Oscar’a Aday Olamamış 20 Muhteşem Oyuncu
Bazı muhteşem oyuncuların başarılı performansları Akademi tarafından takdir edilip Oscar’la ödüllendiriliyor. Ancak bu bütün muhteşem oyuncuların Akademi tescilli olduğu anlamına gelmiyor. Kimi muhteşem oyuncular var ki bırakın Oscar kazanmayı Akademi tarafından Oscar adaylığına bile layık görülmemişler. Biz de Oscar’a aday olamamış 20 muhteşem oyuncuya bir göz atalım istedik.
Oscar’a Aday Olamamış 20 Muhteşem Oyuncu
Guy Pearce

İlk olarak başrolünü Hugo Weaving ile paylaştığı 1994 yapımı The Adventures of Priscilla, Queen of the Desert filmiyle dikkatleri üzerine çeken Guy Pearce, 1997 yapımı L.A. Confidential ve Nolan’ın 2000 yapımı Memento filmindeki performanslarıyla Oscar adaylığına yaklaşsa da adaylığı koparamamıştı. Pearce’ın büyük bir ödüle en çok yaklaştığı an 2011 yapımı mini dizi Mildred Pierce’daki performansıyla elde ettiği Golden Globe adaylığıydı.
Isabelle Huppert

Amerika dışından bir oyuncunun Akademi tarafından tanınıp onurlandırılmasının zor olduğu bir gerçek ama konu Isabelle Huppert olunca bu bir eksiklik haline geliyor; hele ki aynı Huppert gibi Amerikan olmayan Juliette Binoche, Penélope Cruz ve Marion Cotillard gibi oyuncular Oscar adaylıkları elde edip ödüle ulaşmışken. Huppert’in Michael Haneke’nin The Piano Teacher ve Amour filmleriyle Claude Chabrol’un yönettiği La Cérémonie’deki performanslarının Oscar adaylığı hak ettiği bir gerçek.
Ewan McGregor

Bağımsız filmlerden gişe filmlerine pek çok tarz filmde gördüğümüz Ewan McGregor’un performansının filmden filme oldukça fark ettiğini fark etmişsinizdir. McGregor’un Cassandra’s Dream, Amelia ya da Star Wars serisindeki performanslarını kolayca göz ardı edebiliriz ancak başta Trainspoitting olmak üzere Beginners ve The Ghost Writer’daki performanslarını es geçmek pek mümkün değil.
Mia Farrow

50 yıllık oyunculuk kariyerinde kişisel hayatı ve düzenlediği yardım kampanyaları bazen oyunculuğunun önüne geçse de bu Mia Farrow’un bolca Golden Globe ve BAFTA adaylığı elde ettiği Hannah and Her Sisters, The Purple Rose of Cairo ve Alice gibi Woody Allen filmlerinin yanında Roman Polanski’nin yönettiği Rosemary’s Baby filmlerindeki performanslarının oldukça etkileyici olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Steve Buscemi

Canlandırdığı eksantrik karakterlerin hakkını sonuna kadar verip tam bir karakter oyuncusu olan Steve Buscemi’nin Oscar adaylığı bile elde edememesi gerçekten oldukça ilginç. Üstelik Coen Kardeşler, Quentin Tarantino, Jim Jarmusch, Robert Rodriguez ve Tim Burton gibi usta yönetmenlerle çalışmış olan Buscemi’nin Reservoir Dogs. Fargo ve Ghost World filmindeki performansları Oscar adaylığı için gayet yeterli gibi görünüyor.
Rosario Dawson

Daha ilk oyunculuk performansı olan 1995 yapımı Kids ile dikkatleri üzerine çeken Rosario Dawson, o günden bugüne kadar bağımsız filmlerden gişe filmlerine kısa filmlerden dizilere birçok farklı tarz yapımla karşımıza çıktı. Danny Boyle’ın yönettiği 2013 yapımı Trance ve Chris Rock’ın yazıp yönettiği 2014 yapımı Top Five filmlerindeki performansı oldukça etkileyici olan Dawson’ın henüz 40 yaşına bile gelmediğini düşünürsek yakın zamanlarda gelecek bir Oscar adaylığı bizleri şaşırtmayacaktır.
Colin Farrell

Yönetmenliğini Joel Schumacher’ın üstlendiği 2000 yapımı Tigerland ile tanınmaya başlayan İrlandalı aktör Colin Farrell’ın Golden Globe da dahil olmak üzere birçok ödül kazandığı 2008 yapımı In Bruges filmindeki başarılı performansı Akademi tarafından es geçildi.
Allison Janney

Dikkatleri üzerine The West Wing dizisiyle çeken ve daha çok televizyon yapımlarıyla karşımıza çıkan Allison Janney’in adının ilk anda akla gelmemesi gayet doğal çünkü başrol olduğu film sayısı pek fazla değil. Ancak tam bir takım oyuncusu olan Janney’in başta Juno olmak üzere The Way Way Back, Big Night ve Away We Go’daki performanslarının En İyi Yardımcı Kadın Oscarı’nı hak edecek performanslar olduğu su götürmez bir gerçek.
Jeff Daniels

Tiyatro, sinema, televizyon gibi farklı mecralarda aktör olarak karşımıza çıkan Jeff Daniels, aynı zamanda bir müzisyen. On parmağında on marifet olan Daniels’ın özellikle 1985 yapımı The Purple Rose Of Cairo ve Noah Baumbach’ın yönettiği 2005 yapımı The Squid and the Whale’daki performansları Golden Globe adaylıkları elde etmesine rağmen Akademi’den bir karşılık görmedi.
Julie Delpy

Richard Linklater’ın muhteşem Before serisinin Akademi tarafından hak ettiği değeri asla göremediği bir gerçek. Başta Before Midnight olmak üzere üç filmdeki oyunculuk performansı da oldukça etkileyici olan Julie Delpy’nin oyunculuk yerine Richard Linklater ve Ethan Hawke ile birlikte iki kez senaryo dalında Oscar’a aday gösterilmesi gayet adaletsiz görünüyor. Öte yandan Delpy’nin Krzysztof Kieslowski’nin yönettiği Three Colors: White filmindeki performansının da gayet başarılı olduğunu belirtmek gerek.
Stellan Skarsgård

İsveçli aktör Stellan Skarsgård, özellikle 90’lı yıllarda birlikte çalıştığı İskandinav yönetmenler Lars von Trier ve Hans Petter Moland’ın filmleriyle tüm dünya tarafından tanınır hale geldi. Şu sıralarda daha çok Hollywood filmlerinde gördüğümüz Skarsgård’ın 1982 yapımı The Simple-Minded Murderer, 1996 yapımı Breaking The Waves ve 1997 yapımı Insomnia filmlerindeki etkileyici performanslarının Oscar adaylığı elde etmesi pek de sürpriz olmazdı.
Claire Danes

Claire Danes’in dizi oyuncusu olduğu rahatlıkla düşünebilir, sonuç olarak My So-Called Life, Temple Grandin, Homeland gibi Danes’in en çok bilinen işleri televizyon için yapılmış işlerdi. Ancak Danes’in yönetmenliğini Richard Eyre’nin üstlendiği 2004 yapımı Stage Beauty’deki performansının Oscarlık bir performans olduğu belirtmek gerek.
Sam Rockwell

Çoğu zaman yer aldığı bir filmin en iyi taraflarından olan Sam Rockwell’in her zaman çok iyi işlerde muazzam performanslar gösterdiğini söylemek pek mümkün değil. Ancak Galaxy Quest, Confessions Of A Dangerous Mind, The Assassination Of Jesse James By The Coward Robert Ford gibi filmlerin yanında Duncan Jones’un yönettiği Moon filmindeki performansı, Rockwell’in ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu kanıtlar nitelikte.
Jamie Lee Curtis

Kendisini Scream Queen lakabıyla tanıdığımız ve son yıllarda daha çok televizyon yapımlarında gördüğümüz Jamie Lee Curtis’in kariyeri korku filmleriyle başlayıp daha sonra komedi filmlerinde canlandırdığı ikonik karakterlerle devam etti. Curtis’in 80’li ve 90’lı yıllarda yer aldığı Trading Places, A Fish Called Wanda, True Lies ve son olarak 2003 yapımı Freaky Friday’deki performanslarıyla Golden Globe ve BAFTA’dan bolca ödül ve adaylık elde etmesine rağmen Akademi tarafından herhangi bir Oscar adaylığı alamadı.
John Goodman

2011 ve 2012 yılında En İyi Film Oscarı kazanan The Artist ve Argo’da yer alan tek oyuncu olan John Goodman, muhtemelen Hollywood’un en meşgul oyuncularından birisi. Coen Kardeşler’in adeta kendisi için yazdığı karakterleri başarıyla canlandıran Goodman’ın Barton Fink’teki Charlie Meadows ve The Big Lebowski’deki Walter Sobchak karakterlerindeki performansları gerçekten olağanüstüydü.
Meg Ryan

Son zamanlarda daha çok televizyon yapımlarında gördüğümüz Meg Ryan, özellikle 90’lı yılların en çok aranan oyuncularından birisiydi. Courage Under Fire filmindeki performansının yanı sıra başrolünü Tom Hanks ile paylaştığı 1993 yapımı Sleepless in Seattle ve 1998 yapımı You’ve Got Mail ile birlikte 1989 yapımı When Harry Met Sally… filmlerindeki performanslarıyla Golden Globe adaylığı elde eden Ryan, Akademi’nin komedi türüne olan ilgisizliğinin kurbanı olmuş olabilir.
Gael García Bernal

Son olarak Mozart In The Jungle dizisindeki performansıyla Golden Globe kazanan Meksikalı aktör Gael García Bernal’in Akademi’nin gözünden kaçmasının nedenini genelde Hollywood yapımları yerine Alejandro González Iñárritu’nun yönettiği 2000 yapımı Amores perros, Alfonso Cuarón’un yönettiği 2001 yapımı Y tu mamá también ya da Pedro Almodóvar’ın yönettiği 2004 yapımı La mala educación gibi İspanyolca çekilmiş filmlere bağlayabiliriz ancak Bernal’ün Oscar kazanmış olan Diarios de motocicleta’daki performansını es geçen Akademi’nin yatacak yeri yok.
Scarlett Johansson

Son yıllarda daha çok Marvel filmlerinde görmeye alıştığımız Scarlett Johansson, sinema dünyasına çocuk yıldız olarak girip daha sonra A sınıfı bir aktris haline geldi. Yönetmenliğini Sofia Coppola’nın üstlendiği 2003 yapımı Lost in Translation’daki performansıyla Golden Globe ve BAFTA adaylığı elde eden Johansson’un Girl with a Pearl Earring ve Match Point’teki performanslarının yanı sıra yalnızca sesiyle yer aldığı Spike Jonze harikası Her ile Oscar adaylıkları için ismi geçse de bu gerçekleşmedi.
Jim Carrey

Kariyerine komedi oyuncusu olarak başlamasından dolayı kimileri tarafından ciddiye alınmayan Jim Carrey, farklı tarzlardaki filmlerde gösterdiği başarılı performanslarla kendini kanıtladı. Carrey’nin Golden Globe kazandığı 1998 yapımı Truman Show ve 1999 yapımı Man on the Moon’un yanı sıra Eternal Sunshine of the Spotless Mind’taki performanslarının Akademi tarafından ödüllendirilmemesinin nedeni belki onun o dönemlerde halen gerçek bir oyuncu olarak görülmeyişiydi.
Isabella Rosselini

İki sinema efsanesi olan yönetmen Roberto Rossellini ve üç Oscar’lı oyuncu Ingrid Bergman gibi ebeveynlere sahip olan Isabella Rossellini’yi son olarak David O. Russell’ın yönettiği Joy’da görmüştük. Geçmişte Death Becomes Her, Peter Weir’in yönettiği Fearless ve en önemlisi David Lynch’in Blue Velvet filmindeki performanslarıyla göz dolduran Rosselini, Akademi tarafından hiçbir zaman ödüllendirilmedi.
Eğer size göre bu listede yer alması gereken başka oyuncular varsa bu isimleri aşağıya yorum olarak bırakabilirsiniz.
Kaynak: Taste of Sinema & The Playlist
İbrahim Cem Özsefil
2333 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →