Scorsese ve DiCaprio Yeniden Buluşuyor: The Devil in the White City
Son dönemin en bilindik yönetmen – oyuncu ikilisi Martin Scorsese ve Leonardo DiCaprio yeniden bir araya geliyor! Martin Scorsese’nin yöneteceği The Devil in the White City’de başrolü Leonardo DiCaprio canlandıracak.
Erik Larson‘un 2003 yılında gerçek karakter ve olaylara dayanarak yazdığı The Devil in the White City: Murder, Magic and Madness at the Fair That Changed America (Ülkemizde Beyaz Şehirdeki İblis adıyla yayımlanmıştır), yayımlandığı günden bu yana Hollywood’un ilgisini çeken bir kitap oldu. Önceleri David Fincher ve Kathryn Bigelow‘un uyarlama ile ilgilendiği söylense de 2010 yılında kitabın film haklarını alan ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio olmuştu. DiCaprio kitabın ana karakterlerinden biri olan seri katil Henry H. Holmes‘u ne kadar çok canlandırmak istediğini her fırsatta söylese de proje bir türlü hayata geçememişti. Uyarlama ile ilgili yeni gelen haberler ise DiCaprio’yu oldukça sevindirecek cinsten.

Scorsese ve DiCaprio’nun 6. Kez Bir Araya Gelişi: The Devil in the White City
Deadline‘ın bildirdiğine göre; daha önce sırasıyla Gangs of New York (2002), The Aviator (2004), The Departed (2006), Shutter Island (2010), The Wolf of Wall Street (2013) olmak üzere beş filmde birlikte çalışan Scorsese – DiCaprio ikilisi, 6. buluşmalarını The Devil in the White City ile yapacak. The Imitation Game ile En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü’nü kazanan Graham Moore’un taslağını yazdığı senaryoyu Captain Philips’in senaristliğini yapmış olan Billy Ray’in tamamlayacağı da yeni gelen bilgiler arasında.
19. yüzyılın sonlarında Chicago’da gerçekleştirilen dünyaca meşhur fuarda, ünlü mimar Daniel Hudson Burnham ile bir seri katil olan doktor Henry H. Holmes’un yolları kesişir ve bunun sonucunda ortaya kanlı bir hikaye çıkar. Filmin ne zaman vizyona gireceği ile ilgili henüz bir bilgi bulunmamakta, dolayısıyla kitabı okumak için önümüzde uzun bir zaman var diyebiliriz.
Emre Serbes
179 yazı · İlkokul yıllarında sinemada izlediği Matrix’i tam anlamasa da filmin ve sinemanın büyüsüne kolayca kapıldı. Liseye geçtiğinde edebiyatı keşfetse de sinema hep gönlünde yatan sanat oldu. Twelve Monkeys, The Usual Suspects, Memento, Fargo filmlerini izlediğinde sinemanın anlatı konusundaki potansiyelini hayretle tecrübe etmiş oldu. Küçük bir filmin bile yüzlerce insanın hayatını değiştirebileceği düşüncesi, onun sinema heyecanını ayakta tutmaya yetti. Şimdi ise, İTÜ Gemi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirmeye çalışıyor ve çok sevdiği sinemadan kopmamak için uğraşıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →