Sinema ve Televizyonda Hobbit Uyarlamaları
Hazırlayanlar: Batu Anadolu, Tolga Demir
Peter Jackson versiyonunu sevin ya da sevmeyin, J.R.R. Tolkien’in her şeyi başlatan ilk romanı Hobbit’in uyarlanma fikri bile heyecan verici. Bu heyecanın 50 yıl öncesine kadar dayandığını söyleyebiliriz, zira romanın yeniden basımı ve popülerleşmesi 60’lı yıllara tekabül ediyor. Fakat özellikle romanın dünyasını sinemaya ya da küçük ekrana taşımak pek kolay olmadığından Jackson’ın uyarlamasına kadar pek dişe dokunur bir yapımla karşılaştığımızı söylemek oldukça güç. Yine de sadece ABD’de değil Sovyetler Birliği’nde ya da Finlandiya’da da uyarlamaların yapılmış olması, Orta Dünya’nın sınırlarının ne kadar geniş olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
The Hobbit, 1966
1966 tarihli 12 dakikalık bir animasyon olan ilk The Hobbit uyarlamasının yaratılış hikayesi, filmin kendisinden daha uzundur! 1960’larda The Lord of The Rings ve daha sonrasında The Hobbit’in yeni basımlarının satışa çıkmasını fırsat bilen ABD’li yapımcı William L. Snyder, uyarlama hakkını çerez parasına Tolkien Vakfı’ndan satın alır. Filmin yönetmenliğini o dönem Çekoslovakya’da yaşayan ve Tom&Jerry, Temel Reis gibi çizgi filmlere katkıda bulunan Gene Deitch yapacaktır. Deitch, senaryoyu hazırlar ve hatta cel animasyon ile 3D tekniğini bir arada kullanabileceği yaratıcı bir Orta Dünya düşler. Fakat ABD’ye gelişiyle işler değişmiş, film projesi yatmıştır. Sebep ise tahmin edilebilir yüksek bütçedir. Bunun üzerine Snyder, filmin haklarını satmaya karar verir fakat bir sürprizle karşılaşır. Filmin hakları ancak bir The Hobbit filmi çekilirse satılabilecektir ve Snyder’in önünde sadece bir ay vardır! Sözleşmedeki boşluklardan faydalanan Snyder, Deitch’a bir ay içerisinde hazırlaması için 12 dakikalık, animasyon türünde bir The Hobbit siparişi verir. Deitch, Çekoslovak çizer Adolf Born ve filmi seslendirmesi için komşusu Herb Lass ile çalışır. Ortaya çıkan eser, sözleşme süresinin sona ermesine bir gün kala resmen sokaktan toplanan insanlara gösterilir ve izleyicilere filmi izlediklerine dair bir kağıt imzalatılır. Böylece Snyder’in kumarı, The Hobbit’in ilk uyarlaması ile sonuçlanır.
Film ise doğal olarak 12 dakikalık süresiyle romanın oldukça kısa bir özeti tadındadır, hatta Peter Jackson’ın tek romandan üç film çıkarma çabasının antitezi gibidir! Deitch, cücelerden sadece Thorin’i hikayeye dahil ederek diğerlerini atarken bir de Bilbo mutlu bir yuva kursun diye Prenses Mika diye bir tipleme yaratır. Kalp şeklindeki arkentaşı ile iyice ayyuka çıkan bu sevgi söylemi her ne kadar asıl kitabın barışçıl söylemleri ile paralel gitse de bu uyarlamayı ciddiye almamızı sağlayan unsurlar Born’un çizimleri ile Václav Lidl’in müzik çalışmasıdır. Uzun yıllar kayıp olarak kabul edilen film, yapım şirketi Rembrandt Films tarafından 2012’de Youtube’dan yayınlanır.
The Hobbit, 1977
The Hobbit’in bir sonraki uyarlaması için on bir yıl beklenmesi gerekir. Kanlı canlı bir uyarlama yapmanın, yüksek bütçe-kaliteli prodükisyon orantısında gidip gelmesi, yapımcıları bir kez daha animasyona ve zamanın yükselen değeri televizyona yönlendirir. Özellikle 1970’lerde yapılan kaliteli bilimkurgu ve fantastik filmlerinin rüzgarından yelkenlerini doldurmak isteyen yapımcı-yönetmenler Arthur Rankin Jr. ve Jules Bass, Romeo Muller’in uyarlama senaryosunu 77 dakikalık bir animasyon filme dönüştürürler. Seslendirme kadrosunda John Huston (Gandalf) ve Otto Preminger (Elf kralı) gibi usta yönetmenlerin yer aldığı filmle ilgili bir diğer ilginç nokta da animasyon takımında daha sonra Studio Ghibli’yi oluşturacak olan Topcraft firmasından çizerlerin yer almasıdır.
3 milyon dolara mal olan film, ilk kez 27 Kasım 1977 gecesi NBC’de yayınlanır. Süresinin de yardımıyla ilk uyarlamaya göre daha doyurucu olan film, buna karşın çeşitli açılardan romanın ruhundan uzaktır. Bazı önemli karakterlerin (örneğin Beorn) yokluğu, hikayenin bazı dönüm noktalarının çok çabuk geçiştirilmesi ve basitleştirilmesi eleştirilebilir. Tolkien’in yazdığı eserin “masalsı” yönü ağır basıyor olsa da bunun görsel-işitsel düzeyde çok nitelikli bir eser yarattığı söylenemez. Özellikle filmde kullanılan şarkıların genel olarak kitaptaki şarkı sözlerine bağlı kalması övülecek bir noktayken bu şarkıların folk-pop müzikler ile seslendirilmesi, Orta Dünya atmosferine ve Tolkien’in şairane dizelerine zarar verici niteliktedir. Film için yazılan “The Greatest Adventure” gibi şarkılar ise biraz da “hikaye neyi anlatıyor” sorusuna fazla gürültülü biçimde yanıt veren ve hedef kitlesi fazlasıyla çocuklar olan bir anlatının parçası olarak kalır. İlk uyarlamada olduğu gibi barışçıl söylemler, kitabın da ötesine geçerek Beş Ordu Savaşı esnasında bir köşede oturup gevezelik eden Bilbo’ya maruz kalmamıza neden olur. Yine de The Hobbit’in oldukça hareketli bir film olduğunu ve bu “aile boyu” uyarlamanın hedef kitlesine ulaştığını kabul etmek gerekir. Örneğin Smaug-Bilbo arasındaki konuşmalar ile Bilbo-Gollum arasındaki bilmece sahnesi tadında bırakılmıştır. Öyle ki film için bir devam filmi bile düşünülür. The Hobbit’ten bir yıl sonra Ralph Bakshi’nin yönettiği The Lord of The Rings animasyon filminden bağımsız olarak 1980 yılında “The Return of The King” isimli devam filmi çekilir. Fakat bu filmin The Hobbit’i bile mumla arattığını söyleyebiliriz.
The Hobbit: Jackanory, 1979
Hobbit’in bir diğer ilginç televizyon uyarlaması ise 1979’da izleyicilerin karşısına çıkar. BBC’de yayınlanan Jackanory, sinema ve tiyatro oyuncularının ekranda kitap okumalarına dayanan bir çocuk programıdır. Fakat bu aktörler arasında Judi Dench, Marian Diamond, Martin Jarvis ve hatta ileride Gandalf rolüyle Orta Dünya’ya konuk olan Ian McKellen gibi önemli isimler yer alırlar. Programın 3000. bölümü, özel bir sunumla The Hobbit’e ayrılır. Üstelik önceki programların aksine The Hobbit için dört anlatıcı, tam on bölümde kitabı okuyacaklar ya da programın elverdiği ölçüde canlandıracaklardır. Anlatıcı rolünü Jan Francis, Bilbo rolünü; daha sonra Doctor Who’da Wilfred Mott rolüyle karşımıza çıkan Bernard Cribbins ve Gandalf rolünü ise Maurice Denham üstlenirler. Jackanory’deki performansın, programın yapısı itibariyle kitaba en çok bağlı kalan uyarlama ile sonuçlandığı söylenebilir. On bölümlük seri ve oyuncuların performansı o kadar başarılıdır ki BBC, yayının bir VHS kasetini piyasaya sürmek için harekete geçer. Fakat programda Thorin’e hayat veren David Wood’a göre Tolkien Vakfı, piyasadaki diğer The Hobbit uyarlamalarını bahane göstererek bu çalışmaya izin vermez. Jackanory versiyonu ancak Peter Jackson’ın Lord of The Rings ve The Hobbit filmlerinin başarısı üzerine yeniden hatırlanır ve Jemima Catlin’in çizimleriyle birlikte 2013 yılında satışa sunulur.
The Fantastic Journey of the Hobbit Mr. Bilbo Baggins (1985)
1985 yılında çekilmiş bir Sovyet prodüksiyonu olan filmi tanımlamak için kelimeler kifayetsiz kalıyor gerçekten. Ama en basit haliyle anlatmak gerekirse; Zeynep Değirmencioğlu’nun başrolünde olduğu 1971 yapımı Külkedisi filmini andıran bir şekilde başlıyor, ardından cücelerin görünmesiyle birlikte 1939 yapımı Oz Büyücüsü’ne evriliyor. Cücelerin her birinin “Korkak Aslan” gibi giyindiğini düşünürsek akıllarda her şey daha da yerine oturur sanıyorum. Bir Shakespeare temsilinden fırlamış olan Gandalf ile Çiçek Abbas’a öykünen Bilbo’nun öyküsünü anlatan film neredeyse tamamen aynı arka planın önünde geçiyor. Hikayenin dışında kalan anlatacıyı film boyunca çok sık görüyoruz. Anlatıcı hikayeyi izleyiciye anlatıyor ve filmle bir alakası yok aslında. Anlatıcının bu kadar ön planda olduğu ve oldukça teatral bir yapım olan Rus Hobbit, yer yer bir tiyatro temsili andırıyor.
Düşük bütçeli olduğu her halinden belli olan, ciddiyetten ve konuya hakim olmaktan tamamen uzak olan bu uyarlama eğlenceli anlar vadediyor, orası kesin. Kısa süresi içerisinde bir akış yaratmaya çalışsa da yerine oturmayan bir çok unsur oluyor elbette. Filmin sonunda ucu açık birçok konu ortada kalırken pembe gömleğiyle arz-ı endam eden Bilbo, akıllardan çıkmayacak bir görüntü sergiliyor.
Hobitit (1993)
1993 yılında toplamda dokuz bölüm halinde çekilmiş bir Fin dizisi. Adı Fince “Hobbitler” anlamına gelse de, aslında bu dizi bir Hobbit uyarlaması değil. Bilbo yerine Frodo’nun hikayesini anlatan Hobitit, bir Yüzüklerin Efendisi uyarlaması. Oldukça düşük bütçeli bir yapım olan Hobitit, karakterlerin tasviri ve mekanların tasarımıyla başlangıçta başarılı duruyor. Özellikle Gollum tiplemesi çok başarılı. Hikayenin gidişatına uygun olarak ayrıntılara saklana küçük dokunuşlar, bu yapımı özgün bir yere taşıyor bile diyebilirim. Yüzüklerin Efendisi’nin fantastik atmosferini yakalayabilen Hobitit, gerekli yerlerde efektlerini çok abartmayarak iyi bir tutum ortaya koyuyor. Karakterlerin tiplemelerinde genel olarak bir sorun olmasa da Boromir’in elinde kılıcıyla usta bir samuray gibi tasvir edilmesi, Frodo, Sam, Pippin ve Merry dörtlüsünün çok fazla karikatürize edilmesi izlerken zor durumda bırakabiliyor. Adeta bir Odin tavrıyla ekranda gördüğümüz Gandalf ise yapımın içerisinde oldukça uygun duruyor.
Hobitit, dokuz bölüme yaydığı hikayesini anlatırken bir çok kısmı atlayarak sonuca ulaşıyor. Hal böyle olunca da birçok eksik ortaya çıkıyor. Ana karakterler bir yerden sonra hiç görünmüyor ve bütün hikaye dört Hobbit’e bağlanıyor. Televizyon için planlanmış, düşük bütçeli kısa bir diziden bekleneni elinden geldiğince vermeye çalışıyor Hobitit.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →