Orta Yaş Bunalımını Konu Alan 10 Film
Orta yaş bunalımını ve bu süreçte varoluşsal sancılar içerisine giren karakterleri konu edinen filmleri listeledik.
Orta Yaş Bunalımını Konu Alan 10 Film
8½ (1963)

İtalyan sinemasının usta yönetmenlerinden Federico Fellini’nin, otobiyografik ögeler de içeren filmi 8½, bir hite dönüşen son filmi sonrası yeni projeleri merakla beklenen yönetmen konumuna yükselen Guido Anselmi’nin, bu büyük ilginin sonucu yaşadığı baskı ile beraber yeni filmi için bir türlü istediği ilhamı bulamamasına odaklanır. Bu baskıdan çıkmayı başaramayan Guido’yu, zamanla gerçeklik duygusunu kaybederek geçmiş ve düşler arasında dolaşırken izleriz. Fellini’nin kendi hayatından izler taşıyan 8½, usta sinemacının yanı sıra Guido’ya can veren Marcello Mastroianni’nin unutulmaz performansı ile akıllara kazınan bir film olmayı başarıyor.
Kramer vs Kramer (1979)

Robert Benton’ın yönettiği, dönemin iki yıldızı Dustin Hoffman ve Meryl Streep’in başrollerinde yer aldığı Kramer vs. Kramer, kendini bulma amacındaki bir kadının eşinden ayrılmak istemesinden sonra gerçekleşenlere odaklanıyordu. ’68 sonrası bireysel özgürleşmenin ve ebeveyn olmanın dinamiklerini irdeleyen filmin asıl başarısı, anlatısı sırasında taraf tutmaktan özellikle kaçınması ve hikayeyi iki ebeveyn üzerinden objektif bir bakış açısı ile anlatmaya çalışmasında yatıyor. Bu yönüyle En İyi Uyarlama Senaryo Oscar’ına da uzanan filmde (toplamda 5 Oscar kazandı), Ted ve Joanna’nın çocukları rolündeki Bill’i canlandıran Justin Henry de henüz 8 yaşındayken Oscar’a haklı bir şekilde aday gösterilmişti.
Groundhog Day (1993)

Harold Ramis’in 1993 yapımı komedi filmi Groundhog Day, kendisini tekrar ve tekrar aynı güne uyanarak bulan, her gün aynı şeyleri yapan, her gün aynı insanları gören Phil’in hikâyesini konu alıyor. Phil, hayatının her gününün bu uzayıp giden rutinliğini başlangıçta kendi lehine çevirmeye çalışsa da sonradan bu aynılığı tekrar ediyor olmasının aptallıktan başka bir şey olmadığı gerçeğiyle yüzleşir.
American Beauty (1999)

Sam Mendes imzalı 1999 yapımı American Beauty sekiz Oscar adaylığından törenden beş dalda ödülle dönmüştü. Hem vizyona girdiği döneme damgasını vurması hem de bugün bile hâlâ izlenebiliyor olmasıyla film, Spacey’nin canlandırdığı Lester adlı orta yaş bunalımındaki bir adam ve ailesi vesilesiyle Amerikan toplumunun modern aile yaşantısı içerisindeki çöküntüleri, yozlaşmayı ve iletişimsizliği gözler önüne seriyor. İçinde barındırdığı pek çok metafor ve psikanaliz yorumlarla da Amerikan Rüyasına eleştirel bir bakış açısı sunan American Beauty, bunalımının içerisinde kaybolan Lester’ın adım adım çöküşü de seyirciye olağan haliyle yansıtılır.
Lost in Translation (2003)

Sofia Coppola’nın yazıp yönettiği, Lost in Translation iki ayrı karakterin ayrı ayrı ve birlikte yaşadıkları yalnızlığı konu alır. Charlotte (Scarlett Johansson) sevgilisiyle Tokyo’daki yaşamına alışmakta zorluk çekmektedir. Ünlü bir aktör olan Bob (Bill Murray) ise Tokyo’ya bir reklam kampanyası için gelmiştir ve uyku düzeni allak bullak olmuştur. Her iki karakter de kalabalık içerisinde kaybolmuşken, yalnızlıklarını ve yaşadıkları bunalımlarını birbirleriyle paylaşmaya başlarlar. Sofia Coppola’ya “En İyi Özgün Senaryo” kategorisinde Oscar kazandıran Lost in Translation oldukça melankolik ve etkileyici bir anlatıya sahip.
Sideways (2004)

Amerikan sinemasının kendine has auteurlerinden Alexander Payne’in yazıp yönettiği, başrollerinde Paul Giamatti, Thomas Haden Church, Virginia Madsen ve Sandra Oh gibi isimlerin yer aldığı Sideways, hayattan tam olarak istediklerini alamamış iki arkadaş olan Miles ve Jack’in California üzüm bağlarına yaptıkları yol gezisini anlatıyor. Evlenme sürecinde olan Jack’e bir hediye olarak oldukça detaylı bir şekilde planlanmış bu geziyi sunan Miles’ın tüm bu detaycılığı gezi sırasında tanıştıkları iki kadın ile sekteye uğrayacaktır. Miles ile Jack’in Stephanie ve Maya ile tanışması, normal bir yol gezisi olarak başlayan seyahatin ikilinin arkadaşlıkları ve hayatları üzerine düşündükleri, halihazırda bulundukları orta yaş bunalımı ile ilgili bir farkındalık turuna dönüşmesine sebep olacaktır.
Aanrijding in Moscou (2008)

Christophe Van Rompaey’in 2008 yapımı romantik-komedisi Aanrijding in Moscou, 41 yaşındaki Matty’nin sorunlarını yolunu koymaya çalışırken eşinin orta yaş krizine, en küçük kızının ergenliğe girmesiyle ve ergenliğe girebilmenin bin türlü yolunu arayan oğluyla uğraşmaktadır. Bu süreçte tüm bu sorunların ortasında kalması inançlarını ve kendine güvenini sarsarken, bir gün 29 yaşındaki Johnny ile yolları kesişir. Johnny’den oldukça etkilenen Matty kendisini yeni bir romantizmin başlangıcında bulur.
This is 40 (2012)

Judd Apatow’un 2000’ler Amerikan komedi sinemasına etkisi yadsınamaz. Apatow, sadece çektiği filmlerle değil, yapımcılığını yaptığı projeler vasıtası ile genç komedyenlerin de önünü açması açısından da önemli bir figür olmayı başarmıştı. Yönetmenin rüşdünü iyice ispat ettiği film olarak gösterebileceğimiz Knocked Up’ta yan karakterler olarak karşımıza çıkan Pete ve Debbie çiftinin 40’lı yaşlardaki hayatlarına odaklanan This is 40, yönetmenin orta yaş bunalımındaki karakterlerin trajikomik durumlarına bizleri konuk ettiği film olarak dikkat çekiyor. Apatow’un eşi olan Leslie Mann ile ikilinin çocuklarının filmin oyuncu kadrosunda olduğunu düşünürsek filmin otobiyografik yönünü de göz ardı edemeyiz.
Gloria (2013)

Şili sinemasının son dönemde öne çıkan yönetmenlerinden olan Sebastián Lelio’nun yönettiği, filmdeki performansı ile Berlin Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile dönen Paulina García’nın başrolde yer aldığı Gloria, çocuklarının evden ayrılması ile yalnız kalan 50’li yaşlardaki Gloria’nın bu dönem sırasında yaşadıklarına odaklanıyor. Çocuklarının evden ayrılmasına ataerkil toplumun dikte ettiği şekilde reaksiyon verecek bir karakter olmayan Gloria, gittiği çeşitli partilerde yeni insanlarla tanışır, yeni ilişkiler yaşar, fakat bunların hepsi hayal kırıklıkları ile sonuçlanır. Ta ki Gloria Rodolfo ile tanışana kadar. Son yılların en güçlü kadın karakterlerinden birine imza Lelio ve Gloria karakteri ile harikalar yaratan Paulina García’nın performansları ile Gloria kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biri.
While We’re Young (2014)

Kicking and Screaming ve Mr. Jealousy filmlerinden sonra 2005 yılında çektiği The Squid and the Whale ile orta yaş bunalımındaki ebeveynlerin boşanma kararını ve bunun sonrasında gelişen olayları evin çocuklarını odağına alarak anlatan Noah Baumbach, ilerleyen yıllarda bir arayışın içerisinde olan karakterlerin hikayelerini anlatmaya devam etmişti. Oyuncu ve senarist olarak projeye katkıda bulunan Greta Gerwig’in etkisinin her daim hissedildiği Frances Ha’dan sonra Baumbach çok daha kişisel bir filme imza atmış, başrollerinde Ben Stiller, Naomi Watts, Adam Driver ve Amanda Seyfried gibi isimlerin olduğu While We’re Young’ı yönetmişti. 40’lı yaşların başında olan sevimli çift Cornelia ve Josh’ın genç ve enerjik Jamie ve Darby ikilisi ile tanışması, çiftin yaşlanmaya karşı koydukları mental direnci bir nevi sarsacaktır. Orta yaş bunalımının yarattığı komedi yüklü durumları da es geçmeyen film, Baumbach hayranı izleyiciler tarafından “çok tanıdık ama eğlenceli” bir yapım olarak gösterilmişti.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →