· 4 dk okuma

Propaganda Aracı Olarak Kullanılan 10 Film!

Propaganda Aracı Olarak Kullanılan 10 Film!

Yansıtma kuramı açısından sanat, sanatın içinde gerçekleştiği dünyaya (fiziksel ve toplumsal çevre) tutulan bir aynadır. Bu durumda sanatın, verili gerçekliği yansıtması beklenir. Oysa sanat ürünleri, sadece toplumda var olanı, verili olanı yansıtmaz, ‘olması gereken’ bir yaşamı, dünyayı da sunar, ki bu da başka türlü bir yansıtmadır. ‘Olması gereken’ denildiğinde ise, doğrudan ideolojik/siyasal bakışın kendisini dayattığı söylenebilir. Bu ‘başka türlü’ bir dünya, Toplumcu Gerçekçi kuramda olduğu gibi ‘toplumcu’, ‘sosyalist’ bir dünya da olabilir. Platon’un her şeyin aslının bulunduğunu belirttiği ‘idealar’ dünyası da olabilir ya da çoğunlukla görüldüğü gibi kapitalist bir dünya da olabilir. İmgeler gerçeklik değildir, fakat gerçekliğe giden yolumuzdur (Sorlin, 1991).

Ryan ve Kellner (1997: 18) filmlerin herhangi bir durumu yansıtmaktan çok, o durumun tasarlanan belli biçimlerini oluşturmak üzere seçilmiş ve birleştirilmiş temsili ögeler yoluyla bir takım tezler ileri sürdüklerini, bunu yaparken de seyirciye belli bir konumu ya da bakış açısını benimsettiklerini belirtirler. Onların vurgulamasına göre eril kahramanlık serüvenleri, romantizm arayışı, kadın melodramı, kurtarıcı şiddet öyküleri, ırkçılığa ve suça ilişkin klişeler gibi izleksel görenekler, gerçekliği toplumsal değer ve kurumlarla bağlantılandırarak, bunların değişmez bir dünyanın doğal ve apaçık göstergeleri olarak algılanmasını sağlar. Bu görenekler, seyirciyi belli bir toplumsal düzenin temel varsayımlarını benimsemeye ve bunların içerdiği akıldışılık ve adaletsizlikleri göz ardı etmeye alıştırır. Bu sav da bizleri sinema ve ideoloji bağlamında düşünmeye götürür ki kameranın tam da ideolojik olduğu yer burasıdır. Öyleyse kameranın bir propaganda aracı olarak kullanıldığına hem şaşıracağınız hem de yer yer propagandanın belirgin olduğunu düşüneceğiniz 10 filme bir göz atalım.

Propaganda Aracı Olarak Kullanılan 10 Film!

Top Gun

top-gun-filmloverss

Tony Scott’ın yönettiği Tom Cruise’un başrolünde yer aldığı Top Gun geçtiğimiz günlerle 2. filminin çıkacak olmasıyla da gündemdeydi. Donanma pilotu olan Pete Mitchell’ın Top Gun onur ödülünü almak için verdiği mücadeleyi anlatan film, henüz soğuk savaşın sona ermediği ve Amerika’da donanma pilotluğuna yapılan başvuruların gittikçe azaldığı bir dönemde çekilmiş ve bir nesle pilot olma isteğini adeta empoze etmiştir.

Red Dawn

red-dawn-filmloverss

Red Dawn, bir sabah Kuzey Kore işgaliyle yüz yüze gelen Amerika’da hikayenin bir kasaba özelinde birkaç popüler genç kadın ve erkeğin ülkelerini kurtarma çabasına evrilen, düşmanın Kuzey Kore olmasından da anlaşılacağı üzere Amerika’nın komünizm karşısında kendi kendine güç pompaladığı en net propaganda filmlerinden biri olarak göze çarpıyor.

Rambo

rambo-filmloverss

Tam bir militarizm övgüsü olan Amerika’nın kaybettiği savaşları dahi adeta kazanmışçasına anlattığı bir seri Rambo. Eski Vietnam gazisi Rambo’nun kanlı maceralarını konu alan, 4. filmde 250’ye yakın insanın öldürülmesiyle sonuçlanan ve elbette Afganistan’a dek uzanan bir yolculuğun konu edildiği, birçok gencin birbirine Rambo lakabını takmasına dahi sebep olan etkiye sahip bir film serisi olarak tanımlanabilir.

Battleship Potemkin

battleship-potemkin-filmloverss

Sinemanın adeta başlangıcı olarak kabul edilen, Eisenstein’ın o güne dek denenmemiş birbirinden farklı anlatım tekniklerini denediği ve çeşitli kurgu oyunlarıyla kendi dönemi içerisinde gerilimi en üst düzeye çıkarmayı başarabildiği filmi Battleship Potemkin, ne yazık ki Joseph Goebbels’e propaganda filmleri yapma konusunda ilham kaynağı olmuştur. Sovyet Rusya’da aslında başarısız olmuş bir isyanın başarılı olarak gösterildiği ve halka umut kaynağı olması amaçlanan film listede yer alan filmlerin aksine bir komünizm propagandasıdır.

Munich

munich-filmloverss

2005 yapımı bir Steven Spielberg filmi olan Munich, bir Amerika ve İsrail propagandası olarak görülebilir. Mossad’ın işlenişi konusunda izleyiciyi deyim yerindeyse ikiye bölen film çoğunlukla, İsrail’i haklı çıkarma ve sempatikleştirme çabası olarak yorumlanmıştır.

The Great Dictator

the-great-dictator-filmloverss

Charlie Chaplin’in Nazi Almanyası’nı yerden yere vururken mizahın tüm olanaklarından faydalandığı ve yıllar geçse de her izleyene unutulmayacak mesajlar veren filmi The Great Dictator, Chaplin’in ilk sesli filmi olma özelliğini de taşır. İlk sesli filmiyle dünyaya söylemek istediği her şeyi haykıran Chaplin, bu yolla dehasını da kanıtlar.

Starship Troopers

starship-troopers-filmloverss

Robert Heinlein’ın 1959 tarihli bilimkurgu romanından Paul Verhoeven tarafından uyarlanan film, militarizmi detaylarıyla işler. Özellikle bilimkurgu filmlerinde politik bir okumayla Hollywood’un uzaylı ya da böcek temsillerinin genel anlamda Rusya’yı temsil ettiği söylenebilir. Soğuk savaşın kitlesel propaganda araçları üzerinden devam ettirildiği düşünüldüğünde bu tavır olası gelmektedir.

Fahrenheit 9/11

fahrenheit_9-11-filmloverss

2004 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülü alan ve uzun süre ayakta alkışlanan Fahrenheit 9/11 Michael Moore’un çektiği politik bir belgesel. Amerikan halkının cehaleti üzerine izleyicisine sunduğu savlar ne yazık ki günümüzde kendimize de pay çıkarmamıza sebep olur.

Birth of a Nation

the_birth_of_a_nation_filmloverss

D.W. Griffith’in 1915 yapımı 3 saatlik filmi Birth of a Nation, kurgu tekniklerinin filmin anlatı yapısına başarıyla yedirilmeye başladığı ilk zamanlara tekabül eder. Birth of a Nation, anlatının içerisinde yer alan ırkçı mesajları sebebiyle günümüzde dahi tartışılmaya devam eder.

Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb

dr-strangelove-filmloverss

Stanley Kubrick’in kara komedisi Dr. Strangelove, 1964 yılında çekilmiş olmasına karşın günümüzün en büyük problemine işaret ediyor aslında: Dünya üzerinde birlik ve beraberlik içerisinde yaşayamayan insanların kendilerini yok etmesi. SSCB ile ABD arasındaki Soğuk Savaş’ı konu alan film; ileri gelen siyasetçiler Armageddon fikrini masaya yatırırken, komünizmin baltalayıcı gücüne inanan kaçık bir generalin (Sterling Hayden) nükleer bir bomba ile büyük bir son hazırlamasının etrafında dönüyor.


Ecem Şen

Ecem Şen

675 yazı

Yazarın diğer yazılarını gör →