Oz Büyücüsü Hakkında 13 İnanılmaz Detay!
Oz Büyücüsü, kitabından çizgi filmine, nesiller boyunca her yaştan insanın hayal gücünün bir parçası olmayı başarmış ve bir klasikten de öte, vazgeçilmez bir eser haline gelmiştir. L. Frank Baum’un imzasını taşıyan ve ilk defa 1900 yılında yayınlanan kitap, 39 yıl sonra MGM stüdyolarının kitabın haklarını satın alması ile birlikte beyazperdeye uyarlanmıştı.
Baum’un kaleminden çıkan bu eşsiz yaratıcılık örneğinin beyazperdeye taşınması oldukça zorlu geçmiş. Çekimleri 13 Ekim 1938’de başlayıp 16 Mart 1939’da tamamlanan filmin bütçesi 2.7 milyon dolarmış. II. Dünya Savaşı’nın neredeyse başlamak üzere olduğu ve teknolojinin o dönemdeki gelişimi düşünüldüğünde bir filme 2.7 milyon dolar bütçe verilmesi büyük yankı uyandırmış, MGM’in o dönemdeki en pahalı prodüksiyonu kabul edilen film gişede yalnızca 3 milyon dolar gişe başarısı elde edebilmişti.
Ancak film 1939 yılının ödül sezonuna damga vurmayı başardı ve Akademi Ödüllerinde; En İyi Film, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Sanat Yönetmenliği, En İyi Özel Efekt, En İyi Film Müziği ve En İyi Özgün Şarkı dallarında aday gösterilmişti. En İyi Film Oscarı’nı aynı kategoride aday gösterilen Gone with the Wind’e kaptıran Oz Büyücüsü, törenden En İyi Film Müziği ve En İyi Özgün Şarkı Oscar’ları ile ayrılmıştı.
Filmin beyazperdeden sonra televizyonlarda yer alması, Oz Büyücüsü’nün kısa sürede milyonlarca insan tarafından izlenmesini sağlamış ve film dünyanın her tarafında aileleri ekran başına toplayan bir sinema klasiği haline gelmiştir.
1939 yılında bugün, sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri kabul edilen Oz Büyücüsü Amerika’da prömiyerini yaptı. Biz de beyazperdede ilk defa yer alışının 76. yılını kutlamak için, efsane film hakkında bilinmeyen birbirinden ilginç 13 detayı sizler için derledik. Listemizin sonunda yer alan Pink Floyd bonusunu okumadan geçmemenizi tavsiye ediyoruz!
Dorothy’nin İsmi Nereden Geliyor?

Oz Büyücüsü’nün baş kahramanı Dorothy’nin ismini alış hikayesi oldukça üzücü. Oz Büyücüsü kitabının yazarı L. Frank Baum’un eşi Maud Gage Baum’un yeğeni olan Dorothy Louise Gage 1898 yılında dünyaya gelir ancak küçük Dorothy beş ay sonra hayatını kaybeder. Dorothy’nin öldüğü dönemde Oz Büyücüsü’nü bitirmek üzere olan L. Frank Baum, yastaki karısının yüzünü güldürmek ve yeğeninin anısını sonsuza dek yaşatmak için baş kahramanının adını Dorothy Gale olarak değiştirir.

Oz Büyücüsü film ekibinden hayatta kalanların bunu öğrenmesinin üzerine Dorothy Gage Baum’un kayıp mezarı 1996 yılında bulunur ve küçük kızın mezarının etrafına özel anıt yapılır. Anıtın, çocuklarının Dorothy’nin yanında olduğunu düşünüp çocuklarını kaybeden insanların acılarını biraz da olsa azaltabilmek için yapıldığı açıklanır.
Oz Büyücüsü’nün Ceketi

Filmde Profesör Marvel / Oz Büyücüsü‘nü canlandıran Frank Morgan için bir cekete ihtiyaç duyulunca kostüm departmanı, ceketin hem şık hem de eski görünmesi gerektiğine karar vererek bir ikinci el dükkanına uğrar. Dükkandan onlarca ceket ile ayrılan ekip, sete geri döner ve filmin yönetmeni Victor Fleming ile karakter için en uygun ceketi seçerler.

Çekimler sırasında ceketi üstünden çıkarmayan Frank Morgan bir gün farkında olmadan ceketin cebini dışarı çıkartır ve cebin içinde, ceketin Oz Büyücüsü’nün yazarı L. Frank Baum için dikildiğini söyleyen bir etiket ile karşılaşır. Baum’un karısı ve ceketi diken terzi, ceketin L. Frank Baum’a ait olduğunu doğrular. Çekimler tamamlandıktan sonra ceket yazarın eşi Maud Gage Baum’a iade edilir.
Dorothy’nin Yakut Ayakkabıları

L. Frank Baum’un 1900 yılında yayımlanan romanı The Wonderful Wizard of Oz’da Dorothy’nin ayakkabıları gümüş olduğu yazıyor. Filmin senaristi Noel Langley, Technicolor teknolojisinden olabildiği kadar yararlanmak için ayakkabıların rengini kırmızı olarak değiştiriyor.
Filmin kostüm departmanı kamerada en canlı rengi yakalamak için birden fazla ayakkabı ile denemeler yapıyor. Ekip onca çift arasından ekranda en iyi duranın kırmızı pullu bir çift ayakkabı olduğuna karar veriyor.

Film için 10 çift ayakkabı üretiliyor ve ayakkabının maliyetinin yalnızca 15 dolar olması, çekimler sırasında sık sık setten çalınan ayakkabılar kolaylıkla temin edilmesini sağlıyor ve çekimler aksamıyor. Bugün bir ikon kabul edilen kırmızı ayakkabılar, çekimlerin ardından unutuluyor ve uzun yıllar boyunca MGM stüdyolarının deposunda toz tutuyor. 10 çiftten geriye kalan 4 çift kırmızı pullu ayakkabı, stüdyonun 1970’de gerçekleştirdiği açık arttırma ile satılıyor. Bugün bu ikonik ayakkabılar Washington’daki Amerikan Ulusal Tarihi Müzesi’nde sergileniyor.
Technicolor’dan olabildiği kadar yararlanmak için kostümlerde yapılan tek değişiklik bu değil; Dorothy’nin kitaplarda pembe ve mavi olarak belirtilen elbisesi yeteri kadar dikkat çekici görünmediği için kareli beyaz ve mavi kareli bir elbise ile değiştiriliyor.
Batının Kötü Cadısı

Oz Büyücüsü’nde Batının Kötü Cadısı yaşlı ve çirkin bir kadın olarak tasvir ediliyor. Ancak filmde Batının Kötü Cadısını canlandıran Margaret Hamilton yalnızca 36 yaşındaydı. Batının Kötü Cadısı’nın düşmanı, daha genç ve güzel betimlenen Kuzeyin İyi Cadısı Glinda ise 54 yaşındaki Billie Burke tarafından canlandırılıyordu.
Tüm hayatı boyunca Oz kitaplarının büyük bir hayranı olan Margaret Hamilton, yapımcıların onun filmde rol almasını istediklerini öğrenince kendinden geçmiş. Hangi rol için düşünüldüğünü öğrenmek için menajerini aradığında aldığı cevap ise kanını dondurmuş:
“Cadı elbette, başka kim olacaktı?”

Hamilton her şeye rağmen Kötü Cadı olarak rolünün hakkını veriyor ve performansı ile unutulmaz bir karaktere hayat veriyor. Ancak filmin son düzenlemeleri sırasında Batının Kötü Cadısı’nın yer aldığı sahnelerin büyük bir kısmı filmden çıkartılıyor. Sahnelerin çıkartılmasının sebebi ise, Hamilton’ın canlandırdığı cadının özellikle çocuk seyirciler için fazla korkunç olması.
MGM’den Makyaj Departmanına Tam Destek
Filmin çekimlerinin 1930’ların sonunda gerçekleştirildiği düşünüldüğünde elbette kostümlerin tasarım ve oluşum sürecinde oyuncuların rahatlığının düşünüldüğünü söylemek zor. Söz konusu Oz Büyücüsü gibi içindeki özgün karakterleri ile hayal dünyalarımızı renklendiren bir eser olduğunda, filmdeki kostüm ve makyajlar yapımda çok büyük bir öneme sahip oluyor.

MGM ise dönemin tüm şartlarını zorlayarak dev bir bütçe ile bu muhteşem dünyayı beyazperdeye taşımak için büyük emek harcıyor. Oldukça büyük bir oyuncu kadrosuna sahip olan Oz Büyücüsü filmi için toplam 3.210 kostüm üretildiği açıklandı.
Baş kahramanlara saatlerce süren ekstrem makyajın yanına bir de kalabalık figüran ekibinin makyaj ve kostümleri eklenince film setindeki makyaj departmanı yetersiz kalıyor. MGM çareyi stüdyonun posta odası ve kurye hizmetinden yardım istemekte buluyor.

Oz Büyücüsü’nde izlediğimiz figüranların çok büyük bir kısmına sahte kulak, burun gibi protezler uygulanması gerektiğinden, filmin makyaj departmanında görev alan profesyonel makyözler uygulayacakları proteze göre bölümlere ayrılıyor ve figüranlardan tek bir sıra oluşturmaları isteniyormuş. Böylece her sabah figüranlar tek sıra halinde bir bölümden diğerine uğrayarak çekimler için hazır edilebiliyormuş.
Batının Kötü Cadısı Yaralanıyor!

Sadece figüranların çekimlere hazır olma sürecinin bu kadar uzun ve zor bir süreç olduğu düşünüldüğünde başrolde birbirinden değişik ve alışılmışın dışında karakterleri canlandıran oyuncuların kostüm ve makyaj konusunda ne büyük zorluklar yaşadığını tahmin edebiliyoruz.
Filmde Batının Kötü Cadısını canlandıran Margaret Hamilton’ın yüzündeki makyaj o kadar zehirliymiş ki, kazara makyajından bir bölümünü yutup zehirlenmesin diye çekimler boyunca yalnızca her şeyi sıvı tüketerek beslenmesi gerekmiş. Makyajının içinde bulunan bakır kaynaklı maddeler yüzünden yüzü çekimlerden sonra haftalar boyunca yeşil kalmış.

Margaret Hamilton’ın çekimler sırasında başından geçen olaylar, oyuncunun filmin çekimleri sırasında en büyük zarara uğrayan isimlerden biri olduğunu ortaya çıkarıyor. “Oz Büyücüsü’nün Yapımı” isimli kitapta yazar, zehirli kimyasallardan yapılan makyaj içindeki Margaret Hamilton’ın başına gelen talihsiz kazayı anlatıyor.
Batının Kötü Cadısı’nın Mançkin Diyarı (Munchkinland)’ndan ayrıldığı sahnenin ilk çekimi sırasında, Hamilton platforma adım attığı esnada etrafını kaplaması gereken yapay duman bir hata yüzünden Hamilton platforma çıkmadan önce geliyor ve çekimin tekrar edilmesi gerekiyor. Sahnenin ikinci çekimi sırasında platformdan çıkan alev Hamilton’ın pelerini tutuşturuyor. Pelerinin yanması üzerine Hamilton’ın içinde bakır bulunan makyajı ısınıyor ve oyuncunun yüzünde ve elinde ikinci ve üçüncü dereceden yanıklar meydana geliyor.
Kitapta ayırca Margaret Hamilton’ın yanması sonrasında olanlar da anlatılıyor; oyuncunun yüzündeki erimiş makyajı temizlemek için ekip oldukça kuvvetli bir solvent aseton kullanmak zorunda kalıyor. Asetonun oyuncunun yanıkları ile temas etmesi ile büyük acı çeken Hamilton’ın yaraları kimyasal yüzünden daha da kötüleşiyor.
Korkak Aslan’ın Çilesi

Technicolor teknolojisinin ilk örneklerinden kabul edilen filmin çekimleri sırasında, normal filmin gerektirdiğinden daha fazla ışık gerektiği için setin sıcaklığı çoğu zaman 38 dereceden fazlaymış. Bu durum elbette film ekibinde büyük sıkıntıların yaşanmasına sebep olmuş.
Sette en büyük sıkıntı yaşayanlardan biri, filmde Korkak Aslan’ı canlandıran Bert Lahr’mış. Bert Lahr çekimler boyunca 38 dereceye kadar yükselen sıcaklıklarda, gerçek aslan postlarından yapılan ve ağırlığı 45 kg’ı geçen Korkak Aslan kostümünü giymiş.

Tahmin edileceği üzere her gün Bert Lahr kostümün içinde inanılmaz derecede terlermiş ve günün sonunda kostüm sırılsıklam olurmuş. Durum o kadar ciddiymiş ki, sadece ter içindeki kostümü gece boyunca kurutmak için iki kişi görevlendirilmiş. Arada sırada kuru temizlemeye gönderilse bile, film ekibi Korkak Aslan kostümünün korkunç koktuğunu dile getiriyor.
Kostümün ilginç parçalarından biri de Korkak Aslan’ın yüzü, yani maske. Korkak Aslan’ın yüzünü oluşturmakta kullanılan malzemelerden biri de bir kese kağıdıymış. Makyajı bozulmadan yemek yiyemeyen Bert Lahr, çorba ve püreleştirilmiş yemeklerden sıkıldığı için saatlerce makyaj departmanında kalmayı göze almış ve her yemekten sonra oyuncuya tekrar makyaj yapılmış.

Bugün Oz Büyücüsü filminde kullanılan kostümlerin pek çoğu müzelerde sergileniyor, ancak Korkak Aslan kostümü neredeyse müzedeki yerini alamayacakmış. Çekimlerden sonra Korkak Aslan’ın maskesi çöpe atılmış. Maskeyi çöpten çıkartan ve yetkililere götüren ise bir çöp toplayıcısıymış.

Buddy Ebsen ve Teneke Adam’ın Laneti
Oz Büyücüsi’ndeki en talihsiz isimlerden biri de Teneke Adam’ı canlandıran Buddy Ebsen. Oz Büyücüsü’nde Teneke Adam’ı canlandırabilmesi için Buddy Ebsen çekimleri bütün vücudu teneke renginde boyanmış bir şekilde yapmak istemiş. Çekimler normal bir şekilde başlamış ve Ebsen tüm vücudu boyalı bir şekilde kamera karşısında yerini almış, ta ki çekimlerin dokuzuncu gününde her şey değişene kadar.

Çekimlerin dokuzuncu gününde Ebsen’ın vücudu aniden, Teneke Adam’ın kostümünde bulunan alüminyum tozuna alerjik tepki göstermiş. Ebsen hemen hastaneye kaldırılmış ve iki hafta boyunca hayati tehlikeyi atlatamamış. Taburcu edildiğinde Ebsen’den bir ay boyunca istirahat etmesi istenmiş.
Sonuç olarak Teneke Adam rolünü Jack Haley’e devretmek zorunda kalan Ebsen, kostümünün alerji tepkiye yol açması yüzünden sinema tarihinin en ikonik rollerinden birini canlandırma fırsatını kaçırmış.
Buddy Ebsen’in hikayesinin yer aldığı Performansları Uğruna Ölümden Dönen 10 Metot Oyuncu listemize göz atmak için tıklayın.
Ray Bolger ve Korkuluk Kostümü

Filmde Korkuluk’u canlandıran Ray Bolger’da film için uygulanan makyajdan mağdur olanlardan. Bolger’a uygulanan makyajın bir bölümünde oyuncunun yüzüne, kumaş gibi gözükmesi için desenli bir lastik protez uygulanıyor.

Protez Bolger’ın yüzünde o kadar büyük bir baskı yapıyor ki çekimler bittikten sonra yüzünde protezin izleri kalıyor. Yüzündeki izler ise hemen yok olmuyor, protezin yaptığı izler neredeyse bir sene sonra tamamen yok oluyor.
Film Setinde Alternatif Özel Efektler
Technicolor’un ilk başarılı örneklerinden biri kabul edilen ve içindeki renkler ile kendini aynı dönemde yapılan diğer filmlerden ayırmayı başaran Oz Büyücüsü filminde karşımıza çıkan göz alıcı renkleri elde etmek için basit ve eski usul yöntemler kadar alternatif yöntemler de kullanılmış.

Oz Büyücüsü’nün en önemli ögelerinden Sarı Tuğlalı Yol (Yellow Brick Road)’un üstündeki boya çekimler sırasında kamerada sarı yerine yeşil olarak çıkmış. Çekimlerin ertelenmemesi için stüdyonun birkaç sokak ötesindeki hırdavatçıdan kutularca sarı endüstriyel boya alınmış ve tuğlalar yeniden boyanmış.

Hatırlarsanız, Dorothy ve arkadaşlarını Zümrüt Şehri’nde gezdiren atlar değişik renklerde boyanmıştı. Atlara zarar gelmesin diye renklerini değiştirebilmek için atların üstü turuncu, sarı, kırmızı, yeşil, mavi ve mor jöle tozu ile kaplanmış. Ancak renkli atlarla olan sahnelerin çekimleri hemen tamamlanmak zorundaymış, zira atların üstlerindeki jöle tozunu yalamasını engellemek oldukça zormuş. Filmde dikkat ederseniz, sürücünün üstündeki jöle tozunu yalamaya çalışan atı fark ettirmeden engellemesini görebilirsiniz.

Film ekibinin özel efektler yapımında kullandığı en ilginç yöntemlerden birine Kötü Cadı’nın yakut ayakkabıları denediği sahnede karşımıza çıkıyor. Hatırlarsanız Cadı ayakkabıları Dorothy’nin ayağından çıkarmaya çalıştığı an ayakkabıların etrafında kıvılcımlar beliriyor ve Cadı’nın ellerini yakıyordu. Buradaki kıvılcımlar aslında ayakkabılardan fışkırtılan koyu renkli elma suyuydu ve ateş gibi görünmesi için film hızlandırılmıştı.
Dorothy’e Tokat

Filmde Dorothy’nin Korkak Aslan’ı tokatladığı sahnede, Dorothy’i canlandıran Judy Garland gülmeden duramıyor ve sahne bir türlü çekilemiyordu. Çekime ara veren Victor Fleming, Garland’ı bir kenara çekti ve ona kısa bir konuşma yaptığı sırada aniden oyuncuya tokat attı. Tokatın şokunda tekrar kamera karşısına geçen Judy Garland tek çekimde sahneyi tamamladı.
Judy Garland’la olan ilişkisinin zedelenmesinden korkan yönetmen tokat attığı için o kadar kötü hissetti ki ekipteki diğer insanlardan ona vurmalarını istedi. Durumu öğrenen Garland yönetmene yaklaştı ve aralarının bozulmadığını göstermek için yavaşça yönetmenin burnuna bir öpücük kondurdu. Dikkatli bakıldığında sahnede Judy Garland’ın bazı replikleri söylerken gizlice güldüğü görülebiliyor.
“Over the Rainbow” Filmden Çıkartılmak İstenmiş

Oz Büyücüsü filmde beyazperdede yerini almadan önce yapılması gündeme gelen bir değişiklik neredeyse filmin en ikonik sahnelerinden birinin filmden atılmasını ve Oz Büyücüsü’nün kazandığı iki Oscar’dan birini alamamasına sebep olacakmış!
Oz Büyücüsü’nün deneme gösterimlerinin ardından bir araya gelen stüdyo yöneticileri, Dorothy’nin “Over the Rainbow” şarkısını söylediği sahnenin tamamen filmden kaldırılması üzerinde tartışmış. Müzikal sahnenin, filmin diğer müzikal sahneleri ile karşılaştırdığında filmin temposunu yavaşlattığı ve akılda kalıcı olmadığından şarkının gereksiz olduğunu öne süren yetkililer karşılarında filmin yönetmenliğini üstlenen Victor Fleming’i bulmuş.
‘Over the Rainbow’un çok başarılı olacağını düşünen Fleming, MGM’in kurucusu ve yöneticiliğinde şirketin altın yıllarını yaşamasını sağlayan Louis B. Mayer’ı ikna etmeyi başarmış. ‘Over the Rainbow’un filmden çıkartılmaması sayesinde 1939 yılında Oz Büyücüsü En İyi Özgün Şarkı Oscarı’nın sahibi oldu. Ayrıca Over the Rainbow, Amerikan Film Enstitüsü’nün 100 Yıl listelerinde yer alan Amerikan Sinemasının En İyi 100 Şarkısı sıralamasında birinciliği kimseye bırakmadı.
Bonus: Pink Floyd ve Oz Büyücüsü

Listemizi Pink Floyd’un 1973 yapımı efsane albümü Dark Side of the Moon‘da ile 1939 yapımı Oz Büyücüsü arasındaki bağlantılardan bahsederek bitirmek istedik. Tesadüf mü yoksa kasten mi bilinmez, ancak Dark Side of the Moon’da yer alan şarkıların geçişleri ve şarkı sözleri ile filmdeki olay örgüsü arasında inanılmaz bir benzerlik var. Albümün kaydı sırasında grubun yanında filmin bir kopyasını götürdüğü ve benzerliklerin kasten ayarlandığı söylentileri grubun gitaristi David Gilmour tarafından reddedilse bile film ile albüm arasındaki bağlantılar çok ilgi çekici. Film ile albüm arasında yer alan olay örgüsü benzerlikleri o kadar ikna edici ki Dark Side of the Moon’daki bu özellik albümün “Dark Side of the Rainbow”, “Dark Side of Oz” ve “The Wizard of Floyd” olarak da anılmasına yol açıyor.
Oz Büyücüsü’nün NTSC renk kodlamasında yayınlanan versiyonunun açılışında karşımıza çıkan MGM Aslanı’nın üçüncü kükremesinde albümü başlatırsanız aşağıdaki bağlantılara rastlamanız mümkün:
Not: Albümdeki şarkı isim ve sözlerinde anlam kaybı yaşamamak için şarkı isimleri ve şarkıların sözleri Türkçe’ye çevirilmemiştir.
- Dorothy çitlerde dengede durduğu sırada Breathe şarkısında “balanced on the biggest wave” cümlesini duyuyoruz
- Dorothy çitlerden düştüğü anda “On the Run” şarkısı başlıyor
- Dorothy’i Kansas’tan götüren hortum ekranda belirdiği ilk anda “The Great Gig in the Sky” başlıyor.
- Batının Kötü Cadısı ve Dorothy’nin tanıştığı sahnede “Us and Them” şarkısı başlıyor
- Cadı ve Dorothy’nin birbirleriyle konuştuğu anlarda şarkıda “black and blue” cümlesi tekrar ediliyor. Dorothy’nin kostümü maviyken Cadı’nın siyah giydiğini görüyoruz.
- Dorothy’nin Korkuluk ile tanıştığı sahnede “the lunatic is on the grass” cümlesini duyuyoruz.
- Dorothy ve ailesinin komşusu Bayan Gulch bisikleti ile ekranda belirdiği anda ziller ve alarmlar eşliğinde “Time” şarkısı başlıyor.
- Dorothy Profesör Marvel’a kristal küresinde başka ne gördüğünü sorması “Time” şarkısındaki “thought I’d something more to say” cümlesinin geçmesi ile aynı ana denk geliyor.
- Korkuluk “If I Only Had a Brain” şarkısını söylediği sırada albümde “Brain Damage” şarkısı başlıyor.
- Filmdeki siyah beyaz sahnelerin uzunluğu, Dark Side of the Moon’un plağının ilk kısmı ile aynı uzunlukta (The Great Gig in the Sky’ın sonuna kadar olan bölüm)
- Dorothy Teneke Adam’ın kalbini dinlediği an, albümün sonundaki meşhur kalp atışı efektini duyuyoruz.
Aşağıdaki videoda albüm ve film arasındaki tüm bağlantıları detaylı bir şekilde görebilirsiniz.
Elif Güngör
51 yazı · 2011'den beri Galatasaray Üniversitesi, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum. Sevdiğim her sanat dalının birleşimi oluşu beni bağladı sinemaya, verdiği anlamın güzelliği ve yoğunluğu beni benden aldı.
Yazarın diğer yazılarını gör →