· 1 dk okuma

The Incal’a Saygı Duruşu Niteliğinde Fragman!

The Incal’a Saygı Duruşu Niteliğinde Fragman!

Pascal Blais, sinemanın sıra dışı dahisi Alejandro Jodorowsky ile Hayao Miyazaki de dahil olmak üzere pek çok sanatçıyı etkilen Moebius’un birlikte yarattıkları The Incal için övgü niteliğinde bir çalışmaya imza attı.

Pascal Blais, hayran kitlesi oldukça geniş olan, fantastik dünya yaratmakta öncül isimlerden Alejandro Jodorowsky ile Moebius’un imzasını taşıdığı The Incal’ın animasyona uyarlanabileceğini kanıtlamak adına küçük bir grupla başlattığı çalışmanın sonucunda ortaya iki ustaya saygı duruşu niteliğinde bir fragman yayınladı. Pascal Blais’in çalışması ne yazık ki film olarak yapıma geçmeyecek olsa da gelmiş geçmiş en iyi çizgi romanlardan birini anmak adına oldukça merak uyandırıcı ve etkileyici.

theincal1-filmloverss

Pascal Blais’ten The Incal’a Saygı Duruşu Niteliğinde Fragman

1981 ve 2014 yılları arasında çıkan ve Jodoverse’e dahil olan çizgi roman insanların hükmettiği distopik bir imparotorluk ve Bergs adlı tüysüz kuşlara benzeyen uzaylıların bulunduğu komşu galaksi arasında geçiyor. The Incal, baş kahramanı John DiFool’un bir Berg’in ölümünün ardından muazzam güçlere sahip bir kristal olan Light Incal’ı teslim almasıyla bir çok grup tarafından aranmaya başlamasını konu alıyor. Projenin yönetmenliğini yapan Pascal Blais, The Incal için ‘Yaratıldığı tarihten itibaren Moebius ve Jodorowski gelmiş geçmiş en güzel bilimkurgu hayallerinden birini müjdelediler. Bana göre onların çalışmalarına dayandırılan bir film, sadece esinini almış bir yapımdan çok daha fazla başarıya ulaşır’ şeklinde açıklama yaptı.

Dila Senem Haznedar

Dila Senem Haznedar

28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →