· 1 dk okuma

Öldürmeden Önce Söylenmiş 100 Muhteşem Replik!

Öldürmeden Önce Söylenmiş 100 Muhteşem Replik!

Aksiyon filmlerinde, kahramanımız kötü adamı öldürmeden önce hep son bir şaka ya da anlamlı bir söz söyler. Bu söz onun en doğal hakkıdır çünkü bütün film boyunca akla kazınacak tek sözler onlar olacaktır. Gelin Tony Montana’dan Terminatör’e V’den King Leonidas’a öldürmeden önce söylenmiş 100 muhteşem repliğe bir göz atalım. 

Aksiyon ve polisiye filmlerinin olmazsa olmaz sahnesi kahramanın kötü adamı öldürdüğü sahnedir. İzleyiciler bütün film boyunca bu sahnesinin gelmesini arzular ve tam bu sırada etkili bir söz beklerler. Independence Day, Terminator, Batman ve Star Wars gibi filmlerde gördüğümüz bu sahnelerin birçoğunda söylenen o son sözü hepimiz ezbere biliyoruzdur.

Terminatör 2 filmiyle hayatımıza girmiş ve bir dönem herkesiz, hoşça kal yerine ‘Asta la Vista Baby‘ dediğini hatırlıyorsunuzdur. Evet, kelimenin doğrusu ‘H’ harfiyle başlasa da biz onu Asta la olarak kullanıp kelimeyi toptan değiştirmişizdir. Son sözlerin üstümüzde ki etkisi o kadar büyüktür ki, eğer o sırada söylenen söz ya da yapılan şaka izleyiciyi tatmin etmezse, izleyici açısından film tam bir felakete dönüşebilir. Örneğin, aksiyon filmlerinden genellikle izleyiciyi harekete geçirmek ve heyecanlandırmak için kullanılan en etkili söz ‘ bunu hak ettin ….. ‘ sözüdür. Bu sözü duyduğumuz da kahramanımızla daha da gurur duyar duyarız.

Öldürmeden Önce Söylenmiş 100 Muhteşem Replik

Burger Fiction tarafından hazırlanan video essayde benim şahsi favori sonlarım kadın kahramanlarınkiler. Videodaki belki de dikkat çeken ilk ayrıntı, kadın kahramanların sayısının çok az olduğuydu. Düşününce aksiyon ve polisiye filmlerde ki kadın kahraman sayısının, erkek kahramanlara oranla çok az olduğunu gördüm. Üzerine düşünülmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Belki videoyu izlerken siz de bunun nedenlerini düşünürsünüz. İyi seyirler.

https://vimeo.com/groups/35mmandrisdamburs/videos/160976019

Beste Altun

Beste Altun

101 yazı · 14 Şubat yani namı değer Sevgililer Günü’nde dünyaya geldi. İzmir’in havasını ve rahatlığını gittiği her yere taşıdı. Pocahontas izlemesiyle sinemaya olan aşkı başladı ve evde sürekli ‘bi kedi gördüm sanki’ diyen bir çizgi film fanatiğine dönüştü. Lise yıllarında yeni türler, yeni yönetmenler keşfetmeye başladıkça sinemaya olan tutkusu da arttı. İletişim Fakültesin de okumaya başladı ve yaptığı hemen hemen çoğu işte sinemayı da işin içine kattı. Şimdiyse sevdiği işin sinemanın peşinden koşuyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →