Sinema Tarihinin İkonik 17 Seks Sahnesi
Beyazperde çoğu kişi için gerçek duyguların yaşanmasının pratiği olan bir alandır. Bazı insanlar gerçek hayatta bir şeyleri yaşamaktan kaçar ve bu kaçış aslında hayatın getirdiklerini üstlenme korkusu veya reddedilme korkusu veya sadece bir korkudur. Gerçekleri yaşamak yerine insanlar izleyici olarak onları beyazperdede görmek ister, izlemek yaşamaktan daha basittir. Bu gerçeklikler arasında aşkın muhteşemliği ve kusursuzluğu da vardır ya da hayata karşı cesur olmanın verdiği yeniden başlama güçleri de vardır. Fakat insanın hayatta her zaman eksik hissettiği nokta psikanalizden el alırsak arzudur. İnsan her zaman elde edemeyeceği arzunun peşinden bilinçsiz olarak koştuğu için bu elde edemeyeceği arzunun yerine onun tatminini verecek şeyler koyar. Bu yerine konulanlar elde edilse bile insanın arzusu tatmin olmaz ve insanın bu sonu gelmez tatmin arayışı sürer gider. Elbette insan zihni babanın yasaları olan süper ego ile her zaman kırbaç altında olduğu için bu arzu, hırs olarak veya tatminsizlik duygusu olarak kendini gösterebilir. Fakat bazı noktalar vardır ki babanın hayır demesi o mekanın ve yerin sınırları içerisinden duyulmaz. Babanın hayırları, yasakları ve yasaları artık sessiz birer hükümdür ve böyle anlarda insanın en iç güdüsel dürtüleri ortaya çıkar. Kan ihtiyacı olan insan şiddeti doğurur ve şiddeti her kurgulayışında ya savaşı ya da cinselliği ortaya çıkarır. Egonun tatmin olması için, hazzın duyulması gerektiği için haz her zaman güçlü bir bağı olan tatmin ile beraber yolda ilerler. Tatmin olmanın, boşalmanın, sevilmenin, övülmenin veya başarmanın her zaman farklı evreleri ve tatları olsa da babanın yasakları her zaman yatak odası üzerine kurgulanmıştır.
Baba her zaman iç çamaşırın içerisini ve yorganın altını merak ettiği için bu alanlarda kendi isteklerini oluşturmuştur. Devlet baba evlilik istemiştir çünkü kimlerin seviştiğini bilmek istemiştir ve birliktelikleri kayıt altında tutmak istemiştir. Din baba heteroseksüel bir toplum istemiştir çünkü seksin sonunda bir üremenin gerçekleşmesini istemiştir, kendisini devam ettirecek iki ayaklılar olsun diye. Ya da sadece ahlak baba istemiştir ki her şey yorganın altında gerçekleşsin. Tüm bu baba yasakları ve söylemleri insanın arzularını perçinlemiş ve insanı belki de bir makinaya dönüştürmüştür. Veya tersten bir okumayla insanın iç güdülerinden biri yok edildiği için ya da ‘kontrol altına’ alınmak istendiği için insan diğer iç güdüsü olan savaşa, öfkeye ve hırçınlığa bürünmüştür. Tüm bu hikaye nasıl yorumlanırsa ya da nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın insanın var olması ve bununla beraber gelen arzulaması hadım edilmiştir, edilecektir. Lakin gerçek hayatın birer yansıması olan kurgusal dünyada bu hadım edilme bir şekilde gerçekleşmemiştir. İsyankar ve asi olan sinema babanın tüm söylemlerini yoka saymıştır ve böylelikle arzunun, şehvetin ve seksin tüm ateşini temsil edip beyazperdeye yansıtmıştır. Biz de bugün tekrar babaya karşı isyan edelim ve sinema tarihindeki en ikonik seks sahnelerini sıralayalım istedik. Bu seçki okuyucuyu tatmin etme veya tahrik etmek üzerine kurulu değildir, seksin her zaman gösterildiği gibi bir satış aracı değil isyan aracı ve amacı olduğunu hatırlatmak içindir.
Sinema Tarihinin İkonik 17 Seks Sahnesi
A Clockwork Orange (1971)

Stanley Kubrick tarafından romandan uyarlanan A Clockwork Orange tam anlamıyla anlatılamayan filmler arasına girse de aslında toplumsal normların, ahlakın, adaletin ve düşünce sistemlerinin eleştirildiği bir filmdir. Film içerisinde toplumun herhangi bir bağlayıcı unsurunun olmadığını yani ailenin, adaletin, ahlakın veya arkadaşlığın herhangi bir düzende işleyiş aktörü olamayacağını söyleyen film cinselliği de sınırlar içerisinde almaz. Bu sınırsızlıkla beraber filmde özellikle Alex’in tanıştığı iki kız ile yatak odasında girdiği ritüel ve bununla beraber Singing in the Rain’li seks sahnesi sinemanın en ikonik sahnelerindendir.
Last Tango in Paris (1972)

Bertolucci’nin 1972 yılında kendisinden oldukça söz ettiren ve yönetmenin filmdeki erotik sahneler yüzünden hor görüldüğü filmdir Last Tango in Paris. Filmde evlilik planları içerisinde ve toplumun ‘normalleri’ arasındaki bir kadın ile karşılaşırız. Bu kadın evililik planları yaparken hayatının tek düzeliğinde yaşamını geçirmektedir. Fakat bir gün Amerikan bir adam ile tanışır ve bu adam ile olan bağı sözlerin ötesinde bedenin hazzı ile kurulur. Birbirlerinin hayatlarına dahil olmayan bu ikili sadece bedenlerin tahrik ve tatmin olması alanında buluşacaklardır.
In the Realm of the Senses (1976)

Bir seks işçisi olan kadının işini bırakarak bir otelde temizlik görevlisi olarak işe başlaması filmin alanında karşılaşmanın başlamasına sebebiyet veren ilk adımdır. Bu adım ile beraber kadın çalıştığı otelin müdürü ile yakınlaşmaya başlar ve ikisinin arzuları, cinsel fantezileri bu karşılaşma anıyla beraber doruk noktasına çıkar. İkisi de istediklerini yapmak ve yaptırmak hazlarını birbirlerinde bulurlar ve bu birliktelik büyük bir seks mabetine dönüşür. Bu seks mabeti içerisinde fanteziler ve arzular artık bırakılamayacak bir seviyeye geldiği için yaşam ikinci plana atılabilecek bir olgu olur.
Dirty Dancing (1987)

Bir tatil köyü içerisinde oluşturulmuş hiyerarşinin dans ile kırıldığı film Dirty Dancing’de bir kadının hamileliği ve dönemin toplumsal algıları ile insanların doktorluk ve şarlatanlık arasındaki ince çizgide yer alması sonucu bir dansın büyüsü ortaya çıkar. ‘Bebek’ dans partneri olmayı kabul etse de herhangi bir dans geçmişi yoktur. Anca filmin giderek artan temposu aynı zamanda giderek artan ateşin de göstergesidir. Dansın mükemmelleşmesi dans eden iki kişinin arasındaki uyumun ve etkileşimin ilerlemesiyle paralel olunca; dansın ateşi bedenleri de yakar ve sinemanın unutulmaz anlarından biri yaşanır.
Basic Instinct (1992)

Bir ajan bir cinayeti araştırırken şüphelilerden birini görür ve o an için o ajan ve o kadın arasında sinema tarihindeki en gerilim dolu ve en tutkulu ilişkilerden biri başlar. Basic Instinct bir adamın iş hayatının ve gözlerinin görmek istemediği gerçekliklerin dışına çıkarak tutkuyu hissetmesinin ve kadının vücudu içerisinde cinselliği bularak hazzı görmesinin filmidir. Ve tüm etkisi filmin, sadece bir adam cinselliği üzerinden ilerlemiyor oluşudur. Kadının ve hatta kadınların cinsellikleri ile beraber tutkularını ve hırslarını yaşamaları filmin hem en erotik yapımlardan olmasını hem de unutulmaz olmasını sağlıyor.
Titanic (1997)

Sinema tarihinin en ünlü aşıklarından Rose ve Jack. Tarihi bir olay olan Titanic gemisinin batmasına aşkın kurgusu eklenince çoğu kişi için sinemanın unutulmaz ve birden çok kez izlenmiş yapımı ortaya çıktı. Bu filmde cinsellik hiçbir zamanda ön planda tutulmadı çünkü tartışılan daha çok hiyerarşik yapıydı veya filmin artık ikinci yarısından sonra gelen hayatta kalma mücadelesiydi. Fakat tüm bu koşturmanın içerisinde bir arabanın buğusu ve bir el sahnesi vardır ki akıllara kazınmıştır ve sinema tarihindeki gizli erotik sahnelerin başında gelmektedir.
Eyes Wide Shut (1999)
Stanley Kubrick’in son filmi sıfatını almış olan film Eyes Wide Shut evli bir çiftin seksin sınırsızlığını keşfetmesi üzerine kurgulanıyor ve kurgulanış içerisinde rüyanın derinliliğine ve kabusun karanlılığına dair bir yolculuk gerçekleştiriyor. Filmde bir arkadaşı tarafından çağrılıp bir partiye giden doktorun ve eşinin gece boyunca devam edecek olan cinsellik, seks, haz, tatmin, sınır, sadakat ve beden yolculuklarını izliyoruz. Filmde özellikle evli çiftin bakışları arkasında yatan tahrik olma ve korkma duyguları filme hakimken unutulmaz grup seks sahneleri sinemada ikonlaşmış sahneler arasındadır.
Y Tu Mamá También (2001)

Üç kişinin bir yolculuk hikayesi olan Meksika yapımı filmde iki genç erkeğin büyümesinin bir ülkenin içerisinde olduğu durum ile paralel anlatımında görüyoruz. İki genç babalarının farklı yerlerden gelmelerine aldırış etmeden bir yolculuğa çıkarlar ve bu yolculuğa yanlarında yirmili yaşların sonunda olan bir kadın da dahil olur. Artık bu yolculuk bu iki genç için bir büyüme hikayesi ve değişim hikayesidir. Tıpkı dış sesin anlattığı ülkedeki değişim gibi gençler de yaşadıklarıyla beraber değişime mahkumdurlar. Seksin ve kendilerinin sınırsızlığını keşfeden gençler seksi anlayacaklardır.
Secretary (2002)

Secretary filminde Lucy tek düzen bir hayatın içerisine sıkışmış bir kadındır. Yazının başında bahsettiğim bir baba tarafından ‘normalleştirilmiş’ ve sessizleştirilmiştir. İçinde yatan haz ögelerini gizli tutmaktadır. Ama bir gün Lucy yeni bir işe başlar ve bu iş yerinde patronu ile yakınlaşmaya başlar. Seksin ve hazzın her zaman aynı ritüeller içerisinde olmayacağını ve olmaması gerektiğini bize anımsatan filmde Lucy ve patronu kendi haz duygularını birbirinde görerek seksi kendi sınırlarında yeniden yaratırlar. Bu yeniden yaratış ile beraber sado-mazo ilişkinin sinema tarihindeki en ikonik sahneleri oluşur.
Ma mère (2004)

Sinema tarihi içerisinde belki de ‘en erotik’ olmayan sahnedir Ma mère filminin sahneleri. Bununla beraber belki de en akılda kalıcı, heyecan verici veya tutkulu olan da değildir bu sahneler. Çünkü filmde bolca arzu görürken ve bolca seks sahnesi görürken artan anne – oğul cinsel gerilimini izleyici hissetse de belki bilinçdışı olarak da olsa görmezden gelir bu gerilimi. Ama artık gerilimin yüksek doz yaptığı bir anda ve anne ile oğlu cinsel ilişkiye girdiği anda bu film sinema tarihine seks sahnesi ile girer, başta söylediğim gibi belki en ikonik olmasa da en unutulmayacak olandır.
Brokeback Mountain (2005)

Brokeback Mountain büyük bir aşkın ve kavuşamama içerisinde giderek artan hazzın en başarılı ve şairane örneklerinen biridir. İki adam iş için bir dağa çoban olarak mevsimi geçirmek üzere gönderilirler. Bu gidiş artık toplumdan çıkıştır ve toplumun hiçbir prangası artık onları bağlamamaktadır. Bu özgürlük içerisinde iki adam hem aşkı bulacaklardır birbirlerinde hem de seksi ve Brokeback Mountain ile eşcinsel erkek seksleri arasındaki en ikonik olanı bir çadır içerisinde gerçekleşecektir. Aynı zamanda filmde yıllar sonra karşılaşan iki aşığın tutkulu öpüşmesi ise sinema tarihindeki başka bir ikonik an olmuştur.
Perfume: The Story of a Murderer (2006)

Roman uyarlanması olan Perfume filmi, birçok kişi için vasat kalmıştır çünkü kitap o kadar büyük bir başarı alanı yaratmıştır ki yapılabilecek görsel bir iş bu başarıyı kazanamamıştır. Ama film yine de bir adamın portresini çok başarılı bir şekilde usta oyunculuklar ile çizmiştir. Filmin bu listede yer almasının sebebi ise yapılmış en güzel kokunun insanlar üzerinde yarattığı dinsel ve cinsel etkinin gösterildiği son sahnedir. Tapınma ile toplu seksin aynı anda yapılıyor olması; bu toplu seksi ve altında yatan onca hazz ilr düşünceyi unutulmaz kılmış; bu son sahneyle beraber filmi ikonikleştirmiştir.
Shortbus (2006)

Bir ilişki terapistinin kendi ve danışanlarının çerçevesi içinde ilerleyen ve bu hikayeler doğrultusunda bilinmezliğe doğru evrilen bir filmdir Shortbus. Bir ilişki terapisti mutlu bir beraberlik içerisindedir ama hiçbir zaman orgazm olmamıştır, o tutkuyu deneyimleyememiştir. Aynı zamanda bu kadının danışanı olan iki eşcinsel erkek sadık ilişkilerinin ardından üçüncü birini aralarına almak isterler. Tüm bu hikayeler Shortbus isimli bir klüpte şekillenir, cevap bulur veya yeni sorular sordurtur. Shortbus içerisinde izleyicinin de yaşadığı ikonik seks deneyimi unutulmazlardandır.
Antichrist (2009)

Bir ailenin seks üzerinden yaratılmış duvarlar ile yıkılmasının filmidir karanlık, korkutucu ve gerçekçi film Antichrist. Bir çift ateşli bir seks anında kendilerini dünyaya kapatırlar. Arzu bedenlerini ele geçirdiği için hiçbir şey duymazlar. Bu sırada oğulları camdan atlar ve ölür. Seksin başlattığını seks bitirir. Çift bu hüznü atlatmak için doğanın kalbine bir yolculuk yaparlar ve bu yolculuk içerisinde doğadaki kabinlerinde baş başa olurlar. Bu yalnızlık içerisinde çocuğun kaybını atlatamayan anne giderek delilik alanına girerken adam artan arzusunu ve şehvetini kadın ile şeytanca yaşar.
I Killed My Mother (2009)

Genç bir adam annesine bağlı olarak yaşamaktadır ve kendi birey olması için artık annesinden kopması gerekmektedir. Özellikle bir bireyin egosunun oluşması için o bireyin içten annesini öldürmesi gerektiğini düşünürsek genç eşcinsel bir adamın kurtuluşu ve bireysel kuruluşu için annesini öldürmesi gerekir. Bu çerçevede anne – oğul ilişkisini anlatan film I Killed My Mother, bu birey olma hikayesi içerisinde ilişkiler içerisindeki arzunun ve seksin yerini de sorgulatıyor. Filmin ise en görkemli sahnelerinden biri olan boyalı bedenlerin sevişmesi, şiirsel olarak en ikonik seks sahnelerindendir.
Blue is the Warmest Color (2013)

Eril sinema içerisinde kadın cinselliğini bir şeytan üçgeni olmadan veya tutkunun kötü kaynağı olmadan yansıtan; aynı zamanda lezbiyen seksini de eril fantezi olarak yansıtmayan nadir filmlerden biridir Blue is the Warmest Color. Lise öğrencisi olan Adele henüz cinselliğini keşfetmemiş, arzuyu arzulamaya başlamamıştır. Fakat bir gün ona o en sıcak anları yaşatacak olan mavi saçlı kız Emma ile tanışınca kendisine her şeyi keşfetmek için izin verir. Bu arzunun bulunuşu ve cinselliğin uyanışı, arayışın son bularak seksin haz duyularak yaşanması aşk ile harmanlı bir şekilde huzurla yansır beyazperdeye.
Gone Girl (2014)

Son yılların en beğenilen karakter filmlerinden biri olan Gone Girl’de kayıp bir kadının hikayesi kara atmosfere hakimdir. Bu kadın kocası tarafından mı öldürülmüştür yoksa kadın iyi midir? Peki tüm bunlar kadının planladığı bir şey midir, kadın kurban mıdır yoksa cani midir? Gone Girl’de tüm bu soruların yanıtlarını ararken ve iyi – kötü ne demek diye düşünürken filmde unutamayacağımız ve bizi şaşkınlık ile yüz yüze bırakan muazzam bir seks sahnesi gözlerimizin önünde akıyor. Kanın tutku ile birleştiği ve kişisel ihtirasın her daim ön planda olduğu bu seks sahnesi kana susatıyor izleyiciyi.
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →
