Pixar Filmlerinin Karanlık Yönünü Ortaya Çıkaran 20 Etkileyici Sahne!
Toy Story, Brave ve Up gibi yapımlarla unutulmayacak karakterlere imza atan Pixar filmlerinin karanlık yönlerini ortaya çıkaran 20 etkileyici sahne!
Disney’in sadece çocuklar için değil herkes için rengarenk, sıra dışı ve ilginç dünyalar yaratmaya kendini adamış olan bir şirketi: Pixar! Devrim niteliğindeki teknikleri ve dünyanın dört bir yanından izleyicinin gönlünü fetheden hikayeleriyle Pixar, uzun yıllardır animasyon dünyasına hükmediyor. Animasyon dünyasında çığar açan türden filmler yapan Pixar, sadece çocuklara yönelik yapımları değil, aynı zamanda yetişkinlere de yönelik filmler yapıyor. Daha geniş kitleye ulaşmak istediği için, hikayelerin kapsadığı alanları sürekli geliştiriyor. Haliyle bu durum, ortaya birbirinden farklı konulara sahip filmleri gün yüzüne çıkarıyor.
Peki Pixar, bu filmlerde sadece güllük gülistanlık, mutluluğun her daim etkisini sürdürdüğü olaylara mı yer veriyor? Elbette, hayır! Sanılanın aksine Pixar, yaptığı çoğu filmde karanlık olayları ve temaları, seyircide şok etkisi yaracak dramatik, bir o kadar da korkutucu anları ve ders niteliğindeki olayları filmlerinde gün yüzüne çıkartıyor. Bu karanlık anların hangi filmlerde olduğunu öğrenmek ister misiniz? Gelin hep birlikte; hem çocuklar, hem de yetişkinler için Pixar filmlerinin karanlık yönünü ortaya çıkaran 20 etkileyici sahneye bakalım.
Pixar Filmlerinin Karanlık Yönünü Ortaya Çıkaran 20 Etkileyici Sahne
Toy Story: Kim Olduğunu Sorgulayan Buzz Lightyear

Pixar’ın efsanevi animasyon filmlerinden biri olan Toy Story’de hikayeye dahil olmasıyla birlikte Woody’nin kıskanç tarafını ortaya çıkaran, ‘Sonsuzluk ve Ötesine’ sloganıyla tanınan Buzz Lightyear; diğer oyuncakların aksine kendisini asla bir oyuncak olarak görmemektedir. Her defasında uçmaya çalışırken düşen Buzz, bu düşüşün nedenlerini sorgulamaya çalışır. Aklındaki sorulara bir türlü cevap bulamaz. Ta ki bir oyuncak dükkanında, kendisine tıpatıp yüzlerce oyuncak görene dek. İşte o anda Buzz, oyuncak olduğunu anladığında büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Buzz’un bugüne kadar sandığı kişiden farklı birisi olduğu gerçeğini öğrenmesiyle, umutlarının ve hayallerinin yıkıldığının farkına varmasıyla bir türlü kendine gelemez. Bütün bunlara şahit olmak gerçekten acı verici bir durum, bu filmi izleyen hem çocuklar hem de yetişkinler için.
Finding Nemo: Marlin’in Takıntı Düzeyindeki Endişesi

Finding Nemo; oğlu Nemo’yu korumayı takıntı haline getirmiş Marlin ile yol arkadaşı Dory’nin, bir gün aniden ortadan kaybolan Nemo’yu bulma çabasını beyazperdeye aktarıyor. Ele aldığı hikayeyi güzel bir şekilde işleyen filmin en dikkat çeken özelliği ise Marlin’in takıntı düzeyindeki endişesi. Film boyunca Marlin’in türlü türlü endişelerine ve panik ataklarına tanık oluruz. Tek başına yaşadığı göz önüne alındığında, Marlin’in endişe sorunlarının olması şaşılacak bir şey değil. Ancak genel olarak olağanüstü kahramanların müthiş dönüşümler yaşayarak, büyük işler başardığı animasyon filmlerini izleyen insanlar , böyle bir karakteri filmde gördükleri büyük bir şaşkınlığa uğruyor.
The Incredibles: Günlük Hayatın Sıradanlığı

Bir zamanlar adından çokça söz ettiren, insanları kurtaran ve kötülüklerle savaşan bir kahraman olan Bob Parr- nam-ı diğer Bay İnanılmaz- bir süre sonra hayatının bu denli yorucu olmasından yana şikayetçi olup emekliye ayrılmak ister. Eşi ve çocukları ile beraber daha sakin ve sıradan bir yaşam düzenine geçer. Çok geçmeden bu düzenden de sıkılır çünkü sigortacılık gibi bir iş onu pek kesmemektedir. Tam 15 yıl sonra Bob, gizli bir görev için çağrılır. Bob’un gizli göreve çağrılma sürecine kadar, onun süper kahraman olmadığı zamandaki hayatının oldukça sıkıcı olduğu görürüz. Bob için bu süreç, hayallerdeki düşler yolunda karşısına büyük bir engeldir. Hatta filmi izlerken; bu sahneleri gördüğümüzde içimizin karardığını söylersek sanırım yanılmış olmayız. Film, günlük hayatı Bob için adeta bir cehennem olarak tasvir ediyor dersek yeridir. Bu yönüyle karanlık bir havaya bürünen filmin sonunda, Bob istediği süper kahraman yaşamına geri dönüyor ama onun öncesinde yaşadığı hayatı, kendisi için bir depresyon sebebi oluyor.
Up: Carl’ın Gerçekleşemeyen Hayalleri

Pixar’ın yaratıcılığın zirve yaptığı filmlerden biri olan Up, acı-tatlı sonuyla gönlümüze taht kuran bir harika bir film. Yıllarca mutlu evliliği paylaşan Carl ve Ellie’nin en büyük hayalleri Cennet Şelalesi’ni görmektir. Kentsel dönüşümle evinin etrafını saran gökdelenlerden bunalan 80 yaşındaki Carl, Ellie’siz bir hayata alışmaya çalışırken, aklına bunca yıldır gerçekleştiremediği hayali gelir ve karar verir; evini uçan bir balona bağlayacak ve cennetten köşeye doğru yola çıkacaktır. Ancak Carl’a bu yolculukta; ‘yaşlılara yardım rozeti’ peşinde olan Russell de eşlik edecektir ve bu noktada film, bir dizi macerayı izleyici karşısına çıkarır. Kahramanlarımız türlü türlü maceralar yaşarken, film boyunca Carl’ı hem Ellie’yi kaybetmiş olmanın verdiği acıyla yüzleşirken, hem de Ellie ile hayallerini gerçekleştirememiş olmanın yaşattığı üzüntüyle boğuşurken görüyoruz. Carl’ın hayal kırıklıklarının yarattığı acı, filmi izleyenleri inanılmaz derecede üzüyor. İzleyici olarak Carl’ın mutlu olmasını istesek de film, Ellie’yi geri getirmiyor. Film, yaşadığımız hayatı dolu dolu yaşamamız gerektiğinin altını çiziyor.
Inside Out: Negatif Etki Yaratan Öfke, Üzüntü ve Korku Emojisi

Inside Out; bizi Riley isimli bir kızın beyninin içine girerek Neşe, Üzüntü, Tiksinti, Korku ve Öfke isimli karakterlerle tanıştırıyor. Riley’i çocukluğu boyunca yönlendiren; bir bakıma onun dünyayla olan ilişkisini yöneten beşlimiz, küçük kızın mutlu bir çocukluk geçirmesini sağlıyorlar. Fakat Riley, ailesiyle birlikte şehir değiştirdiği zaman kendisini zor günlerin beklediğinin farkına varıyor; çünkü hiçbir şey onun hayal ettiği gibi gelişmiyor. Onun mutluluğunu sağlamak için Neşe ile Üzüntü arasında başlayan mücadele, zamanla ikilinin ortak hareket etmesi zorunluluğunu getiriyor. Bu süreçte film, çocuk seyirci kitlesine mutluluğun yanı sıra üzüntü, korku, öfke ve nihayetinde iğrenmenin de insan bütünlüğünün bir parçası olduğunu fısıldıyor. Bu noktada negatif etki yaratan emojiler, filmi izleyen çocukların bu gerçeği anlamasına yardımcı oluyor.
Toy Story 3: Kreşte Terör Estiren Oyuncak Ayı Lotso

En iyi devam filmlerinden biri olan Toy Story 3, yaşadığı büyük hayal kırıklığıyla beraber bütün insanlardan nefret eden ve bir diktatör olan Lotso, kreşte terör estiriyor ve Woody ve arkadaşları ile karşı karşıya geliyor. Bu durumun sonucunda ise Woody ve arkadaşları, Lotso’dan kaçmak ve Andy’e geri dönmek uğruna tehlike dolu bir maceraya koyuluyorlar. Bu süreci anlatan filmi izlemek ; bu seri ile büyüyen ve karakterleri neredeyse insan olarak gören hayranlar için oldukça zor bir durum. Sevdikleri karakterlere zarar geldiğini gören izleyiciler, gördükleri şeyler karşısında adeta dehşete düşüyorlar. Filmi izleyen çocuklar da Andy’ye bir türlü geri dönemeyen oyuncuklara büyük bir üzüntü duyuyor. İşkenceyle karşı karşıya kalan oyuncuklar ise aldıkları yaralarla Lotso’nun çıkardığı savaşın izlerini taşıyor.
Cars 3: Şimşek McQueen Düşüşü

Büyükten küçüğe herkesin hayranı olduğu Cars, 3. filmiyle bu yaz sinemalarımıza konuk olmaya hazırlanıyor. Filmin daha gösterilmemesine rağmen şimdiden büyük bir yankı uyandırdığını söyleyebiliriz. Hayranı olduğumuz Şimşek McQueen’in geçirdiği inanılmaz bir kazanın sonrasında yaşananları konu alacak olan Cars, yayınlanan fragmandan anladığımız kadarıyla seleflerinin aksine daha karanlık bir havaya bürünmüş gibi gözüküyor. Fragmanda, Şimşek McQueen’in ters döndüğünü görmemiz bu tahminimizi destekliyor. Çocuklar için böyle bir şeyin gerçekleşebileceğini düşünmek kesinlikle korkutucu. Bakalım, filmin bu karanlık havası izleyicide nasıl bir etki bırakacak hep birlikte göreceğiz.
Monsters University: Sulley’nin Gizli Korkusu

Monsters, Inc. filminden sonra Mike ve Sully’i yeniden bir araya getiren Monsters University, bizi u sefer maceranın öncesine, ikilinin üniversite günlerine götürüyor. Filmin başında kilinin henüz sıkı dost olmadığı ve hatta ilk tanıştıklarında aslında çok da iyi anlaşamıyor olduklarına tanık oluyoruz fakat daha sonra ikili arasında bu sıkı dostluğun nasıl başladığına , birbirlerinin farkılıklarına nasıl tahammül ederek bunların üstesinden geldiklerini görüyoruz. Bu süreçte de okulda nasıl canavar olacaklarını öğreniyorlar. Film; bir yandan ikili arasındaki bu güzel ilişkiyi anlatırken, diğer bir yandan Sully’nin gizli korkusunu açığa çıkarıyor. Şaşırdınız değil mi? Çünkü o, bir canavar! Ama herkes gibi onun da korkuları var. Bunu da Sully’nin, Mike’a söylediği ‘Korkunç davranıyorum, Mike -ama çoğu zaman korkuyorum.’ cümlesinden rahatlıkla anlayabiliriz. Film, böyle güzel bir ayrıntıyı izleyiciyle paylaştığı için akıllarda iyi bir şekilde yer ediniyor ve şu soruyu sorduruyor: Canavarların, bir şeylerden korkma ihtimali olmaz mı?
Toy Story Evreninden Kısa Film: Partysaurus Rex

Hatırlayacak olursanız, Pixar filmlerinin aynı evrende olduğunu iddia eden teoriler Pixar tarafından doğrulanmıştı. Mesela Monsters’ın Sulley’inin bir görüntüsünü Brave’de bir tahtaya kazılı bir şekilde veya Toy Story’deki Lotso’yu Up!’ta bir çocuk odasının köşesinde görmemiz gibi. Bu bağlantılara bir yenisi daha ekleniyor. Hem de korkutucu bir şekilde! Toy Story evrenine ait kısa bir film olan Partysaurus Rex; oyuncak dinazor Rex’in banyoda başlayan eğlencesinin büyük bir partiye dönüşmesini konu alıyor. Filmdeki banyo sahnesinde; Monsters Inc filminden Sulley’nin görüntüsüne benzeyen bir örtünün, tuvalet kapağının üstünü örtmek için kullanılan bir kürk olduğunu fark ederiz. Bu durum Sulley’nin (ya da onun türündeki başka bir canavarın) kürkü için öldürüldüğü anlamına gelebilir. Monsters Inc’in sevimli kahramanının kürkü için avlandığı fikri, hem çocukları hem de yetişkinleri dehşete düşürecek cinsten. Böyle bir şeyin animasyon filminde kullanılması ise akıl alır gibi değil.
Brave: Merida’nın Mücadelesi

Brave (Cesur), adı üstünde cesur güçlü, sert ve bağımsız prenses Merida karakterini izleyiciyle tanıştırıyor. Disney’in yakışıklı prensin kendisini kurtarmasını bekleyen pasif prensesinden ne kadar uzaklaştığımızı, 21. yüzyıl modern ve bağımsız kadınının animasyon diyarına geçişini müjdeliyor. Artık zamanı gelmişti dediğimiz bir konuyu filme alan Brave; ataerkil bir dünyada kadın olmanın zorluğunu, Merida ile evlenmeye gelen üç klanın erkek liderlerinin maço ve düşüncesiz tavırları üzerinden açıklıyor. Film, bu noktada karanlık bir tema barındırıyor ama filmin içerisinde herhangi bir aşk hikayesinin sıkıştırılmamış olması, filmin bu havadan kolayca sıyrılmasına vesile oluyor. Film, Merida’nın istediği hayatı yaşamasındaki mücadelesini sonuna destekliyor.
A Bug’s Life: Ciddi Bir Politik Duruş Barındıran İyi Bir Animasyon Filmi

Pixar’ın 2000’lerde animasyon sinemasında kuracağı hanedanlığa giden yolda önemli bir kilometre taşı olan, bir karınca kolonisinin, çekirgelerle olan mücadelesini ele alan A Bug’s Life; mucit bir karınca olan Flik, her yıl topladığı ürünleri çekirgelere vermek zorunda olan kolonisinin tüm birikimini kazara yok eder. Bunun sonucunda çekirgeler her zamanki ürün miktarının iki katını isterler ve karıncaların onlarla mücadele etmek dışında başka bir çareleri kalmaz. Bu konudan hareketle filmin ciddi bir politik anlatısının olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle sömürgecilik üzerinde. Sömürü ve sınıf ayrımı kavramlarını, çekirgeler ve karıncalar üzerinden anlatıyor film. Çekirgelerin daha üstün konumda olduğunu gösteren film, bu duruma dur demek isteyen karıncaların mücadelesini de gözler önüne seriyor.
Finding Nemo: Nemo Gerçekten Var mı?

Bir fan teorisine göre Nemo, Marlin’in hayal gücünün bir ürünüdür. Filmin başında iskarmoz balığı, Marlin’in tüm ailesine saldırıyor ve geriye sadece tek bir yumurta kalıyor:‘Nemo’, yani Latince anlamıyla ‘hiç kimse’ demek. Teoride bu anlamdan yola çıkarak, Nemo’nun aslında hiç var olmadığını, Marlin üzerinden Elisabeth Kübler-Ross’un yarattığı ‘Üzüntünün 5 Aşaması’ kavramıyla açıklıyor: kızgınlık, pazarlık, depresyon ve kabullenme. Marlin’in oğlunun okula gitmesine izin vermemesi, çünkü güvenli olduğunu düşünmemesi ‘inkar’; Marlin’in Nemo’nun kontrolü altından çıkıp onu azarlaması da ‘öfke’ aşaması. Marlin’in oğlunu bulmak için Dory ile anlaşması ‘pazarlık’ aşamasını oluşturuyor. Nemo’nun tuvalete atıldığını gören Marlin’in yaşadığı bu durum 4. aşamadaki ‘umutsuzluk’ iken; Filmin sonunda Marlin’in okula giderken Nemo’ya veda etmesi, nihayet onun her şeyi akışına bıraktığını ve bir şeyleri olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini öne süren ‘kabul’ aşamasını oluşturuyor.Teorinin açıklanış biçiminin mantıklı olup olmadığı bilinmez ama, bu teoriye göre film boyunca hikayesini izlediğimiz Nemo’nun, gerçekten hiç yaşamadığını düşünmenin sizce de çok korkutucu değil mi?
Up: İçindeki Kötülüğü Dışarı Çıkaran Charles F. Muntz

Filmde Cennet Şelalesi’ne gitmeye çalışan Carl ve Russell, yolculuk sırasında Russell’ın Kevin olarak anmaya başladığı garip ve bir o kadar da komik bri kuş ekibe dahil olur. Bu noktada hikaye hiç beklenmedik bir şekilde en başa, küçük Carl’ın hayranı olduğu Charles F. Muntz devreye girer. Kaşifin meğerse halen orada olduğu ve peşinde olduğu kuşun Kevin’in türü olduğu ortaya çıkar. Bu durumu öğrenen Charles, içindeki kötülüğü dışarıya kusarak gerçek yüzünü herkese gösterir. Kuşu yakalamak için her şeyini ortaya koyar. Küçüklüğündeki kahramanının aslında nelerin peşinde olduğunu öğrenen Carl için bu durum tam bir hüsrandır. Hayatta örnek aldığınız bir insanın sizi hayal kırıklığına uğratması kadar kötü bir durum yoktur. Bu açıdan baktığımızda Carl için üzüldüğümüzü, hatta gözyaşlarımızın sel olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında Charles Muntz sayesinde film, bir şeye sapkın olma durumunun, hayatınızı tüketmesine izin vermenin tehlikelerini vurguluyor.
Toy Story 2: Sahibi Tarafından Terk Edilen Oyuncak Kovboy Jessie

En az ilk film kadar sevilen Toy Story 2, bizi bir oyuncak kovboy olan Jessie ile tanıştırır. Hikayeye yeni katılan karakterlerden biri olan Jessie, sahibi tarafından terk edilmiştir. Bir zamanlar sahibinin en yakın arkadaşı olan Jessie, şimdi ise onun unuttuğu sıradan bir oyuncağa bürünmüştür. Jessie, bu durumdan büyük bir üzüntü duyar ve bizler de onun bu üzüntüsüne ortak oluruz. Jessie üzerinden film; insanların bir zamanlar kendileri için önemli olan şeyleri nasıl kolayca unuttuğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, öngörülemeyen ve büyümenin acı bir parçası olan şeylerden biridir.
Cars: Bütün İnsanlar Nerede!

Pixar’ın filmlerinden bazıları insan olmayan karakterlere odaklansa da, yine de filmlerin içinde insanları azıcık da olsa görüyoruz. Cars (Arabalar) evreni hariç! Peki bütün insanlar nerede? Düşünmek oldukça dehşet verici ama hepsi öldü mü? Görünüşe göre yapımcı Jay Ward, merak edilen soruyu şu şekilde cevaplıyor: ‘ Yakın gelecekte, otomobiller daha akıllı ve daha akıllı olmaya devam ederken, bir gün sonra gideceklerini düşünüyorsanız, artık neden insanlara ihtiyacımız var? Sadece bizi yavaşlatıyorlar. Sadece fazladan kilo, onlardan kurtulalım. Ancak araba, onu süren son kişinin kişiliğini alıyor.’ Bu açıklamanın oldukça ilginç olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıklamaya göre, belki de insanların öldüğünü düşünmek birazcık abartı olur, bunun yerine insanların karanlık bir hale getirildikleri için Dünya’yı terk etmeleri daha mantıklı bir gerekçe. Arabalar ise insanların geride bıraktıkları şeyleri ayakta tutabilir ve kendi dünyalarını yaratmaları için her şeyi yeni baştan yaratabilir.
The Good Dinosaur: Çocukları Korkutan Kötü Bir Yolculuk

2015 yapımı The Good Dinosaur; Apatosaurus olan Arlo ismindeki dinozorun, bir insanla arkadaş olmasını konu alıyor. Dinozorları yok eden ünlü meteorun Dünya’yı ıskaladığı alternatif bir gerçeklikte geçen film, olabildiğince Arlo’nun içindeki korkuyu absorbe edip yetişkinliğe ilk adımlarını atmasına odaklanıyor. Bu süreçte film, özellikle çocuklar için aşırı şok edici sahneler barındırıyor. Mesela canlı canlı hayvan yendiği ya da kafa kopmasının gerçekleştiği sahneler gibi. Bu filmi izleyen yetişkinler ise bu sahnelerden dolayı filmi oldukça itici, şiddeti normalleştirdiği gerekçesiyle şok edici, çocuklar içinde bir o kadar korkutucu buldu. Anne ve babalar tarafından yerden yere vurulan film, Pixar’ın bir kez daha kalıplarının dışında bir proje yaptığını ortaya çıkarıyor.
Borrowed Time: Yetişkinlere Hitap Eden Etkili Bir Animasyon Filmi

Pixar tarafından bağımsız olarak üretilen kısa film Borrowed Time; Vahşi Batı’da yaşayan bir şerifin hayatından hüzünlü bir kesiti paylaşıyor, aynı zamanda çok uzun zaman önce yaşanan bir kazaya ve bir insanın kendini affetme sürecini odaklanıyor. Affetmenin ve yaşamaya bir şekilde devam etmenin önemini vurgulayan film, animasyonun sadece çocuklar için olmadığını göstermek istiyor. Kısa filmin yönetmenleri Andrew Coats ve Lou Hamou-Lhadj, bu konu hakkındaki düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor: ‘Bizim için amaç, animasyon kavramının bir tür olmasını sağlamak. Tematik seçimler konusunda biraz daha yetişkin olan bir şeyler yapmak istedik ve bu animasyonun her tür hikayeyi anlatan bir araç olabileceğini gösterdik.’ Bu sözlerden anlaşıldığı üzere film, yetişkinlere hitap ediyor ve filmin çocuklar üzerinde kötü bir etki yaratabileceğinin altını çiziyor.
Sanjay’s Super Team: Dinsel Gelenekler ve Modern Dünya Çatışması Üzerine Bir Kısa Film

The Good Dinosaur’un öncesinde sinemalarda gösterilen bu kısa film, süper kahramanlara takıntılı küçük bir çocuk olan Sanjay’ın hikayesini anlatıyor. Bunun yanında göçmen bir ailenin çocuğunun hem kendi kültürünü hem de Amerika’nın süper kahraman kültürünü benimsemesini işliyor. Film; bir yandan Hint kültüründeki dinsel geleneklere fazlasıyla yer verirken , diğer bir yandan da Sanjay üzerinden modern ve geleneksel dünya çatışmasını odak noktasına taşıyor. Mesela Sanjay’ın babasının Hindu tarzında meditasyon yapması ya da Sanjay’ın televizyondaki çizgi filmleri izlemesi gibi. Sanjay’s Super Team, sade ve karmaşık olmayan çocuk izleyiciler için anlaşılması zor bir film olabilir, fakat ele aldığı konuyla da izlenmesi gereken bir yapım. Pixar’ın uzun süreli çizerlerinden Sanjay Patel’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan bu film, aynı zamanda yönetmenin küçüklüğünden de izler taşıyor.
Finding Dory: Dory’nin Kaybı

2003 yılında gösterime giren Finding Nemo’nun devam filmi Finding Dory, kısa süreli hafıza kaybı yaşayan mavi tang balığı Dory’nin ailesini bulmak için atıldığı maceraları konu alıyordu. Daha önceden Dory’nin hafıza kaybına yaşadığını Finding Nemo filminden öğrenmiştik. Finding Dory ise bu durum üzerinden hikayesini devam ettiriyor ve aslında oldukça karanlık bir temayı da hikayenin odak noktasına yerleştiriyor. Özellikle de çocuklar için! Filmde Dory’nin ailesi kaybolması, hikayenin karanlık gerçeği olarak varlık gösteriyor. Bu filmi izleyen çocuklar; ailesinin kaybeden Dory’i gördükleri zaman, sevgi dolu bir çocuğun ailesini kaybetme korkusu gerçeğini farkına varabilirler.Hiçbir şey sevilen birini kaybetme konusunda bir insanı hazırlayamaz ve Dory filmde ebeveynlerini iki kez kaybeder. Film ise böyle bir deneyimin ne kadar acı verici olduğuna vurgu yapar.
Toy Story 3: Unutulmayan Çöp Fırını Sahnesi

Toy Story serisinin sonuncu filmi, animasyon sinemasının en akılda kalıcı sahnelerinden birini barındırıyor: Unutulmayan çöp fırını sahnesini! Woody ve arkadaşlarının çöp fırınına yaklaştığı sahnede verdikleri tepki, filmin en etkileyici sahnelerinden birini ortaya koyuyor. Bir seyirci olarak filmi izlerken; ateşe doğru sürüklendikleri ve ölümü kabul ettikleri anda, siz de tüm oyuncakların çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu sahne insanı ağlatacak, bir o kadar da karanlığın içine sürükleyecek cinsten bir etkiye sahip. Çocuklar açısından oldukça karamsar görünebilecek bu sahne, aynı zamanda bir yetişkin filminde görülmeyen bir derinlik barındırıyor. Haliyle böyle bir sahnenin, böyle bir animasyon filminde yer alması izleyenleri elbette şaşırtıyor. Bu durum, bize animasyon sinemasının önümüze her şeyi sunabileceğini gösteriyor.
Kaynak: Screen Rant
Sıla Şahinöz
3338 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →