· 6 dk okuma

Sinema Tarihine Damga Vuran 10 Yasaklı Film!

Sinema Tarihine Damga Vuran 10 Yasaklı Film!

Sansür tarih boyunca var olmuş ve kendini çeşitli şekillerde toplumlara göstermiştir. Bazen devlet adamları sansürü halkın bilinçlenmemesi için, bazen toplumun ‘ahlak’ anlayışını korumak için, bazen kendi çıkarlarına ters düştüğünden, bazen ise sadece göz dağı vermek, yapabildiklerini göstermek amacı ile kullanmışlardır. Yeri gelmiş kitapları yakmışlar, filmleri makaslamışlar, tabloları parçalamışlardır. Halkı bu önlemlerin gerekli olduğuna ve bu önlemler alınmaz ise toplumun bütünlüğüne çok büyük zararlar gelebileceğine inandırmışlardır. Bizler, Homo (insan) cinsinin Sapiens (akıllı, zeki, düşünen) türüyüz. Bir sapiens olmanın bize bahşettiği, düşünebiliyor olma özelliği yanında bir artı olarak karar verebilme yeteneğini de getiriyor. Yani biz insanlar, birey olarak bir tablodan zarar göreceğimize inanıyorsak bakmayabiliriz, bir filmin ahlakımızı bozacağını düşünüyorsak seyretmeyebiliriz, bir kitabın dini inancımızı sarsacağını düşünüyorsak okumayabiliriz. Ve bunların hepsine kendi başımıza karar verebiliriz. Bir Homo Sapiens’in, başka bir Homo Sapiens için böyle bir karar almasına gerek yoktur. Bir eserin var olması, o eserden hoşlanmayan bir bireyin özgürlüğünü kısıtlamaz fakat var olmuş bir eserin ortadan kaldırılması, o eseri deneyimlemek isteyen bireylerin özgürlüklerini kısıtlar. Bir insanın kendi varoluşundan parçalar ekleyerek, emek vererek yaratmış olduğu bir eseri ‘yok etme, değiştirme, düzeltme’ fikri korkunç ve gaddarcadır! İşte bu yüzden, bugün, sizin için sinema tarihi boyunca bu gaddarlığa uğramış filmlerin küçük bir listesini hazırladık!

Sinema Tarihine Damga Vuran 10 Yasaklı Film!

The Kiss (1896)

the - kiss - filmloverss

Sinema tarihinin ilk toplu gösterilen filmlerinden olan The Kiss, gösterildiği ilk gün seyircilerin tepkisine maruz kaldı ve yetkililer tarafından gösterimi yasaklandı. Bu sansür The Kiss’e, sinema tarihinde ‘ilk sansür uygulanmış film’ olma özelliğini kazandırdı. Film William Heise tarafından, o zamanlar Black Maria stüdyolarında çalışan Thomas Edison için çekildi. O dönemin Kanada’da ilk toplu gösterilen filmi olması planlanıyordu fakat The Kiss’in gösteriminden yaklaşık bir ay önce Lumiere Brothers, kendi filmlerini Montreal’de göstermişti. Yaklaşık 20 saniye süren The Kiss, May Irwin ve John Rice’ın arasındaki tekrarlanmalı bir öpüşme sahnesinden ibaret.

La passion de Jeanne d’Arc (1928)

the-passion-of-joan-of-arc - filmloverss

Josephn Delteil’in tarihsel gerçeklere dayanarak yazmış olduğu romanından, Danimarkalı yönetmen Carl Dreyer tarafından sinemaya uyarlanan La passion de Jeanne d’arc, 1400’lü yıllarda Fransız bir köylü kızının başlattığı direnişini, uğradığı ihanet sonucunda yakalanışını ve yakalandıktan sonra ‘sapkınlık’ suçlaması ile engizisyon mahkemesinde yargılanışını anlatan bir dram filmi. Film, Fransa ve İngiltere’de sansürlendi. Filmin negatifi ‘yanlışlıkla’ çıkan bir yangında yandı. Daha sonralarda orijinalinin bir kopyası bulunan film tekrar birleştirildi. Günümüzde ise zamanında ciddi bir sansür gören La passion de Jeanne d’Arc’ın, Luc Besson tarafından çekilen ve başrolünü Mila Jovovich’in oynadığı bir versiyonu bile bulunmaktadır.

Betty Boop (1930-1935)

betty  -boop - filmloverss

Helen Kane’den ilham alındığı bilinen Betty Boop, zarif hatlara sahip, oldukça feminen giyinen, şarkı söyleyip dans eden bir çizgi film karakteridir. 1930’lu yıllarda, Papa’nın ricası ile Amerika’da kurulan heyetler, sinemanın ahlakını düzeltmek adına işe koyuldular ve Senatör William Hays’ın hazırladığı yasanın kabulü ile birlikte, animasyoncu Grim Natwick’in yardımıyla, Dave Fleischer’ın yaratmış olduğu ve cinsel bir çekiciliğe sahip olan çizgi film Betty Boop yasaklandı. Şimdi ise Betty Boop’u tişörtlerde, kozmetik ürünlerde, telefon kaplarında hemen hemen aklımıza gelebilecek olan her yerde görmek mümkün!

The Great Dictator (1940)

great - dictator - filmloverss

Chaplin’in; Hitler’i, savaşı, Nazizm’i, Mussolini’yi parodik bir şekilde ele aldığı Great Dictator’ın çekimlerinin başlamasından itibaren dönemin Alman diplomatları ABD’ye filmin çekiminin durdurulması için baskı yapmaya başladılar. Amerika, Chaplin’i filmi çekmeyi durdurması için uyardı, Hitler’in Los Angeles Konsolu ve Amerikan Nazi Örgütleri ise filmi çekmeye devam etmesi sonucunda onu öldürecekleri ile ilgili tehditlerde bulundu. Fakat Chaplin filmi çekmeye devam etti ve en sonunda filmi bitirdi. Filmin gösterime girmesi ile birlikte Nazi taraftarları filmi protesto ettiler ve film karşıtı bir kampanya başlattılar ve filmi gösterimden kaldırttılar. Nazi Almanya’sından korkan bir çok ülke ise gösterime izin veremedi.

Nóz w wodzie (1962)

noz - wodzi - filmloverss

Polanski, Sudaki Bıçak’ın senaryosunu Polonya Kültür Bakanlığına gönderir ve Bakanlık’tan ‘yetersiz içerik’ gerekçesi ile red cevabı alır. Daha sonra birkaç sahneyi değiştiren Polanski’nin senaryosu onaylanır ve çekimlere başlanır. Çekimler esnasında da birçok eleştiri alan Polanski, çekimleri bitirir fakat bu sefer yetkililerin filmin sonunu beğenmemelerinden dolayı son kısmı değiştirir. Nihayet film biter ve vizyona girer. Polonya Birleşik İşçi Partisi sekreteri Gomulka’nın film için kötü yorumlar yapması üzerine Polanski ‘beni üç çeşit insan fikri ilgilendiriyor. Film yapımcıları, sanatçılar ve film izleyicisi. Gördüğüm kadarıyla yoldaş Gomulka bunlardan hiçbiri değil’ açıklamasını yapar ve ülkesini terk eder.

Susuz Yaz (1963)

susuz - yaz - filmloverss

Metin Erksan tarafından çekilen, başrollerini Erol Taş, Ulvi Doğan ve Hülya Koçyiğit’in paylaştığı film Türkiye’ye uluslararası platformda ilk ödül kazandıran film olma özelliğini taşıyor. Su ve arsa anlaşmazlıklarını konu alan filmin çekimleri bittikten sonra sansür kurulu tarafından gösterimine izin verilmemiş ve film rafa kaldırılmıştır. Filmin yapımcısı ve başrollerinden olan Ulvi Doğan filmi yurtdışına kaçırmış ve Berlin Film Festivalinde yarışmaya sokmuştur. Film festivalde Altın Ayı ödülünü alıp Avrupa’da ciddi bir başarı yakaladıktan sonra ise dönemin Turizm ve Tanıtma Bakanı tarafından Türkiye’de ödüllendirilmiştir. Ayrıca Susuz Yaz filmi, Criterion Collection’ın arşivindeki tek Türk filmidir.

Karanlıkta Uyananlar (1964)

karanlıkta - uyananlar - filmloverss

Vedat Türkali’nin yazdığı ve Ertem Göreç’in yönettiği Karanlıkta Uyananlar, Türkiye sinemasının ilk işçi hakları ve işçi sorunları ile ilgili filmidir. Filmde, işçiler haklarını elde edebilmek için sendikalaşırlar ve grev yaparlar. TÜRK-İŞ’in desteği ile gerçekleştirilen film, vizyona girdiği Adana’da 50 kişilik bir grubun saldırısına uğramıştır. Bu ve buna benzer olaylar bahane gösterilerek film, İçişleri Bakanlığı tarafından gösterimden kaldırılmış ve daha sonra karar iptal edilip film tekrar gösterime alınmıştır. Katıldığı Altın Portakal Film Festivali’nde, ödül konuşması yapmak isteyen filmin oyuncularından Beklan Algan’ın konuşması ise Antalya Belediye Başkanı Avni Tolunay tarafından engellenmiştir.

Umut (1970)

umut - filmloverss

Umut, 1970 yılında senaristliğini ve yönetmenliğini Yılmaz Güney’in yaptığı, Türkiye sinemasının başlıca örneklerinden ve dönüm noktalarından biridir. Filmde, fakir-zengin arasındaki ayrımın çok keskin olduğu düşünülmüş ve dönemin Film Kontrol Komisyonu tarafından yasaklanmıştır. Karar sonrasında açılan davada ise sansür kaldırılmış ve Umut filmi gösterime sokulmuştur. Filmde ailesini geçindirmeye çalışan fakir bir faytoncunun (Yılmaz Güney) atının ölmesi üzerine yeni bir at alabilmek için her yolu denedikten sonra daha kestirme bir yol bulmaya karar vermesi ve arkadaşları ile birlikte bir falda çıkan hazineyi aramalarını konu alıyor. Film’in kadrosunda  Tuncel Kurtiz ve Osman Alyanak gibi isimler yer almaktadır.

Beijing za zhong (1993)

beijin - bastards - filmloverss

Filmin yönetmeni Zhang Yuan, ordunun ona teklif ettiği bir film projesini reddetti ve kendi imkanları ile ‘Mama’ filmini çekti. Filmin Çin’de yasaklanmasından sonra Mama bir çok uluslararası film festivallerinde ödüller aldı. Bu ödüller sayesinde Avrupa’dan finansal destek almaya başlayan Yuan ‘Beijing Bastards’ filmini çekti. Çin hükümeti filme büyük bir tepki gösterdi ve filme el koyup yurtdışı da dahil filmin gösterilmesini yasakladı. Film, bir bar sahibinin kayıp olan hamile kız arkadaşını arayışı, konserleri iptal edilmiş iki Rock grubunun kovulmasını ve bir yazarın, arkadaşını dolandıran adamı bulmaya çalışmasını konu alan üç hikayeden meydana gelmektedir.

A New Day in Old Sana’a (2005)

normal - a - new - day - in - old - sana - filmloverss

A New Day in Old Sana’a, 2005 yapımı romantik dram bir Yemen filmi. Yemen’i Cannes’da temsil eden ilk film olma özelliğine de sahip a New Day in Old Sana’a, alışıla gelmemiş bir engellemeye maruz kaldı. Film çekimleri esnasında filmde kadınların oynadığını duyan Yemenliler bunu ahlak dışı bularak filmi protesto etti. Filmin yönetmeni Bader Ben Hirsi bu nedenle çekimlere defalarca ara vermek zorunda kaldı ve zar zor filmini tamamlayabildi. Film, Yemen’in başkenti Sana’da geçer, Avrupalı bir fotoğrafçının asistanlığı yapan Tarık evlenmek üzeredir fakat yanlış bildiği şeyler vardır. Artık Tarık’ın aşk ve geleneksel evlilik arasında bir seçim yapması gerekmektedir.

Gülce Aytan

Gülce Aytan

55 yazı · 91 yılı Aralık ayında doğdu. İzmir’de Psikoloji eğitimini bitirdikten sonra Kanada’ya taşındı. Şu an İnsan Kaynakları Yönetimi ile ilgili yüksek lisans yapıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →