Oscar 2015 Tahminleri: En İyi Film
Batu Anadolu
Bu yıl Oscar töreninin geçtiğimiz yıla göre daha heyecanlı geçmesini bekleyebiliriz. Geçtiğimiz yıl 12 Years A Slave ve Gravity arasında yaşanan rekabet, ikincisinin teknik ödüllerle ve “aferin sana” anlamına gelen yönetmenlik ödülüyle bertaraf edilmesi ile sonuçlanmıştı. Sekiz adayın yarıştığı 87. Akademi Ödülleri’nde en azından iki filmin başa baş yarışacağını gözlemliyoruz. Onlara geçmeden diğer adayları analım: The Grand Budapest Hotel, vizyona giriş tarihi itibarıyla yüzünü en çok eskiten film oldu. Wes Anderson’ın yarattığı büyülü dünyaya hepimiz aşık olsak da filmin Oscar almasını düşünmek hayalcilik olur. Selma, Martin Luther King üzerinden Amerika’nın yakın geçmişine el atmasıyla şansının yüksek olacağı düşünülen bir filmdi. Buna karşın yönetmenlik, senaryo ve oyunculuk dallarında adaylığının bulunmaması, ödül şansını sıfırlıyor. Yarışa resmen wild card ile dahil edilen American Sniper konusuyla her ne kadar ödül için iddialı görünse de Akademi için “varlığı yeter” düşüncesinden öteye gidemeyecektir. Adaylığı en çok heyecan yaratan filmlerden biri şüphesiz Whiplash. Teknik anlamda tatmin edici bir deneyim olan film, ele aldığı temanın tartışmalı olması ve çok kişisel bir hikayeye dayanması nedeniyle diğer adayların arasından sıyrılamayacaktır. İki önemli tarihi kişiliğin hayatını konu alan The Imitation Game ve The Theory of Everything‘in ise kişisel fikrime göre yaratıcılıktan uzak ve yavan biyografiler olması, filmlerin bir tık ileri taşınmasına engel olmuş. Özellikle The Imitation Game, Toronto’da aldığı Halk Ödülü’nün coşkusunu uzun vadede sürdüremedi ve The King’s Speech’i hatırlatan bir BBC draması konumuna geldi.
Tören gecesi zarftan iki filmden birinin çıkacağı kesin gibi görünüyor: Boyhood ve Birdman. Boyhood’un Berlin’de başlayan ve Altın Küre’ye kadar devam eden ödüle boğulma sürecinin, gerek filmin yapım hikayesi gerekse yaşattığı nostalji hissi ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Bir büyüme hikayesi olarak oldukça yetkin ve yapım sürecinin sorunlarını minimuma indirerek tam bir film hissiyatı veren Boyhood, geleceğe miras kalma adına Birdman’in bir adım önünde. Birdman ise Hollywood ve Broadway arasında mekik dokuyan hikayesi ile Oscar şansını sürdürüyor. Plan sekans çekimler ve özellikle Michael Keaton’dan aldığı güçle sinemadan çıktığımda Boyhood’a göre üzerimde daha fazla etki bırakan bir filmdi. Fakat uzun vadede Boyhood’un daha kalıcı bir film olacağı su götürmez bir gerçek. Hele ki Amerikan kültürüne yapılan göndermeler düşünüldüğünde.
Kim Kazanır? Boyhood
Kim Kazanmalı? Boyhood
Ecem Şen
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Oscar gecesi yaklaştıkça, tahminler şekillenmeye ve duyulan heyecan artmaya başladı. Bu yıl Altın Küre dahil birçok festivalden ödülleri toplayan Boyhood, Oscar için adı en çok geçen filmlerden biriydi. Yine The Grand Budapest Hotel de Oscar yarışına vizyon tarihi göz önüne alınırsa en erken başlayan filmlerden biri oldu ve süreç boyunca En İyi Film dalında adından sıkça bahsedildi. Geçen yıl En İyi Film Oscar’ını kazanan 12 Years A Slave filmiyle, siyahilerin özgürlük mücadelesi başlığı altında aynı yolu izleyen Selma, akılları bir anlık kurcalasa da Oscar şansı oldukça düşük denebilir. Boyhood ve The Grand Budapest Hotel’in adı bu denli anılırken yarışa katılan ve diğer filmleri de geride bırakarak güçlü bir elle ortaya çıkan film Birdman oldu. Geniş kitleler tarafından başarılı bulunan film en iyi film Oscar’ını alabilecek gibi görünüyor. Akademi’nin sevdiği konulardan olan Hollywood’a içerden bakış ve özellikle tiyatro gibi farklı disiplinlerin iç içe geçtiği bir konuya sahip olan Birdman, bu noktada 2011 yılında En İyi Film Oscar’ını alan The Artist ile karşılaştırılabilir. Sorunlu oyuncular, yüksek karakterler ve eleştirel tavrı düşünüldüğünde artıları Oscar için oldukça fazla. Daha önce 2007 yılında Babel filmiyle Oscar’a aday olan yönetmen Alejandro Gonzalez Inaritu, bu sene Birdman ile Oscar’ı alacak gibi görünüyor. Yine de birçok kişinin aklı Boyhood’da kalacaktır, ya da Boyhood’un abartıldığını düşünüp seçime sevinenler olacaktır, ancak Boyhood’un yaşattığı süreç ve bu büyüme sürecini anlatışı bakımından Birdman’in eleştirel tavrının ne kadar gerisinde durduğu tartışılır.
Kim Kazanır? Birdman
Kim Kazanmalı? Boyhood
Gubse Tokgöz
87. Akademi Ödülleri En İyi Film dalı adayları arasında birbirinden başarılı yapımlar bulunuyor. Birdman ve Boyhood ise bu adaylar arasında en dikkat çekici yapımlar olarak karşımıza çıkıyor. Usta yönetmen Iñárritu’nun sinema tarihine bir diğer başarılı katkısı olan Birdman, kuşkusuz ki başarılı sinematografisi ile sunduğu şölen sayesinde çoğunluğun favorisi olarak ön planda; ancak kişisel olarak, bu yıl Oscar’ı almayı hak eden filmin Boyhood olduğu düşüncesindeyim. Before Sunrise, Before Sunset, Before Midnight üçlemesinden de tanıdığımız Richard Linklater’ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği Boyhood’u önemli kılan ise, beyazperdede bir şov yaratmak ya da şaşırtıcı bir hikayenin sonunda izleyiciyi ters köşeye yatırmak gibi çabalardan uzak olarak, senaryosunu sadece “hayat” olarak belirlemesi. “Coming of age” türüne ait birçok yapım bulunmasına karşın, Linklater’ın odağına aldığı “hayat” kavramını 12 yıllık bir sürede gerçekçi bakış açısıyla çekmesi ise, filmin kurmaca bir yapım olduğunu dahi unutturur nitelikte. Çocuk ile anne arasındaki iletişimden, annenin yaşadığı “ayakta durabilme” savaşına kadar içinde barındırdığı sosyo-ekonomik ve toplumsal çözümlemeler ile Boyhood, hayata tutunmak için insanoğlunun gösterdiği çabaya yönetmenin de önem vererek çekimini yıllara yayması ile, sadece bu senenin değil, 2000’li yılların en başarılı yapımları arasında yer alıyor.
Kim Kazanır? Birdman
Kim Kazanmalı? Boyhood
Nuri Şimşek
Oscar’ın en politik kararları, istisnalar olsa bile genel olarak En İyi Film için verilir. Diğer kategorilerde objektif olmayı az çok başaran Akademi, iş En İyi Film’e geldiğinde ne yazık ki ulusalcı ve yanlı bir tutum sergilemekten çekinmiyor. Hurt Locker ve Argo bunun yakın zamanlardaki en bariz örneklerinden ikisi. Bu yılın adaylarına baktığımızda da listede olmaması gereken filmlerin Oscar için yarışacağını, listede olsaydı Oscar için favorilerden olacak filmlerin de aday olmadığını görüyoruz. The Imitation Game, The Theory of Everything ve American Sniper gibi hiç bir ekstrası olmayan oldukça yavan biyografi filmleri listedeyken, adaylar arasında olmayan fakat senenin en başarılı işlerinden olan Foxcatcher ve Nightcrawler’ın haklarının yendiğini de belirtmeden geçmeyelim. Senenin önemli sürprizlerinden Whiplash için Oscar biraz uzak bir ihtimal. Wes Anderson’ın son filmi The Grand Budapest Hotel yönetmenin önceki filmleri kadar başarılı olmadığı için şansı zor iken, üzerinde harcanan emekle doğru orantılı olarak ödüllere boğulan Boyhood da Oscar’a uzanabilecek filmlerden. Muazzam bir sinema deneyimi olan Birdman objektif gözle bakıldığında Oscar’a en yakın yapım gibi dururken, Irak’ta görev yapmış bir Amerikan askerinin yaşadıklarının anlatıldığı American Sniper çok yüksek ihtimalle Oscar’ın sahibi olacak. Sonuçta “Tanrı Amerika’yı korur.”
Kim Kazanır? American Sniper
Kim Kazanmalı? Birdman
Özge Yağmur
Berlin, San Sebastian, Seattle, FIPRESCI ve BAFTA gibi ödül sezonunun önemli festivallerinde En İyi Film ödülüne boğulan Boyhood kimi sinemaseverler tarafından “kusursuz bir başyapıt” olarak nitelendirilirken kimileri tarafından çok abartıldığı görüşüne maruz kaldı. Yılın en iyilerinden Birdman ise akabinde tüm bu ödül serüveni boyunca defalarca haksızlığa uğradı. En İyi Yönetmen dalında adaylığı olmadığı için genel uygulamaya göre bu kategoride rakiplerine kıyasla şansı daha az olan The Theory of Everything kozunu En İyi Erkek Oyuncu dalında kullanacak gibi. Selma ise iki açıdan dikkate değer bir aday. Birincisi ardında geçtiğimiz sene beş dalda aday olup bunlardan üçünü kazanan 12 Years A Slave’in yapımcıları var; ikincisi ise Martin Luther King’in mücadelesine odaklanan bir öyküsü. American Sniper ise “hala mı milliyetçilik sömürüsü” dedirtecek iticilikte… Benim için geçtiğimiz senenin en iyilerinden olan The Grand Budapest Hotel’in bu kadar güçlü aday arasında şansı, gerçekçi olmak gerekirse “bir jest” kadar. The Imitition Game, güçlü dramatik hikayesine rağmen bunu bünyesine birçok açıdan hakkıyla yedirememiş bir film ve kategori için zayıf bir halka. Bir diğer güçlü aday Whiplash gerek oyuncu performansları gerek akıcı yapısı ve iz bırakan sekanslarıyla sinemaseverlerin ortak beğenilerini karşılıyor. Ama bu kategoriden ziyade Whiplash bence En İyi Uyarlama Senaryo dalında çok daha iddialı bir duruş sergiliyor.
Kim Kazanır? Boyhood
Kim Kazanmalı? Birdman
Serdar Durdu
22 Şubat gecesi En İyi Film ödülüne hangi film uzanacak kesin bir yorumda bulunmak çok zor. Bu durum şüphesiz ki, heyecanımızı da artmasına sebep oluyor. 8 film içinde eleştirmen birlikleri de dahil çeşitli ödül törenlerinde hep iki film öne çıktı: Boyhood ve Birdman. Boyhood özellikle Oscar ödüllerinde de öne çıkacakmış gibi bir hava oluşsa da Akademi’nin Birdman’da karar kılması sürpriz olmayacaktır. Amerikan Yapımcılar Birliği’nin Birdman’i işaret etmesi ve 7 yıllık istatistik göz önüne alındığında Birdman’ın kazanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu iki film dışında 9 dalda adaylığı olan The Grand Budapest Hotel, yılın biyografik çalışmaları Selma, The Theory of Everything ve The Imitation Game, yılın sürpriz başarılarından Whiplash ve son yıllarda Amerikan milliyetçiliğiyle prim yapan filmlerin son örneği olan American Sniper’ın kazanma ihtimali için çok düşük oranlar verebiliriz. Bu anlamda The Hurt Locker ve Argo örneğini düşünerek American Sniper’ın yüzdesinin (Boyhood ve Birdman dışında) biraz daha yüksek olduğu kanaatindeyim.
Kim Kazanır? Birdman
Kim Kazanmalı? Whiplash
Utku Ögetürk
87. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Film” kategorisi için tahminde bulunmadan önce Akademi’nin son yıllardaki kararlarına göz atacak olursak son beş yıldır dört kez “sinema”dan ziyade siyasi içerikli filmlerin ödüllendirildiğini göreceğiz. 2009 itibariyle sırasıyla; The Hurt Locker, The King’s Speech, The Artist, Argo ve 12 Years A Slave’i ödüllendiren Akademi üyeleri, The Artist dışında son birkaç yıldır tercihini benzer temalı yapımlardan yana kullanıyor. Bu seneki adaylar arasında Selma ve Clint Eastwood’un faşist filmi American Sniper dışında politik tarafı daha ağır basan bir film yok. Zira; bu iki adayın En İy Film kategorisinde ödül alma şansın da bulunmuyor. En azından bu sene sinemanın kazanacağını söyleyebiliriz.
Yüzünü oldukça erken eskiten The Grand Budapest Hotel, birkaç ay öncesine kadar En İyi Film dahil birçok kategoride favori gösterilirken, belirleyici ödüllerin neredeyse tümünde görmezden gelindi. The Grand Budapest Hotel’in yarıştan uzaklaşmasıyla birlikte yarışın içinde iki aday kaldı: Boyhood ve Birdman. Ödül sezonunun başlamasıyla birlikte ödülleri silip süpüren Boyhood, Yapımcılar Birliği’nin ödülü Birdman’e layık görmesiyle, tahminlerde Birdman’in gerisine düştü. Şuanki tabloda Birdman bir adım önde gözükse de, Akademi’nin seçimini Boyhood’tan yana yapacağını düşünüyorum. Eklemekte fayda var; iki film arasındaki yarış yönetmen kategorisinde de sürüyor. Ve muhtemelen bu yarış yönetmen ve film ödüllerinin iki aday arasında kardeş payı yapılmasıyla sonuçlanacaktır.
Kim Kazanır? Boyhood
Kim Kazanmalı? Boyhood
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →