Se7en Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!
Brad Pitt, Morgan Freeman, Kevin Spacey ve Gwyneth Paltrow’un başrollerinde yer aldığı 1995 yapımı David Fincher imzalı Se7en filmi birçok sinemasever için en iyiler arasında yer alır. Soru işaretleriyle dolu bir sona sahip olmasının yanında izleyiciyi içine alarak gergin, karanlık ve kasvetli atmosferinde soluksuz bir macera yolculuğu yaşatan bir film olan Se7en, bizi iki tane dedektifin zoraki işbirliği ile karşılar ve bir seri katilin fantezisi ve bu fantezinin yarattığı karanlık dünya iki dedektifi seri katili bulma arzusu içerisinde birleştirir. Bu seri katil yedi ölümcül günahı kendine rehber olarak belirlemiş ve bu ölümcül günahlar çerçevesi içerisinde ölümleri gerçekleştirmektedir. Her bir günah ile özdeşleşen kurbanlar birer performans sanatçısına dönüşür öldürüldükleri anda ve ölüm ile gelişen bu sanatsal perspektif Se7en içerisinde katilin fantezi dünyasını oluşturur. Her kurban ölü bedenleri ile ölümcül günahın birini temsil eder ve bu performans ile katilin dünyaya olan mesajını taşırlar. Aynı arzu ile birleşen iki dedektif ise seri katilin peşindeyken günahları da tatmaya ve günah kavramını sorgulamaya başlarlar. Fincher’ın muazzam bilmecelerinin belki de en iyisi olan Se7en; oyuncularının performanslarıyla ve bizi içine çeken kurguyla büyüler. Biz de Fincher’ın etkileyici yapıtını yol gösterici olarak seçerek sizlere Se7en sevenlerin izlemesi gereken 10 filmi sıraladık.
Se7en Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film
The Boston Strangler – 1968

1962-1964 yılları arasında Boston’da 13 kadının öldürülmesi olaylarını anlatan, Gerold Frank’in kitabından uyarlanan The Boston Strangler; muazzam bir oyuncu kadrosuyla dikkatleri çeker. O yıllarda toplam 13 kadını öldüren Boston Strangler, şehre oldukça korku salmış biri; cinayetlerinin hepsini kendine özgü yöntemlerle işleyen Strangler, başlangıçta kurbanlarını yaşlı ve yalnız yaşayan kadınlardan seçmesine rağmen, zamanla daha genç kadınlara da yönelmiş ve şehre korku salmıştı. Richard Fleischer imzalı yapımın başrollerinde ise Henry Fonda, Tony Curtis ve George Kennedy yer alıyor.
Manhunter – 1986

Will Graham özel bir vazifelendirmeyle tekrar eski işine geri dönmek durumunda kalmış, emekli olmuş bir gizli ajandır. Daha önce FBI için hizmetlerde bulunmuş, emekli olmuş ama şimdi amansız bir seri katili enselemek için tekrar iş başı yapmıştır. Will Graham, psikopat düşünce tarzını çözme konusundaki yeteneğine ek olarak, daha önce yakaladığı ünlü katil Dr. Hannibal Lecter’ın da yardımıyla Kızıl Ejder olarak bilinen korkunç caninin peşine düşer. Thomas Harris’in Kızıl Ejder adlı kitabından Michael Mann tarafından sinemaya uyarlanan yapım, Hannibal Lecter efsanesinin gençlik dönemini de kapsamaktadır. 1986 yapımı bir suç filmi olan Manhunter’da yönetmenlik koltuğunda ise Michael Mann ile karşılaşıyoruz.
The Silence of the Lambs – 1991

Jodie Foster’ın hayat verdiği akademiden yeni mezun olmuş FBI ajanı Clarice Starling, kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin peşindedir. Katile ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter’la tanışıp, onun güvenini kazandıktan sonra da bu konu hakkında Lecter’dan bilgi almayı planlamaktadır. Starling’in katili yakalamak için ipuçlarına ihtiyaçları vardır ve o da bir psikiyatrken bir seri katile dönüşen Lecter’ın hastalıklı zihninin derinliklerine yapılması gereken bir yolculukla mümkündür. Ancak, Starling Lecter’la yaşadığı Faustian bir ilişki sonunda onun kaçışına sebep olur ve artık iki ayrı seri katil sokaklardadır. Hannibal Lecter karakterini canlandıran usta oyuncu Antony Hopkins’in aldığı ‘en iyi erkek oyuncu’ dahil olmak üzere, The Silence of the Lambs Akademi tarafından beş dalda ödüle layık görüldü.
Kalifornia – 1993

Gazeteci Brian Kessler sevgilisini de yanına alıp ülkede cinayetler işleyen seri katiller hakkında bilgi toplayıp yazacakları kitap için araştırma yapmaya başlarlar. Henüz yeni üniversiteden mezun olan bu adam seri katillerin yaşamış olduğu yerleri ve cinayetleri işlediği mekanları gezmek istemektedir. Yolda bir mahkum ile sevgilisine rastlarlar. Aslında arabalarına aldıkları bu kişiler aslında araştırmasını yaptıkları seri katilerden biridir. Dominic Sena’nın yönetmenliğini yaptığı film Kalifornia’nın oyuncu kadrosunda ise Brad Pitt, Juliette Lewis, David Duchovny ile Michelle Forbes yer almaktadır.
L.A. Confidential – 1997

Bir dizi cinayet sonrası soruşturmaya atanan birbirlerinden çok farklı üç polisin hikayesini konu alan L.A. Confidential; Los Angeles polisinin içindeki yozlaşmanın ayyuka çıktığı 1950’li yıllarda geçen bu filmi özel yapan incelikle yazılmış baş döndürücü senaryosu ile dikkatleri çekiyor. 50’lerin Los Angeles’ında yer altı dünyasının patronu sayılan Mickey Cohen’in hapse girmesiyle doğan boşluktan dolayı şehirdeki diğer suç örgütleri arasında liderlik savaşı başlar. Bir gece Cohen’in adamlarına bir baskın düzenlenir ve hepsi öldürülür. Öldürülenler arasında eski bir poliste vardır. Bu olayı soruşturmak üzere L.A. Polis Departmanı üç polisi görevlendirir. Görevlendirilen polisler karakter olarak birbirlerinden çok farklıdırlar. Ed Exley, L.A. Polis Departmanının altın çocuğudur. Kurallara bağlı ve her şeyi kanunlara göre yapar. Bud White, çabuk sinirlenen, agresif, gerçeğe ve doğruya ulaşmak için her türlü yola başvuran biridir. Üçüncü ve son polis Jack Vincennes ise; L.A. Polis Departmanını anlatan bir televizyon dizisine danışmanlık yapmakta, tanınmış ve gündemde olmayı seven biridir. Bu üç kişi olayı soruşturmak için bir araya gelirler. Ancak soruşturma çok çabuk sonuca ulaşır. Bu durum üç polisi rahatsız eder. Soruşturmada bu kadar çabuk sonuca ulaşılmasında bir bit yeniği olduğunu düşünürler ve araştırmaya devam ederler ve araştırmaları onları çok güzel bir kadına kadar götürür.
The Bone Collector – 1999

Dedektif Lincoln Rhyme, New York’da çalışan ve özel davaların görüldüğü mahkemelerde bilirkişi olarak görev alan ülkenin en deneyimli kriminologlarındandır. Rhyme uğradığı bir saldırı sonucunda ağır yaralanır ve boyundan aşağısı felç olur. Yirmili yaşlarının henüz başında olan Amelia Donaghy ise genç yaşına rağmen yaşamın tüm yorgunluğunu omuzlarında hisseden zeki bir polistir. Masa başına geçmeye hazırlanan Amelia’nın karmaşık cinayetlerle örülü bir göreve çağrılmasıyla işler karmaşık bir hal alıverir; yeni işinin ilk gününde Ryhme ile tanışan Amelia bu olayda onunla birlikte çalışmaya başlayacaktır. Jeffery Deaver’in aynı adlı kitabından uyarlanan, The Bone Collector’un başrollerinde karşımıza Denzel Washington ve Angelina Jolie çıkar.
American Psycho – 2000

Babasının Wall Street’teki şirketinde çalışan Patrick Bateman, genç ve iyi görünümlü bir adamdır. Dışardan bakıldığında normal biri gibi görünen Bateman, aslında gerçekte amaçsızca insan öldürmekte ve kadın vücutlarından aldığı parçaları evinde biriktirmektedir. Bret Easton Ellis’in aynı adlı yankı uyandırmış romanından uyarlanan film, 1980’li yılların açgözlü kent yaşamına bir hiciv niteliğinde karşımıza çıkar. Hem rahatsız edici hem de bir o kadar çarpıcı American Psycho; Bateman’a hayat veren başarılı oyuncu Christian Bale’in muazzam performansıyla da akıllarda yer etmeyi başarmıştır.
From Hell – 2001

Yıl 1888, yer Londra. Şehrin en fakir mahallesi olan Whitechapel’de şanssız yoksul halk korkunç hayatlar sürdürmektedir. Mary Kelly ve arkadaşları ise her şeye rağmen ayakta kalabilmek için mücadele ederler; tek tesellileri, başlarına daha kötü bir şeyin gelemeyeceğidir. Oysa bir şekilde, bu hayatlarında, onları daha zor duruma düşüren olaylar ortaya çıkmaya başlar. Arkadaşları Ann kaçırılır ve bu kaçırılmanın arkasında hayal bile edemeyecekleri bağlantılarla örülü bir kumpas olduğu ortaya çıkar. Daha sonra bir başka kadın, Polly vahşice katledilir. Sinemaya çokça kereler ilham veren Karındeşen Jack vakasından esinlenen From Hell, bir çizgi romandan beyazperdeye uyarlanmıştır. Yönetmen koltuğunda Albert Hughes ile Allen Hughes’un oturduğu filmin başrolünde ise karşımıza Johnny Depp çıkıyor.
Mr. Brooks – 2007

Dışarıdan bakıldığında iyi bir iş adamı, ailesine oldukça bağlı bir baba olan Mr. Brooks’un aslında kimsenin fark etmediği karanlık bir tarafı vardır. Sadece kişisel bir tatmin olarak insanları öldürmek isteyen ve birini öldürmeye bağımlı olan Brooks; bundan kurtulmak için uzun süre çabalasa da başaramamış ve sürekli olarak yeni kurbanlar peşinde koşmaktadır. Brooks’un içinde birbiriyle zıtlaşan iki karakteri ve birbiriyle zıtlaşmasını etkileyici bir şekilde ele alan, başarılı kurgusuyla ve Kevin Costner ile Demi Moore’un performanslarıyla büyüleyen filmin yönetmen koltuğunda ise Bruce A. Evans oturuyor.
Zodiac – 2007

İzleyiciyi bilmeceler yığını içine bırakmayı seven başarılı yönetmen Fincher’ın bir diğer filmi Zodiac’ta ise, rastgele seçilen kurbanlarını hiç bir algoritmanın tutmadığı yerlerde öldüren bir seri katilin hikayesini ele alıyor. Fincher diğer filmlerinde olduğu gibi izleyiciyi, karanlık bir atmosferin içinde bir seri katilin peşinde koşan gazeteci Robert Greysmith, Paul Avery ve dedektif David Toschi’nin yanına davet ediyor. 60’lı yıllarda başlayan ve uzun yıllar süren cinayetler, gazetecilere gelen şifreli mektuplar ve bu olay etrafında bu cinayetleri çözmeye çalışan üç adamın hikayesinin anlatıldığı film, Robert Greysmith’in aynı adlı romanından uyarlanmış gerçek bir hikaye. Zodiac, saplantılı bir şekilde seri katili bulmaya çalışan, bu durumda çocuklarını ve eşini bile kaybetme aşamasına gelen politik karikatürist Robert Greysmith’in hayatını ve seri katilden gelen şifreli mektupları hikayesinin merkezine alıyor.
Elif Barış
586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →