· 9 dk okuma

Sinemada ve Televizyonda Ninja Kaplumbağalar

Sinemada ve Televizyonda Ninja Kaplumbağalar

(Bu dosya konuk yazarımız Volkan Erol tarafından hazırlanmıştır.)

Pizza delisi, her biri farklı bir silahta uzmanlaşmış, kabuklu yeşil ninja dostlarımızla ve ezeli düşmanları Shredder ile tanışmamızın üstünden uzun yıllar geçse de Kaplumbağa Gücü kendinden hiçbir şey kaybetmedi. 1984’te çizgi roman olarak (ve aslında oldukça karanlık tonlarla)  başlayan Teenage Mutant Ninja Turtles aslında bir Daredevil parodisidir. Örneğin The Foot, The Hand klanına, Splinter ise Daredevil’in ustası Stick’e bir göndermedir. Ninja Kaplumbağalar üç animasyon serisine, bir uzun metraj animasyona, üç sinema filmine ve Next Mutation isimli, tek sezonluk bir televizyon dizisine (bu diziye Venus De Milo isimli bir dişi ninja kaplumbağanın da katıldığını ve bölümlerden birinde Power Rangers ile beraber çalıştıklarını bir dipnot olarak belirteyim) ve “Coming Out of Their Shells” adlı bir konsere hayat verdi.  Son olarak Jonathan Liebesman yönetiminde eski ve yeni hayranlarıyla tekrar buluşacak olan TMNT ülkemizde gösterime girmeden önce, yeşil dostlarımızın beyazperdedeki maceralarını hep beraber hatırlayalım.

Teenage Mutant Ninja Turtles (Steve Barron-1990)

Kaplumbağaların beyazperde ile ilk buluşması 1990 yılında gerçekleşti.  Eğlenceli diyalogları, yer yer gizemli ve karanlık atmosferi, gerçekçi kostümleri, etkileyici bir şekilde koreografisi yapılmış dövüş sahneleriyle ilk film, bize kaplumbağaları sevdiren animasyon serisinin ruhunu çok iyi bir şekilde yansıtmıştı ve aslında 1987 serisinden ziyade çizgi romana daha yakındı. Hatta filmin bu karanlık tonu, Kaplumbağalar’a kostümlerini sağlayan Jim Henson’u rahatsız etmişti. Casey Jones’un varlığı filme ayrı bir tat katmış, kardeşlerin birbirinden farklı kişilikleri ve aralarındaki çatışmalar –özellikle de en asabileri Raphael ile- başarılı bir şekilde işlenerek dramatik bir altyapı oluşturmuştu. Shredder, doğru bir adım atılarak, animasyondaki karikatür boyutuna varan komik yönlerinden sıyrılmış, gerek görünüşü gerek sesi ile oldukça tehdit edici bir görünüme bürünmüştü.  Film boyunca Donatello’nun bilim merakına dair hiçbir şey göremememiz ve bölüm sonu canavarı olması gereken Shredder ile olan dövüşün çok kısa sürmesi ise filmin zayıf noktalarıydı.  Quentin Tarantino’nun kurgucusu Sally Menke’nin çalıştığı ikinci film olması ve Sam Rockwell’in filmde iki dakika kadar

target="_blank">görünmesi filmin ilginç ayrıntılarındandı. 13 milyon dolarlık bütçesine karşın 135 milyon dolarlık gelir elde eden film, sinema tarihinin en çok kar eden bağımsız filmi olarak tarihe geçmiştir.

TMNT’nin büyük bir hayranı olan ve geçtiğimiz Ağustos ayında kaybettiğimiz usta oyuncu Robin Williams, April’i canlandıran Judith Hoag’a karakteri hakkında bilgi edinebilmesi için çizgi roman koleksiyonunu vermiştir.

Teenage Mutant Ninja Turtles II : The Secret of the Ooze  (Micheal Pressman-1991)

İlk filmden bir sene sonra, ninja dostlarımızı bir kez daha beyazperdede görme şansına eriştik. Bu sefer kaplumbağalar, yeni dostları Keno ile birlikte köklerini ve mutajenin sırını araştırıyorlardı. Konu kulağa cazip de gelse, açılış sekansından itibaren filmin aldığı yol belliydi: Yoyolarla ve sosislerle dövüşen, etkileyici dövüş koreografileri yerine absürt dövüş sahneleriyle dolu, ilk filmin barındırdığı gizemli ve karanlık atmosferden tamamen sıyrılmış –bunun suçunu kısmen, ebeveynelere atabiliriz. İlk filmin karanlık ve ikinci filme nazaran daha fazla şiddet içeren tonuna tepki gösteren ebeveynler yüzünden, yapımcılar kaplumbağalara silahlarını film boyunca neredeyse hiç kullandırtmama kararı aldılar ve daha komedi ağırlıklı bir yol benimsediler- bir film. Casey Jones gibi bir karakterin hiçbir açıklama yapılmadan, sanki hiç var olmamışçasına filmden çıkarılması, April’i başarıyla canlandıran Judith Hoag’ın yerine Paige Turco’nun getirilmesi gibi faktörler de filmin eksi hanesine büyük harflerle yazılanlardan.

İlk filmin sonunda çöp kamyonunda ezilen Shredder’in hiçbir hasar görmeden kurtulması –adamları yüzünü gördüğünde şaşırsa da açıkçası biz hiçbir değişiklik fark edemiyoruz ve maskenin altında kalan kısmı hasarlı olsa bile, öyle küçük bir hasarla kurtulmasının saçmalığı sinir bozucu-, Donatello’nun neredeyse her defasında, dövüşmeden önce sopasını bir ıstaka gibi tebeşirlemesi, Vanilla Ice konserinde dans ederek dövüşmeleri ve en sonunda Rocksteady ve Bebop’u görmeyi beklerken Tokka ve Rahzar adında –biri bir kaplumbağadan diğeri ise kurttan dönüşen ve Shredder’i anneleri sanan-  TMNT evreniyle hiçbir bağı bulunmayan iki mutantın karşımıza çıkması (bunun suçunu da TMNT’nin yaratıcıları olan Kevin Eastman ve Peter Laird’a atabiliriz çünkü stüdyonun Bebop ve Rocksteady’i kullanma isteğine sıcak bakmamışlar), çok iyi bir savaşçı olması gereken Shredder’in –yine- film boyunca hiçbir şey yapmaması ve mutajen yüzünden Super Shredder’a dönüştüğünde –ki tasarımı oldukça başarılıydı- bile –yine- yenilgisinin çok kısa ve basit olması gibi pek çok faktör, ikinci filmi bir başka başarısız devam filmi haline getirdi. Donatello’yu bilimle biraz daha iç içe görmek ve filmin her şeye rağmen eğlenceli bir seyirlik olması ise filmin pozitif yönlerini oluşturduğunu söyleyebiliriz.  Gişe başarısı da bunun bir kanıtı, zira her ne kadar ilk filmden daha az bir hasılat elde ettiyse de hayranlar,  kaplumbağaları bir kez daha beyazperdede görmenin çekiciliğine dayanamadı ve filmi o yıl en çok izlenen filmlerin arasına soktu.

Teenage Mutant Ninja Turtles III (Stuart Gillard-1993)

Ninjaların üçüncü macerası da çok geçmeden beyazperdeye taşındı. Bu kez Kaplumbağalar, 1603 yılına, feodal Japonya’ya gizemli bir asa aracılığı ile yolculuk yaparak dört samurayla yer değiştirir ve kendi zamanlarına dönmeye çalışırken zor durumdaki insanlara yardım ederler.

Film, ikinciye oranla daha göz dolduran dövüş sahneleri içerip kaplumbağalar silahlarını daha çok kullansalar da TMNT evreninden tanıdık hiçbir kötüye yer vermemesi –film Super Shredder ile çok rahat bir şekilde devam edebilirdi-, geri dönen Casey Jones’un rolünün çok az ve önemsiz olması, ikinci film gibi ciddiyetten tamamen sıyrılmış olsa da ikincinin aksine eğlence adına pek bir şey sunamaması gibi pek çok faktör, hem eleştirmenlerin hem de hayranların zihninde, TMNT III’ün en kötü Ninja Kaplumbağalar filmi olarak yerleşmesine neden oldu.

Üçlemede Jim Henson’un Yaratık Dükkanı ile çalışmayan tek filmin TMNT III olduğunu ve bu sebeple kaplumbağaların ve Splinter’in görünüşlerinin diğer iki filmden farklı olduğunu ilginç bir dipnot olarak ekleyelim.

TMNT (Kevin Munroe-2007)

Hayranlar, ninjaların beyazperdeyle bir sonraki buluşması için tam 14 sene beklemek zorunda kaldılar. Bu kez Kaplumbağalar, ilk kez  CGI olarak karşımıza çıkmıştı. Hem eski hayranları memnun etmek hem de kendine yeni hayranlar kazandırmak için CGI etkili bir yoldu ve karanlık atmosferi, şimdiye kadar bir TMNT filminde gördüğümüz en iyi dövüş koreografileri, akışkan animasyonlar; yağmurlu, kasvetli, neon ışıklarıyla dolu ve Brooklyn Köprüsü dışında çoğu kurgusal olan New York tasarımı ile hiç görmediğimiz kadar ciddi, karanlık ve aksiyon bir Ninja Kaplumbağalar filmi vardı karşımızda.

Filmin konusuna biraz değinmek gerekirse; Shredder yenilmiş, Foot klanı dağılmıştır. Leonardo eğitim için Splinter tarafından Orta Amerika’ya gönderilmiş, Donatello teknik servis elemanı, Michelangelo ise eğlence sektöründe animatör olarak çalışmaya başlamıştır.  Raphael ise herkesten habersiz olarak  Gece Bekçisi takma adıyla kötüleri avlamaktadır. Kısacası ekip dağılmıştır. April ve Casey ise Koleksiyoncular için ender bulunan eşyaları toplayan bir şirkette çalışmaktadırlar. April artık çok iyi dövüşebilmektedir  ve filmin ilerleyen bölümlerinde Kaplumbağaların  yanında savaşır.

3000 yıl önce başka bir evrene açılan kapıyı bularak ölümsüz olan Yaotl ve buna karşılık taşa dönüşen dört generalinin ortaya çıkması ise onları tekrar birleştirir. Filmde kimliği açıklanmayan Shredder’in üvey kızı Karai’nin yönetiminde Foot klanının tekrar ortaya çıkması ise ninjaların kafalarını karıştırır.

Raphael ve Leonardo arasındaki çekişme, filmin dramatik altyapısını başarılı bir şekilde oluştururken, Donatello ve Michelangelo’nun arka planda kalması filmin eksikliklerinden.

CGI’in nimetlerinden en iyi şekilde yararlanan film zaman zaman ilk filmlere göndermeler yaparak –filmin sonunda Splinter’in üçüncü filmde Kaplumbağaların giydiği zırhların, zaman yolculuğu yapmalarını sağlayan asanın, Shredder’in kaskının bulunduğu bir odaya girmesi gibi- eski hayranların yüzünde bir gülümseme bırakmış, hem eleştirmenler hem de izleyiciler üzerinde olumlu etkiler bırakarak açılış haftasında 1 numaraya yükselmiştir. Böylece o tarihe kadar yapılmış olan en büyük bütçeli Ninja Kaplumbağalar filmi, 14 senelik bekleyişin karşılığını vermişti. Filmin sonunda Karai’nin Shredder’in ölmediğine dair iması hayranları umutlandırsa da, devamı henüz gelmedi.

Televizyondaki Animasyon Serileri

Her ne kadar Ninja Kaplumbağalar çizgi roman olarak başladıysa da çoğumuz onları 1987’deki animasyon dizisiyle tanıdık ve sevdik. Bu nedenle filmlerden bahsederken, şimdiye kadarki animasyon serilerinden bahsetmeden geçmek olmazdı.

Teenage Mutant Ninja Turtles (Murakami Wolf Swenson, IDDH- 1987-1996)

Bazı Avrupa ülkelerinde, o zamanki tartışmalardan dolayı Teenage Mutant Hero Turtles olarak bilinen seri, aileler ve çocukları için daha uygun hale getirilmesi amacıyla çizgi romanın karanlık tonlarından büyük oranda arındırılmıştı ve hikayesi de büyük farklılıklar içeriyordu.

Kaplumbağaların yaratıcılarından Laird, kaplumbağaların bu şekilde yumuşatılmasından duyduğu memnuniyetsizliği şu şekilde dile getiriyor:

“Eğer (sadece kendim için konuşuyorum Kevin için değil) ilk animasyon serisi için verilen anahtar niteliğindeki yaratıcı fikirleri ben vermiş olsaydım, çok farklı olurdu. Diğer şeylerin yanısıra Bebop ve Rocksteady gibi iki gerizekalı dalkavuk büyük ihtimalle olmazdı, Shredder ciddi şekilde şeytani olurdu. April bir muhabir olmazdı ve sürekli Kaplumbağalar tarafından kurtarılması gerekmezdi. Kaplumbağalar pizzaya bu kadar saçma bir şekilde bağımlı olmazdı ve Shredder “Ninja Pizza” isimli bir restoran açmazdı. Şov, her 5 saniyede bir yapılan esprilerle dolu olmazdı.”

Laird 1987 serisinden memnun olmasa da, hayran kitlesinin bu kadar çok olmasındaki rolü inkar edilemez. 10 sezon süren serinin en iyilerinin ise ilk 3 sezon olduğunda hayranlar hemfikir.

Ülkemizde mınçıka olarak bilinen Michelangelo’nun silahı nunchakuların pek çok ülkede yasak olması nedeniyle, bu silahın sonraki sezonlarda kancaya çevrildiğini bir dipnot olarak eklemek isterim.

Teenage Mutant Ninja Turtles (4Kids Entertainment- 2003-2009)

2003 yılında, Kaplumbağalar hem görsellik hem de hikaye açısından daha sert ve karanlık bir tarz benimseyerek çizgi romanlara daha yakın bir yol izleyen yeni seri ile geri döndü. Bunda Peter Laird’in bu kez yaratım sürecinde aktif olmasının etkili olduğunu söyleyebiliriz. Karakterler orijinal seriden biraz daha farklı ve aile bağları daha güçlüydü. Aksiyona daha çok yoğunlaşan seri; şakaları, kelime oyunlarını ve slapstick komediyi en aza indirdi. Orijinal seride bütün Kaplumbağaların kullandığı, bir sörfçü argosu olan kavabanga (cowabunga) ise yalnızca Michelangelo’nun kullandığı bir kelime haline geldi.

2009 yapımı televizyon filmi Turtles Forever’da eski ve yeni Kaplumbağalar’ın evrenleri kesişir ve beraber savaşırlar. İki seri arasındaki farkı aynı anda görmek ve eğlenmek için, izlemeye değer.

Teenage Mutant Ninja Turtles (Nickelodeon-2012-         )

Son olarak 2012’de Nickelodeon’da başlayan ve tamamen CGI olarak üretilen seri ile geri döndü, yeşil dostlarımız. Orijinal seri kadar eğlenceli ve yer yer absürt, 2007 yapımı film kadar dinamik ve görsel açıdan etkileyici olan yeni seri, şimdiye kadarki en karizmatik ve şakacı Splinter tasviriyle dikkat çekerken, Shredder’ı da şeytani bir kötü olarak yeniden konumlandırdı.  Casey Jones ve April’in da tıpkı Kaplumbağalar gibi birer “teenager” olması ise serinin en büyük farklarından.  Michelangelo’nun kavabangası yerine “booyakasha”yı kullanmasıyla dikkat çeken –booyakashayı daha çok tuttuğumu söylemem gerek- animasyon, dünyayı ele geçirmeye çalışan Kraang ırkını ve Karai’yi odak noktasına koyuyor ve hem eğlenceli hem de sürükleyici olmayı başarıyor. Ayrıca orijinal giriş müziğine göz kırpan müziğiyle en başarılı başlangıç jeneriğine de sahip olduğunu söyleyebilirim.

Henüz 2. sezonu gösterilmekte olan seri için Nickelodeon 3. ve 4. sezonlar için çalışmalara başlamış durumda . 3. sezonda ise en sonunda Bebop ve Rocksteady’i görebileceğiz.

Bonus: Mutant Turtles:Superman Legend (Studio Ashi Production-1996)

Çoğu zaman tek bir mutasyonla yetinmeyen ve işin içine 2., 3. mutasyonları da karıştıran Japon animasyonları, Ninja Kaplumbağalar söz  konusu olduğunda da bu sevdasından vazgeçmiyor. 25’er dakikalık iki bölümden oluşan bu kısa animasyon, Kaplumbağaların süper mutasyon taşı ile ikinci bir mutasyon geçirmelerini konu oluyor. (Oldukça çirkin bir hale geliyorlar) Öte yandan Shredder ve ekibi de benzer bir taş elde ediyor (Shredder’in süper mutasyon öncesi tasarımı oldukça başarılı) ve aynı şekilde dönüşüm geçiriyorlar. Ancak bu kadarla kalmıyor, Kaplumbağalar bir araya gelerek (Voltran dediğinizi duyar gibiyim) Turtle Saint (Kaplumbağa Aziz) adında metal bir kaplumbağa oluşturuyorlar. Sanırım fazla söze gerek yok.

Ülkemizde 5 Eylül’de gösterime girecek olan Jonathan Liebesman yönetimindeki yeni film, daha gösterime girmeden tasarımlarıyla ve Kaplumbağaların ortaya çıkışlarında yapılan büyük değişikliklerle tepkileri üstüne çekti.  Türk hayranlarının beklentilerini ne derece karşılayabilecek, göreceğiz.

FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →