


Damla Durmaz

Damla Durmaz

166 yazı · 1989 yılında Denizli’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde yüksek lisans yapmakta. Güne müzikle başlar, günü müzikle kapatır. Gece yaşamayı, gündüz uyumayı sever. Sinema ile dünyayı unutur haliyle. Tüm bunlardan artakalan vaktinde ise küreselleşmeye inat azimle akademisyen olmaya çalışır.

Yazarın diğer yazılarını gör →