· 7 dk okuma

Roger Ebert’ın Tanıtımıyla Kieslowski’nin 10 Dekalog Filmi

Roger Ebert’ın Tanıtımıyla Kieslowski’nin 10 Dekalog Filmi

Kieslowski 1988’de Piesiewciz’in önerisi üzerine, Musevilik inancının temeli olan ve Tevrat’ta geçen on emri filme almaya karar verir. Uzun uğraşlar sonunda televizyon yapımcılarını ikna etmeyi başarır ve ortalama kırkar dakikadan oluşan tam on tane film ortaya çıkar. Bunlardan ikisi, daha sonra yeniden ele alınıp ek sahnelerle uzun metraj olacak şekilde çekilir.

Dekaloglar, Kieslowski’nin daha sonra Üç Renk üçlemesinde de kullanacağı bölümler arasında ince organik detayların ilk kullanıldığı projedir. Her filmde aynı oyuncunun canlandırdığı ve filmin ufak bir yerinde ortaya çıkarak esas karakteri gözleyen bir adam vardır. Ayrıca her filmdeki karakterler diğer filmlerdekilerle aynı apartman bloklarında yaşamaktadır. Bu sebeple filmlerin ufak bir yerinde diğer filmlerdeki karakterleri görmek mümkündür.

Dekalog’daki bir diğer önemli farklılıksa on emirdeki konuların birer atlayarak işlenmiş olması. Yani ilk film ikinci, ikinci filmse üçüncü emirle ilgili. Bu böyle devam ediyor ve sonunda onuncu filmde ilk emir işleniyor.

İşte bu 10 Dekalog’u artık efsane film eleştirmeni Roger Ebert’ın sunumuyla izleyebilirsiniz. Üstelik filmlerin youtube kanalına yüklenmiş hallerini sizler için bir araya getirmekle kalmayarak daha önce Kieslowski ile ilgili sitemizde yayınlanmış dosyadan Dekaloglar ile ilgili yazılarla bunları birleştirdik. Böylece hem filmleri izleyebilir hem de hemen altında filmle ilgili yazıyı okuyabilirsiniz.

Dekalog, jeden (Bölüm 1)

“Kendin için oyma put ve suret yapmayacaksın”

Bir üniversitede öğretim görevlisi olan Krzysztof, oğlu Pawel ile yalnız yaşamaktadır. Pawel her çocuk gibi zamanı geldiğinde tanrının ne olduğunu merak eder ama saf bir bilimselliğe inan babası için tanrı yoktur. Bilim ona aradığı tüm cevapları verecektir. Evlerindeki bilgisayarda belirlenmiş formüllerle işlem yaparak istedikleri sonuca her defasında doğru bir şekilde ulaşmalarına buna iyi birer örnektir. Ama akrabaları Irena, Krzysztof’un aksine küçük Pawel’e tanrının var olduğunu anlatır. Kieslowski filmi öylesine kaotik bir finalle bitirir ki ne bilimselliğin iddia ettiği gerçeği sunduğuna ne de tanrının varlığına ikna oluruz. Pawel yakınlarındaki gölette kayak yapmak için babasında izin almaya gelir. Babası da hava tahminlerini inceleyip buzun kalınlığını kesin bir şekilde hesaplar ve ona izin verir fakat beklenmedik bir şekilde buz kırılır ve küçük Pawel hayatını kaybeder…

Dekalog, dwa (Bölüm 2)

“Tanrının ismini boş yere ağzına almayacaksın”

Kocası çok ağır hasta olan Dorota beklenmedik bir şekilde başka bir erkekten hamile kalmıştır. Fakat içinde bulunduğu durumdan dolayı çocuğu doğurup doğurmama konusunda kararsız kalır. Eğer kocası yaşayacaksa çocuğu aldıracaktır. Bu yüzden aynı zamanda oturduğu apartmanda komşusu olan kocasının doktorundan kocasının durumuyla ilgili kesin bilgi almak ister. Fakat doktor olaya sıradan bir durum gibi yaklaşır ve kesin hiçbir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Bunun üzerine Dorota içinde bulunduğu çıkmazı tüm ayrıntıları doktora anlatır ve ondan kesin bir cevap ister. Sonunda doktor kocası için yaşama şansının olmadığını söyler hatta kadını ikna edebilmek için tanrı adına yemin eder. Nihayetinde Dorota çocuğu aldırmaktan vazgeçmiş olur. Fakat finalde beklenmedik bir sahneyle karşılaşırız. Dorota kocası iyileşmiş ve doktorla konuşmaya gelmiştir. Yalandan yapılan bir yemin zaten kurtulmuş olan kocasıyla birlikte çocuğunda kurtulmasını sağlamıştır…

Dekalog, trzy (Bölüm 3)

“Altı gün çalışacak, bir gün ailenle birlikte dinleneceksin”

Bir Noel gecesi Ewa ansızın eski sevgilisi Janusz’un evine gelir. Birlikte olduğu adamdan uzun süredir haber alamamıştır ve çok tedirgindir. Her ne kadar başta karşı çıksa da Janusz Ewa’nın çaresizliğine boyun eğip ona yardım etmeye karar verir ve Noel gecesinde bomboş sokaklar, hastanelerde, karakollarda, garlarda adamı ararlar. Janusz’un ailesiyle geçirmeyi planladığı tüm gece sokaklarda boş yere dolanarak heba olur. Sonundaysa Ewa gerçeği açıklar. Aslında aradıkları kişi zaten hiç olmamıştır. Ewa içinde bulunduğu derin yalnızlık sebebiyle Noel tek başına geçirmek istememiştir. Elbette bu Janusz’u çılgına çevirir ona inanıp tüm gece yollarda dolandığına pişman olur. Ama Ewa onun bu pişmanlığını hafifletecek gerçeği, günün ilk ışıklarında, konuştukları yerde yavaşa yere bırakır. Eğer Janusz gelmeyi kabul etmemiş olsaydı hapları içip intihar edecekti…

Dekalog, cztery (Bölüm 4)

“Babana ve annene hürmet edeceksin”

Tiyatro okulunda okuyan Anka babası Michal ile yalnız yaşamaktadır. Birbirlerine olan bağları normal bir baba kızınkinden çok daha kuvvetlidir. Michal’ın iş seyahati için masasının üzerinde duran belgelerin arasında bir mektup bulan Anka’nın bu mektubu okumasıyla hayatı alt üst olur. Çünkü öğrenir ki Michal gerçek babası değildir. Bu en başında beri hissettiği fakat görmezden geldiği bazı duyguları da anlamasını sağlar. İlk başta bu sarsıcı gerçek karşısında onu terk edip kaçmayı düşünür, Fakat sonunda onu gerçekten sevdiğinin farkına varır. Aynı iç içe geçmiş karışık duyguları Michal’de hissetmektedir. O güne adar saklı kalan bu gerçekle yüzleşmek her ikisine de oldukça ağır gelir ve büyük bir boşluğa düşerler. Sonundaysa hissettikleri duygular baskın gelir ve geçmişi tümden görmezden gelmeye karar verirler. Her şeyi anlatan o mektubu birlikte yakarlar…

Dekalog, piec (Bölüm 5)

“Öldürmeyeceksin”

Kieslowski’nin bir söyleşide belirttiği en beğendiği filmlerden biri olan Ken Loach’un Kerkenez filmindeki benzer, kaybedilmiş bir yaşamın uzlaşılmaz karakteristiğinde hayat bulmuş Jacek’in amaçsızca yollarda dolanmasını, sebebini bilmediğimiz bir şekilde bir taksi şoförünü öldürmesini ve finalde idam edilişini fazlasıyla sert realist bir yaklaşımla anlatıyor film. Kieslowski, didaktik bir şekilde taksi şoförünü kötüleyen bölümler üzerinden Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki gibi ölmeyi hak etme olgusunu işlerken bir yandan Jacek’in derinlerinde yatan hümanizmini de çok çarpıcı bir şekilde sunar.

Dekalog, szesc (Bölüm 6)

“Zina etmeyeceksin”

On filmden oluşan, TV için çektiği yaklaşık kırkar dakikalık Dekalog’lardan 6.Bölümün yoğun ilgi görmesi üzerine Kieslowski bu bölümü,  aynı mekan ve oyuncularla, daha iyi teknik alt yapıyla ve senaryosunu daha da geliştirerek yeniden çekti. 86 dakikalık bu uzun versiyon, ek sahnelerinin yanı sıra farklı final sahnesiyle de dikkat çekmektedir. Ayrıca Kieslowski’nin daha önceki filmlerinden farklı olarak artık siyasetten bilinçli olarak uzak durmaya başladığı, fazlasıyla varoluş meselelerine gömüldüğü ama arka planda hayatına devam eden sistemin soğukluğunu yansıtmaktan da geri durmadığı bir yapım.

Dekalog, siedem (Bölüm 7)

“Çalmayacaksın”

Gizli bir ilişkiden olan kızı Ania’yı toplum tarafından dışlanmamak için annesinin kızı olarak tanıtan Ewa annesinin Ania’yı ondan daha çok sahiplenmesinden korkmaya başlamıştır. Bir de buna Ania’nın geçirdiği histeri nöbetleri eklenince annesi Ewa’nın kızıyla olan bağını iyice koparır. Onun Ania’ya bakamadığını ve onu kötü etkilediğini düşünmektedir. Annesi kızını öyle bir şekilde yetiştirmektedir ki Ania Ewa’ya anne demez. Bu duruma daha fazla dayanamayan Ewa kızını gizlice alarak evden kaçar. Önce bir dostunun evine gider. Oradan da uzaklara gitmeyi planlamaktadır. Dostuna uzun uzun Ania’nın gerçek annesi olduğu gerçeğin anlatır. Bu yaptığı şeyin çalmak olmadığını söyler. Sonuçta o onun kızıdır. Fakat işler planladığı gibi gitmez ve tren garın annesi onları bulur. Tam bu sırada Ewa beklenmedik bir şey yapar ve Ania’yı annesinin kucağında bırakarak trene atlayıp bilinmezliğe doğru gider…

Dekalog, osiem (Bölüm 8)

“Yalan şahitlik yapmayacaksın”

Elzbieta, bir üniversitede öğretim görevlisi olan yaşlı Zofia’yı görmek için Amerika’dan Varşova’ya gelir. Amacı geçmişiyle yüzleşmek olan Elzbieta, her şeyi unutmuş gibi davranan fakat çarpıcı gerçeğin farkında olan Zofia’ya hikayesini anlatır. İkinci dünya savaşı yıllarında Nazi’lerin hüküm sürdüğü Polonya’da tüm Yahudiler tek tek yakalanıp toplama kamplarına gönderilmektedir. Böyle bir ortada Zofia’nın karşına küçük bir Yahudi kız çıkarılır. Eğer onun bir Hristiyan olduğu yönünde şahitlik yapıp yemin ederse kızı kurtarabileceklerini söylerler. Fakat Zofia bir çok neden ötürü bunu yapamaz ve tüm hayatı boyunca bunun vicdan azabıyla yaşar. Nihayetinde aradan geçen kırk yılın ardından Hristiyan olduğu yönünde şahitlik yapmadığı o küçük kız koyu bir Katolik olarak karşısındaydı. Hayattaydı. Arık kimsenin konuşmak istemediği o karanlık günlerin ardından zamanında inanılan tüm düşüncelere rağmen hayat kendi akış yolunu bulmuştu…

Dekalog, dziewiec (Bölüm 9)

“Komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin”

Doktor Roman uzun bir iş seyahatinden çok yorgun ve bitkin bir şekilde dönmüştür. O gece eşi Hanka’ya ilk kez hastalığında söz eder. Bir daha yaakta birlikte olamayacaklardır. Bu yüzden Hanka’nın onu terk edip başkasıyla birlikte olmasını anlayışla karşılayacağını söyler fakat kadın ona sert bir şekilde karşı çıkarak onu gönülden sevdiğini söyler. Ama günler geçtikçe Hanka başka biriyle bir ilişki kurmaya başlar ve sonunda onunla birlikte olur. Üstelik hastalığından sonra bir tür paranoya halinde sürekli eşinin onu aldattığını düşünen Roman bu olaya şahit olur. Bunun uzun bir süre belli etmemeye çalışır. Üstelik eşi de yaptığı hatanın farkına vararak adamdan ayrılmaya karar verir. Fakat sonunda Hanka adamdan ayrılırken onun gizlice gözetleyen Roman’ı görür. Bu her ne kadar büyük bir kavganın başlangıcı da olsa aralarındaki tüm bozukluğu giderir. Fakat Roman’ın paranoyası devam eder ve sonunda aslında gerçekte olmayan bir durum üzerine intihara kalkışır fakat başaramaz. Hastanede her yeri alçıya alınmış bir vaziyette Hanka’yla birlikte öylece ağlarlar…

Dekalog, dziesiec (Bölüm 10)

“Kendine başka ilahlar yaratmayacaksın”

Jery ve Arthur adlı maddi zorluklara rağmen hayatta kalmaya çalışan iki kardeş uzun süredir görmedikleri babalarından geriye onları inanılmaz derecede zengin edecek bir pul koleksiyonu kaldığını öğrenirler. Tüm bu servet değerindeki koleksiyona rağmen babalarını hayatını kaybettiği daireyse tamamen sefalet içindedir. İlk olarak hemen pulları satıp parayı almak isterler. Bu amaçla bir koleksiyoncuya giderler. Koleksiyouncu onlara koleksiyona dağıtmak yerine eksik olan bir kal parçayı da eklerlerse çok daha büyük bir servete kavuşacaklarını söyler. Bu durum bu iki kardeşim koleksiyondaki pullara karşı oldukça ilahlaştırcı bir ilişki kurmalarına neden olur. Sonunda tıpkı babaları gibi sefalet içinde yaşamalarına rağmen koleksiyona gözleri gibi bakmaya başlarlar. Fakat beklenmedik bir şey olur ve tüm koleksiyon çalınır. Pullarla kurdukları bağ yüzünden gözleri kör olmuş bu iki kardeş gizlice polise bir birlerini ihbar ederler. Fakat sonunda büyük bir oyuna geldiklerini anlarlar. Ama bu olaydan sonra ikisi de eski hayatlarına dönemezler. O son gece ikisi de pul koleksiyonlarının ilk parçasını satın almış olarak babalarının evinde buluşurlar…


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →