· 9 dk okuma

Tek Bir Sahne İçin Yaratılmış İnanılmaz Film Setleri!

Tek Bir Sahne İçin Yaratılmış İnanılmaz Film Setleri!

Teknolojinin oldukça geliştiği şu günlerde bilgisayarlarla yapılmış görsel efektler, filmlerin her yanını kaplamış durumda. Ancak teknolojinin bu kadar gelişmemiş olduğu zamanlarda yönetmenler, bazı sahneler için büyük paralar harcayıp inanılmaz büyüklükte film setleri kurmaktaydılar. Bu noktada ilginç olan nokta ise modern zamanlarda çekilmiş bazı filmlerde de bu denli etkileyici film setlerinin yaratılması. Karşınızda tek bir sahne için yaratılmış inanılmaz film setleri !

Bu günlerde bir filmin görselliğinden büyülenmek oldukça zor. İyi derecede görsel efektlere sahip The Hobbit, World War Z, The Avengers, Jurassic World gibi filmleri bile izlerken gördüklerimizin yeşil ekran önünde çekildiği ve bilgisayarlarla yaratılmış özel efektler olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak bir zamanlar yönetmenler, filmlerinde gerçeklik yaratmak için çok uzun zamanlar uğraşıp büyük paralar harcayarak büyük film setleri kuruyorlardı. Günümüzde ise görsel efekt yapımı için kullanılan CGI teknolojisinin oldukça ucuz ve kolay uygulanabilir olması, yönetmenleri filmlerinde bu teknolojiyi kullanmaya itiyor. Buna rağmen başta Christopher Nolan olmak üzere filmlerinde CGI teknolojisi yerine bazı pratik efektleri kullanan yönetmenler de yok değil. Gelin tek bir sahne için yaratılmış en büyük, en pahalı ve en görkemli film setlerinden bazılarına bir göz atalım.

Tek Bir Sahne İçin Yaratılmış İnanılmaz Film Setleri

 The Blues Brothers – Nazi Arabasının 360 Metreden Düşüş Sahnesi

Başrollerinde o dönemin iki büyük yıldızı olan John Belushi ve Dan Aykroyd’un yer alıp yönetmenliğini John Landis’in üstlendiği 1980 yapımı The Blues Brothers, çekildiği dönemde uzun süren çekim takvimi ve oldukça büyük bütçesiyle gündeme gelmişti. Filmin çekimleri nihayet sona erdiğinde ise The Blues Brothers, izleyenler tarafından oldukça beğenilmişti. The Blues Brothers’ın bu kadar beğenilmesindeki etkenlerden birisi film için özel olarak kurulan setlerdi.

Aşağıdaki sahnede Jake ve Elroy’u Chicago Polisi ve bir grup Amerikan Nazi tarafından takip edilirken görüyoruz. Naziler, Bluesmobile’i takip ederlerken bir anda yoldan çıkıp Stratosfer’e kadar yükseliyor ve daha sonra düşmeye başlıyor. Filmin yönetmeni John Landis, bu sahneyi çekmek için bir helikopter kiralamış ve arabayı neredeyse 360 metreden Chicago’nun üzerine bırakmış. Tabii ki bu sahneyi çekmek için gerekli yerlerden izinler alınmış ancak arabanın hedefe ulaşmaması halinde neler olurdu, bunu bilemiyoruz.

 Raiders of the Lost Ark – Yılan Sahnesi

Indiana Jones, yılanlardan nefret eder, bunu hepimiz biliyoruz. Aşağıdaki sahnede Indiana Jones’u bir Mısır mezarına girmek için binlerce yılanlar karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Bu sahneyi çekmek için filmin yönetmeni Steven Spielberg, binlerce gerçek yılan kullanmaya karar vermiş. Spielberg’ün kendisi bu sahnede 9000 yılan kullanıldığını söylese de bazı kaynaklara göre bu sayı 6000. Sayının 6000 ya da 9000 olması pek fark etmiyor, bu sahnede çok fazla yılan var. Ve daha da önemlisi bu yılanların hepsi ısırmaya meyilli ve de bir kısmı zehirli !

Filmin çekimleri devam ederken film ekibi, yılanlarla nasıl baş edeceğini ve hangisinin zararlı olup hangisinin olmadığını zamanla öğrenmiş. Yalnızca en zehirli türlerden olan kobra, çekimler sırasında ekipten ve oyunculardan uzak tutulmuş. İlgili sahnede Harrison Ford’un kral kobra ile karşı karşıya geldiği andaki tepkisi de onun yılanın zehirli olduğunu gayet iyi bilmesinden kaynaklanıyor.

 The Matrix Reloaded – Araba Takip Sahnesi

Sinema tarihindeki en iyi araba takip sahnelerinden bazılarının The Matrix Reloaded’te olduğu hepimizin kabul ettiği bir gerçek. Aşağıda gördüğümüz sahnede The Wachowski’ler, ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar ve ortaya filmi izleyen herkesin beğendiği bir sahne çıkmış. Sahnede CGI teknolojisinin bolca kullanıldığı bir gerçek ve bunu açıkça görebiliyoruz ancak sahnede bu teknolojiyle yaratılmayan bir şey var ki bu şey yol.

Wachowski’ler, bu sahneyi çekmek için gerçek bir yol yapmışlar. California’nın biraz dışına kurulan, 2.4 kilometre uzunluğunda olup içinde birçok rampanın bulunduğu yol, 5.8 metre uzunluğunda bir duvarla sona erdirilmiş. Bunun yanında sahnede kullanılan arabaların da tamamı gerçek. General Motors’un bu sahne için bağışladığı 100 adet arac, çekimler sırasında kullanılmaz hale gelmiş.

Gandhi – Cenaze Sahnesi

Yönetmenliğini Richard Attenborough’un üstlendiği 1982 yapımı epik Gandhi filmindeki cenaze sahnesi, oldukça başarılıydı. Aşağıdaki videoya bakınca akla sahnede bir tür dijital oynamanın olup olmadığı geliyor çünkü bir sahnede bu kadar çok insanın olması biraz gerçek dışı görünüyor. Aslında film, bu sahne için görsel efektlere ihtiyaç duyuyor çünkü Gandhi’nin cenazesine gerçek hayatta bir milyonun üzerinden insanın katıldığı tahmin ediliyor. Sonuç olarak filmin yönetmeni Richard Attenborough’un bu sahneyi çekmek için büyük bir şeye ihtiyacı vardı.

Attenborough, bu sahne için 3000 tane yardımcı oyuncu bulup onları 1940’lı yıllardaki Hint askerleri gibi giydirerek onlara esas yürüyüşü öğretmiş. Bunun yanında 98 bin kişi sahnede görülen çeşitli araçlara bindirilmiş ve 250 bin kişi de diğer ekstralar için kullanılmış. Bu sahnede tam olarak kaç kişinin kullanıldığını kimse bilmiyor ancak Attenborough’a göre bu sayı 350 ile 400 bin arasında. Sonuç olarak sahnede hiçbir görsel efekt kullanılmamış ve Gandhi filminin bu sahnesinde kullanılan oyuncu sayısı, sinema tarihinde bir rekor.

https://www.youtube.com/watch?t=43&v=lRHjpHzpg8c

 The General – Tren Sahnesi

Yönetmenliğini Clyde Bruckman ve Buster Keaton’ın üstlendiği ve başrolünde yine Buster Keaton’ın yer aldığı 1926 yapımı The General, listedeki tek sessiz film. Filmin listeye girmesinin nedeni ise aşağıdaki sahnenin yapımı için 42 bin dolar harcanması. Bu rakam, modern zamanlar için pek büyük bir para değil ancak bu paranın 1926 yılında harcanması, bu sahneyi zamanının en pahalı sahnesi yapıyor. Anlaşılan o ki Keaton, Michael Bay’in son 20 yıldır bildiği şeyin 1920’li yıllarda farkına varmış: Filmler, büyük gösterilerdir ve insanlar filmlerde bir şeylerin havaya uçmasına bayılırlar.

Bu sahne için Keaton, antik bir tren satın almış ve uzayıp gidiyormuş gibi görünen bir köprü ve yol yaptırmış. Yani sahnede gördüğümüz her şey gerçek, herhangi bir şeyin minyatürü bile kullanılmamış. Bu sahneyi çekmek için tek bir fırsatı olan ekibin şansları yaver gitmiş ve çekimler sırasında herhangi bir aksaklık yaşanmamış. Sahneyle ilgili bir diğer ilginç ayrıntı ise sahnenin çekildiği çevrede yaşayan insanların bu sahneleri izlemeleri. Keaton’ın trenin içinde olduğunu düşünen insanlar, köprü yıkıldığında şaşkınlığa uğramışlar.

 Ben Hur – Arena Sahnesi

Yönetmenliğini William Wyler’ın üstlendiği 1959 yapımı Ben Hur, 1960 yılının ödül mevsimini kasıp kavurmuş ve tam 11 dalda Oscar kazanmıştı. Film, günümüz standartlarında çekilmiş gibi görünse de filmin 212 dakikalık süresi, bugünlerde pek de göremeyeceğimiz bir şey. Filmin öne çıkan en önemli sahnesi ise arenadaki araba yarış sahnesiydi. Bu sahne, filmin vizyona girdiği süreçte kurulmuş en büyük setlerden birisiydi ve uzun bir süre de öyle kalmaya devam etti. Set; yaklaşık 73 bin metrekarelik bir alan, 450 metre genişliğinde bir platoya kurulmuş ve içine 9 metrelik heykeller konulmuş. Setin kurulumu ise burada çalışan 1000 insanın tam bir yılını almış. Bunun yanında Meksika’dan üzerinde arabaların yarışacağı 36 bin ton beyaz kum getirilmiş.

Sahnede tam olarak 82 tane at var ve bunların 36 tanesi aktif olarak kullanılmış. Arenada yer alan 8 binin üzerinde seyirci ve onların tepkileri de tamamen doğal. Bunlara ek olarak filmin başrollerinde yer alan Charlton Heston ve Stephen Boyd, büyük kazalar haricinde tüm sürüş sahnelerini kendileri oynamış. Birkaç gerçek kazanın dışında sahnede sürücünün attan düştüğü kısım, planlı olarak yapılmış. O kısım ilk olarak cansız bir mankenle çekilmiş ancak mankenin gerçek olmadığının çok belli olması üzerine bir dublör, kendisini atların ayaklarının altına atmış. Neyse ki çekimler sırasında dublör, hayatını kaybetmemiş.

Full Metal Jacket – Vietnam Şehri 

Bu ikonik sahnede Amerikan askerlerinin bombalanmış bir Vietnam şehrinin içinden kurtulmaya çalışmasını görüyoruz. Ancak sahne, Güneydoğu Asya yerine Londra’daki Beckton Gasworks’te çekilmiş. Set, Hue isimli Vietnam şehrine benzer bir mimari yapıda yapılmış ve yapıldıktan sonra şehrin bombalanmış olarak görünmesi için balyozlarla biraz kırılıp dökülmüş.

Stanley Kubrick, ilk olarak sahnede kullanılmayan havai fişekleri dinamitle patlatmak istese de İngiliz ordusu buna izin vermemiş. Bunun üzerine, Kubrick setteki yapıların içine yüzlerce küçük havai fişek koymuş. Adam Baldwin’in canlandırdığı Hannibal karakteri düşman askerine doğru koşarken etrafta görünen patlamalar, işte bu havai fişeklerin patlatılması sonucu olmuş. Ayrıca bir Kubrick klasiği olarak bu sahne, aktörlere neredeyse bir ay boyunca sürekli tekrar ettirilmiş.

Inception – Tren Sahnesi

Christopher Nolan’ın ismi bu listede iki kez geçiyor çünkü Nolan, modern yönetmenler arasında daha zor ama daha gerçekçi pratik görsel efektleri kullanan birkaç yönetmenden birisi. Tembel ya da küçük bir bütçeye sahip bir yönetmen onun yaptıklarını yüksek ihtimalle CGI teknolojisiyle hallederdi ancak bu sahneler, Nolan’ın sahneleri kadar gerçekçi olamazdı.  Neyse ki Nolan, hem gerekli bütçeye sahip hem de çalışma etiği yüksek bir yönetmen. Nolan’ın Inception filmindeki en çarpıcı sahnelerden birisi kuşkusuz bir trenin arabalarla dolu bir caddeye dalmasıdır.

Bu sahne, film için özel olarak üretilmiş olan ve akslar yardımıyla bir tırın üzerine sabitlenmiş bir trenle çekilmiş. Trenin arabalara çarparak geçtiği sahne de tamamen gerçek. Sahnede CGI uygulanan tek bir element var, o da trenin raylarının caddeye verdiği zarar ki bu, pek de göze batmayan bir ayrıntı. Bunun dışında sahnede görülen her şey %100 gerçek.

 Apocalypse Now – Gerçek Orman Yangını

Yönetmenliğini Francis Ford Coppola’nın üstlendiği 1979 yapımı Apocalypse Now’ın açılış sahnesi, kuşkusuz oldukça başarılıydı. Arka planda çalan The Doors’un The End şarkısı eşliğinde gördüğümüz Amerikan uçaklarının Vietnam ormanlarını napalm bombalarıyla bombaladığı sahne, arşivlik bir sahnedir. Normalde böylesine büyük bir patlamayı gerçek bir savaş haricinde görmek pek mümkün değildir ancak Coppola, bunu yapabilmiş. Film için görünüşü ve iklimi Vietnam’a oldukça benzeyen Filipinler’i seçen Coppola, The Godfather’ın kendisine kazandırdığı ün sayesinde istediklerini yaptırabilmiş.

Kendisine helikopter yardımında bulunan Filipin ordusunun da yardımını alan Coppola, bu sahnede gerçek askeri helikopterler ve gerçek napalm bombaları kullanarak bolca palmiye ağacının olduğu ormanı bombalamış.

The Dark Knight – Hastane Patlama Sahnesi

Yönetmenliğini Christopher Nolan’ın üstlendiği 2008 yapımı The Dark Knight, çizgi roman uyarlamalarının bu kadar gündemde olmadığı bir dönemde çekilmiş ve bu tarzdaki filmler için çıtayı epey yükseklere koymuştu. The Dark Knight’ın bu kadar unutulmaz olmasında Heath Ledger’ın unutulmaz Joker performansı kadar filmin bizlerde uyandırdığı gerçeklik duygusu da etkiliydi. Bu duyguyu kurduğu dev film setlerinin yardımıyla sağlayan The Dark Knight’ta bu ikiliyi birleştiren bir sahne vardı ki bu, filmin ünlü hastane sahnesiydi. Bu sahnede herhangi bir dijital efekt kullanımı yok. Nolan, bu sahneyi çekmek için eski bir park alanının çevresine bir hastane inşa edip Heath Ledger patlama alanına oldukça yakın olduğu bir mesafedeyken bu hastaneyi havaya uçurmuş.

Bu patlamayı bu kadar başarılı yapan bir diğer element ise patlama anının kompleksliği. Belirli aralıklarla görülen bu patlamaların ayarlanması, teknik ekibin haftalarını almış. Diğer yandan sahnenin bu kadar kompleks ve planlı olması, Nolan’a sahneyi istediği gibi çekebilmesi için ona tek bir fırsat tanıyor. Neyse ki çekimler sırasında herhangi bir aksaklık yaşanmamış ve sahne, herhangi bir düzenlemeye gerek kalmadan tamamlanabilmiş.

Sahneyle ilgili olarak dile getirilen bir de hikaye var. Bu hikayeye göre, sahnede Joker’in kısa bir süre bekleyerek patlamayan bombayı beklemesi, senaryoda olmayan bir kısım. Ancak filmin çekim sürecinin belgeselinde bu hikayenin yanlış olduğu ve sahnedeki her bir ayrıntının planlı olduğu dile getirilmiş. İster doğaçlama, ister planlı olsun; bu, sahnenin efsanevi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Kaynak: Listverse


İbrahim Cem Özsefil

İbrahim Cem Özsefil

2333 yazı

Yazarın diğer yazılarını gör →