Pedro Almodóvar Brokeback Mountain’ın Daha Cesur Olması Gerektiğini Düşünüyor
Pedro Almodóvar Brokeback Mountain filmi için aklında olan açıklamalarda bulundu ve kendisinin reddettiği projeyi eğer kabul etmiş olsaydı daha çok seks sahnesi ve daha hayvani bir erotizm ile filmi yaratmış olacağını dile getirdi.
Sinema tarihinde büyük bir yankı uyandırmış olan ve kovboy gibi eril-heteronormatif bir figürü eşcinsel kimliği ile yaratan Brokeback Mountain‘ın yönetmenliği için önce Pedro Almodóvar‘a teklif götürülmüş. Ancak yönetmenin teklifi reddetmesi üzerine filmin yönetmen koltuğuna Crouching Tiger Hidden Dragon ve Life Of Pi’den adına aşina olduğumuz Ang Lee oturmuş.
Pedro Almodóvar geçtiğimiz günlerde aklındaki projelerle ilgili konuştu. Asla seyirci karşısına çıkamayacak olan Brokeback Mountain filminin aklındaki versiyonuyla ilgili açıklamalarda bulundu ünlü yönetmen. Almodóvar filmi çekmiş olsaydı daha fazla cinselliğe ve sekse yer vereceğini açıkladı. Annie Proulx‘un kısa hikayesinden beslenilerek yaratılan filmde Almodovar filmin ayırıcı etkeninin iki ana karakterin sahip olduğu hayvansal içgüdüden beslenmesi olduğunu söyledi; ”bu yüzden seks çok önemli. çünkü bu bedenlerin hikayesi”.
Pedro Almodóvar’ın Brokeback Mountain Açıklaması: “Daha Çok Seks”

Hollywood’daki kısıtlı kurallar sebebiyle filmi asla çekemeyeceğini düşündüğü için proje teklifini reddeden Almodóvar filmin kafasındaki haliyle Avrupa sinemasında yer alabileceğini, projenin ancak orada çekilebileceğini de ekledi. Heath Ledger ve Jake Gyllenhaal tarafından muazzam performansların ortaya çıktığı Ang Lee’nin yönetmen koltuğunda yer aldığı filmi de hayranlıkla izlediğini söyleyen Almodóvar her zaman filmi kendi hayal ettiğinde birbirine sahip çıkan ama aynı zamanda da bu sahiplik içerisinde birbirleriyle hayvani bir şekilde sevişen iki adamı canlandırdığını açıklamalarında ekliyor ve ‘daha çok seks, daha çok seks’ diyerek eğer filmi kendi çekmiş olsaydı nasıl bir atmosfer yakalayacağının sinyallerini veriyor.
Kaynak: IndieWire
Damla Deniz Cengiz
44 yazı · Damla Deniz Cengiz İstanbul'da 92 yılında, annesiyle babasının tanıştığı yerde, Çapa'da dünyaya geldi. Ailesinin götürdüğü ilk sinemada huzuru bulup uykuya dalan küçük çocuk hayatını devamında artık uyuya kalmadan sinemanın büyüleyen dünyasının bağımlısı buldu kendini. Malum hayat gercegi artık kendine meslek seçmesi gereken zaman geldiğinde de sadakatini korudu. Sinemanın büyülü dünyasının sadece izleyicisi değil sihirbazı da olmayı tercih etti. Lisede tiyatro çabalarından sonra gözünü sahnenin arkasına dikti ve Galatasaray Üniversitesine gitti. Sinemayla etkileşimi boyunca (gerek eğitimi, gerekse üretimleri sırasında) hep daha fazlasının olabileceğini düşündü. Ferzan Özpetek'in dostluğu, Wes Anderson'ın renkleri, Haneke'nin analizi, Méliès'nin kurnazlığı ve daha nice ustaların zekaları, bakışları hep onu büyüledi. Gözlerini kapamadan önce her gece Sandman çapaklarını bırakmadan hemen önce, iyi ki sinema var diyen bu sinema aşığı damla oldugunun farkında olarak gözü denizden ayrılmadan, geleceğin daha ne sahneler sunacağını bilmeden, yuvarlanıp gitmeye devam ediyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →