· 9 dk okuma

Müziği ve Gece Hayatını Anlatan 10 Büyüleyici Film!

Müziği ve Gece Hayatını Anlatan 10 Büyüleyici Film!

Belgica filminin soundtrack albümü bizi derinden etkiledi. Biz de sizin için müziği ve gece hayatını anlatan 10 büyüleyici  filmi derledik!

Belgica yayınlanan soundtrack albümü ile bizi bilmediğimiz bir noktamızdan yakaladı ve henüz filme karşılaşmadan albüm bizi filme doğru çekmeye başladı. Bu güç aynı zamanda bedenimizle ruhumuzu ayırmaya da başlayarak ruhumuzu müzikler ile birleştiripi başka bir evrene geçmemize sebep oldu. Böyle bir deneyimle beraber müziğin üstün gücü akıllarımızda bir soru işareti olarak belirdi. Sesin tınısıyla beraber melodinin ve sözün eşsiz ahengi ruhun beslendiği kaynaklardan biri olurken aynı zamanda ruhun macerasını yazan bir yazar oluyor. Bu yazar ruh için her seferinde yeni bir macera yazıyor ve bu macerada bizi nelerin beklediğini göstermeden ruhu kendine doğru çekiyor. Tıpkı sirenlerin kendilerini göstermeden denizciler için söyledikleri şarkılar gibi. Odysseus Sirenleri duymak için ama aynı zamanda bu deneyimi yaşadıktan sonra tadını çıkarmak yani ölmemek için büyük bir kurnazlık yapar ve Sirenler’i dinlemek ve aynı zamanda yaşamak için bir çözüm bulur. Tıpkı Odysseus’un yaptığı gibi bizde kendimizi direklere bağlıyoruz, acılar çekiyoruz belki ama yine de müziği vücudumuzda hissetmek için her yolu deniyoruz buluyoruz. Bu yollardan biri de sinemadan geçiyor ve sinema bize müzikle beraber görüntünün uyumunu ve aşkını sunuyor. Bu 10 filmde de size bu uyumu ve aradaki aşkı göstermek; sizi müziğe doyurmaya amaçladık. Bu doygunlukla beraber filmlerin sizi Fareli Köyün Kavalcısı gibi peşine sürükleyeceğini biliyoruz o yüzden de müzikle beraber gecenin listesini size sunuyoruz!

Müziği ve Gece Hayatını Anlatan 10 Büyüleyici Film!

Saturday Night Fever (1977)

saturday-night-fever-filmloverss

John Badham imzalı Saturday Night Fever, John Travolta’nun unutulmaz performansı ve Akademi Ödülü adaylığı ile akıllara kazınmıştır. Travolta’nın canlandırdığı Tony karakteri dansa aşık olan bir karakterdir. Bu aşkını kendi hayatı içerisinde sürdürmeye çabalasa da gerçeklik onu peşini bir türlü bırakmaz. Para, iş ve toplumsal çarklar Tony için bir prangadır ama her şey cumartesi akşamı değişir. Tony cumartesi akşamları kendini her zaman gittiği diskoya atar ve bu diskoda kendi gerçek benliğini ortaya çıkarır. Dans pistinde bütün tutkusunun bedenini ele geçirmesine izin veren Tony, her cumartesi gecesi dans ile bedenini buluşturur. The Bee Gees’in unutulmaz ve muazzam şarkılarıyla beraber Tony karakteri bedenindeki John Travolta müziği, dansı ve gece hayatının disko kültürünü izleyici için unutulmaz bir deneyime dönüştürür. Saturday Night Fever bir gecede dans pisti üzerindeki ateşten doğar ve sinema tarihinde dansın ve müziğin yeniden yaratılışı olur.

Velvet Goldmine (1998)

velvet-goldmine-filmloverss

Velvet Goldmine bir altın yağmuru içinde aşk ile beraber tutkunun ve tutkuyla beraber de şöhretle gelen hazzın, aşkın, karmaşıklığın ve Rock’ın filmidir. Todd Haynes tarafından 1998 yılında yönetilen filmde David Bowie’den ve belki de Mick Jagger’dan esinlenilmiş ve ortaya büyüleyici sesli, ışıklı, canlı bir film ortaya çıkmıştır. Glam Rock kültürünü anlatan filmde Christian Bale, Ewan McGregor ve Jonathan Rhys-Meyers üstün performans sergilemiş; müziğin içerisine izleyiciyi alarak filmi unutulmaz performanslardan birine dönüştürmüşlerdir. Filmde New York kentinde sıradan bir hayata sahip olan Arthur ile izleyici yolculuğa başlar ve Arthur’un Glam Rock’ın efsanesi Brian Shade’in ölümünü araştırmasını takip ederek; gündüzden geceye doğru bir geçiş yaşar. Bu geçişte Arthur gece hayatının derinliklerine dalarak müziği tüm bedeninde hissetmeye başlar ve Brian Slade, Curt Wild gibi müziğin içinde yaşayanlarla tanışır. Bu karşılaşma anı ile film izleyiciyi müzik ile sarhoş etmeye başlar.

Go (1999)

go-filmloverss

Doug Liman imzalı Go’nun kadrosunda bir neslin önemli ve dikkat çeken isimleri; Sarah Polley,  Jay Mohr,  Scott Wolf, Katie Holmes ve Timothy Olyphant yer alıyor. Bir neslin oyuncularının yer alıyor olmasının en büyük önemlerinden biri belki de filmin bir neslin hikayesini anlatmak isteğinden kaynaklanıyor olabilir. 90’lar kuşağının içinden çıkmasıyla bir anda kültleşen ve nesil tarafından sahiplenen film Go hiçbir ön yargı olmaksızın ve hiçbir aşağılayıcı eleştirel yetişkin tavır ve toplumsal norm faşist bakışı olmaksızın bir geceyi izleyici ile buluşturuyor. Filmde Liman, sadece bir geceyi odak noktasına almıştır ancak bu gece bir zamansallık içerisinde düz bir şekilde izleyicinin gözünün önünden akıp geçmez. Aynı geceyi izleyici üç kere baştan yaşar ve üç farklı karakterin bakış açısıyla beraber aynı geceyi üç kere görür, duyar ve hisseder. Bir süpermarket çalışanlarının beraber giriştikleri uyuşturucu alış verişi işinin karmaşıklaşmasıyla beraber kült bir komedide üç bakış açısıyla bir gece gençleşir ve yeniden doğar.

Human Traffic (1999)

human-traffic-filmloverss

Justin Kerrigan tarafından yönetilen tekrar 1999 yılı yapımı bir başka gençliğin dile geldiği film Human Traffic’tir. 1999 yılı bu perspektiften baktığımızda gençliğin sinemada özellikle özgür olmak için yazdıkları manifestolarla doludur. Bu manifestolarla beraber gençlik yeni bir düşünsel ve bedensel devrime girmiştir. Cinselliklerini konuşmak ve yaşamak için tabuların kısıtlayıcı tavırlarını yok saymış ve bu özgürleşmeyle beraber gecenin içerisinde gençlik kendini bulmuş ve kendine yeni bir yol çizmiştir. John Simm, Lorraine Pilkington, Shaun Parkes, Danny Dyer ve Nicola Reynolds’ın başrolünde oynadığı filmde de bir grup gencin, gençlikleriyle beraber hayatı tanımalarını ve hayatı arşınlamaları anlatılıyor. Bu hayatı öğrenmeyi gençler geceyi öğrenerek yapmaya başlıyorlar ve bu geceyi öğrenme pratiğine ilk başta müziği hissediyorlar. Müziğin hissedilmesi ve bedeni ele geçirmesiyle beraber artık ruhun yolculuğu başlıyor ve ruh gecenin içerisinde özgürleşip gençlerin yolunu aydınlatıyor.

24 Hour Party People (2002)

24-hour-party-people-filmloverss

2002 yılında ruhunda müzik olan herkes için büyük bir değer taşıyan bir hikaye sinemaya aktarıldı ve bu aktarımın adı 24 Hour Party People oldu. Filmin yönetmenliğini Michael Winterbottom gerçekleştirirken, filmdeki müziğin ruhlarına can veren isimler  Steve Coogan, John Thomson ve Andy Serkis oldu. Film Sex Pistols konserinin etkisi üzerinden can alıyor ve Sex Pistols’un şarkılarının etkisiyle aslında hayat bulan müzik dünyasına bir pencere açıyor. 1976 yılında Tony Wilson’ın Sex Pistols konserine gitmesiyle beraber bir müziğin bedeni ve zihni ele geçirmesine tanık oluyoruz. Tony Wilson gittiği konserden sonra müziği zihninden ve arzularından dışarıya atamıyor. Bunun üzerine İngiltere’de Factory Records adını verdiği bir müzik şirketi kuruyor. Bu şirketle beraber Wilson ve arkadaşları müziği yeniden yaratıyorlar ve hala etkilerini gördüğümüz yeni bir dünyanın kapılarını açıyorlar. Filmde bu kapıların açılma sürecine tanıklık ediyoruz ve müzik ile beraber hayatın değişimlerine, çılgınlıklarına dalıyoruz.

Party Monster (2003)

party-monster-filmloverss

James St. James’in 1999 tarihli Disco Bloodbath: a Fabulous but True Tale of Murder in Clubland isimli romanından sinemaya uyarlanan Party Monster Fenton Bailey ve Randy Barbato tarafından sizi alıp başka bir diyara götürüyor. Macaulay Culkin’in unutulmaz bir performans sergilediği filmde Culkin Michael Alig’e hayat veriyor. Gerçek bir olaydan yola çıkan filmde Michael uyuşturucuyla beraber yaşadığı hayat içerisinde uyuşturucu satıcısını ve ev arkadaşını öldürüyor. Bu cinayetin beyazperdeye yansıtıldığı filmde ise karanlık ve kasvetli bir cinayet havasını bekleyenler ters köşe oluyor ve Seth Green ile Diana Scarwid’in dahil olduğu muhteşem performanslarla dolu rengarenk dünyaya adım atıyor. Drag Queen kültürüyle beraber muazzam bir soundtrack’in birleştiği film Party Monster’da müzik kendine yeni bir evren yaratıyor ve bu evren içerisinde müziğin beden hali olan Michael, James ve Elke gecenin rengarenk çocukları oluyorlar. Bu çocuklar müzik ile doğuyor ve dans ile büyüyorlar!

It’s All Gone Pete Tong (2004)

its-all-gonna-pete-tong-filmloverss

Michael Dowse imzalı 2004 yapımı It’s All Gone Pete Tong ünlü Df Frankie Wilde’ın hayat hikayesini anlatıyor. Oyuncu kadrosunda Paul Kaye, David Lawrence, Pete Tong, Mike Wilmott ve Paul Spence’in yer aldığı film bir İbiza masalını önümüze seriyor. Bu masalsı diyarda müzik hiçbir zaman durmuyor ve gece ile gündüz artık birbirine karışırken müzik kendini yeniden yartıyor ve izleyiciyi içine alarak muazzam bir deneyim yaşatıyor. Filmde Dj Frankie Wilde uzun zaman büyük uğraşlar vererek İbiza’da ismini duyurmaya çabalıyor ve sonunda istediği üne kavuşuyor. Karısı ve üvey çocuğu ile beraber yeni keşfettiği dünyada var olmaya çabalayan ve müzik ile beraber tutkusunu gerçekleştiren Wilde müziğin şeytani tarafından etkilenerek yavaş yavaş duyma yetisini kaybetmeye başlıyor. Bu kayıp ile beraber gelen büyük bir hüzün, karmaşa ve kaos Frankie Wilde’ın hayatını derinden etkilemeye başlıyor. Müziğin hiç dinmediği filmde duymak ile duymamak şiirsel bir şekilde karışıyor.

Berlin Calling (2008)

berlin-calling-filmloverss

Berlin Calling Hannes Stöhr tarafından yönetilmiş aslında sınırları olmayan ama sınırlar ile örülmüş bir trajikomik film. Filmin oyuncu kadrosunda yer alan Corinna Harfouch,  Megan Gay,  Udo Kroschwald,  Paul Kalkbrenner ve Peter Schneider Berlin’in doğuşunu bize gösteriyorlar. Müziğin nerede özgür olduğunu bilmesi üzerine orada yeniden bir doğuş gerçekleştirdiğinin ve bu özgür topraklarda müziğin her şeye egemen olduğunu bize kanıtlayan Berlin’in müziksel devrimi Berlin Calling ile izleyiciye aktarılıyor. Filmde Dj Ickarus büyük başarılar elde ederek Berlin’in gece hayatını elinde tutuyor. Sevgilisi olan menajeriyle beraber dünyada geceyi ve müziği etkilemeye başlayan Ickarus isminden de anlaşılacağı gibi güneşe çok fazla yaklaşıyor ve bu güneşe yakınlık ile taktığı kanatları eriyor. Uyuşturucunun etkisiyle beraber bir anda kendini bir hastanede bulan Ickarus müziğin bedenini ele geçirmesini ama bu ele geçirmeyle beraber sınırları sınırsız bir şekilde görmeye başlıyor.

Ecstasy (2011)

Bilinen adıyla Irvine Welsh’s Ecstasy Rob Heydon tarafından sinemaya uyarlanmış izleyenler tarafından asla unutulmamış ve bir köşede her zaman duran bir filmdir. Irvine Welsh’in romanından uyarlanan film her şeye basit bakmasıyla izleyicinin gözünde büyük bir kırılma yaşatıyor. Filmin her duyguya, her olguya ve her olaya karşı takındığı basitlik anlayışı ve basit bir şekilde yaklaşması filmi şiirsel bir şekilde akıtıyor izleyicinin gözünde. Adam Sinclair Kristin Kreuk ve Billy Boyd’un başrollerini paylaştığı filmde gecenin içerisine dalıyoruz ve bu gecenin içinde müziği takip ederek Heather Thompson ile tanışıyoruz. Heather evliliğinden sıkılmış olarak izleyicinin yanına oturuyor ve izleyicinin müzikle beraber geceye sürüklenişine katılıyor. Bu sürüklenişin sonunda Heather geceyi tadıyor ve gecenin içerisinde bir barda kendini buluyor. Bu barda partinin, gecenin, müziğin ve uyuşturucunun içerisinde sadece dans eden Lloyd Buist ile tanışıyor. Bu tanışma ile beraber gece aşkı, aşk da yaşamı ve seçimleri doğuruyor.

Eden (2014)

eden-filmloverss

Eden 2014 yapımı Mia Hansen-Løve yapımı gerçek ile kurgunun birbirine girdiği ve bu karmaşa içerisinde tutunacak tek gerçeğin ve büyünün müzik olduğu bir filmdir. Filmin oyuncu kadrosunda Félix de Givry, Greta Gerwig, Paul Etienne ve Brady Corbet yer alıyor. Film izleyiciyi 90’lar başında Fransa’ya götürüyor. Bu yolculuğun sebebi olan çocukla tanışmamız gerekiyor çünkü, kendisi henüz 20’li yaşlarında olan Paul. Paul Fransa’nın geceleri içerisinde underground olarak tabir edilen barlarda Dj’lik yapan bir genç. Bu gencin müzik ile girdiği ilişkiyi zaman içerisinde yükselişler ve düşüşler ışığında anlatan film Eden, Paul’un müzik ile olan kanlı bıçaklı ilişkisini bize anlatıyor. Gecenin doğurduğu seks, uyuşturucu ve özgürlüğü hiçbir klişeye bağlı kalmadan anlatan filmde müziğin umut olarak başlatıldığı yolda mükemmelleşmesi ve Paul’un hayatı ile sembolize edilen seslerin izleyici ile buluşması hem büyük bir şölen olarak hem de Daft Punk’ın yapımcısı Paul’un yeteneğinde kulağın hazzı ile gerçekleşiyor.

Bonus: Belgica

belgica-filmloverss-2

Felix van Groeningen, Belgica ile sinemaseverleri müziğe, geceye ve eğlenceye doyurmaya geliyor. Yirmilerinin sonlarındaki Jo, bir zamanlar sanatla uğraşmış ama başarılı olamamıştır. Tutkusunu, yeni açtığı ve diğer tüm barlardan farklı olmasını istediği Belgica’ya taşır. Öte yandan ağabeyi Frank, şehre uzak bir yerde aldığı çiftliğiyle uğraşırken ikinci çocuğunun dünyaya gelmesini bekler. Ancak Frank, ne yöne evrildiğinden emin olmadığı hayatından mutsuzdur. Jo’nun barına yaptığı küçük bir ziyaret sonrasında iki kardeş Belgica’yı daha büyük, daha modern ve daha eğlenceli bir yer haline getirmeye karar verir. Birkaç hafta içinde şehrin eğlence merkezine dönüşen Belgica’nın ünü, iki kardeşin hayalini kurdukları her şeyin kapılarını açar. Fakat gece hayatının hızı, ikilinin parçalanan hayatlarına bile yetişemeyecek kadar yavaştır.

Osman Karakülah

Osman Karakülah

290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →