Sessiz Sinema Tarihinin En Yüksek Bütçeli 10 Filmi
1895 – 1929 yıllarını kapsayan sessiz sinema dönemi, duygu ve düşünceleri çarpıcı bir biçimde beyazperdeye yansıtmasıyla izleyiciyi kendine çekmeyi başarmıştır. Bu dönem, 1920’lerin sonlarına doğru görsel açıdan kaliteyi giderek arttırırken, bugün kullanılan klasikleşmiş sinema tekniklerinin ve film yapım sürecinin temellerini de atmıştır. Özellikle I. Dünya Savaşı’nın etkilerini fazlasıyla gördüğümüz sessiz dönemin, izleyiciyle görüntüler üzerinden iletişim kurması sebebiyle, sesli döneme kıyasla daha evrensel bir dile sahip olduğunu söylemek mümkün.
Beden dili ve mimikler üzerine inşa edilen sessiz film için oyuncuların önemi hiç kuşkusuz yadsınamaz. Bu noktada oyuncuların yanısıra yönetmenlerin yetenekleri ve buna bağlı olarak sahip oldukları bütçe ve set olanakları da devreye giriyor. Zira yüksek bütçeli filmlerin her dönemde ilgiyi üzerine çekerek beklentileri yükselttiği aşikar. Öte yandan, D.W. Griffith’in yönetmenliğini üstlendiği, yapım sürecine 40 bin dolarlık bir bütçe ile başlayan 1915 yapımı Birth of a Nation, çekimler sona erdiğinde 112 bin dolara mal olsa da dönemin en yüksek bütçeli filmleri arasına giremiyor. Üstelik bu denli düşük bir bütçeye sahip olmasına rağmen dünya çapında yaptığı 11 milyon dolarlık hasılat ile içinde bulunduğu dönemin göze çarpan filmleri arasında yer almayı başarıyor.
Bu bilgiler ışığında araştırdığımız kaynaklardaki verilerin doğruluğunu esas alarak sessiz sinema döneminin en yüksek bütçeli filmlerini sizler için bir araya getirdik.
10. The Thief of Bagdad (1924)

Bütçe: 1.1 milyon dolar
1924 yılında Raoul Walsh tarafından yönetilen The Thief of Bagdad, yaklaşık 1.1 milyon dolarlık bütçesiyle 1920’lerin en pahalı filmleri arasında yer alıyor. Başrolde yer alan Douglas Fairbanks’in filmin senaristliğini ve yapımcılığını da üstlenmesinin ardından, Amerikan yapımı The Thief of Bagdad yaklaşık 2 milyon dolarlık bir hasılat yapmayı başarıyor. Ayrıca bilgisayar ürünü görüntülerin kolaylığına –zaman zaman yüzeyselliğine- kapılmadan önce, uçan halı hissini yaratabilmek için kullandığı piyona telleriyle mucizeler yaratan sanat yönetmeni Cameron Menzies’in izlerini de filmde fazlasıyla görebiliyoruz. Nitekim Binbir Gece Masalları’nın beyazperdedeki yansıması olan The Thief of Bagdad’ın Amerikan Film Enstitüsü tarafından belirlenen En İyi 10 Fantastik Film arasında yer alması da bu durumu destekler nitelikte.
9. The Hunchback of Notre Dame (1923)

Bütçe: 1.25 milyon dolar
Victor Hugo’nun aynı isimli kitabından uyarlanan The Hunchback of Notre Dame bugüne kadar birçok kez beyazperdeye yansıtılmış olmasına rağmen, Wallace Worsley’nin yönetmenliğini üstlendiği 1923 yapımı film benzerleri arasından sıyrılmayı başarıyor. Universal stüdyolarında çekilen 18 filmden biri olan The Hunchback of Notre Dame’ın çekimleri, 1.25 milyon dolarlık bütçe ile o dönem için yeterince uzun olan altı aylık bir süreçte tamamlanıyor. 750 kişilik bir set ekibiyle gerçekleştirilen prodüksiyonun 1.5 milyon dolarlık bir hasılat ile bu derece dikkat çekmesinin ardında, kostüm dizaynlarından tutun da izdiham yaratan oyuncu kalabalığına kadar birçok sebep olduğu söylenebilir. Ayrıca filmin başarısının ardındaki en büyük etken olan Lon Chaney, kendisinin tasarladığı makyajın ve sırtındaki kamburun yükünü hafızalardan silinmeyecek bir oyunculuğa dönüştürerek bugün bile konuşulmaya devam ediyor.
8. 7th Heaven (1927)

Bütçe: 1.3 milyon dolar
Başrollerinde Charles Farrell ve Janet Gaynor’ın yer aldığı, Austin Strong’un aynı isimli oyunundan uyarlanan 1927 yapımı sessiz film 7th Heaven’ın yönetmenliğini Frank Borzage üstlenmiştir. 7th Heaven 1.si düzenlenen Akademi Ödülleri’nde En İyi Film dahil olmak üzere 5 ayrı dalda aday gösterilmiş ve En İyi Kadın Oyuncu (Janet Gaynor), En İyi Yönetmen (Frank Borzage), En İyi Uyarlama Senaryo (Benjamin Glazer) ödüllerini kazanmasıyla adından sıkça söz ettirmiştir. Yapımcılığını üstlenen Fox’un 1.3 milyon dolar harcadığı 7th Heaven, yaklaşık 2.5 milyon dolarlık gişesiyle de sessiz sinema döneminin en yüksek hasılat yapan filmleri arasında 13. sıraya yerleşmiştir. Anlatımıyla ön plana çıkan Borzage’in filmde kullandığı sembolizm de oldukça yalındır ve kelimenin tam anlamıyla daha iyi bir yaşam elde etmek ve ışığa ulaşabilmek için karanlıktan kaçmayı ifade etmektedir. Bu sebeplerle 7th Heaven, 1995 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından kültürel, tarihi ve estetik bir önem taşıdığı için ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilecek filmler arasına girmiştir.
7. Metropolis (1927)

Bütçe: 1.3 milyon dolar
Alman yönetmen Fritz Lang’in yönetmenliğini üstlendiği, 1920’lerde patlak veren ekonomik daralma, işsizlik, düşük ücretler gibi sosyal ve politik meselelerin özgün bir dille anlatıldığı Metropolis, bilimkurgu türünün başyapıtlarından biri olarak gösterilebilir. İşçi sınıfı ile burjuvazinin keskin çizgilerle ayrıldığı Metropolis şehri, zihni bulanan izleyiciler için bir çıkış noktası niteliğinde. Dahası II. Dünya Savaşı esnasında kaybolan yarım saatlik bölümün, 2008 yılında Arjantin’deki bir müzede bulunmasının ardından, Alman dışavurumculuğunun emsallerinden biri olan Metropolis’in gerçek dünyayı yansıtma biçimi ile farkını bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Alman ekonomisinin kötü durumda olduğu bir dönemde yaklaşık 1.3 milyon dolarlık bir bütçe ile iki yıl süren çekimlerin tamamlanabilmesi bile hatırı sayılır derecede önemli. Bugünün parasıyla yaklaşık 24 milyon dolarlık bir bütçeye sahip olan Metropolis, birçok Hollywood yapımının gişesine ulaşamamış olabilir ama cüretkar vizyonu ve ciddi mesajlarıyla şu an yapıldığı dönemden daha güçlü bir konumda.
6. The Ten Commandments (1923)

Bütçe: 1.48 milyon dolar
Cecil B. DeMille’in dini temalara hakim olan ilk büyük filmi The Ten Commandments ile zamanda hem ileriye hem de geriye giderken, kariyerine de yön verdiğini söyleyebiliriz. DeMille bir yandan geleneklerin evrendeki yansıması olarak dikkatleri On Emir üzerinde toplarken, diğer yandan da özel efektleri ve devasa dekorları kullanmadaki teknik başarısı ile modern toplumun yaratıcı kimliğini ortaya koyuyor. Savaş yıllarının akabinde çekilmesine rağmen The Ten Commandments’in yaklaşık 1.48 milyon dolarlık bir bütçeye sahip olması gözlerden kaçmıyor. Bu noktada filmin vermek istediği mesaj ne olursa olsun söz konusu din ve kutsal kitap olunca, bütçe kısıtlamasına gidilmediğini görebiliyoruz. Nitekim 4.2 milyon dolarlık hasılat elde ederek maliyetini de neredeyse üçe katlamayı başaran The Ten Commandments, Yahudilerin Mısır’dan çıkışında öncülük eden Musa’nın hikayesi ve özellikle On Emir’in yer aldığı açılış sahnesiyle 1923 yılında Amerika ve Kanada’nın en popüler ikinci filmi olmayı başarıyor.
5. Robin Hood (1922)

Bütçe: 1.5 milyon dolar
Yönetmenliğini Allan Dwan’ın üstlendiği 1922 yapımı Robin Hood’un başrollerinde Douglas Fairbanks ve Wallace Beery yer alıyor. Resmi adı Douglas Fairbanks in Robin Hood olan film, 1.5 milyon dolarlık bütçesiyle döneminin en yüksek bütçeli filmleri arasında yer alırken, aynı zamanda prömiyerini gerçekleştiren ilk Hollywood filmi unvanının da sahibi oluyor. Filmin senaristliğini ve yapımcılığını üstlenen Fairbanks’in gösterişli tarzının bir göstergesi olarak kullanılan binden fazla yardımcı oyuncu ile Robin Hood yaklaşık olarak 2.5 milyon dolarlık gişe yapmayı başarıyor.
4. City Lights (1931)

Bütçe: 1.5 milyon dolar
Charles Chaplin’in güçlü mizah anlayışının aynı zamanda duygu yüklü bir kalıba sokulduğu City Lights, birçok filmin hayalini kurduğu yalınlığın altından başarıyla kalkarak kusursuzluğa doğru bir adım daha atıyor. Bu bağlamda Chaplin, sinemanın o bütün karmaşasını mutlak bir formül yaratarak, bir karakter ve bir hikaye üzerinden seyirciye aktarmayı ustalıkla başarıyor. City Lights, senaryo üzerinde neredeyse bir yılını harcayan Chaplin’in prodüksiyon aşaması en uzun süren filmi aynı zamanda. 1.5 milyon dolarlık bütçe ile 180 günde çekilen City Lights’ın yaklaşık 5 milyon dolarlık hasılat yapmasının ardından, üstelik sesli dönemde yayınlanmış olmasına rağmen, Chaplin de finansal anlamda kariyerinin en başarılı projesini gerçekleştirmiş oluyor. Daha ilk kareden izleyiciyi kazanmayı başaran City Ligths içtenliğini ve eşsiz mizah anlayışını hiçbir zaman kaybetmeyerek, Chaplin’in sessiz dünyasının dışavurumu olmaya bugün de devam ediyor.
3. Wings (1927)

Bütçe: 2 milyon dolar
William A. Wellman’ın yönetmenliğini üstlendiği Wings, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) tarafından ilk defa 1929 yılında dağıtılmaya başlanan Akademi Ödülleri kapsamında En İyi Film ödülünü kazanan ilk film olmasıyla sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir. I. Dünya Savaşı’nı tasvir etme hususunda Hollywood’un en iyi filmlerinden biri olan Wings’in, izleyiciyi karakterlerin tarihi dokusuyla buluşturmayı ustalıkla başardığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca başından sonuna dek süren yalın anlatımıyla “Oscar ödülüne sahip olan ilk ve tek sessiz film” unvanını, 2012’de The Artist’in bu ödülü kazanmasına dek korumuştur. Yaklaşık 2 milyon dolarlık bir bütçeye sahip olan Wings, eğlence ve ciddiyetin eş zamanlı olarak vuku bulmasıyla komedi ve dramayı bütünleştirirken sessiz sinemanın son dönemlerine de damgasını vurmuştur. Hikayenin üslubundan akrobatik uçuşlara kadar olağanüstü bir performans sergileyen Wings döneminin ötesinde bir film olmayı başarmıştır.
2. The King of Kings (1927)

Bütçe: 2.5 milyon dolar
Başrolünde H.B. Warner’ın yer aldığı Amerikan yapımı The King of Kings Cecil B. DeMille tarafından yönetilmiştir. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki son haftalarını anlatan film, DeMille’nin The Ten Commandments (1923) ile başlayıp The Sign of the Cross (1932) ile bitirdiği dinsel temalara hakim olan üçlemenin ikinci filmidir. The King of Kings sessiz film olmasına rağmen, sesli dönemin de gözdelerinden biri olmaya devam etmiştir. Zira İsa’nın hayatını anlatan yeni bir Hollywood filminin yapılması, Nicholas Ray 1961 yapımı King of Kings filmini çekene kadar, neredeyse 30 yıl sürmüştür. Ayrıca film yayınlandığında 51 yaşında olan H. B. Warner, İsa’nın bilgeliğini ve hakimiyetini yansıtabilecek yaşına binaen, beyazperdede bir Mesih’i canlandıran en yaşlı oyuncular arasına ismini yazdırmıştır. Yaklaşık 2.5 milyon dolara mal olan The King of Kings 1927’de prömiyerini gerçekleştirdiğinde, İsa’nın çarmıha gerilmesini anlatan sahne ile sessiz sinema tarihinin en iyi tasvirlerinden biri olmayı başarmıştır.
1. Ben-Hur: A Tale of the Christ (1925)

Bütçe: 3.9 milyon dolar
Fred Niblo 1925 yılında devasa boyutlardaki yapıları ve duvarları içeren, uçsuz bucaksız çöl manzaralı bir dünya yaratmayı tercih ediyor. 125 binden fazla kişinin yer aldığı bir ekipten oluşan Niblo’nun yeni dünyası, göz alıcı özel efektleri ile var olduğu döneme meydan okuyor. 1920’lerde izleyebileceğiniz en büyüleyici yapımlardan biri olan Ben-Hur, 3.9 milyon dolarlık bütçesiyle sessiz sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmleri arasında ilk sırada yer alıyor. Denizde çekilen savaş sahneleri ve sınırları zorlayan özel teknikler için 48 kameranın kullanıldığı düşünülürse, Ben-Hur’un sahip olduğu bütçenin hakkını fazlasıyla verdiğini söylemek mümkün. Buna karşın, yaklaşık 9 milyon dolarlık bir gişe yapmasına rağmen, filmden beklendiği gibi bir kar elde edilemiyor. Hollywood’un yeni bir alanda risk alma konusundaki isteksizliği göz önünde bulundurulursa, özellikle dinsel temaların hakim olduğu filmlerin tekrar tekrar gündeme gelmesi kaçınılmaz. Nitekim “Her Hıristiyan’ın İzlemesi Gereken Film” başlığı altında tanıtımı yapılan filmin dini kimliğiyle ön planda olması tutku ve hırsı had safhaya ulaştırıyor.
Kaynak: Wikipedia, IMDB
Damla Durmaz
166 yazı · 1989 yılında Denizli’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde yüksek lisans yapmakta. Güne müzikle başlar, günü müzikle kapatır. Gece yaşamayı, gündüz uyumayı sever. Sinema ile dünyayı unutur haliyle. Tüm bunlardan artakalan vaktinde ise küreselleşmeye inat azimle akademisyen olmaya çalışır.
Yazarın diğer yazılarını gör →