Önemli Uluslararası Festivallerde Başarı Kazanmış 19 Türkiye Yapımı Film
Hazır Tolga Karaçelik’in yeni filmi Kelebekler, Sundance’te Büyük Jüri Ödülü’nü kazanmışken gelin önemli uluslararası festivallerde başarı kazanmış 19 yerli filme bir göz atalım.
Özellikle son dönemde görece kalitesi düşük olarak niteleyebileceğimiz yerli komedilerin ya da çeşitli sosyal mecralarda ünlü olduktan sonra beyazperdeye adım atan isimlerin filmlerinin gişede önemli başarılar elde etmesinin büyük yankı uyandırıyor oluşu hepimizin malumu.
Hâl böyleyken Türkiye sinemasının geleceği hakkında karamsar olmak için pek çok neden bulunabilir. Ancak diğer yandan son yıllarda, özellikle de bağımsız sinema özelinde, belirli bir kıpırdanmanın olduğunu görmek mümkün. Yurt dışındaki festivallere davet edilip burada ödüller kazanan Albüm ve Kaygı gibi filmlerin, yönetmenlerin henüz ilk metrajları olması da bunun cabası.
Tüm bunları bir yana bırakırsak 2018’in ilk ayının Türkiye sineması açısından oldukça iyi geçtiğini söylemek pekala mümkün. Sarmaşık’la muhteşem bir iş çıkaran Tolga Karaçelik’in yeni filmi Kelebekler’in prömiyerini yaptığı Sundance’te Jüri Büyük Ödülü’ne ulaşması kuşkusuz oldukça önemli bir başarı. Festival yolculuğunu Rotterdam’da sürdürecek filmin yolu umarız açık olur.
Tüm bunların ışığında, hazır Kelebekler Sundance’te göğsümüzü kabartmışken yurt dışındaki Cannes, Berlin, Venedik, Rotterdam ve SXSW gibi önemli festivallerde ödül kazanmış Türkiye yapımı filmlere yeniden bir göz atalım istedik.
Katkıda Bulunanlar: Burak Ülgen, İbrahim Cem Özsefil
Önemli Uluslararası Festivallerde Başarı Kazanmış 19 Türkiye Yapımı Film
Susuz Yaz – Metin Erksan (1963)

Necati Cumalı’nın 1962 yılında yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan film, yazarın İzmir’in Urla ilçesine bağlı Bademli Köyü’nde avukatlık yaptığı yıllarda gözlemlediklerini konu ediniyor. Yönetmen koltuğunda Metin Erksan’ın oturduğu filmin başrollerini Hülya Koçyiğit, Erol Taş ve aynı zamanda filmin yapımcısı Ulvi Doğan paylaşıyor. Susuz Yaz; Ulvi Doğan’ın hobi olarak uğraştığı sinema sanatının ilk ve son meyvesi olmasının yanı sıra, Hülya Koçyiğit’in 16 yaşında sinemaya attığı ilk adım, Erol Taş’ın da ilk ve hatta başrolünü üstlendiği en önemli film olarak da dikkat çekiyor. Film, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı’yla dönerken Venedik Film Festivali’nde ise ise Bienal Ödülü’nü kazanmıştı.
Sürü – Zeki Ökten (1979)

Başrollerini Tarık Akan, Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz’in paylaştığı ve müziklerini Zülfü Livaneli’nin bestelediği Sürü, temelde baskıcı toplum modelini kırmaya çalışan genç bir çiftin isyanını konu alırken, bir aşiretin büyük kente göçüşünü ve trajik çöküşünü epik bir tarzla ele alır. Çok katmanlı senaryosunu Yılmaz Güney’in cezaevinde olduğu sırada yazdığı bu başyapıtta Tuncel Kurtiz, geçimleri hayvancılık üzerine kurulu aşiretin reisi Hamo’yu, Tarık Akan ise oğlu Şivan’ı canlandırır. Düşman aşiretin kızı olan Berivan’la (Melike Demirağ) evli olan Şivan, babasının tüm ısrarlarına rağmen eşini bırakmaz. Ülkemiz sinema tarihinin mihenk taşlarından olan Sürü, prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’den iki ödülle dönmüştü.
Yol – Şerif Gören, Yılmaz Güney (1982)

1982 yılında kazandığı Altın Palmiye ile Türkiye’de bunu başaran ilk film olma ünvanını taşıyan Yol’un başrollerinde Tarık Akan, Şerif Sezer ve Halil Ergün rol alıyor. Senaryosu Yılmaz Güney’e ait filmi Şerif Gören yönetmiştir. Türkiye Sineması’nın en cesur filmlerinden birisi olarak bilinen filmi Yılmaz Güney hapishaneden yönetmiştir ve Şerif Gören’e neyin nasıl yapılacağı hakkında yönlendirmede bulunmuştur. Yurt dışında büyük ilgi gören film, Türkiye’de yasaklanmıştır. İzleyenlere cezalar bile verilmiştir. Türkiye’de, 17 yıl sonra izlenme yasağı kaldırılmış ve 1999 tarihinde Fatoş Güney’in çabalarıyla gösterime girmiştir.
Hakkari’de Bir Mevsim – Erden Kıral (1983)

33. Berlin Film Festivali’nde aralarında Gümüş Ayı’nın da olduğu 5 ödül kazanan, yönetmenliğini Erden Kıral’ın üstlendiği; Ferit Edgü’nün aynı adlı romanından Onat Kutlar tarafından uyarlanan Hakkâri’de Bir Mevsim’in oyuncu kadrosunda ise birbirinden değerli oyuncular yer almaktadır. Filmde bir öğretmen olarak karşımıza çıkan Genco Erkal’ın yanı sıra; Şerif Sezer, Erkan Yücel, Macit Koper ve Rana Cabbar yer almaktadır. Edgü romanından uyarlanan film, yazarın 1964’te er-öğretmen olarak sürgün gittiği Hakkâri’nin Pirkanis köyünde yaşadıklarına ilişkin bellek yolculuğunu, yabancı/ötekilik çağrışımlarıyla ve güçlü bir sinematografik dille aktarır. Filmde, sürgün olarak Hakkâri’ye giden bir öğretmenin orada güçlükler içinde geçirdiği bir kış mevsimi anlatılmaktadır. Türkiye’de 5 yıl yasaklı kalan film; Türkiye sinemasının yapıtaşlarından biri olarak kabul görür.
Güneşe Yolculuk – Yeşim Ustaoğlu (1999)

Ülkemiz sinemasının önemli isimlerinden Yeşim Ustaoğlu’nun ikinci uzun metrajı Güneşe Yolculuk, naif bir gencin 90’lar Türkiye’sinin gerçeklerinin farkına varma sürecinin yanı sıra, dostluğun ve cesaretin de hikâyesini anlatıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen iki gencin, Mehmet ve Berzan’ın yolları İstanbul’da kesişir. Haksız yere tutuklanması ve daha sonra başına gelenler Mehmet’in Berzan’a olan bağlılığını pekiştirir ve bütün ülkeyi katederek, ölen dostunun cenazesini, artık Berzan’ın var olmayan, sular altında kalan köyüne, sonunda büyük bir olgunlaşma yaşayacağı bir yolculuğa götürür. Doğu’ya, güneşe yolculuğa… Prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nden iki ödülle dönen film, sonrasında çeşitli ödüller kazanmıştı.
Uzak – Nuri Bilge Ceylan (2002)

Yeni filmi Ahlat Ağacı’nı merakla beklediğimiz Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımı filmi Uzak, yaşamakta olduğu hayatla idealleri arasındaki mesafenin giderek büyümekte olduğunu kaygı içinde duyumsayan bir fotoğrafçının, yabancı ülkelere gidebilmek için köyünden kalkıp İstanbul’a gemilerde iş aramaya gelen genç bir akrabasını bir süreliğine evinde misafir etmek zorunda kalmasının hikayesi. Prömiyerini Türkiye’de yaptıktan sonra Cannes’a konuk olan film, Büyük Jüri Ödülü’yle birlikte başrollerdeki Muzaffer Özdemir ve Emin Toprak’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırmıştı. Uzak’ın bu yönüyle Nuri Bilge’yi Cannes’a tanıtan film olduğunu söylemek mümkün.
Takva – Özer Kızıltan (2005)

Hem sinema çevrelerinde hem politik çevrelerde olumlu/olumsuz tepkiler alan ve tartışmalara neden olan film, Kuran-ı Kerim Isra suresi 81. ayet ile başlamakta ve Nâzım Hikmet’in “Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı/ya da dünyamıza inecek ölüm” dizelerinin yer aldığı şiiriyle son bulmaktadır. Kelime anlamı olarak Allah sevgisi ve korkusu anlamlarını içeren takva, aynı zamanda Allah’ın buyruğuna girme, onun emirlerine uyup yasaklarından kaçmakta titizlik gösterme ve onun himayesinde olma anlamlarına gelmektedir ki, bu noktada filmin ismi ana karakterin yönelimini/çatışmasını yansıtır. Takva, ele aldığı konuya ön yargısız, ayrıntılar konusunda alabildiğine titiz ve oldukça gerçekçi yaklaşan; oyunculuklar, müzikler ve görüntüler konusunda son derece başarılı bir filmdir. Takva Berlin’de FIPRESCI, Toronto Film Festivali’nde ‘’Kültürel Yenilik’’ ve Saybosna Film Festivali’nde büyük ödülü kazanmıştır.
Üç Maymun – Nuri Bilge Ceylan (2008)

Küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası. Altından kalkamayacağı acılara ya da sorumluluklara maruz kalmamak adına gerçeği bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkında konuşmamak ya da günümüz tabiriyle “Üç Maymun”u oynamak, onun var olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı? Prömiyerini Cannes’da yapan Nuri Bilge Ceylan filmi Üç Maymun, Altın Palmiye için yarıştığı festivalden En İyi Yönetmen ödülüyle döndü.
Uzak İhtimal – Mahmut Fazıl Coşkun (2009)

Müezzinlik yapan Musa, İstanbul Galata’da bir camiye atanır ve caminin lojman olarak kullandığı daireye yerleşir. Yanıbaşındaki dairede Rahibe Anna ve onun bakımıyla ilgilenen Clara yaşamaktadır. Kiliseyle evi arasında daracık bir hayata sıkışmış Clara’yla İstanbul’da yeni bir hayata başlayan Musa’nın karşılaşması ilginç ve sıcak bir duygunun ortaya çıkmasına neden olur. Nadir Sarıbacak, Görkem Yeltan, Ersan Uysal ile Burçin Şenkal’ın oyuncu kadrosunda yer aldığı ve Mahmut Fazıl Coşkun’un ilk uzun metrajı olma özelliği gösteren film, İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yaptıktan sonra pek çok film festivaline konuk olmuş ve Rotterdam Film Festivali’nden ödülle dönmüştü.
Çoğunluk – Seren Yüce (2011)

Mertkan, babasının inşaatlarının getir götür işlerine bakmakta, arkadaşlarıyla alışveriş merkezlerinde dolaşmaktadır. Ne zaman ki Gül ile tanışır, boşluğu ve basitliği değerlendirmek için bir fırsat çıkar karşısına. Ne var ki babası Gül’ün kökeni konusunda şüphecidir. Ayrımcılıkla karşılaştığı ilk anda ona teslim olan Mertkan, çoğunluğa uyar, babasının kendisi için çizdiği yolda bir anlam bulur. Seren Yüce’nin ilk uzun metrajı olma özelliği gösteren filmin kadrosunda Bartu Küçükçağlayan, Settar Tanrıöğen, Esme Madra ile Nihal Koldaş yer alıyor. Çoğunluk, en ufak ayrıntısına kadar Türkiye orta sınıfını ve ailesini gözlemleme fırsatını bizlere sunmasıyla son dönem Türkiye Sineması’nın en etkileyici filmlerinden biri. Prömiyerini Berl’nde yapan film, festivalden ülkemizde ‘Geleceğin Aslanı’ olarak bilinen Luigi De Laurentiis ödülüyle dönmüştü.
Bal – Semih Kaplanoğlu (2010)

İlkokuldaki Yusuf’un babası Yakup ormanın karakovan balcılığıyla uğraşmaktadır. Babasıyla sık sık gittiği orman, Yusuf için gizemli bir yerdir. Yakup, soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Günler geçer, Yakup’un gecikmesi Zehra’yı ve Yusuf’u tedirgin eder. Sis Dağı şenliğinde de Yakup’a rastlayamazlar. Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf’un gördüğü rüya gerçekleşecek midir? Semih Kaplanoğlu’nun yönettiği ve oyuncu kadrosunda Bora Altaş, Erdal Beşikçioğlu ile Tülin Özen’in yer aldığı Bal, prömiyerini yaptığı Berlin’den Altın Ayı da dahil olmak üzere iki ödülle dönmüştü.
Bir Zamanlar Anadolu’da – Nuri Bilge Ceylan (2011)

Ercan Kesal, Ebru Ceylan ve Nuri Bilge Ceylan’ın elinden çıkan ve gerçek bir hikâyeden esinlenen senaryosuyla, Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğinde sıradan bir hadiseden incelikli ayrıntılarla örülmüş iki buçuk saatlik muhteşem bir seyirliğe dönüşen film, ücra bir Anadolu kasabasındaki cinayet soruşturmasını konu ediniyor. Nuri Bilge’nin altıncı uzun metrajı olan film, Cannes’dan Büyük Jüri Ödülü ile dönmüştü.
‘’Bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında “yeni ve farklı bir şey” çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar…’’
Küf – Ali Aydın (2012)

Basri, demiryollarında yol bekçisi olarak çalışmaktadır ve yalnızdır. Tek oğlu olan Seyfi tam 18 yıl önce, okuduğu üniversitede öğrenciyken gözaltına alınmış ve o günden sonra hiç kimse Seyfi’den haber alamamıştır. Basri’nin oğlu kaybolduktan altı yıl sonra karısı da ölmüştür. Anadolu’nun bereketli toprakları ve onu sarıp sarmalayan uçsuz bucaksız tren yolları, umut ve vicdan. Ali Aydın’ın ilk ve tek uzun metrajı olan Küf’ün oyuncu kadrosunda Ercan Kesal, Muhammet Uzuner ve Tansu Biçer gibi bağımsız sinemanın önemli isimler yer alıyordu. Prömiyerini Venedik’te yapan film, festivalden tıpkı Çoğunluk gibi Luigi De Laurentiis ödülüyle dönmüştü.
Sessiz – L. Rezan Yeşilbaş (2012)

Diyarbakır’da üç çocuğu ile yaşayan Zeynep, hapisteki kocasını ziyaret etmek ister. Anadili olan Kürtçe’den başka bir dil konuşamayan Zeynep, sadece Türkçe konuşmaya izin verilen cezaevinde tek kelime edemez. Bir yandan da kocasına bir çift yeni ayakkabı götürmek ister ancak mahkûmlara dışarıdan herhangi bir eşya getirmek de yasaktır. Yönetmenliğini L. Rezan Yeşilbaş’ın üstlendiği Sessiz’in listedeki diğer filmlerden bir farkı var: Kısa film olması. Başrollerde Belçim Bilgin Erdoğan ve Cem Bender’in yer aldığı kısa film, prömiyerini yaptığı Cannes’da Kısa Film Altın Palmiye’sini kucaklarken sonrasında Avrupa Film Ödülleri’nde En İyi Kısa Film ödülüne aday olmuştu.
Sivas – Kaan Müjdeci (2014)

Kaan Müjdeci’nin ilk uzun metrajı olan Sivas, 11 yaşındaki Aslan ile Sivas isimli bir dövüş köpeğinin bozkırda geçen dokunaklı hikâyesini konu ediniyor. Kadrosunda yer alan oyuncuların büyük çoğunluğunun Yozgat Yerköy’ün yerel halkından seçilmiş olmasıyla dikkat çeken film, 2014 yılında damga vuran yerli filmlerden biri olarak Türkiye’nin Oscar aday adayı olmuştu. Doğan İzci, Ozan Çelik, Muttalip Müjdeci, Hasan Özdemir, Ezgi Ergin, Furkan Uyar, Banu Fotocan ile Hasan Yazılıtaş’ın oyuncu kadrosunda yer aldığı film, prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışmış ve festivalden Jüri Özel Ödülü ile Doğan İzci’nin En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle dönmüştü.
Kış Uykusu – Nuri Bilge Ceylan (2014)

Ve yine karşımızda bir Nuri Bilge Ceylan filmi var. Tam 3 saat 15 dakikalık süresiyle Türkiye sinema tarihinin en başarılı filmlerinden biri olan Kış Uykusu, eski bir tiyatro oyuncusu olan Aydın’ın, Anadolu bozkırlarının ortasında, adeta bir kış uykusuna yatmış gibi görünen ıssız bir mekânda, kendisiyle, hayalleriyle, sevdikleri ve taşrayla kurduğu ve düşe kalka sürdürmeye çalıştığı ilişkilerini konu alıyor. Prömiyerini yönetmenin gediklisi olduğu Cannes’da yapan Kış Uykusu, hem Altın Palmiye hem de FIPRESCI Ödülü’nü kazanarak sinema tarihimizde ulaşılması zor bir başarıya imza atmıştı.
Abluka – Emin Alper (2015)

2015’te Venedik Film Festivali’nde dünya galasını yapan Abluka, Venedik’te Jüri Özel Ödülü başta olmak üzere birçok ödülün sahibi oldu. Tepenin Ardı’yla tanıdığımız Emin Alper’in ikinci filmi olan Abluka, yoğun bir politik şiddet ortamında ayakta kalmaya çalışan iki kardeşin hikayesini konu alıyor. Filmin başrollerinde Mehmet Özgür ve Berkay Ateş yer alırken, onlara yardımcı rollerde Tülin Özen, Müfit Kayacan ve Ozan Akbaba eşlik ediyor. Abluka konusu ve muhteşem kurgusuyla distopik bir zamanda geçen ve distopya türüyle oldukça yakın bağları olan bir film. Fakat, Abluka Venedik’te gösterildiği sırada Türkiye’de arka arkaya yaşanan Suruç ve Ankara patlamaları ve Güneydoğu’da birçok ilçenin abluka altında bulunması, Abluka filmini politik bir güncellik zeminine oturtarak distopya olmaktan alıkoyup bir gerçeklik haline getirdi.
Albüm – Mehmet Can Mertoğlu (2016)

Cüneyt ile Bahar Bahtiyaroğlu, otuzlu yaşlarının sonuna merdiven dayamış, sekiz yıllık evli bir çifttir. Cüneyt bir lisede tarih öğretmeni, Bahar ise bir vergi dairesinde memur olarak çalışmaktadır. İkili, doğal yollardan çocuk sahibi olamadıkları için sonunda evlat edinmeye karar vermişlerdir. Ancak müstakbel çocuklarının gelecek yıllarda kendilerini biyolojik olarak da anne baba olarak sevmelerini ve benimsemelerini istemektedirler. Mehmet Can Mertoğlu’nun Şebnem Bozoklu ve Murat Kılıç’lı kara komedisi Albüm, prömiyerini yaptığı Cannes’da aralarında En İyi Yönetmen Ödülü olan Altın Kamera’nın da yer aldığı üç ödül için yarışmış ve festivalden Yılın En Yenilikçi Yönetmeni Ödülü’yle dönmüştü.
Kaygı – Ceylan Özgün Özçelik (2017)

Yönetmenliğini Ceylan Özgün Özçelik’in yaptığı, prömiyerini Berlinale’de yapan Kaygı, 2017’de, South by Southwest Film Festivali’nden Luna Gamechanger Ödülü’yle dönmüştü. Algı Eke’nin başrolde olduğu filmin oyuncu kadrosunde Özgür Çevik, Selen Uçer ve Kadir Çermik yer alıyor. Anne ve babasının trafik kazasında öldüğünü bilen Hasret, zihnine gelen görüntüler ve sesler aracılığıyla yavaş yavaş geçmişine dair bir şeyler hatırlamaya başlar. Bir kanalda kurgucu olarak çalışan Hasret yine aslında oldukça aşina olduğu bir işi yaparak, hatırladığı parçaları bir araya getirerek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışır. Gerçeğin ortaya çıkması elbette oldukça gerilim dolu ve yaralayıcı bir süreç olarak Hasret’in hayatında büyük değişimlere sebep olur. Ceylan Özgün Özçelik, ilk filmi Kaygı’da toplumsal hafıza, bellek, kent kültürü, medya, ülkenin içinde bulunduğu distopik ortam gibi konular üzerinden ortaya, izleyiciyi sarsan, muhteşem bir psikolojik gerilim koyuyor.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →