· 8 dk okuma

Onur Ünlü Filmlerinden En İyi 10 Sahne

Onur Ünlü Filmlerinden En İyi 10 Sahne

Türkiye sinemasının son dönemdeki en başarılı yönetmenlerinden biri olan Onur Ünlü’nün filmlerinden en iyi on sahneyi sizler için derledik. 

1973 yılında İzmit’te doğmuş olan Onur Ünlü, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam bölümünde öğrenciyken, 1993 yılında Ah Muhsin Ünlü mahlasıyla şiirler yazmaya başlar. Bu mahlası oyuncak kedisi Muhsin’den esinlenerek almış olan Ünlü’nün özellikle Cahit Zarifoğlu, Ece Ayhan gibi şairlerden esinlenerek 1993-1998 yılları arasında yazdığı şiirler bir süre o dönemin edebiyat fanzini Şizofrengi’de yayınlanır ve bu şiirler daha sonra Gidiyorum Bu ismiyle kitaplaşır.

Eskişehir’deyken üniversiteden arkadaşlarıyla film çekme sevdasına düşen Ünlü, bu amaç uğruna arkadaşlarıyla birlikte 1997’de İstanbul’a gelir. Tabii, işler pek de onun istediği gibi gitmez ve sonuç olarak kendisini senaristlik yaparken bulur. Bu dönemde oyuncu olarak da yer aldığı Deli Yürek, Görünmez Adam dizilerinde ve Kalbin Zamanı isimli filmde senaristlik yapan Ünlü, Beşinci Boyut dizisinde hem senarist hem de yönetmen olarak karşımıza çıkar.

Onur Ünlü’nün beyazperdeye ilk adım atışı ise senaryosunu yazıp yönetmenliğini de üstlendiği 2006 yapımı Polis ile olur. Kadrosundaki Haluk Bilginer, Özgü Namal, Sermiyan Midyat, Ragıp Savaş gibi oyuncularla dikkat çeken Polis, kimileri tarafından oldukça beğenilirken kimileri tarafından yerin dibine sokulur. Polis’ten sonra çeşitli dizi ve filmlerde senarist ve yönetmenlik yapmaya devam eden Ünlü, bu sırada daha sonra kendisinin olduğunu kabul etmediği Çocuk isimli bir film çeker. Onur Ünlü’nün esas ikinci filmi ise 2008 yapımı Güneşin Oğlu’dur. Bu filmden sonra kendi özgün işlerini yapmaya başlayan Ünlü’nün filmografisine sırasıyla Beş Şehir (2009), Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011), Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013) ve İtirazım Var (2014) filmleri eklenir. Bu sırada Acı Aşk filminin de senaryosunu yazan Ünlü, ‘ünü‘ 2011’de yayınlanmaya başlayan Leyla ile Mecnun dizisiyle bulur. Daha sonrası malum, Leyla ile Mecnun’un iptalinden sonra gelen Ben de Özledim ve son olarak yine iptal edilen Beş Kardeş.

Onur Ünlü filmlerinde belki de en dikkat çekici nokta şiirin filmlerde ustaca kullanımıdır. Onun filmlerinde şiir, bazen bağıra çağıra

target="_blank">haykırılır bazen de ilmek ilmek satır aralarına dokunur. Ünlü’nün kendi şiirlerindeki lirik tarzın sirayet ettiği filmlerde çoğu zaman ölüm, silah ve absürdizm el eledir. Ancak absürt kelimesiyle birlikte anılmaktan pek de hoşnut olmayan Ünlü’nün filmlerinde fantastik ögeler hiçbir zaman ön planda değildir, her zaman tamamlayıcı bir etkendir. Absürtlüğün yanında Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’nde bolca gördüğümüz kara mizah ve toplum eleştirisi, Ünlü’nün diğer filmlerinde farklı yoğunluklarda görülse de Gezi Olayları’ndan sonra çekilmiş olan İtirazım Var’ı kendisinin bu konudaki en cesur filmi olarak gösterebiliriz.

Karşınızda alışılmamış tarzıyla Türkiye sinemasında farklı bir yer edinen Onur Ünlü’nün filmlerden en iyi 10 sahne!

Onur Ünlü Filmlerinden En İyi 10 Sahne

Polis (2007)

polis-onur-unlu-filmloverss

Kurt Vonnegut Jr.‘ın ‘Bir insanın sadece gerçeklerle yetinmesini aklım almıyor.‘ sözüyle başlayan Polis, başta Uzak Doğu sinemasının tanındık simalarından Takeshi Kitano olmak üzere birçok farklı yönetmen ve onların filmlerinden içerdiği referanslarla bilindik Türk filmlerinden oldukça farklı tondadır. Filmde Musa Rami isimli bir polisi görürüz ancak Rami, bildiğimiz Türk polislerine hiç benzememektedir. Kendisinden kırk yaş küçük Funda’yla birlikte hayatta en sevdiği şeyi olan ailesiyle filmin başında bir aile fotoğrafı çektiren Rami, İzmitli ailesine bulaşmasının sonucunda aile fotoğrafındaki tüm sevdiklerini kaybedecektir. Rami’nin kanser olduğunu ve yakında öleceğini gördüğümüz Polis’in her yanından ölüm kokusu yayılmaktadır.

Seni Seviyorum De Lan!

Filmin sonuna denk gelen aşağıdaki sahnede Musa Rami, ailesinin tamamını kaybetmiş ve onların intikamını alamamıştır. Kanserinin son safhasına gelen Rami, Funda’ya olan aşkının platonik olduğunu da öğrenmesiyle tamamen yıkılmıştır. Onunla son bir kez buluşan Rami’nin tek istediği Funda’nın ona hayatında duymayı en çok istediği şeyi, onu sevdiğini söylemesini ister ancak biliyordur ki Funda, ona yalan söylüyordur.

Güneşin Oğlu (2008)

gunesin-oglu-onur-unlu-filmloverss

Onur Ünlü, ‘Fantastik bir mavra‘ olarak tanımladığı Güneşin Oğlu’nu çok kısa bir sürede yazıp yine kısa bir sürede çekmiştir. Bütün hayatını bir mucize bekleyerek geçiren Fikri Şemsigil’in bir Güneş tutulması sonrası Güneşin Oğlu olduğunu ve tutulma sonrasında ruhunun çevresindeki diğer insanların içine girebildiğini öğrenmesini anlatan film, tarzıyla B tipi bir filmi andırır. Film, senaryo ve kurgu bakımından bazı sıkıntıları olsa da eğlenceli diyaloglarıyla ve söylediği bazı iddialı sözlerle dikkat çeker. Yine bolca silah gördüğümüz, ölüm ve yaşam ekseninde dolaşan bir kara komedi olan filmde Haluk Bilginer ve Bülent Emin Yarar’ın performansları da oldukça başarılıdır.

Profesörle Tanışma

Bu sahnede sürekli birilerinin bedenine girip duran Fikri Şemsigil’in ruhu bu kez kiralık katil Kurban’ın bedenindedir. Henüz Güneşin Oğlu olduğunun farkında olmayan Fikri Şemsigil, bu konuda bilgisi olduğuna inandığı profesörle konuşmak için onun ofisine gider. Burada profesörün de kendisi gibi Güneşin Oğlu olduğunu ve onun ruhunun da şair Alper Canan’ın bedenine girdiğini öğrenen Fikri Şemsigil’in Hamiyet Hanım paradoksunu çözmesi gerekmektedir. Uzun ama oldukça iyi bir sahne.

Polis Filmine Gönderme

Her zaman başkalarına gönderme yapacak değil ya, Onur Ünlü; kendi filminde kendisinin başka filmlerine de gönderme yapabilir. Filmin son kısmında gördüğümüz bu sahnede Alper Canan ya da Fikri Şemsigil, Şule’yi öldürmek niyetindedir. Aralarındaki diyalogta edilen birkaç iddialı sözün ardından Fikri Şemsigil, Şule’nin hamile olduğunu öğrenir ve gitmeden Şule’den onu sevdiğini söylemesini ister. Daha sonra da tetiği çeker. Haluk Bilginer’in sesinden duyduğumuz Böyle Bir Kara Sevda şarkısı, sahneyi daha da güzel hale getiriyor.

Beş Şehir (2009)

bes-sehir-onur-unlu-filmloverss

Tren sesiyle başlayıp yine tren sesiyle biten Beş Şehir’de beş tane şehrin ya da beş tane insanın birbirleriyle kesişen hikayesinin görürüz. Tren ve silah, filmin her yerinde görebileceğimiz bir imgeyken filmde ölümü hissetmediğimiz tek bir an bile yoktur. Ancak ilginç şekilde ölümcül hastalıklara sahip karakterlerin ölümleri ya silahla vurularak ya da intiharla olur. Filmde yer yer duyduğumuz Ahmet Kaya’nın Beni Vur şarkısı da bu noktada filme tam olarak uyum sağlar. Konuşan ve edebiyat hakkında oldukça bilgili olan bir kedinin varlığıyla absürt bir tarza bürünen filmde şiir, filmin olmazsa olmazlarından birisidir.

 Beni Vur

Yukarıda da belirttiğim gibi; Beni Vur, Beş Şehir için olabilecek belki de en uygun şarkı. Filmin sonundaki bu sahnenin arka planında Beni Vur’u duyarken Aydın, Dilek, Tevfik ve Osman’ın farklı şekillerde ölüme gittiklerini görürüz ve film, tren raylarında son bulur.

Aşık Adam Sınanmaz

Bu sahnede ise eski hukuk öğrencisi Şevket’in Dilek’e ilan-ı aşk ettiğini görürüz. Kısa bir süre içerisinde annesini ve şehit olan (!) abisinin kaybeden Şevket, şiirleri çok sevmektedir. Daha sonra ilik kanseri olduğunu ve yakın zamanda öleceğini öğrenen Şevket’i hayatta tutan tek şey Dilek ve ona olan aşkıdır. Şevket, bunları olduğu gibi Dilek’e anlatır ancak anlattıkları Dilek’i pek etkilemez hatta silahın sahte olduğunu düşünür. Şevket’in cevabı keskindir: Aşık adam sınanmaz!

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011)

celal-tan-ve-ailesinin-asırı-acıklı-hikayesi-onur-unlu-filmloverss

William Shakespeare’in ‘İnsan, insandır.‘ sözüyle açılan filmde taşra bir şehirde yaşayan ve saygın bir anayasa profesörü olan Celal Tan, kendisinden genç karısı Özge’yi öldürür. Ailedeki tüm bireylerin şahit olduğu bu cinayeti kimse dile getirmeyecektir. Türkiye’deki aile, devlet ve adalet kavramlarını sorgulayan başarılı bir kara komedi olan filmde katilin adli makamlardan birinde yer alması, her şeyi en iyi görenin Özge’nin kör kardeşi olması elbette ki tesadüfi değildir. Aile kavramının bireylerde yarattığı statükonun getirdiği konforun insanı neler yapmaya zorladığını gördüğümüz filmde masaj koltuğu, konformizmi simgeler.

Ben Hiçbir Şey Bilmiyorum

Karısını öldüren Celal Tan, ölmek üzere olan meslektaşı Turan Altaylı’dan bu cinayeti üstlenmesini istemek için onun yanına gider. Turan Altaylı’nın kafası ise ölümle meşguldür. Zamanı yaklaştıkça ölümden iyice korkmaya başlayan Turan’ın din bilgisi oldukça zayıftır ve kalan günlerinde din hakkında bir şeyler öğrenmek için Celal Tan’dan yardım ister.

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)

sen-aydinlatirsin-geceyi-onur-unlu-filmloverss

Onur Ünlü’nün babasının memleketi Akhisar’da, siyah beyaz olarak çekilmiş olan Sen Aydınlatırsın Geceyi filmini belki de en iyi anlatan şey, ilk sahnede gördüğümüz Euripides’in “İnsan endişe’den yaratılmıştır.” sözü. Filmde göğünde iki güneş, üç tane dolunayı olan küçük bir Anadolu kasabasında yaşayan ve duvarların arkasını görebilen Cemal, nesneleri parmağıyla oynatabilen Yasemin gibi süper güçleri olmasına rağmen gayet sıradan olan insanları görürüz. Süper güçlere sahip olan bu insanlar; süper kahramanlık bir yana, kendi günlük hayatları için endişelenmektedirler. Diğer filmlerinde sıkça gördüğümüz ölüm temasına bu kez pek ağırlık vermeyen Ünlü’nün bu filmi, kullanılan müziklerin de etkisiyle melankolik bir tarzda ilerler.

 Hiç Olmasaydık Ya Biz ?

İnsanlık tarihinin belki de en temel sorularından biri aşağıdaki sahnede, bir kahvede karşımıza çıkıyor: Ya biz bu Dünya’ya hiç gelmemiş olsaydık ? Kısa süre önce annesini ve kardeşini kaybeden Cemal, varoluşsal problemler yaşamaktadır. Ancak Cemal, bu problemini kendisinin üzerinden değil av sırasında vurulan bir kuşun üzerinden sorgulamaktadır. Cemal’in bu sorusu kahvede gülüşmelere sebep olur.

Ölemiyom Be

Karısı Yasemin’in kendisini aldattığını düşünen Cemal, gayet ilkel yöntemlerle onu aldattığı kişinin Dündar olduğu kanısına varır. Dündar’ın iş yerine giderek tüfekle onu vuran Cemal’in bilmediği şey, Dündar’ın ölümsüz olduğudur. Cemal’in yanına gelen Dündar, aslında ölümün hayatın en büyük lütfu olduğunu ve kendisinin deyimiyle her şeyleri bildiğini söyler: Her şeyleri bilmekle hiçbir şeyleri bilmemek aynı şey.

Evlilik Teklifi

Daha birkaç gün önce ilk kez gördüğü Yasemin’i bir çay bahçesine götüren Cemal, ona evlilik teklifi etme niyetindedir. İçinde bolca ölümün geçtiği diyalogları ikisinin de bu kadar normal karşılaması ilginçtir. Daha sonra Cemal’e verilen antidepresanları avuç avuç yutan ikili, birlikte bulutların üzerine çıkarlar. Onların bu yolculukları ilaçları kusmalarıyla son bulurken bu sırada evlenmeye karar verirler !

İtirazım Var (2014)

itirazım-var-onur-unlu-filmloverss

Senaryosunu Sırrı Süreyya Önder ile birlikte geliştirmeye başladıkları, daha sonra Onur Ünlü’nün kendisinin tamamladığı İtirazım Var’ı bir tür polisiye olarak adlandırabiliriz çünkü Ünlü, filmde tüm polisiye film klişelerini uyguladığını kendi ağzıyla da söyledi. Vizyona girdiği dönemde insan onurunu zedeleme (!) ihtimalinden dolayı +18 damgası yiyen filmde imamlık yaptığı camide bir cinayet işlenen Selman Bulut, bu cinayeti çözmek için kolları sıvar. Bağlama çalan, gençliğinde boksör olan, İncirlik üssünde görev almış, antropoloji okumuş bir imam olan Selman Bulut, bu olayı çözmek için içki bile içecektir. Filmde bolca gördüğümüz politik göndermelerin yanında bir imamın ağzından yapılan dini göndermeler de dikkat çekici.

Vaaz Sahnesi

Bu sahnede Selman Bulut’un verdiği vaazda İhsan Eliaçık’ın bir yazısından alıntılanmış olan bir kesiti anlattığını görüyoruz. Sahne boyunca hem dini hem de ahlaki bakımdan birçok eleştiri yapılıyor ve bu eleştiriler, Serkan Keskin’in tonlamasıyla gayet sert bir şekilde dile getiriliyor.

Listede yer verdiğim sahneler elbette ki benim kendi seçkilerimden oluşan bir liste. Peki sizce bu listeye eklenmesi ya da çıkarılması gereken sahneler var mı ?


İbrahim Cem Özsefil

İbrahim Cem Özsefil

2333 yazı

Yazarın diğer yazılarını gör →