Obsesif Kompülsif Bozukluk Üzerine 9 Takıntılı Film!
Bireyin aklına tekrar tekrar gelen, fikirler, imajlar ya da dürtü (iç-tepki) “Kalıplaşmış formlar”: Bunların çoğu genelde gereksiz ve negatiftir. Kişi çoğu kez yapmamayı dener ama genellikle başarısız olur ve tahammül etmeye çalışır. Bunlar, ne var ki, bireyin kendi tanınmış düşünceleri gibi kabul görür, hatta istemsiz ve sıklıkla anlamsız gelmektedir. Bu saplantılı (obsesif) düşünceleri geçici bir süre de olsa ferahlatabilmek amacıyla bir davranış gerçekleştirilir. Bu davranış da obsesif kompülsif bozukluğun kompülsif kısmını oluşturur. Ansiyeteyle benzer özellikler taşıdığı söylenebilecek obsesyonlar, tekrarlanan düşünce ve davranışların içine hapsolmayı ve yer yer sosyal hayattan kopmayı da beraberinde getirebilir. Obsesyonlar ve kompülsif davranışlar çok çeşitlilik gösterebileceği gibi, az ya da çok her insanda bulunabilir. Sinema da bu noktada modern kapitalist sistemde sürekli mücadele ettiğimiz stres faktörünün beraberinde getirdiği anksiyeteyle başa çıkmaya çalışan bireyin iç dünyasını sık sık anlatının temel unsuru yapar. Çağımızın en önemli bireysel sorunlarından biri olan obsesif kompülsif bozukluğa kayıtsız kalamayan ve karakterlerini bu minvalde şekillendiren 9 takıntılı film seçkimizi sizler için derledik. Bu noktada kısa bir açıklama yapmam gerekiyor; genel olarak 10 film olarak şekillendirdiğimiz listelerimizde madem obsesyonlar konuşuyor diyerek ben de tek sayı takıntımı gün yüzüne çıkarıyor ve listeyi 9 film ile noktalıyorum.
Obsesif Kompülsif Bozukluk Üzerine 9 Takıntılı Film!
Whatever Works

Woody Allen’ın hemen hemen her filminde obsesyonlara rastlamak mümkün. Ancak yanı sıra kompülsif tavırların da en ön plana çıktığı filmlerinden biri şüphesiz Whatever Works. Dahi diyebileceğimiz bir erkek karakterin el yıkama ve şarkı söyleme takıntıları karakterin kendi dünyasına başarılı bir şekilde oturtuluyor ve Whatever Works her türden izleyiciye keyifli bir seyirlik sunuyor.
As Good As it Gets

Jack Nicholson’ın en eğlenceli filmlerinden biri olan As Good As it Gets aynı zamanda Nicholson’a En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nı da getiren bir film olarak ön plana çıkıyor. Takıntıları olan Melvin Udall’ın yaaş yavaş değişen hayatını konu alan film, Udall’ın takıntıları etrafında şekilleniyor.
The Number 23

İsmini komedi türüyle özdeşleştirdiğimiz aktör Jim Carrey’nin kendisini o yıllarda görmeye çok da alışkın olmadığımız gerilim türündeki filmi The Number 23, Walter’ın 23 sayısına duyduğu takıntı ve bu takıntının kendisini ele geçirmesi sürecini konu alır.
Chungking Ekspres

İlk yarısında sevgilisinden ayrılan ve bu ayrılığın üstesinden gelemeyen bir polis memuru olan Cop 223 (He Zhiwu)’ün dramını izlerken, ikinci yarıda da benzer bir şekilde sevgilisinden ayrılan ve benzer bir bunalımlı ruh haliyle bu ayrılığın üstesinden gelmeye çalışan bir diğer polisin, Cop 663’ün hikayesine tanık oluruz. Bu benzer hikayeler dünyanın en kalabalık şehirlerinden birinde, mucizevi bir şekilde ortak noktalarda kesişir.
The Fountain

Üç farklı zaman diliminde bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için çabalamasını ve başından geçen bin yıllık serüveni konu alan The Fountain; aşka dair bir sonsuzluğun peşinde olma hikayesidir aslında. Ölümle yaşam arasında kalan bir döngüyü beyazperdeye yansıtan film; geçmişte, bugünde ve gelecekte yaşayan adamın ortak bir gerçeğini ele alır. 15. yüzyılda İspanya’da yaşayan Tomas ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde; Tommy Creo isimli bir bilim adamı, kanser olan eşi İzzy’yi kurtarabilmek için umutsuzca bir tedavi yöntemi keşfetmeye çalışmaktadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom ise uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Filmin yönetmenliğini ise Darren Aronofsky üstlenmektedir.
Amelie

2001 yılında sinemayla buluşan, Jean Pierre Jeunet filmi Amelié, aslında sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyimser karakteriyle bizleri buluşturuyor. İnsanları mutlu etmeyi yaşama amacı olarak benimseyen; kendi aşkını bulduğunda ise bu keşfi bile bir oyuna çevirmeyi başaran Amelié için gülümsemesi ve siyah küt saçıyla adeta bir ikon haline geldi demek yanlış olmaz. Amelié izleyicisine sunduğu bu büyülü dünyanın ardında obsesyonlarını da hikayeye sık sık dahil eder.
Whatever Happened to Baby Jane?

Fx’in Feud dizisinin ilk sezonunda ayrıntılı işlenen bir konudur Whatever Happened to Baby Jane? filminin çekimleri. Bette Davis ve Joan Crawford’un canlandırdığı iki kız kardeş eskimeye yüz tutmuş demode bir Hollywood malikânesinde toplumdan uzak yaşayan, bir zamanların ünlü sinema oyuncuları olan iki yaşlı kız kardeşin öyküsünün anlatıldığı filmde, eskinin çocuk yıldızı Bebek Jane’in (Bette Davis), tekerlekli sandalyeye mahkûm kız kardeşi Blanche’a (Joan Crawford) uyguladığı sistematik işkence ve psikolojik terör ürkütücü bir gerçekçilikle perdeye aktarılır.
OC87: The Obsessive Compulsive Major Depression Bipolar Asperger’s Movie

İsminin her şeyi açıkladığını düşündüğüm OC87, obsesif kompülsif bozukluk, majör depresyon ve bipolar bozukluk gibi duygu durumlarını irdeleyen bir belgesel olarak imdadımıza yetişiyor.
The Aviator

Obsesyonu başarılı bir biçimde işleyen filmlerden biri olan The Aviator, obsesyonların çocukluktan geldiğine yönelik savını filmin geneline yedirir. Karakterin kompleks ve takıntıları psikolojik olarak çöküş yaşamasına sebep olur. Howard Hughes’ın hayatını konu alan biyografik film, BAFTA En İyi Film Ödülü ve Drama dalında En İyi Film Altın Küre Ödülü’nü kazandı. En İyi Film dahil 11 dalda Oscar’a aday gösterildi ve 5 Oscar kazandı.
Ecem Şen
675 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →