· 8 dk okuma

Oscar 2016: En İyi Film

Oscar 2016: En İyi Film

28 Şubat gecesi yaklaşırken gözler heyecanla ve merakla beklediğimiz 88. Oscar Ödülleri’ne çevrildi. Biz sinemaseverler de Oscar yarışının en iddialı yapımlarına ev sahipliği yapan törenin, bu sene de hız kesmeden büyük ödülleri sahiplerine ulaştırması için gün sayıyoruz. Bu vesileyle yazarlarımız En İyi Film kategorisine aday olan sekiz filmi sizler için değerlendirdi.

Oscar 2016: En İyi Film

Batu Anadolu

Geçtiğimiz yıl, En İyi Film üzerine yazdığım yazıda törenin bir önceki yıla göre daha heyecanlı geçmesini beklediğimi yazmıştım. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla göre daha da heyecanlı bir tören bekliyorum. Her ne kadar son yılların en zayıf yarışı olarak anılsa da En İyi Film dalındaki mücadele, aşağı yukarı denk güçlerin mücadelesi şeklinde geçecek. Elbette ki sekiz filmin her biri aynı şansa sahip değil ama en azından diğer kategorilerdeki belirsizlik, yapılan tahminlerin kesin tutacağı konusunda insanı şüpheye düşürecek cinsten. Bu yıl En iyi Film dalının en zayıf adayı Room olarak görünüyor ve film sadece “En İyi Kadın Oyuncu” dalında iddialı. Zayıf olduğu iddia edilen adaylardan Brooklyn’i ise vizyona girmediği için izleme şansım olmadı. Spielberg’in son Amerikan hamaseti Bridge of Spies, belki 80’ler ya da 90’larda çekilse iddialı bir filme dönüşecekken ancak yönetmenin klasik sinemasının bir parçası olabiliyor. The Martian keyifle izlediğim bir bilimkurgu olmasına karşın bu kadar yaygara koparmasına da şaşırdığım bir film. Akademi’nin bilimkurgu filmlere olan bakışı ortadayken ve Ridley Scott son dakikada adaylık kazanamamışken filmin şansı neredeyse yok. Kalan dört filmden sürpriz yapma ihtimali bulunan Mad Max: Fury Road ve The Big Short ise farklı dallarda ödül kazanacaklardır ama En İyi Film dalında pek şansları bulunmuyor. Yine de The Big Short’un “En İyi Uyarlama Senaryo” ve “En İyi Kurgu” dallarında da önemli bir aday olduğunu belirtelim.

Bu yılın en önemli iki adayı ise The Revenant ve Spotlight. 2015’in sonlarına doğru Spotlight bu kategorinin en iddialı adayı olarak gösteriliyordu fakat Eleştirmenler ve Yönetmenler Birlikleri’nin dağıttığı ödüller ile rüzgarı arkasına alan The Revenant oldu. Açıkçası The Revenant’ın ilk başlarda topa girmemesinin sebeplerinden biri de Iñárritu’nun ikinci kez ödülü kazanamayacağına dair inançtı. Fakat bu bakış açısının önemli ölçüde kırıldığı söylenebilir. Eleştirmenler cephesinde iki film de hem olumlu hem de olumsuz açılardan çokça değerlendirildi, ikisi de kesin bir tatmin sağlayamadı. Oluşan bu belirsizlik, Akademi Ödülleri’nin yapılacağı geceye kadar devam edecek gibi görünse de diğer kategorilerde The Revenant’ın ödüllere daha yakın göründüğünü söyleyebirim. En İyi Senaryo dışında yan kategorilerden herhangi birinde iddialı olamayan Spotlight’ın geceden sadece iki ödülle (Film ve Senaryo) dönebileceğini düşünmüyorum. Bu nedenle her ne kadar gönlümden Spotlight geçse de geçen yıl Birdman’in çıkışını hatırladığımda, The Revenant’ın da benzer bir başarıyı göstermesi olası görünüyor.

Kim Kazanır? The Revenant

Kim Kazanmalı? Spotlight

Gizem Çalışır

Her yıl olduğu gibi bu yıl da nefeslerimizi tutup heyecanla beklediğimiz Oscar’ların dağıtılacağı o geceye oldukça kısa bir zaman kaldı. Tarifsiz çekişmelerin yaşandığı ve tahminlerin havada uçtuğu En İyi Film kategorisi bu yıl da inanılmaz bir yarışa sahne olacağa benziyor. 8 filmin yarıştığı kategorinin diğer yapımlar arasından sıyrılarak ön plana çıkan filmleri ise sinefilleri şimdiden büyük tartışmaların içine soktu. Keyifle takip ettiğimiz sinefil atışmalarının odağında olan Alejandro González Iñárritu imzalı The Revenant ve Tom McCarthy imzası taşıyan Spotlight ise 8 filmin yer aldığı kategorinin favorileri olarak dikkat çekiyor.

Diğer büyük kategorilerdeki adaylıklarında zayıf kalsa da Akademi’nin oldukça sevdiği türlerde yaşanmış bir gazetecilik başarısına odaklanan ve kilise ile din kurumuna yönelik eleştirel tavrıyla dikkatleri çeken Spotlight’ın En İyi Film kategorisindeki şansının The Revenant’a oranla daha fazla olduğunu söylemek mümkün. Genel yorumlardan da anlayabileceğimiz kadarıyla büyük bir sürpriz olmadığı takdirde Spotlight’ın ipi göğüsleyeceğini çok net söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sene Birdman filmi ile aynı kategoride başarıya ulaşan Iñárritu’nun en iyi filmlerinden biri olarak gördüğüm The Revenant’ın tek handikabının, geçtiğimiz yıl kazanılan bu Birdman zaferi olduğunu düşünüyorum. Ama Akademi’nin sağı solu da pek belli olmaz, En İyi Film ödülünü bu yıl da bir Iñárritu filmine, The Revenant’a, verebilir; hatta bana kalırsa verse ne de güzel olur.

Bu iki film dışında ödülü aldığı takdirde beni şaşırtmayacak hatta epey de sevindirecek bir diğer film ise George Miller’ın aksiyon türüne muazzam bir soluk getiren, adrenalini epey yüksek harikası Mad Max: Fury Road. Şahsen ben Akademi’nin yerinde olsam, eğer Oscar’ı The Revenant’a layık görmüyorsam, Spotlight’ı es geçer Mad Max: Fury Road’a verirdim. Room, The Martian, Bridge of Spies, The Big Short ve Brooklyn gibi belirli açılardan iyi yönleri olmasına rağmen birçok yönden de eksiklileri olan filmlerin ise bu büyük çekişmenin içinde yeri olduğunu hiç sanmıyorum.

Gözde Hatunoğlu

Oscar Ödülleri arasında en önemlisi En İyi Film ödülü, bu tartışma götürmeyen bir gerçek. Bu ödülü kazanan filmler sinema tarihinde yerini alıyor ve hep bu şekilde anılıyor. Akademi’nin tercihleri her zaman seyircinin ya da eleştirmenlerin beğenisiyle örtüşmese de En İyi Film Oscar’ı kazanmış filmleri iyi filmler olarak değerlendiriyoruz. Gelelim bu senenin adaylarına:

Zincirin en zayıf halkası Brooklyn. Oyuncu performansları dışında bir şey bulamadığım bu film neden aday, bu film adaysa Carol neden aday değil bunu anlamak zor. Bridge of Spies iyi bir ajan ve dönem filmi evet. Oyunculuklar başarılı, yönetmenlik iyi. Ancak bir en iyi filmden bekleyeceğimiz ışıltıdan ve albeniden uzak. Room, kendi adıma pek sevemediğim, ilginç bir hikâyeyi boşa harcadığını düşündüğüm bir film. Belki dramatik yönü, belki de başrol oyuncularının performansı akademinin hoşuna gitmiştir. Spotlight neden bu listede acaba? Kötü bir film değil. Peki, iyi bir film mi? Eh işte. Ele aldığı konu çok ağır ve gazetecilik mesleğine bakışı gayet yerinde. Lakin başka bir şey bulamadım kendi adıma içinde. İşin kötüsü ödül töreni yaklaştıkça şansının arttığını söylüyor bahisçiler. The Martian, iyi bir bilimkurgu filmi. NASA desteği ve arkasına aldığı rüzgâr ile birlikte çok sevildi. Ama ne bir Avatar ne de bir Gravity, Interstellar hiç değil; şansı yok denecek kadar az. Listenin beni en çok şaşırtan ve ‘benim istediğim film almayacaksa, o alsın’ dediğim filmi The Big Short. Her ne kadar bahsettiği ekonomik şeylerden hiçbir şey anlamamış olsam da filmin anlatımını, temposunu, kurgusunu, kara mizahını çok sevdim. Keşke Spotlight alacağına The Big Short alsa. The Revenant bu yılın en merakla beklediğimiz filmiydi herhalde. Iñárritu muhteşem bir yönetmen, Lubezki inanılmaz bir görüntü yönetmeni, DiCaprio çok iyi bir oyuncu. Tüm bu isimlere ve izlediğim şeyi çok sevmiş olmama rağmen nedense içimde bir eksiklik duygusu var. Geçen yıl Birdman için hiç böyle hissetmemişken şimdi niye böyle oldu açıklayamıyorum. Oscar’ı çok isteyen, bu isteğini fazlaca belli eden bir film The Revenant, belki de sebebi budur. Mad Max: Fury Road ise sona bırakmamdan belli olduğu üzere gönlümün şampiyonu. Gözbebeğimiz bir seriyi yılllar sonra yeniden ele alıp çeken George Miller’ın harika bir iş başardığını düşünüyorum. Teknik anlamda da sanatsal olarak da listenin en iyisi Mad Max. Eksik bir şey var mı diye düşünüyorum; türünden kaynaklanan bir sıkıntısı olabilir. Yani Akademi neden post-apokaliptik bir fantazya dünyasını ödüllendirsin ki? Oysa film sadece teknik dallarda değil yönetmenlik, oyunculuk, kurgu, sanat ve görüntü yönetmenliği dallarında da gayet Oscar’lık hareketlere sahip.

Sürprizlere gebe bir gece mi bekliyor bizleri, bekleyip göreceğiz. İyi olan kazansın.

 Serdar Durdu

28 Şubat gecesine yaklaşırken bazı dallarda ödüllerin kime\hangi filmlere gideceği netlik kazanmaya başladı. Şimdiden ödül sezonunun kazananı olduğunu söyleyebileceğimiz The Revenant, son düzlüğe girerken BAFTA ödüllerinin de galibi olunca Oscar’dan sürpriz bir karar çıkma olasılığı pek kalmadı. Alejandro González Iñárritu’nun geçtiğimiz yıl Birdman ile En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında ödüle uzanması, bu yıl şansını azaltan bir faktör olduğunu düşündürdü birçoğumuza. Ama gidişat durumun pek de öyle olmadığını gösteriyor. Akademi üyeleri bu detayı görmezden gelecek. En İyi Film kategorisinde The Revenant’ın iki rakibi var: The Big Short ve Spotlight. Şahsen son iki haftaya kadar Spotlight’ın yarışta bir adım önde olduğu kanısındaydım. Altın Küre’den sonra BAFTA’nın da The Revenant demesi fikrimi değiştirmeme sebep oldu. The Big Short’un ve Spotlight’ın Eleştirmen Birliklerince ödüllendirilmesi bu iki filmi yarış içinde tutsa da oyların herhangi birinde toplanmasını beklemiyorum. Mad Max: Fury Road gibi hem eleştirmenlerin hem de seyircinin gönlünü fetheden bir filmin En İyi Film kategorisinde herhangi bir iddiasının olmaması, Room’un adının dahi anılmaması heyecanımızı törpülüyor. The Big Short ve Spotlight’ın parlatıldığı bir yılda The Revenant hakkıyla ödül sezonuna son noktayı koyacaktır.

Tolga Demir

Bu yılın En İyi Film kategorisi son zamanların en çekişmeli yarışına sahip olacağı düşüncesi, ödül sezonu boyunca gerçekleşmiş görünüyor. Sekiz aday film arasından üç filmin bariz bir şekilde favori olduğu tartışma götürmüyor. Ödül yarışı, Venedik’te dünya prömiyerini gerçekleştiren Spotlight ile dünya genelinde Ocak ayında gösterilen The Big Short ve The Revenant arasında geçecek gibi görünüyor. Bu kategoride sürpriz adaylıklar alan ve pek şansı olmayan Room ve Brooklyn’in yanında George Miller’ın Mad Max serisinin son halkası olan Mad Max: Fury Road başta birkaç adım öne çıksa bile şu durumda şansı düşük adaylardan bir tanesi. Mad Max’in dezjavantajı, bir aksiyon filmi olmasının yanı sıra, Akademi’nin benimsediği formüllerden pek faydalanmaması olarak gösterilebilir. Coen Kardeşler tarafından senaryosu yazılan son Steven Spielberg filmi Bridge of Spies da pek öne çıkamayan yapımlar arasında. Spielberg’in Amerikancı tavrının benzerleri Akademi tarafında geçmişte takdir görse de, bu yıl böyle bir avantaj sağlaması oldukça güç gözüküyor. Mad Max ve Bridge of Spies’ın, bu açılardan bakınca adaylar arasından sıyrılması hiç olası gözükmüyor. Altın Küre’nin ardından yükselişe geçen Ridley Scott bilimkurgusu The Martian da Scott’ın uyguladığı formüllere rağmen türü gereği göz ardı edilecektir.

Spotlight, The Big Short ve The Revenant arasında geçecek olan yarışın galibinin kim olacağı konusunda da farklı fikirler mevcut. Geçtiğimiz yıl büyük ödülleri toplayan Alejandro González Iñárritu’nun The Revenant ile benzer bir ivme yakalaması ve yarışa anında ortak olması soru işaretlerini arttırdı. Kurgu ve En İyi Uyarlama Senaryo kategorilerinin en iddialı filmi olan The Big Short’un başta konusu ve senaryosunu işleyişi de birçoklarının beğenisini kazandı. Akademi’nin de bu doğrultuda düşündüğü şüphe götürmez. Ama Spotlight’ın da konu ve işleyiş açısından uzunca bir süredir takdir topluyor olması ve favori olarak gösterilmesi de filmin en önemli artısı olarak göze çarpıyor. Spotlight’ın En İyi Özgün Senaryo kategorisinin de en iddialı yapımı olması avantajını biraz daha artırıyor. Bu üç filmden hangisinin öne çıkacağı sorusunun bana göre cevabı; Spotlight. Çünkü, arkasına aldığı rüzgarı, diğer favori filmlerin kesinleşmesinin ardından bile kaybetmemesi ve en çok da oyuncularının toplu olarak başarılı bir performans ortaya koyması Spotlight’ı bir adım öne çıkarıyor.


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →